O kadar içtim ki dünyam güzelce dönüyor. İçer oldum artık. Gerçi içince faydası bana yok ama en azından kendimi oyalıyorum. Neyse konuya geleyim hemencik.
Birini görürsünüz, tanışırsınız. Güzeldir, hoştur aşık olursunuz ama ondan öte o kişinin fikirleri, düşünceleri sizi etkileri. Aşık olursunuz işte. Gider o kişiye "senden hoşlanıyorum dersiniz" ama red cevabı alırsınız. Çünkü o kişi sizi dostu olarak görmektedir.

Sen benim dostumsun seni hiç öyle düşünmedim der. Bu lafı, sözü duyunca hayatınız kararı. Çok seviyorsunuzdur o kişiyi ama o kişi sizi sadece DOST olarak görmüşyür ve öyle seviyordur.
Peki deyip kalbinize gömersiniz. Unutmaya çalışırınız. Ama olmaz, kaçamazsınız.
Buluşmalar, görüşmeler derken hep yanınızdadır. O sizi DOST olarak görür, ama siz onu öyle değil tam tersi "keşke sevgilim olsa" olarak görürsünüz.
Benimkisi böyle bir hikaye. Her daim bana acı çektiren ve ağlatan bir hikaye.
Çok sevmenin hata olduğu ve yan etkisi bir hikaye. Dost olduğunuz için kaçamadığınız ve her daim beraber olduğunuz bir hikaye.
Tam unutucam derken, unutumadığınız bir hikaye.
Öyle işte.

Çok seviyorum ama hiç sevilmiyorum.
- Nasıl bir şey acaba bir kişi başkasını kendini kaybedecek kadar severken karşısındaki kişinin o kişiyi zerre bu duyguyu beslememesi.. ?
- Nasıl bir şey acaba unutmak isteyip unutamamak. ?
- Acaba sizi dost gibi gören birini size aşık etmenin yolu var mı. ?
- Yoksa bunu yapamayıp her gün erimek mi kaderim.
?
(Googlede denk geldiğim ilk foruma yazdım. Gezeceğim forumu. Yeniyiz daha. Ama ilk olarak içimdeki acı ve fırtınaları ve ağlama duygusunu paylaşak istedim.

)