|
|
BOŞLUKLARI DOLDURMACAGeyik Mevzular içerisinde BOŞLUKLARI DOLDURMACA konusu: Hareket ve Yazın Olarak Anarşizm
Diyaloglar
SUNUCU- Machiavelli, 1521 tarihinde Savaş Sanatı isimli kitabını yayınladığında şöyle diyordu: “Savaş insanlara cesaret, disiplin ve eylem değerlerini öğretir ki, iyi yurttaşlar olmaları için ...

23-05-2010, 13:46
|
 |
Ebedî Arıza...
|
|
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
|
|
BOŞLUKLARI DOLDURMACA
Hareket ve Yazın Olarak Anarşizm
Diyaloglar
SUNUCU- Machiavelli, 1521 tarihinde Savaş Sanatı isimli kitabını yayınladığında şöyle diyordu: “Savaş insanlara cesaret, disiplin ve eylem değerlerini öğretir ki, iyi yurttaşlar olmaları için zaten buna ihtiyaçları vardır.” Bundan yola çıkarak siz eyleminizi iyi bir yurttaş olmak adına mı yaptınız?
GÖKÇE- Tabi ki hayır, burada özgürlüğümüze konulan bir engeli göstermek ve aynı zamanda bu tür kısıtlamalara sesini çıkarmayan sürüden olmadığımızı kanıtladık… İyi de bir aktivite oldu…
ERSİN- Yani bir anarşist eylem olarak sorununuz kaos değil de var olan düzende sizi kısıtladığını düşündüğünüz şeyi protesto ederek düzeltmekti; bana iyi bir yurttaşlık örneği gibi geldi…
GÖKÇE- …………………………………………………………………………………….?
SUNUCU- Bu konuya tekrar dönmek üzere size asıl sormak istediğim şu: En temelden alırsak bir anarşi ve anarşistin var olabilmesi için en küçüğünden büyüğüne dek bir topluluk-toplum ve gereği olan düzen gerekiyor -sanırım anarşizmi var edende bunlar- öyleyse varoluşunuz bunlara bağımlı iken kaos ile kendinizi de sabote etmiş olmuyor musunuz, yoksa Ersin’in dediği gibi aslında anarşist eylemlerle ereğiniz iyi yurttaşlar olarak düzenin aksaklıklarını mı göstererek, onarmak?
GÖKÇE-…………………………………………………………………………………………………….?
SUNUCU- Ersin, anarşizmin bana çağrıştırdığı –en azından günümüzde şahit olduğumuz eylemlerden- var olanı kınayan pankartlarla coşup etraftaki camları indirerek figürler karalamak, güvenlik güçleri ile dalaşmak vs buna karşın anarşizmin aktivist eylemlerinden çok yazınsal eylem ile kendini bulduğunu ve zaten böyle var olduğunu, olacağını söylüyorsun… Birçok konuda olduğu gibi anarşizmde yazın ve aksiyon olarak birbirini tamamlayan aşamalar değil midir?
ERSİN- Karşı olduğum da bu düşünce, bir örnek vermek istiyorum: 1789’da Bastille Kalesini yakıp, tutsakları sözde özgürlüklerine taşıyan, var olan düzene karşı bu anarşizmi en uç noktada tamamlamak isteyen Parisliler düzenin –devlet,iktidar- sahiplerini de giyotinlere götürmüşlerdi… Böylece düzene tahammülsüzlüğün yarattığı anarşizm devrime götürmüştü eylemcilerini ve kendi düzenlerini kurmaya…
Anarşizm aksiyon kısmı ile yalnızca yeni bir kaosu gerektiren düzenler kurar ki bu Fransız Devrimi örneğinde en uç noktasıdır ve yine çok nadir bu noktaya ulaşır… Çoğunlukla ise içinde bulunduğu düzeni, düzensizlik sergilediğini zannettiği eylem ve gösterileriyle besler ve beslenir…
Amiyane tabir ile düzenin uşaklığını yapar…
Oysa yazınsal anarşizm radikal olanıdır, kısa dönemde aksiyona yol açtığı gibi uzun vadede zihinleri dönüştürerek yok oluşa sürükler… Anarşizmin asıl amacı da budur zaten… Kaostan sonra yıkım vardır; kaos yeni bir düzen yaratmak için ise bu devrimdir ki ben bunda anarşisti göremiyorum…
SUNUCU- Öyleyse, Gökçe bir anarşist ya da devrimci değil sizce, ev ödevini iyi yapmış bir yurttaş, yaptıkları eylem bunun gereği… Bu yoruma ne dersin Gökçe?
GÖKÇE- ……………………………………………………………………………………?
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|

23-05-2010, 14:38
|
 |
Ebedî Arıza...
|
|
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
|
|
|
SUNUCU- Gökçe, sen ve grubun yaptığınız eylemin ve tüm anarşist aksiyonların, tüm diğer konularda olduğu gibi anarşizm konusunda da yetersizlik ve güçsüzlük barındıran yazın insanlarından çok daha etkili olduğunu öne sürüyorsun… Bu bana yaşamı boyunca hiçbir arkeolojik kazıya katılmamış ama arkeoloji bilimine engin bilgileri ile çığır açan “koltuk Arkeologları”nı anımsattı… Ama sen koltuk anarşistlerini yetersizlik ve güçsüzlükle, cesaretsizlikle suçluyorsun…
Ersin söz sende…
ERSİN- Gerçek şu ki yaşantım boyunca aksiyon barındıran hiçbir eylemde yer almadım, almayı da düşünmüyorum; bu tür aktiviteler bana ucuz –doğrusu yorucu- şovenlikler olarak görünüyor… Bu beni ve böyle düşünenleri cesaretsiz mi yapar, olabilir; güçsüzlük bende daima yazma gereksinimi doğurmuştur oysa…
Bertrand Russell’i göz önüne alalım bu konuda başarılı bir düşün ve yazın insanı, bunlardan çok ise doksan küsur yaşlarına kadar hiç yorulmayan bir aksiyon insanı; tüm protesto ve çeşitli eylemlerde onu en ön saflarda görürsünüz…
Bir anarşist değildir tabi, eylemleri de anarşizm değil aksine toplumsal iyileşmeler adına yapılan hareketlerdir… Biz onu aksiyon insanı olarak ele alalım bu B. Russell’i nereye getirmiştir? Ne kadar başarılıdır?
Düşün ve yazın insanı B. Russell’ı bir kenara bıraktığınızda aksiyon insanı B. Russell’ın ancak içerisinde bulunduğu topluluk ve toplumu dönüştürmede çok küçük bir rol oynadığıdır ve bu rolün etkisindeki topluluk ve toplum dünya insanını etkilemede oldukça cılız bir sestir…
Oysa aksiyon barındırmayan yazınsal eylemin bence en başarılı örneği Arthur Schopenhaauer, yalnızca içinde bulunduğu toplumu değil dünya insanını dönüştürmüştür ve buna devam etmektedir…
Batı ve Doğu-özellikle Hindu ve Budizm- düşünceleri arasında bağlantılar kuran ilk büyük batılı filozof olmanın yanında, aynı zamanda tanrıtanımaz olduğunu açıkça söyleyen ilk kişi olarak bilir onu okuyarak tanıyanlar…
O ise bunların ötesinde anarşizmin kusursuz bir temsilcisidir: Yalnız kilise-genelde din- düzenine karşı çıkmamış ona kaosu da tattırmıştır; aile kurumuna vurduğu anarşist darbeleri bir kenara koyarsak en büyük eylemi, cinsiyetler arası farklılığın doğasına dair olmuştur…
Bugün kendisini ucundan kıyısından aykırı görenler Nietzsche’e tapınır iken, Schopenhaauer, üstinsan kavramını yaratarak Nietzsche’e bu ve yaratımının her alanında akıl hocalığı yapmıştır; Denilebilir ki Nietzsche, Schopenhaauer’ın Platon’udur…
Kendisi de inkâr etmez zaten bunu…
Schopenhaauer, Akademik düşünce ve gelişmeye karşı olduğu gibi bu tür gelişmeye de tüm kuram ve kavramlara olduğu gibi kaosu taşımıştır… Ve tüm bunları bir yazın insanı, bana göre ise “koltuk anarşisti” olarak başarmıştır…
Bugün hala dünya insanı adını sanını bilmese de onun bu tüm cephelerde verdiği yazınsal mücadelenin meyveleri ile kaosa ve yıkıma doğru gitmektedir…
Nerede okuduğumu anımsamıyorum ama Hitler ve çağdaşı birçok anti lideri yaratan “üstün insan” arayışının tek sorumlusu olarak A. Schopenhaauer’ı gösteriyordu yazar… “Üstinsan” fikri ile sınıflar ve ırklar arasına bile anarşimsin en katı halini tattıran Homasüperior’u…
SUNUCU- Tüm bu konuların arasında zaman zaman değinilen ve bence en temel soruyu yanıtlamanızı istesem: Gökçe, anarşizm, en genel anlamda özgürlüklere ve düzenin hatalarını göstermeye yönelik bunalan neslin başkaldırışımıdır?
Ya da küçük arkadaş gruplarının boş zaman değerlendirme, heyecan arama aktiviteleri midir?
Yoksa Ersin, iddia ettiğiniz gibi anarşizm kaos yolu ile son noktada her şeyin yıkımını amaçlayan tüm canlılığın yok ediliş eylemimidir? Nedir anarşizmin ereği?
GÖKÇE- ……………………………………………………………………………………………………………?
ERSİN-……………………………………………………………………………………………………………..?
Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
|

23-05-2010, 19:22
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 29-11-2009
Nerden: patagonia
Yaş: 33
Mesajlar: 34
|
|
 çok iyi bir diyalog...boşlukları bir ara doldururuz...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:31 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|