Çağrışımlar ve soru işaretleri arasında...
Yürüdükçe beni daha fazla kendine çekiyor sanki. Ayaklarım onu arıyor gibi. Nerden çıkıp geldiğini bilmiyorum, neyi aradığını, ne istediğini de.
Bu, yılların eskimişliğinin kokusu mu, yoksa hayatta kalmak için gözyaşı ve ter döken yosunların mı?
Balıkçı tekneleri geliyor peşpeşe. Avdan dönüyorlar. Martılı, mutlu, temiz...
Yanaşıyorlar iskeleye, kasalar indirilmeye başlıyor.
Bir kayanın üstüne çıkıyor, onları izliyorum. (Aç bir kartal gibiyim sanki)
Bu tekneler mi getiriyor yoksa o kokuyu?
Gözlerim ufukta, dalgaların üstünde. Yılları düşünüyorum. Hepsi de birer birer geçti yanımdan. Tuttum, ama elimde kalmadı hiçbiri. Acelesi olan yolcular gibi çekip gittiler. Ama o park, o bulut, çocuklar, anne hâlâ orda.
Ordalar. Acımasız değiller yıllar gibi.
Bıraksam diyorum maviyi, oraya gitsem. Gitsem, onlarla kalsam kalsam kalsam, mutluluk olsam. Bir çocuğun düşüne yerleşsem.
Yerleşsem de, ah keşke yaşlanmasam.
Yaşlanmasam... Hiçbiri terkedip gitmese bir gün beni...
High Hopes
|