|
|
 |
|

19-07-2007, 22:40
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
|
|
A Beautiful Mind (Akıl Oyunları)
A Beautiful Mind
Akıl Oyunları
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

16-10-2007, 03:41
|
|
|
güzel bir filmdi.
düşünsenize bir ömür boyu yanınızdan ayrılmayan 2 insan görüyorsunuz.
özel hayat diye bir şey yok. 
sürekli sizinle konuşuyorlar.
ürkütücü.
|

28-11-2007, 12:00
|
 |
vamos
|
|
Üyelik Tarihi: 26-11-2007
Nerden: ....
Yaş: 26
Mesajlar: 496
|
|
deha bir insanken deli olmakla karsi karsiyasiniz düsensenize içinizdeki kaosu...
Komedi filmleriyle tanıdıgız yönetmen Ron Howard bu gercek öyküye cok güzel hayat vermis dengeli ve heycanlı bir film olmus yani kitleleri pesinden kosturan cinsten bir yapım...
Rusell Crowe sizofreni hastasini oynadıktan sonra eminim akıl ve zekanin yani o emsalsiz zenginligi daha iyi anlamistir...
Kacirilmamasi gereken önemli bir film...
tskürler ESHQUIA...
__________________
pire için yorgansız yatarım
yorganı satar pire beslerim
beslediğim pireyi satar tekrar yorgan alırım
böylece pire sosyalleşmiş olur...
|

29-11-2007, 07:25
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Filmden evvel ikinci senemde Mikro İktisat kitabımızdan Nash'ı tanıyordum. Merak edenler için Nash'ın teorisini kısaca da olsa aktarıp ben de katkıda bulunmak isterim.
"Herkes sarışının yolundan giderse birbirimizin yolunu keseriz ve onu hiçbirimiz ele geçiremez. Bu yüzden arkadaşlarına yanaşmalıyız ama onlar yüzümüze bakmayacaktır çünkü kimse ikinci seçenek olmak istemez. Peki ya sarışına kimse asılmazsa, hem birbirimizi engellemeyiz, hem de diğer kızları aşağılamayız. Tek şansımız bu...İyi sonuç almak için gruptaki herkes kendi için en iyiyi yapmalıdır (hakim strateji) bence eksik, çünkü en iyi sonucu almak için gruptaki herkes hem kendi, hem de grup için en iyi olanı yapmalıdır.
İtici güç beyler, itici güç..."
"Oyun teorisinde karar birimlerinin (firmaların, tüketicilerin ve hükümetlerin) stratejik durumlarda nasıl davrandıklarını inceler. Strateji terimi, bir karar biriminin nasıl davranacağını diğer karar birimlerinin kendi kararına nasıl karşılık vereceklerini hesaba katarak belirlemesi anlamına gelmektedir.
Varsayımsal olarak her karar biriminin kendi amacı doğrultusunda, rasyonel düşündüğü ve rakiplerinin de rasyonel davranacağı bilincindedir."Mikro İktisat / Erdal M.Ünsal, Syf; 427
"Mahkumların Açmazı (A.W Tucker)
Polis trafik kazası suçundan tutukladığı Ahmet ve Mehmet'in aslında banka soyguncusu olduklarından şüphelenmektedir. Ancak, polisin elinde cezası 10 yıl hapis olan banka soygunu konusunda yeteri kadar güçlü kanıt yoktur. Bu yüzden de Ahmet ve Mehmet adlı kişilerin yargılama sonucu trafik kazası suçundan birer yıl hapse mahkum olmaları söz konusudur. Bu durumda, polis, banka soygunu suçunu itiraf ettirmek için her mahpusu ayrı ayrı sorgular ve her mahpusa şu öneriyi yapar: “Trafik kazası suçundan 1 yıl hapis yatmaktansa, soygun suçunu itiraf ederek sen serbest kal, suç ortağın 10 yıl hapis yatsın. Ancak suç ortağın da senin gibi suçunu itiraf ederse, senin itirafına ihtiyacımız olmayacağından senin cezanı indiririz ve 10 yıl yerine 5 yıl hapse mahkum olursun.” Mikro İktisat / Erdal M.Ünsal, Syf; 429
Her suçlunun izleyebileceği itiraf etmek ve susmak gibi iki stratejisi vardır. Her suçlu cezasını minimize etmek ve rakibinin de aynı yolu seçeceğini bilen varsayımsal yaklaşımda nasıl davranacaktır...?
Eğer Ahmet susarsa, Mehmet için en iyi strateji itiraf ederek serbest kalmak olacaktır. Ahmet itiraf ederse Mehmet de itiraf edip 10 yıl yerine 5 yıl ceza alarak yine cezasını en aza indirmiş olur. (Durum, tersi için de geçerlidir.) Böylece itiraf etmenin her iki ihtimalde de daha iyi olduğu ortaya çıkmaktadır. Oysa ikisi de sussalardı 1 yıl zaten ceza yiyeceklerdir.
Mahkumların susmak yerine itirafı tercihin görünüşteki nedeni ayrı ayrı sorgulanmaları değil, birbirlerine güvenmemeleridir.
Bunu rakamlarla bir değişik şekilde ifade etmeye çalışayım:
İki firma düşünün...
Birimi 10 ytlden 10 birim mal üretilen ve 100 ytlye kadar talebi olan bir ortak malı, monopolcü bir zihniyetle beşer birim üretip, anlaşmaya uydukları durumda 50 ytl (maliyetin sabit olduğu varsayımsal durumda) kar elde edeceklerdir.
Anlaşmaya taraflardan biri uymaz ve fiyatı 1 ytl aşağıya indirirse karı 99 ytl olup, anlaşmaya uyan taraf 0 ytl yani kar elde edemeyecektir. Klasik ekonomi teoremine-filmde Adam Smith eksik söyledi dediği hal- göre fiyatı düşen malın talebi artar. Örneğimizde de bir birim fiyatı düşen malın bir birim talebi artmaktadır ve 9 ytlden anlaşmaya uymayan taraf 11 birim mal satarak kârını maksimize etmiş olur. Her iki taraf da anlaşmaya uymaz ise karları ortaklaşa 99'un yarısı olan 49,5 ytl olacaktır. Görüldüğü gibi anlaşmaya uymaları ve uymamaları arasında çok da büyük bir kazanç yoktur, bu anlamda da anlaşmaya uymazlar.
Gelin görün ki Nash, diğer firmaların kararları veri iken kendisi için verebileceği en iyi kararda denge kurmalıdır, der. Çünkü yukarıdaki 1 ytl ucuzlatarak anlaşmaya uymayan firmanın bu eyleşi sürekli tekrarlanacaktır. Ucuzlattıkça/döngüye girdikçe piyasanın hakimi olmaya devam edecektir lakin bu kez sürekli "kar" kaybeder ve bir süre sonra anlaşmaya sadık kalacak firma ayakta kalırken diğeri batacaktır. Nash dengenin firma için değil piyasa için olabilmesi için teori geliştirmiştir. Bildiğimiz klasik kota uygulanan mallarda bu kotayı bozarak kârını maksimize etmeye yönelen kurnaz firmanın bir süre sonra batacağına örnektir. Oligopol (az sayıda firmanın baskın gelmesi) halinde karlarını maksmize etme sistemini herkesin memnun olduğu bir fiyat-miktar, arz/talep dengesinde olma haline «Nash dengesi» denir, basitçe.
Hakim Strateji ile Nash Dengesi arasındaki farkı sanıyorum anlatabildim...Çok basit bir mantık gibi düşünülen bu yalınlaştırılmış örneğin sonsuz sayıda kombinasyonu olabildiği vakit nasıl karmaşıklaşabileceğini düşünün.
Filmde kişisel olarak pek beğendiğim romantik sahne ise "sosyal biri olabilmek için davranışlarını cilalamanın çok yorucu olduğunu farkettikten" sonra "çok açık davranarak bilgi alma gibi bir yeteneğiyle" kıza "sıvı alışverişi"nden bahsettiği göl kenarındaki sahneydi...Jennifer Connelly'in hoşluğundan da bahsetmeye gerek var mı...)
Bir kez izlemeyiniz, mutlaka ikinci kez de izlemeye vakit ayırınız derim son olarak...
Upss, sabah sabah yine epeyce çenem düştü, şimdi güne döneyim...
|

10-12-2007, 18:14
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-12-2007
Yaş: 26
Mesajlar: 14
|
|
izlediğimde lise 1 gidiyordum tam 4 gün etkisinde kalmıştım güzel film
|

29-09-2008, 18:20
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,329
|
|
Bir dehanın bir "hasta" olacağı kimin aklına gelirdi ki?
Son derece içine kapanık, ama garip bir şekilde de ukala bir adam, dehaların arasında bile daha bir deha olduğunun adeta bilincinde. Film boyunca anlatılan hikayenin gerçekliğinden, filmi üçe bölerseniz, ilk bölümde şüphelenmiyor ve filmi ciddi ciddi bir yaşam öyküsü şeklinde seyrediyorsunuz. Nash'in gizli örgütler için şifre kırıcılığı yapmaya (!) başladığı zamanlarda giderek gözünüz açılmaya başlıyor... Ve filmin son kısmında, o ana dek çekilmiş her kareyi aslında dual seyretmiş olmanız gerektiğini anlıyorsunuz: hem "normal" bir beyinle hem de bir "şizofren beynin" gözlüğü ile. İşte sırf bu nedenle bile olsa bence film en az iki kere izlenmeli.
Oyunculukların hemen hepsi gerçekten çok başarılı. Russel Crowe zor bir karakterin altından baya iyi kalkmış görünüyor. Kurgu ve anlatım, içine girmek için insanı zorlayıcı nitelikte ama ayarınızı yapabilirseniz kendi içinde akıcı dahi sayılabilir. Aksiyon ya da komedi kolaylığına alışık olanları zorlayacak bir film.
Dünyanın en zeki ve en yaratıcı adamlarından biri olan bu gerçek şahsiyet ise psikoloji bilimi (?) açısından "hasta" bir insan. Psikolojiye ve özellikle teşhis ve yargı konusundaki keskin diline karşı duruşumu bana ciddi anlamda sorgulatan filmlerden birisidir.
__________________
Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

16-12-2008, 15:19
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 07-09-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 4
|
|
Film güzel ama gerçek hayatı böyle değil. Biyogrofi filmi değil. Gerçek hayatta sosyal zekası düşük. Bunu aşmak için matematiği kullanıyor ama başaramıyor. Eşini altdatıyor ve birlikte gittiği bir kokteyl de kafası kızıp karısını merdivenlerden aşağı atıyor.Kafasını bozan şey filmdeki gibi alman istihbarat şifreleri değil dünyanın çözemediği bir denklemi kafaya takması....
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:41 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|