Rüzgar(d)a Floyd
Büyük bir salonun ortasında. Etraf karanlık, sadece pembe-mavi yumuşak ışıklar var.
Saçları beyazlamış hafiften, üstünde siyah bir t-shirt ve kot pantolon var. Dünyanın en anlamlı müziğini seslendiriyor belki de, ama öyle sade ki...
Mikrofona yaklaşıyor, kapatıyor gözlerini.
"Whereeeeeee wereeee youuuuuu?" diyerek başlıyor. Sesi uzuyor uzuyor, sanki hiç tükenmiyor.
Sadece o var, onun sesi var, o ışıklar var o an.
Benimse etrafımda rüzgar dolanıp duruyor. Kulaklarımda en çok da. Sözleri sanki rüzgara söylüyor. Rüzgarda uzuyor bu sefer sesi, uzuyor, dağılıyor.
İkinci kısma geçiyoruz şimdi...
Martılar çığlık atıyor önce, deniz sahili dövüyor.
Bir inleme başlıyor ansızın. Izdıraplı, beklentili, mutlu-mutsuz...
Etrafımda hiç kimse yok. Tek başıma yürüyorum. Buna tanıklık edecek kimse yok.
Sürüyor müzik, su gibi akıyor...
Yürüyorum yürüyorum... Bitiyor ağır ağır, birden...
|