|
|
| Film Arşivi Film izlemeden önce mutlaka uğrayın... |
Kült FilmlerFilm Arşivi içerisinde Kült Filmler konusu: Kült film (İngilizce: Cult film) sadık, tutkulu ama görece az sayıda bir hayran kitlesine sahip filmler için kullanılan bir terimdir. Kült kelimesi (İngilizce: Cult, Fransızca: Culte, Almanca: Kult) batı dillerine ...
|

19-02-2010, 16:01
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 65
|
|
Kült Filmler
Kült film (İngilizce: Cult film) sadık, tutkulu ama görece az sayıda bir hayran kitlesine sahip filmler için kullanılan bir terimdir. Kült kelimesi (İngilizce: Cult, Fransızca: Culte, Almanca: Kult) batı dillerine tapınma anlamındaki Latince cultus kelimesinden girmiştir ve Türkçe'de de batı dillerindeki gibi tutku, ilahlaştırma derecesinde aşırı saygı anlamlarını taşır.
Kült filmler ilk gösterime verildiklerinde önemli bir ticari başarı gösterememiş, aynı zamanda eleştirmenlerden de övgüler alamamış genelde düşük bütçeli bağımsız filmlerdir. Bu filmler başlarda çoğunluğu oluşturan ortalama sinema seyircisinin dikkatini çekmemiş de olsa zaman içinde kendilerine has, az sayıda ama tutkulu, hatta saplantılı bir seyirci kitlesi oluşturmuşlardır. Bu filmlerin fanatik hayranları (veya müritleri) kült film olarak kabul ettikleri bir filmi defalarca seyrederler, repliklerini ezberlerler, filmle ilgili en ince ayrıntıları öğrenirler, filmin değişik versiyonlarını biriktirirler, hatta filmle ilgili efemera malzemelerinin koleksiyonlarını yaparlar.
Kült filmlerin her zaman küçük bir hayran kitlesi olması gerekmez.Kült kavramı subjektiftir. Birisi için kült olan film bir başkası için olmayabilir. Ayrıca kült bir filmin iyi bir film olması da gerekmez. Hiçbir sinemasal değeri olmayan bir filmin kendine özel bir hayran kitlesi oluşmuş olabilir.
Korku ve bilim kurgu gibi bazı film türlerinin içinden kült film çıkma eğilimi daha fazla olduğu gibi kült filmler kendinden sonra gelen filmlere ilham kaynağı olurlar ve birçok filmde kült olarak kabul görmüş bu filme göndermeler yapılır.
KÜLT FİLM NEDİR, NERESİNDEN ANLAŞILIR? Sıradışı, klasik bir tarzı olmayan filmlerdir. Bir filmin kült olabilmesi için toplum içinde kültürel bir etki yaratması gerekir. İşte üç örnek üzerinden kült film kavramı.
Kült film klişe özelliklerden arınmış, farklı bir stile sahip fakat çok doğal, herhangi bir sınıfa girmeye çabalamayan, insanlara akıldan çıkmayacak, keskin hatlara sahip estetik sahneler izleten, sert mesajlar veren, fakat zorla izleyicinin gözüne sokmayan yapımlardır. Uzlaşmasız ama sade bir üslupla izleyiciye aktarılan bu filmler teknik açıdan farklı, aykırı sahneler, keskin bir müzik ve görsellikle hazırlanmış işlerdir.
Kült olarak sınıflandırılan eserler müzikle görselliği birleştiren, uyum sağlayan karakterleri ön plana çıkartan, radikal karakterler kullanan, absürdlüğü başarıyla sergileyen yapıtlardır. Kült filmler kalsik filmlerle karıştırılmamalıdır. Klasik eser herzaman değerini korur ve herkes tarafından beğenilir. Kült filmler ise ortak beğeniye hitap etmez, hatta çoğunlukla saçma bulunabilir.
*Kült film kavramı öznel olmakla birlikte genelde kabul görmüş kült filmler vardır.
..................................................
A Clock Work Orange ( Otomatik Portakal )

Yönetmen: Stanley Kubrick
Yapımcı : Stanley Kubrick
Senaryo yazarı Anthony Burgess 'ın romanından Stanley Kubrick tarafından senaryolaştırılmıştır.
Oyuncular : Malcolm McDowell , Patrick Magee
Görüntü yönetmeni : John Alcott
Kurgu: Bill Butler
Film müzikleri Wendy Carlos
Rachel Elkind
Yapım yılı, ülkesi 1971 , UK
Yapım şirketi Warner Bros.
Dağıtım şirketi Warner Bros.
Süre 136 dak.
Dil İngilizce
Bütçe $2,200,000
Konu
Britanya'da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden oluşan bir çetenin insanlara uyguladıkları şiddeti ve Alex üzerinden insan doğası ve toplumsal değerlerin çatışmasını konu eder.
Bir holigan olan Alex (Malcolm McDowell) adlı gencin zaman geçirmek için üyesi olduğu sokak çetesi ile beraber işledikleri birçok şuçtan sonra çete ile ayrılığa düşünce onlar tarfından ihbar edilmesini ve polis tarafından beyninin yıkanarak topluma kazandırılma metodu ve sonrasını anlatır.
Filmdeki Şiddet Unsuru Üzerine Anekdot
Otomatik Portakal’ın, Kubrick’in en çok konuşulan yapımlarından biri olmasının nedeni içerdiği şiddet unsurları ve şiddete bakış açısı olarak gösterilebilir. Ama bu eleştirilerin bir çoğu filmin asıl amacı görmezden gelinerek yapılmış yıkıcı amaç taşıyan eleştirilerdir. Kubrick’in filmdeki amacını şöyle özetleyebiliriz; her insanın içinde şiddet arzusu vardır, bu inkar edilemez bir gerçektir. Filmin şiddete bakış açısı ise sanat toplumsal yabancılaşma üzerinedir. Baş karakter Alex’in bir Beethoven hayranı olması, onun resmine her baktığında gözlerinde şiddeti görmesi, 9. senfoniyi dinlediğinde bir şiddet eyleminden sonraki rahatlığı hissetmesi, sanatta şiddet temasından izler taşıdığına yeterli bir kanıttır. Ayrıca soymak için girdiği evde sanat hayranı olduğunu ileri süren kadının Beethoven büstü ile Alex’i kovalaması da sanat, şiddet ve ironiyi birbiri ile bütünleştiren bir imgelemdir. Öte yandan toplum yapısı Alex’i şiddete de sürüklemiştir. Çünkü aksi takdirde arkadaşlarıyla ilişkileri kesilecek, “Gülüver”ini (kafasını,zekasını) istediği zaman, istediği gibi kullanamayacaktır (filmdeki cinsel ilişkilerde de bir şiddet arzusu görülür. Alex’in iki genç kız ile olan, hızlıca gelişen ve bir anda biten ilişkisini hatırlayalım.). Fakat filmde gelişen olaylar nedeniyle şiddet arzusunu kaybeden Alex toplum tarafından reddedilmeyi, itilmişlik duygusunu hissedecek ve ironi filmin tümüne yayılacaktır.
..................................................
The Usual Suspects ( Olağan Şüpheliler )

Özgün ad The Usual Suspects
Yönetmen Bryan Singer
Yapımcı Michael McDonnell
Bryan Singer
Senaryo yazarı Christopher McQuarrie
Oyuncular Stephan Baldwin
Gabriel Byrne
Kevin Spacey
Görüntü yönetmeni Newton Thomas Sigel
Kurgu John Ottman
Film müzikleri John Ottman
Yapım yılı, ülkesi 1995, ABD
Süre 106 dk.
Dil İngilizce
Tür Kara film (film noir)
Olağan Şüpheliler, Christopher McQuarrie'nin yazıp Bryan Singer'in yönettiği 1995 ABD yapımı kara filmdir. Film polis sorgusuna alınan küçük çapta bir dolandırıcı Roger "Verbal" Kint'in (Kevin Spacey) hikayesini anlatır. Kint sorgulayıcısı ABD Gümrük İdaresi'nden Ajan David Kujan'a (Chazz Palminteri), San Pedro Bay'deki Port of Los Angeles'da demirlemiş bir gemide meydana gelen büyük yangın ve katliama kadar uzanan karmaşık bir hikaye anlatır. Geri dönüşler ve öyküleme kullanan Kint'in hikayesi o suç partnerleri ile birlikte gemide ne işleri olduğunu anlatmaya çalıştıkça giderek artan bir şekilde karmaşık bir hale gelir.
San Pedro, California'daki bir geminin güvertesinde "Keyser" olarak tanınan bir adam Keaton (Gabriel Byrne) isimli yaralı bir adamla konuşur. İkilinin konuşması kısa sürer ve Keyser, Keaton'ı vurur ardından gemi alevler içinde kalır. Ertesi gün FBI Ajanı Jack Baer (Giancarlo Esposito) ve ABD Gümrük İdaresinden özel ajan Dave Kujan (Chazz Palminteri) birbirlerinden bağımsız olarak, gemide ne olduğunu araştırmak üzere San Pedro'ya gelirler. Görünürde biri sakat Roger "Verbal" Kint (Kevin Spacey) ve diğeri hastanelik hale gelmiş bir macar suçlu olmak üzere sadece iki tane hayatta kalmış kişi vardır. Baer Macarın ifadesini alır. Macar, neredeyse efsanevi bir üne sahip olan Türk suç lideri Keyser Söze'nin de limanda olduğunu ve onun orada birçok kişiyi öldürdüğünü iddia eder. Macar bir tercüman ve bir polis çizer eşliğinde Söze'yi tarif eder. Aynı sırada "Verbal" Kint de dokunulmazlık karşılığında olay hakkında uzun bir ifade vermektedir. Verbal bölge savcısındaki ifadesinin ardından kefaleti beklerken polis çavuşu Jeffrey Rabin'in (Dan Hedaya) odasına götürülür. Burada Kujan ondan bütün hikayeyi başından itibaren tekrar duymak istediğini söyler. Verbal'ın hikayeyi altı hafta önceden itibaren anlatmaya başlar.
..................................................
Donnie Darko ( Karanlık Yolculuk )

Özgün ad Donnie Darko
Yönetmen Richard Kelly
Yapımcı Adam Fields
Nancy Juvonen
Sean McKittrick
Senaryo yazarı Richard Kelly
Oyuncular Jake Gyllenhaal, Jena Malone, James Duval, Maggie Gyllenhaal, Mary McDonnell, Holmes Osborne, Katharine Ross, Drew Barrymore, Noah Wyle
Patrick Swayze
Görüntü yönetmeni Steven B. Poster
Kurgu Sam Bauer
Eric Strand
Film müzikleri Michael Andrews
Yapım yılı, ülkesi 2001, ABD
Süre 113 dak
Dil İngilizce
Cins Sinema filmi
Tür Bilim Kurgu /Dram/Fantastik
Eser Alice Harikalar Diyarında, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Yüzyıllık Yalnızlık gibi edebiyat eserlerine göndermeler yapmakta ve biraz da kara mizah ile varoluşçu sorgulamalar yapmaktadır. Film soundtrack'i Gary Jules'in Mad World şarkısıdır.

80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç, bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlıyor. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam beliriyor sık sık. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp, esrarengiz misafirinin izinden gidecektir...
80’lerin gençlik filmleri, bilim kurgu ve korku filmlerinin, tüyler ürpertici karışımı olarak tanımlanabilecek film, son dönemin en ilgi çekici bağımsız yapımlarından biri.
Yönetmenin ilk filmi olan Donnie Darko, 2001 Sundance Film Festivali’nde gösterildi.
..................................................
The Big Lebowski ( Büyük Lebowski )

Özgün ad The Big Lebowski
Yönetmen Joel Coen
Ethan Coen
Yapımcı Joel Coen
Ethan Coen
Senaryo yazarı Joel Coen
Ethan Coen
Oyuncular Jeff Bridges,John Goodman, Julianne Moore, Steve Buscemi, Philip Seymour Hoffman, John Turturro
Görüntü yönetmeni Roger Deakins
Kurgu Joel Coen
Ethan Coen
Her şey Los Angeles'lı işsiz güçsüz, kaygısız ve miskin, bowling hastası "The Dude" (züppe) lakaplı Jeffrey Lebowski'nin (Jeff Bridges), kendisiyle aynı adı taşıyan bir milyonerle karıştırılmasıyla başlar. Tekerlekli sandalyeye mahkum milyonerin genç karısı kötü adamlara borçlanmış ve borcunu ödememiştir. Dude Lebowski'nin evine gelen iki ganster onu tartaklayıp çok kıymetli halısına çiş yapınca o da halısının parasını istemek için soluğu adaşının malikanesinde alır ve hiç ummadığı bir maceranın içine girmiş olur. Klasik hikâye anlatma tekniğinden uzak olan film, bir dizi acayip skeçin bir araya getirilmesiyle oluşmuş gibi duruyor.

Bu absürd komedi Coen Kardeşlerin 1940'ların kara filmlerine bir selam duruşudur (bunu diğer bazı filmlerinde de yapacaklardır), filmdeki karakterler bu kara filmlerdeki karakterlerin birer karikatürü gibidirler, özellikle de Jeff Bridges bir Raymond Chandler karakteri olan Philip Marlowe'ın uyuşturucu almışı gibi durmaktadır. Film de konusu ve adıyla bir bakıma Raymond Chandler'in romanından uyarlanmış Howard Hawks filmi (Büyük Uyku)'nun (The Big Sleep) (1946) bir parodisi gibidir, o filmde Philip Marlowe'u Humphrey Bogart canlandırıyordu.
Büyük Lebowski, ilk gösteriminin yapıldığı Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Altın Ayı ödülüne aday gösterilmişti. Tek ödülünü ise Rusya'da film eleştirmenleri derneğinden aldı.

Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke
|

19-02-2010, 16:13
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 65
|
|
Requiem For A Dream ( Bir Rüya İçin Ağıt )

Özgün ad Requiem for a dream
Yönetmen Darren Aronofsky
Yapımcı Eric Watson
Palmer West
Senaryo yazarı Roman:
Hubert Selby, Jr.
Uyarlama:
Hubert Selby, Jr.
Darren Aronofsky
Oyuncular Ellen Burstyn, Jared Leto, Jennifer Connelly, Marlon Wayans
Görüntü yönetmeni Matthew Libatique
Kurgu Jay Rabinowitz
Film müzikleri Clint Mansell
Yapım yılı, ülkesi 2000, ABD
Süre 102 dakika
Dil İngilizce
Cins Sinema filmi
Tür Dram, suç
Film madde bağımlısı 4 karakteri anlatmaktadır. Her şey istedikleri gibi başlar. Geçimlerini uyuşturucu satarak kazanmaya karar veren Harry ve Tyrone için her şey gayet güzel başlamıştır. Hayli para kazanırlar. Aynı zamanda Sara Goldfarb hayallerini süsleyen televizyona çıkma fırsatını yakalamıştır. Sürekli rüyasında televizyonda kırmızı elbisesi ile seyircileri selamladığını görür. Kırmızı elbisesini bulur. Fakat kendisine küçük gelmektedir. Bu elbisenin kendisine gelebilmesi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır. İşte her şey o zaman başlar. Diyet yapmaya başlayan Sara, komşusunun tavsiyesi üzerine doktora gider. Doktor ona kullanması için haplar verir. Bu haplar Sara'nın yerinde duramamasını, sürekli iş görmesini sağlamaktadır. İşleri iyi giden Harry annesine yeni bir televizyon alır. Götürdüğünde annesinin durumunu gören Harry çok üzülür, ve hapları birdaha kullanmaması gerektiğini söyler.Fakat sera bu hapları almaya devam eder bir süre sonra haplara vucüdu alışır.Bağımlılık oluşturan haplar Seranın hayaller görmesine zamanla hiç yemek yememeye başlamasına sebep olur.Hayat, harry,tryone ve marion içinde hayli zorlaşmıştır.Bu bağımlı durum hayatlarını alt üst eder...

..................................................
Fight Club ( Dövüş Kulübü )

Özgün ad Fight Club
Yönetmen David Fincher
Yapımcı Arnon Milchan
Senaryo yazarı Chuck Palahniuk (roman), Jim Uhls (senaryo)
Oyuncular Edward Norton, Brad Pitt, Helena Bonham Carter, Meat Loaf, Jared Leto
Yapım yılı, ülkesi 1999, ABD
Süre 139 dakika
Dil İngilizce
Bütçe 63 milyon dolar
Dövüş Kulübü, (orijinal adı Fight Club), Chuck Palahniuk tarafından yazılmış olan aynı isimli roman üzerinden çekilen kült filmdir.
1999 yapımı olan film, David Fincher tarafından yönetilmiştir ve başrollerde Brad Pitt, Edward Norton ve Helena Bonham Carter rol almıştır. Müziklerini Dust Biraderler (Dust Brothers) yapmıştır.
2000 yılında film, en iyi ses efektleri dalında akademi ödüllerine (oskarlara) aday oldu ve 2001 yılının kasım ayında en iyi film müziği dalında Brit ödülünü almıştır.

Filmin baş kişisi, sıradan hayatının girdaplarında bunalımlar geçiren bir sigorta müfettişi olan Jack, Kanserli olmadığı halde, uykusuzluğunu yenmek ve hayatına anlam katmak adına, kanserlilere moral destek sağlayan terapi gruplarına katılır. Orada, Marla Singer adlı bir kızla garip bir yakınlık kurar.
Bir iş gezisi dönüşü ise, Tyler Durden adlı egzantrik karakterle tanışır. Durden, Jack'in olmak isteyip de olamadığı adam gibidir. Tyler'ın girişimleriyle bir yeraltı faaliyeti olarak başlayan dövüş kulübü, Jack'e hayatında yepyeni kapılar açacaktır... Ve tabii, bu kapılardan ister istemez Marla geçecektir... Fakat... Tyler Durden gerçekte kimdir?
..................................................
Lost Highway ( Kayıp Otoban )

Özgün ad Lost Highway
Yönetmen David Lynch
Yapımcı Mary Sweeney
Senaryo yazarı David Lynch
Barry Gifford
Oyuncular Bill Pullman, Patricia Arquette, Balthazar Getty, Robert Loggia, Robert Blake, Michael Massee
Görüntü yönetmeni Peter Deming
Kurgu Mary Sweeney
Film müzikleri Angelo Badalamenti
Yapım yılı, ülkesi 1997, ABD
Süre 135. dk
Dil İngilizce
Cins Sinema filmi
Tür Dram / Macera / Cinayet
Karanlık dehlizler, derin uçurumlar, hiçbir yere varmayan yollar ve zihinsel kısır döngüler boyunca belirsiz ve klostrofobik mekanlarda kimliklerini arayan, özgül benlikleri üzerindeki kontrollerini yitirmiş iki erkeğin, birbirlerinden ayrı ve aynı zamanda birbirleriyle kesişen şizofrenik dünyalarını ele alan “Kayıp Otoban”ın ( Lost Highway ), film-noir ( kara film ) türünün son dönemdeki başarılı örneklerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.
“Mavi Kadife”, “İkiz Tepeler” ve “Vahşi Duygular” gibi çarpıcı filmlerinden tanıdığımız David Lynch, bu filmde, bir yandan benliğin, uzam ve zaman kavramları üzerinden şekillenen ontolojik sınırlarının muğlaklığını açılımlamaya çalışırken, diğer yandan da bilinmeyenin bilinilir olması çabasını boşa çıkararak, bir anlamda, insan anlayışının, epistemolojik anlamda bilinemeyenliğini koruyan, fenomen karşısında uğradığı yenilgiyi gözler önüne seriyor.

Bir açıdan şizofrenik bir katilin, sahip olduğu farklı kişiliklerin öyküleri, diğer bir açıdan da yazgısal bir belirsiz kimliği paylaşan iki farklı insanın içinde kayboldukları karabasan yaşantıları olarak ele alınabilecek ikili bir hikayeye sahip olan “Kayıp Otoban”, Los Angeles’da yaşayan ve bir gece kulübünde caz saksafon çalan Fred Madison adlı bir adamın başından geçen garip olaylarla başlıyor.
Karısı Renee’nin kendisini aldattığı paranoyasıyla yaşayan Madison, evinin dışarıdan kamerayla çekilmiş görüntülerinin yer aldığı bir kaset alır. Ardından bu sefer evin içininin çekildiği bir kaset daha alan Madison, daha sonra karısıyla yatak odasındaki görüntülerinin yer aldığı üçünücü bir kaset daha alır. Bu sırada karısının, daha önce hiç tanımadığı bir arkadaşının partisine katılan Madison, burada kendisini tanıdığını ve şu anda evinde olduğunu söyleyen garip bir adamla tanışır.
Telefonla evini arayan Madison, karşısında, şu anda fiziksel olarak karşısında bulunan adamın sesini duyunca şaşkına döner. Ertesi gün karısının evde ölü olarak bulunması üzerine zanlı durumuna düşen Madison, aleyhine olan deliller üzerine, karısını öldüren kıskanç koca suçlamasıyla hapse atılır. Karısının öldürülmesine dair hiçbir şey hatırlamayan Madison, gelişen olaylar karşısında ne yapacağını bilemez. İşte tam bu sırada dört duvar arasında tıkılıp kalan Madison, bir anda ortadan kaybolur ve yerine Pete Dayton adlı genç bir adam geçer. Dayton, arabasının bakımını sadece kendisine yaptıran bir gangsterin Alice adlı sevgilisine aşık olan bir genç bir oto tamircisidir.

İşin ilginç tarafı, Alice, Renee’ye inanılmaz bir şekilde benzemektedir. Alice ile birlikte gangsterlerin elinden kaçmaya çalışan Dayton, sevgilisinin, kirli geçmişinden kurtulması için, Alice’i ****** olmaya iten adamı öldürmeye karar verir. Bu adam da, bir önceki hikayede Renee’nin yakın arkadaşıdır.
Fred ile Peter’ın, her ne kadar aynı kişinin alt egosu olarak görülmeleri mümkünse de, David Lynch, bu tarz bir Freudyen açıklamaya izin vermemektedir. Fred orta yaşlı bir zengin bir erkekken, Peter, mavi yakalı işçilerin yaşadığı bir kasabada sıradan bir oto tamircisidir. Peter başka bir adamın kadınını çalarken, Fred, karısını bir başka erkeğe kaptırmıştır. Bu iki adamın, benzer bir şekilde, hafıza kaybına uğruyarak kimliklerini yitirmiş olması ise Freudyen bir alt ego açıklamasını kuvvetlendirmektedir. Fakat yine de her iki insan da, gerek zaman gerekse de uzam açısından birbirleriyle bağlantılı olmayan, ama paralel gelişen iki dünyanın kurbanlarıdır. Her ikisi de benzer ilişkilere sahip olsa da bu ilişkileri yaşayış biçimleri çok farklıdır.
Filmde kesin bir açıklama olasılığına izin vermeyerek olayların ve karakterlerin birbirleriyle olan ilişkisini muğlak bırakan David Lynch, ortaya pek çok olası açıklama sunsa da, bunların hiçbirinin bir diğerine üstün gelmesine fırsat vermiyor. İnsan rasyonelitesine aykırı düşen bir dizi olayın yaşandığı filmde, anlaşılmazlığın, bu rasyonalitenin sınırlarından kaynaklandığını vurgulayan David Lynch, Fred ile Peter arasında yaşananan ve uzam-zaman kategorilerini hiçe sayan transformasyonun, açıklanamaz olmadığını, her şeye rağmen bir mantığa sahip olduğunu ima ediyor. Bu anlamda, tek bir benliğin sahip olduğu farklı kişilikler tanımlaması yerine, benliklerinin başka bir benlik tarafından işgal edilmesine engel olamayan bireyler tanımlaması da Fred ile Peter arasındaki ilişkiyi anlamamıza alternatif bir yaklaşım getirebiliyor.
Tepkiler
Film, bazı sinema severler tarafından bir başyapıt olarak görülse de bazıları hiçbir şey anlatmadığı görüşündedir. Film ünlü Amerikan eleştirmenler Siskel ve Ebert tarafından rezalet olarak görülmüş, Lynch ise bu görüşleri filme gitmek için iki neden olarak göstermiştir. Filmin Smashing Pumpkins, Nine Inch Nails, Marilyn Manson ve Rammstein gibi rock / metal sanatçılardan oluşan soundtrack'i ilgi görmüştür. Slovenyalı düşünür Slavoj Zizek tarafından "Gülünç Yücenin Sanatı: David Lynch'in Kayıp Otoban'ı Üzerine" adlı bir kitap yazılmıştır. Film 2003'te opera olarak da sergilenmiştir.
..................................................
Memento ( Akıl Defteri )

Yönetmen Christopher Nolan
Yapımcı Jennifer Todd
Suzanne Todd
Senaryo yazarı Jonathan Nolan
Screenplay: Christopher Nolan
Oyuncular Guy Pearce, Carrie-Anne Moss, Joe Pantoliano
Görüntüler Wally Pfister
Kurgu Dody Dorn
Film müzikleri David Julyan
Yapım yılı, ülkesi 2000, ABD
Süre 113 dk.
Dil İngilizce
Cins Sinema filmi
Tür Gerilim-Dram
Leonard Shelby (Guy Pearce), pahalı takım elbiseler giyer; son model bir Jaguar kullanır; ucuz, tanınmamış motellerde konaklar ve ödemelerini hep nakit parayla gerçekleştirir. Başarılı bir işadamı görüntüsündedir... Ancak Leonard'ın tek işi intikam almaktır; karısının ırzına geçip öldüren adamın peşindedir.
Şüpheleri polis tarafından dikkate alınmayan Leonard'ın yaşamındaki tek mücadelesi, adalet arayışı üzerine kurulmuştur. Katili belirlemekte ise büyük bir zorlukla karşı karşıyadır. Leonard'ın nadir görülen, tedavisi olmayan bir hafıza kaybı hastalığı vardır. “ Kaza ” öncesi olayları tüm ayrıntılarına kadar hatırlayabilen Leonard, onbeş dakika önce ne olduğunu, ne yaptığını, nereye gittiğini ve neden gittiğini bilememektedir.

Eski bir sigorta müfettişi olan Leonard bu probleminin farkındadır. Üstelik, bununla başa çıkacak disiplin ve motivasyona da sahiptir; sevgili karısının son dakikalarının zalim anısı. Kaybettiğinin gölgesinde kalarak, yaşamını kart indeksleri, fotoğraflar, dosyalar, tablolar, dövmeler ve geçmişi hatırlamasını sağlayacak, tutku haline gelmiş alışkanlıklarla yeniden biçimlendirmiştir.
Bunlar kendisine zaman ve yere ait yardımcı deliller sunarken, onu misyonuna da yaklaştırmaktadır. Karakterlerini veya dürüstlüklerini iyi kestiremediği halde , hastalığı sebebiyle Leonard başka insanlara güvenmek zorundadır.
__________________
Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke
|

19-02-2010, 16:28
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 65
|
|
Reservoir Dogs ( Rezervuar Köpekleri )

Özgün ad Reservoir Dogs
Yönetmen Quentin Tarantino
Yapımcı Lawrence Bender
Senaryo yazarı Quentin Tarantino
Oyuncular Harvey Keitel
Tim Roth
Steve Buscemi
Chris Penn
Michael Madsen
Görüntü yönetmeni Andrzej Sekula
Kurgu Sally Menke
Yapım yılı, ülkesi 1992, ABD
Dil İngilizce
Cins Sinema filmi
Tür Suç, dram, gerilim
Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino'nun, ilk filmi(1992).Orjinal adı Reservoir Dogs.
Tarantino'nun senaryosunuda kendisinin yazdığı film, sinemaya alışılmadık bir tarz getirdi.Bol kanlı şiddet sahneleri, neredeyse hiç bir şey ifade etmeyen diyaloglar, karmaşık anlatım tarzı ile yönetmenin, diğer filmlerinin öncüsü diyebiliriz. Ünlü aktör Harvey Keitel, bu filmde hem oyuncu hem de yapımcı olarak yer alır.

Bir grup suçlu, bir mücevher deposunu soyarlar. Polis o kadar çabuk peşlerine düşerki aralarında bir muhbir olduğundan şüphelenirler.
Soygundan hemen sonrasıyla başlayan film, olayın öncesine dönüp soygunun planlanması aşamasını anlatıyor. Ünlü karakter oyuncularından oluşan kadroyu da bu bölümde tanıyoruz.
Bol aksiyon, kan ve şiddet içeren, klasikleşmiş bir Tarantino yapımı...
..................................................
Natural Born Killers ( Katil Doğanlar )

Orjinal Adı Natural Born Killers
Yönetmen Oliver Stone
Senaryo Öykü:
Quentin Tarantino
Senaryo:
Oliver Stone
Dave Veloz
Richard Rutowski
Oyuncular Woody Harrelson, Juliette Lewis, Robert Downey Jr., Tommy Lee Jones
Yapımcı Arnon Milchan
Thom Mount
Görüntü Yönetmeni Robert Richardson
Kurgu Brian Berdan
Hank Corwin
Müzik Leonard Cohen
Brent Lewis
Trent Reznor
Süre 118 dk. (Sinema),
121 dk. (Yönetmen Düzenlenmesi)
Dil İngilizce
Kanun kaçağı, aşık ve seri katil olan Mickey ile Mallory'nin başına gelenler. Route 666 otoyolu boyunca para ya da intikam değil, sadece öyle istedikleri için psikodelik toplu cinayetler işleyen çiftimiz, medya tarafından baştacı edilirler.
Giderek efsanevi halk kahramanlarına dönüşen ikilinin hikayesini tüm katliamlarından tek sağ kurtulan kişinin ağzından dinleriz.
Oliver Stone'un dehasını tüm dünyaya haykırırken olabildiğince fazla insanı da rahatsız ettiği bu mutlaka izlenmesi gereken film, medyayı ve kollektif bilinçaltımızda oynadığı rolü yargılaması açısından da, anaakım filmler arasında bir yıldız gibi parlıyor.

..................................................
Taxi Driver ( Taksi Şoförü )

Özgün ad Taxi Driver
Yönetmen Martin Scorsese
Yapımcı Julia Phillips, Michael Phillips
Senaryo yazarı Paul Schrader
Oyuncular Robert De Niro, Jodie Foster, Harvey Keitel, Cybill Shepherd, Peter Boyle, Albert Brooks, Leonard Harris
Görüntü yönetmeni Michael Chapman
Kurgu Tom Rolf
Melvin Shapiro
Film müzikleri Bernard Herrmann
Yapım yılı, ülkesi 1976, Amerika Birleşik Devletleri
Süre 113 dakika
Cins Sinema filmi
Tür Dram
Taxi Driver, 1976 yapımını, yönetmenliğini Martin Socersese'nin yaptığı film. Başrolünü Robert de Niro, Cybill Shepherd, Jodie Foster ve Harvey Keitel paylaşmıştır. Film 4 dalda Oscar'a aday olmuş ve Cannes Film Festivali'nde en iyi filme verilen Altın Palmiye ödülünü kazanmıştır. Amerikan Film Enstitüsü'nün hazırladığı, tüm zamanların en iyi 100 Amerikan filminin yer aldığı AFI's 100 Years... 100 Movies listesinde 52. sıradadır.

Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde.
..................................................
İrreversible ( Dönüş Yok )

Yönetmen: Gaspar Noé Senaryo:Gaspar Noé
Yapımcı: Christophe Rossignon
Görüntü Yönetmeni: Gaspar Noé, Benoît Debie
Müzik: Thomas Bangalter
Tür: Dram, Gerilim, Gizem, Suç
Alex'in bir yabancı tarafından tecavüze uğraması üzerine arkadaşı ve eski kocası intikamı kendi elleriyle almaya karar verirler. Bu şiddet olayıyla yaşamları paramparça olmuş bir çiftin olağandışı serüvenini tersten anlatan bir öykü...
..................................................
Pulp Fiction ( Ucuz Roman )

Özgün ad Pulp Fiction
Yönetmen Quentin Tarantino
Yapımcı Lawrence Bender
Senaryo yazarı Quentin Tarantino
Roger Avary
Oyuncular John Travolta, Samuel L. Jackson, Uma Thurman, Bruce Willis, Edward Abra, Harvey Keitel
Görüntü yönetmeni Andrzej Sekula
Kurgu Sally Menke
Yapım yılı, ülkesi 1994, ABD
Süre 154 dakika
Dil İngilizce, İspanyolca, Fransızca
Cins Sinema filmi
Tür Dram, suç
Gangsterler camiasına içerden, unutulmaz bir bakış. Quentin Tarantino'yu her ne kadar önceki filmi Rezervuar Köpekleri ile çok övgü aldıysa da, kitlelere asıl tanıtan film.
Ödül avcısı Butch Coolidge şeytanla yaptığı bir anlaşmada ödemeyi durdurmaya karar verir. Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öteyandan, iki kaşarlanmış gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahetekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir.
Travolta, Bruce Willis, Harvey Keitel, Samuel L. Jackson, Uma Thurman ve sayısız ünlü oyuncu bu popüler kültür başyapıtında bir araya geliyorlar.

__________________
Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke
|

19-02-2010, 16:38
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 65
|
|
Cube ( Küp )

Özgün ad Cube
Yönetmen Vincenzo Natali
Yapımcı Mehra Meh,
Betty Orr,
Colin Brunton
Senaryo yazarı Vincenzo Natali,
André Bijelic
Oyuncular Nicole de Boer, Nicky Guadagni, David Hewlett, Andrew Miller, Julian Richings, Wayne Robson, Maurice Dean Wint
Görüntü yönetmeni Derek Rogers
Kurgu John Sanders
Film müzikleri Mark Korven
Yapım yılı, ülkesi 1997, Kanada
Süre 95 dak.
Dil İngilizce / Almanca
Devam filmi Cube 2: Hypercube, Cube 0
Küp (Cube), 1997 Kanada yapımı bilimkurgu gerilim filmi. Kanadalı genç sinemacı Vincenzo Natali'nin yönettiği, düşük bütçe ile çekilen film, ilginç konusu ve nitelikli işleniş biçimi ile yoğun ilgi görmüştür. İlk filmin gösterdiği başarı üzerine, Küp 2: Hiperküp (2002) ve Küp Sıfır (2004) adlı iki devam filmi de çekilmiştir.

Birbirlerini tanımayan, yedi kişi bilmedikleri bir biçimde kendilerini bir küp sisteminin içinde bulurlar. Kenarlarında yan bölümlere geçmek için birer kapı bulunan küpler içinde çıkış yolunu ararlar. Farklı meslek ve yaş gruplarından kahramanlar çıkış yolunu ararken, küplerin içindeki tehlike ve acayipliklerle savaşırlar. Zor durumda kalan karakterlerin birbirleri ve kendileri ile yaşadıkları çatışmalar konuyu daha ilginç hale getirir. 365,000 Kanada Doları (yaklaşık 500,000 YTL) gibi çok küçük bir bütçeyle çekilmiş olan film sinema tarihinin önemli yapıtlarından biri olarak kendine yer edinmiştir.
..................................................
Seven ( Yedi )

Özgün ad Seven
Yönetmen David Fincher
Yapımcı Andrew Kopelson
Senaryo yazarı Andrew Kevin Walker
Oyuncular Brad Pitt, Morgan Freeman, Gwyneth Paltrow
Film müzikleri Howard Shore
Yapım yılı, ülkesi 1995 ABD
Süre 127 dakika
Dil İngilizce
Tür Polisiye
Bütçe 33 milyon $
Yedi (Orjinal adı Seven), senaryosu Andrew Kevin Walker tarafından yazılmış olan, Hıristiyanlık'ın 7 ölümcül günahını işleyenleri kendi vahşi yöntemleriyle öldüren bir seri katili ve onun peşindeki iki polis dedektifinin çabalarını konu alan, Hollywood yapımı bir gerilim filmidir. Sürekli yağmur yağan bir şehir, küf rengi tonlar, karanlık mekanlarda çekilen sahneleri ile sinema klasikleri arasında gösterilmektedir.
1995 yapımı olan film, David Fincher tarafından yönetilmiştir ve başrollerde Brad Pitt, Morgan Freeman ve Gwyneth Paltrow rol almıştır.
..................................................
Arizona Dream ( Arizona Rüyası )

Yönetmen Emir Kusturica
Yapımcı Claudie Ossard
Yves Marmion
Senaryo yazarı David Atkins
Emir Kusturica
Oyuncular Johnny Depp, Jerry Lewis, Faye Dunaway, Lili Taylor
Film müzikleri Goran Bregovic
Iggy Pop
Yapım yılı, ülkesi 1993,Fransa
Süre 142 dakika
Dil İngilizce
Hayalleri olan ve balıklarla diyalog kurmaktan hoşlanan genç Axel (Johnny Depp) , bir akrabasının (Jerry Lewis) kendisine önerdiği iş için Arizona'ya gidiyor ve burada iki kadınla tanışıyor. Elanie (Faye Dunaway) ne yapacağı belli olmayan, yarı-deli ve güzel bir kadın. Kızı Grace (Lili Taylor) ise daha mantıklı gibi gözükse de sürekli intiharı düşünüyor ve gerçek anlamda mutsuz. Zaman geçtikçe Elanie'den uzaklaşan ve Grace'le yakınlaşan Axel'in en büyük hayali ise 'uçmak'... Aya doğru yol alan ambulanslar, uçan sandalyeler ve çölde yaşayan balıklar gibi çarpıcı ve fantastik imgelerle süslü 'Arizona Rüyası', yönetmenin en apolitik ve çılgın filmlerinden biridir.

Bu film senaryosunun bir kısmında Andrei Platonov'un Chevengur isimli romanından esinlenildiği düşünülüyor. Filmde geçen "fish doesnt think because fish knows everything" -"Balık düşünmez, çünkü o herşeyi bilir" sözünün, bu romanda balıkçının oğluna söylediği şu sözlerden geldiği sanılmakta: "İnsan anlamsızdır(nonsense). Şimdi balığı düşünelim. Balık yaşam ile ölüm arasında durur. Onun için suratı ifadesizdir. Balık herşeyi bilir." Filmde bazen rüyalar ve gerçekler iç içe geçer
..................................................
The Yakuza ( Yakuza )

Özgün ad The Yakuza
Yönetmen Sydney Pollack
Yapımcı Michael Hamilburg
Sydney Pollack
Koji Shundo
Senaryo yazarı Paul Schrader
Robert Towne
Leonard Schrader (hikâye)
Oyuncular Robert Mitchum, Brian Keith, Herb Edelman, Ken Takakura, Keiko Kishi, Richard Jordan
Görüntü yönetmeni Duke Callaghan
Kozo Okazaki
Kurgu Don Guidice
Film müzikleri Dave Grusin
Yapım yılı, ülkesi 1974 , ABD, Japonya
Yapım şirketi Warner Bros.
Süre 123 dakika
Dil İngilizce, Japonca
Cins Sinema filmi
Tür Suç, dram, gerilim, aksiyon
Film adını günümüzde de varlığını sürdüren çok eski bir Japon mafya örgütü olan Yakuza'dan alıyor. Filmde bu örgütle iş ortaklığı yapan ve anlaşmaya uymadığı için kızı Yakuza şefi tarafından kaçırılan bir Amerikalının (Brian Keith), eski bir arkadaşı olan Kilmer'ı (Robert Mitchum) yardıma çağırması ile başlar. Rehineyi kurtarmak için Japonyaya gelen Kilmer, savaş sırasında bu ülkede askeri polis olarak görev yaparken birlikte olduğu kadının (Keiko Kishi) eski bir Yakuza olan ağabeyinden (Ken Takakura) de yardım alarak bu örgütle ölümüne bir mücadeleye girer.
Sydney Pollack'ın The Way We Were ve Akbabanın Üç Günü (Three Days of the Condor) filmlerinin arasına sıkıştırdığı bu filmi ilk çevrildiğinde fazla önemsenmemiş, ancak zamanla bir hayran kitlesi oluşmuş ve bir kült film haline gelmiştir. Hemen hemen her türü denemiş bir yönetmen olan Pollack bu filmde de Kurosawa filmlerinin ağır tempolu ama görkemli ritmini çağrıştıran epik boyutlarda bir gerilimi oluşturmayı başarmıştır. Filmin kılıçlı dövüş sahnelerinin koreografisini de bizzat Pollack düzenlemiştir.

Film Hakkında Notlar
*Sonradan yönetmenliğe de geçen senarist Paul Schrader'in ilk senaryosu 27 yaşındayken yazdığı Yakuza'nın senaryosuydu. Senaryoyu uyarladığı hikâye ise kardeşi Leonard Schrader'e aittir. O zaman Warner Bros. senaryoya tam $ 300.000 ödemişti. Bu o tarihe kadar bir senaryoya ödenen en yüksek miktardı.
*Çekimlerinin tamamının Japonya'da, Kyoto, Osaka ve Tokyo'da yapıldığı filmin ilk gösterimi de ABD'den 3 ay önce, 28 Aralık 1974 tarihinde yine Japonya'da yapılmıştır.
*Filmin 2005 yılında Steven Seagal'ın yazıp oynadığı Into the Sun adında bir yeniden çekimi yapıldı. Bir diğer yeniden çekimin ise 2009'da gösterime gireceği ilan edilmiştir. Bunun adının da yine "The Yakuza" olacağı bildirilmiştir
..................................................
Blue Velvet ( Mavi Kadife )

Özgün ad Blue Velvet
Yönetmen David Lynch
Yapımcı Fred C. Caruso
Senaryo yazarı David Lynch
Oyuncular Kyle MacLachlan, Isabella Rossellini, Dennis Hopper
Laura Dern, Dean Stockwell
Görüntü yönetmeni Frederick Elmes
Kurgu Duwayne Dunham
Film müzikleri Angelo Badalamenti
Yapım yılı, ülkesi 1986, ABD
Süre 120 dk.
Dil İngilizce
Tür Gerilim
Kuzey Karolayna'da bulunan Lumberton'daki bir kasabada çekilen film, bir komşusunun arka bahçesindeki çim arazide kesik bir kulak bulan kolej öğrencisi Jeffrey Beamount' un hikâyesini anlatır. Jeffrey, olayı kasabanın şerifi teğmen John Williams'ın kızı ve lise öğrencisi olan Sandy Williams'ın yardımları ile, kendi başına araştırmaya karar verir. Sandy babasının ofisinde duymuş olduğu, kulakla ilgili yardımcı olabilecek bilgileri Jeffrey'e sağlar. Jeffrey sonunda sosyopat bir suçlu aynı zamanda da tecavüz, cinayet ve uyuşturucuya karışmış bir çetenin lideri olan Frank Booth' un yeraltı dünyasına girer.
Mavi Kadife, gösterime girdiğinde büyük beğeni topladı ve gişede makul bir hasılat elde etti ayrıca film yönetmen David Lynch' e En İyi Yönetmen Akademi Ödülü adaylığı getirdi.
__________________
Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke
|

19-02-2010, 16:49
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 65
|
|
Endülüs Köpeği
Yönetmen Luis Buñuel
Yapımcı Luis Buñuel
Senarist Luis Buñuel
Salvador Dali
Oyuncular Pierre Batcheff
Simone Mareuil
Luis Buñuel
Salvador Dalí
Jaime Miravilles
Görüntü yönetmeni Albert Duverger
Jimmy Berliet
Yapım yılı, 1928
Süre 16 dakika
Dil Sessiz
Tür Gerçeküstü, deneysel
Cins Sinema filmi
Bir Endülüs Köpeği, Fransızca orijinal ismi Un Chien Andalou olan (İngilizce: An Andalusian Dog) 16 dakikalık sürrealist filmdir. Deneysel sinemanın ilk örneği kabul edilmektedir.
Ünlü İspanyol ressam Salvador Dali ve İspanyol yazar ve film yönetmeni Luis Buñuel'in gördükleri bazı rüyaları birbirlerine anlatmaları filme esin kaynağı olmuştur. 1928 yılında Fransa'da Luis Buñuel ve Salvador Dali tarafından hazırlanmış ve 1929 yılında Paris'te çekilmiştir.
1920'lerde başlayan deneysel filmlerin en bilinenidir. Filmin yıldızları Simone Mareuil ve Pierre Batcheff ve isimsiz birçok kahramandır.
Filmde bilediği ustura ile bir kadının gözünü ikiye ayıran adam ile bir bulutun Ay’ı kesmesi ilişkilendirilmiştir. Buna benzer avcunun içinde karıncalar dolaşan adam gibi, rüya olduğu bilinen sahnelerin yanı sıra, mantıklı açıklamasının olmadığını düşündürebilecek onlarca sahne de mevcuttur.
Filmin konusunun bir hikâyesi yoktur. Filmin iki temel karakteri olan, isimsiz bir erkek ve bir kadın vardır. Filmdeki kronoloji tutarsızdır. Örneğin, " bir zamanlar" dan "sekiz yıl sonra"ya konu ilgisiz olarak değişir.
Film, bir usturayla bir kadının gözünün yarıldığı bir sahneyle açılır. Usturalı adamı Buñuel kendisi oynamıştır. Sonraki sahnelerde, bir adamın elinin karıncalar görünür. Bir adam bir kadını okşamak ister kadın ona direnir ve adam sonra adam piyano ve çürümüş bir ölü eşek sürükler.
Filmin sonunda, kadın apartmandan çıkar ve plajda başka bir adamla buluşur. Bu adamı ise Dali oynamıştır. Onların mutlu görüntüleri vardır. Ancak final sahnesinde kumlara gömülü, ölmüş ve sinekler üşüşmüş sahnesi bütçe azlığı nedeniyle tam çekilememiştir. Bu ise Buñuel'in orijinal el yazısı metinlerinden anlaşılmaktadır.
.....................................
Pembe Flamingolar
Yönetmen: John Waters
Senaryo: John Waters
Görüntü yönetmeni: John Waters
Tür: Komedi
Yapım: ABD 1972 95 dakika (Renkli)
Dil: İngilizce
"AHLAKSIZ! EDEPSİZ! TANRI BU FİLMİ YAPANLARI, BÖYLE KABA, REZİL BİR KARMAŞA KOTARDIKLARI İÇİN AFFETSİN! DÜNYADAKİ İZLEYİCİLER DE EBEDİYEN MİNNETTAR KALSIN!" 1973 yılında, bir gazetenin manşeti işte böyleydi. Bu "trash" zevksizlik klasiğinin her sahnesini ezberlemeyenler için, Pembe Flamingolar, zihinsel özürlü annesi Edie, hasta ruhlu oğlu Crackers ve yol arkadaşı Cotton ile birlikte bir karavanda yaşayan, şişman ve moda saplantılı suçlu Babs Johnson'ın (Divine) maceralarını anlatıyor. Raymond ve Connie, Babs'ın "dünyanın en çirkef insanı" unvanını elinden almak için ona postayla dışkı gönderip karavanını yakınca, aralarında pislik dolu bir savaş başlıyor.
..............................................
Yaralı Yüz
Yönetmen: Brian de Palma
Yapımcı: Martin Bregman
Senarist: Oliver Stone
Müzik: Giorgio Moroder
Oyuncular: Al Pacino, Steven Bauer, Michelle Pfeiffer, Mary Elizabeth, Mastrantonio Robert Loggia
Yapım yılı, ülkesi : 1983, ABD
Süre: 170 dakika
Dil: İngilizce
Bütçe: 25,000,000 $
Tony Montana isimli Kübalı suçlu, Miami'ye gelip uyuşturucu lordu Robert Loggia'nın emrinde çalışmaya başlar. Montana'nın hırsı ve öfkesi basamaklaı hızla tırmanıp büyük bir şuç şebekesinin başı olmasını sağlar. 170 dakikalık film, uyuşturucu dünyasının gizli kapılar ardında dönen çarklarından başlayarak suç dünyasını gözler önüne serer.
Howard Hawks'ın 1931 tarihli aynı isimli filminden uyarlandı. Brian De Palma'nın yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu da Oliver Stone'a ait. Hem türün hem de yönetmenin başyapıtlarından biri. Al Pacino'nun ders niteliğindeki performansını ve müziklerini de ayrı ayrı belirtmek gerek tabii.
...............................
Aguirre, Tanrının Gazabı
Yönetmen: Werner Herzog
Yapımcı: Werner Herzog, Hans Prescher
Senarist: Werner Herzog
Müzik: Popol Vuh topluluğu
Oyuncular: Klaus Kinski, Helena Rojo, Del Negro
Görüntü yönetmeni: Thomas Mauch
Kurgu: Beate Mainka-Jellinghaus
Yapım yılı, ülkesi: 1972 , Almanya- Peru-Meksika ortak yapımı
Süre: 93 dakika
Dil: Almanca
Tür: Dram, tarihi, macera
Aguirre, Tanrının Gazabı 1972 Batı Almanya-Peru-Meksika ortak yapımı tarihi dramatik filmdir. Özgün adı Aguirre, der Zorn Gottes dir. ABD'de Aguirre: The Wrath of God adı ile gösterilmiştir. Yapımcılığını ve yönetmenliğini Werner Herzog'un yaptığı filmin senaryosu da Herzog'a aittir.
Filmin açılış yazılarında, konusunun tarihte gerçekten yaşamış ve Aguirre'in Güney Amerika seferine katılmış olan keşiş Gaspar de Carvajal'ın (filmde Del Negro tarafından canlandırılıyor) tuttuğu günlüklere dayandırıldığı belirtilmektedir. Werner Herzog daha sonra yaptığı bir röportajda Gaspar de Carvajal'in filmde geçen zaman diliminden çok önce bölgede bulunduğunu, buna rağmen filmin inandırıcılığını arttırmak amacı ile bu yazıyı filme eklediklerini açıklamıştı.
Fitzcarraldo (1982) ve Cobra Verde (1987) ile birlikte bir üçlemeyi oluşturan bu epik tarihi film Yeni Alman Sineması'nın temsilcisi Werner Herzog'un en çok tanınan filmidir. ABD'de bir arthouse filmi olarak kabul görmüş ve daha çok sanat filmleri gösteren mekanlarda gösterilmişti. Kısa sürede uluslararası alanda kült film mertebesine erişen filmin başrolünde Herzog'un gedikli aktörü Klaus Kinski rol almıştır. (Üçlemenin diğer iki filminde de Klaus Kinski baş rolde oynuyordu). Filmin müziklerini ise daha önce de Herzog'un birçok filminin müziklerini yapan Alman topluluk Popol Vuh hazırlamıştır. Filmin tamamı büyük zorluklar altında konunun geçtiği Güney Amerika'da Peru'da çekilmiştir.
Filmde 1560 yılında Peru'daki İnka topraklarını işgal edip yağmalayan İspanyol fatihlerden acımasız ve çılgın lider, megaloman Lope de Aguirre komutasındaki bir grubun, efsanevi altın şehir El Dorado'yu aramak üzere Amazon nehri boyunca vahşi ormanın derinliklerine yaptıkları telikeli ve zorlu sefer anlatılmaktadır. Filmin görsel tarzı ve anlatım stili Francis Ford Coppola'nın 1979 yılında yapacağı Apocalypse Now filmine büyük ölçüde esin kaynağı olmuştu.
........................................
Dirty Harry (Kirli Adam)
Yönetmen: Don Siegel
Yapımcı: Don Siegel
Senarist: Harry Julian Fink, Rita M. Fink
Müzik: Lalo Schifrin
Oyuncular: Clint Eastwood, Harry Guardino, John Vernon, Reni Santoni
Görüntü yönetmeni: Bruce Surtees
Kurgu: Carl Pingitore
Yapım yılı, ülkesi: 1971 , ABD
Süre: 102 dakika
Dil: İngilizce
Tür: Polisiye, gerilim, aksiyon
Kirli Adam, 1971 ABD yapımı polisiye gerilim filmidir. Özgün adı Dirty Harry olan bu kült film Türkiye'de sinemalarda "Kirli Adam" adıyla gösterilmiş, TRT Televizyonundaki bir gösteriminde ise "Korku Şehri" adı kullanılmıştır. Sinemalardaki gösteriminin üzerinden uzunca bir zaman geçince filmin ilk afiş adı unutulduğu için olacak, son yıllarda sinema sitelerinde ve internette özgün adının tam çevirisi olan Kirli Harry kullanılır olmuştur.
Don Siegel'in yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği filmin başlıca rollerinde Clint Eastwood, Harry Guardino, Reni Santoni, John Vernon ve Andrew Robinson oynamışlardır. Görüntüleri Bruce Surtees'e ait olan filmin özgün müziğini Lalo Schifrin bestelemiştir. Yapımcı firma Clint Eastwood'un kendi film şirketi olan The Malpaso Company'dir ve Eastwood'un yönettiği ve oynadığı filmlerin çoğu bu şirket tarafından yapılmıştır.
Filmde San Francisco Polis Müdürlüğünde görevli "nevi şahsına münhasır" polis müfettişi, "Kirli Harry" lakaplı Harry Callahan'ın (Clint Eastwood) şehre korku salan dürbünlü tüfekli bir seri katilin peşine düşmesi ve onu alt etmeye çalışırken de hukuk kurallarının dışına çıkıp kendi kurallarını uygulaması çarpıcı bir dille anlatılmaktadır.
"Dirty Harry" çok tutulup kısa sürede bir kült film haline gelince arkasından dört "Kirli Harry" filmi daha geldi. Hepsinin de başrolünde yine Clint Eastwood'un oynadığı bu filmler sırasıyla Magnum Force (1973), The Enforcer (1976), Sudden Impact (1983), The Dead Pool'du (1988). Bunlardan Sudden Impact'in yönetmeni de Clint Eastwood'du.
....................................
Esaretin Bedeli
Yönetmen: Frank Darabont
Yapımcı: Niki Marvin
Senarist: Roman: Stephen King
Uyarlama: Frank Darabont
Müzik: Thomas Newman
Oyuncular: Tim Robbins, Morgan Freeman, Bob Gunton, Clancy Brown, William Sadler
Gil Bellows, James Whitmore
Yapım yılı, ülkesi: 23 Eylül 1994 A.B.D
Süre: 142 dk.
Esaretin Bedeli (orijinal adı: Shawshank Redemption), 1994 yapımı Frank Darabont filmidir. Stephen King'in bir öyküsünün uyarlaması olan filmin başrollerinde Tim Robbins ve Morgan Freeman vardır, Morgan Freeman ve James Whitmore filmin anlatımını da üstlenmektedirler. Dünya çapında geniş hayran kitlesi edinmiş bir filmdir.
IMDB sitesinde 450,000'den fazla kişinin oylarıyla 10 üzerinden 9,1 puan almış ve gelmiş geçmiş en iyi filmi seçilmiştir. Aynı zamanda tüm türler arasında dünyanın en beğenilen ilk 3 filmi arasındadır.
Şaibeli bir şekilde karısını öldürmek suçundan Shawshank Hapishanesi`ne gönderilen Andy Dufresne (Tim Robbins), burada hiç alışık olmadığı bir hayat mücadelesi vermeye başlar. Hapishanede tanıştığı Ellis Boyd Redding (Morgan Freeman) ile aralarında mükemmel bir dostluk oluşur. Bir süre sonra Andy'nin hayata bağlı tavırları hapisenedeki mahkümları bile etkilemeyi başarır.Ve büyük kaçışın öyküsü böyle başlar.
__________________
Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke
|

19-02-2010, 16:57
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 65
|
|
Twelve Monkeys (12 Maymun)
Yönetmen: Terry Gilliam
Yapımcı: Charles Roven
Senarist: Chris Maker
Senarist: David Peoples, Janey Peoples
Müzik: Paul Buckmaster
Oyuncular: Bruce Willis, Brad Pitt, Madeline Stowe
Yapım yılı, ülkesi: 1995, ABD
Süre: 129 dk.
Dil: İngilizce
Tür: Bilim Kurgu, dram
Cins: Sinema filmi
Twelve Monkeys (12 Maymun), 1995 yapımı Terry Gilliam filmidir. Başrollerde Brad Pitt, Bruce Willis ve Madeleine Stowe rol almıştır. Film "Cassandra Kompleksi" tabanına oturtulmuş geleceği görmenin ödül değil ıstırap verici bir deneyim olabileceği temelinden hareket edilmiştir. Filmde 24 saat Alfred Hitchcock filmleri gösteren bir sinemada Bruce Willis (James Cole) ve Madeleine Stowe(Kathryn Railly)'in girdikleri salonda Vertigo'dan bölümler gösterilmektedir. 12 Maymun En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Brad Pitt) ve En İyi Kostüm Dizaynı (Julie Weiss) dallarında Oscar'a aday olmuştur.
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir. 1996'da 5 milyar kişinin ölümüne neden olan bu virüs, 2035'te dünya nüfusunun yalnızca %1!ini hayatta bırakmıştır. Bu virüsün etkilerinden korunabilmek için insanlar yer altında koloniler kurarak yaşamaya başlar.
Bu virüsün üstesinden gelebilmek için mahkumlardan James Cole, zaman makinesiyle geçmişe gönderilir. Yanlışlıkla 1990 yılına gönderilen Cole, bilimadamları için virüs hakkında araştırma yapar.
Daha sonra zaman yolculuğunu sürdüren Cole, 1996'da akıl hastanesine alınır. Burada Dr. Kathryn Railly ile tanışan Cole, onu içinde bulundukları duruma inandırmaya başlar.
....................................
Persona
Yapım: 1966 ~ İsveç
Tür: Dram
Oyuncular: Liv Ullmann , Bibi Andersson , Gunnar Björnstrand , Jörgen Lindström , Margaretha Krook
Yönetmen: Ingmar Bergman
Senaryo: Ingmar Bergman
Yapımcı: Ingmar Bergman
Görüntü Yönetmeni: Sven Nykvist
Görüntü Yönetmeni: Lars Johan Werle
Süre: 1 saat 25 dk
Gösterim Tarihi: 16 Mart 1967 (Türkiye)
Persona, Bergman filmografisinin en şaşırtıcı ve en aykırı parçası. Yönetmenin ustalığının ve modern sinemayı etkilemekle kalmayıp onu nasıl büyük ölçüde kendinden çıkardığının en güzel kanıtlarından biri. Sinamotografisinin ustalığını bir yana bırakırsak, buradaki sinema dilinin günümüzdekinden geri kalan yanı yok. Sinematografi de işin içine girdiğinde Bergman fersah fersah öteye gidiyor. Kuralları kim koydu diye merak ediyorsanız işte size Bergman, sinemanın gerçek babası. Örneğin Lynch Mulholland Çıkmaz'ını yazarken bu filmi en az on kez izlemiş olmalıdır. Bir hemşire, konuşmayı reddeden, herhangibir psikolojik rahatsızlığı olmamasına rağmen çevresiyle iletişimi tamamen kesmiş bir aktristin bakımını üstleniyor. İkisi bir yazlıkta birlikte zaman geçirirken, birinin sessizliği nedeniyle açılan kışkırtıcı ve korkutucu kişilik çukuruna diğerinin (hemşirenin) karakteri düşüyor ve kendini en ince detayları ile açık etmeye başlıyor. Ve bir süre sonra hemşirenin kendi karakteri yok olup tamamen aktristin karakteri içinde eriyerek şekil değiştiriyor. (bibi andersson ve liv ullman'ın oyunculukları mükemmel) Sessizliğin gücü, karakter olmak, oynamak, kişilik ve kadın kimliği (John Berger'in Görme Biçimleri'ndeki tezini hatırlamakta fayda var: özellikle kadınların kendilerinden beklenen kimlik ve içlerindeki gerçek kimlik arasındaki bölünmüşlükleri) üzerine bir başyapıt. 1966 yılından sonraki sinemayı en çok etkilemiş ve hatta onu bizzat yaratmış olan filmlerden biri Persona. Ama burada örneğin bir Potempkin Zırhlısı ya da bir Metropolis gibi ancak miras kağıtlarındaki yazı olabilecek, yapacağını yapmış sonra da hükmünü uzun zaman önce kaybetmiş bir anlatı göremezsiniz. Bergman'ın Persona'sı, bugün bile tüm yönetmenlerin hayalini süsleyebilecek ve yapıldığı anda tüm dünyanın önünde eğileceği gerçek sinema anlatısıdır. Yapıldığı yıl bir kesimin takdirini toplamakla birlikte çok büyük bir kesim tarafından da acımasızca eleştirilmişti. Ne var ki sonrasında kuralları koyan filmlerden biri oldu.
..........................................
Chinatown ( Çin Mahallesi )
Yönetmen: Roman Polanski
Senaryo: Robert Towne, Roman Polanski
Oyuncular: Jack Nicholson, Faye Dunaway, John Huston
Görüntü Yönetmeni: John A. Alonzo
Müzik: Jerry Goldsmith
Yapım : 1974
Ülke : Amerika
Tür : Gizem, Gerilim
Eski polis Jake Gittes özel dedektif olarak çalışmaktadır. Los Angeles'ın su idaresinden sorumlu Hollis I. Mulwray'i takip etmek için eşi Evelyn tarafından kiralanır. Evelyn eşinin kendisini aldattığını düşünmektedir. Takibe başlayan Jake gerçekten de Hollis'in başka bir kadınla beraber olduğunu görecektir. Ancak olaylar beklediği gibi gelişmez. Hollis gizemli bir şekilde öldürülür. Jake olayın peşini bırakmaya yeltense de, bir karabasının içine düşmüştür. Olaylar onun yakasını bırakmayacak, Evelyn sandığı kadının Hollis'in gerçek eşi olmadığını anlayacak ve herşey daha da çetrefilleşecektir.
.........................................
The Shining
Yönetmen: Stanley Kubrick
Yapımcı: Stanley Kubrick
Senarist: Stanley Kubrick, Diane Johnson, Stephen King (roman)
Müzik: Wendy Carlos
Oyuncular: Jack Nicholson, Shelley Duvall, Danny Lloyd
Görüntü yönetmeni: John Alcott, Rachel Elkin
Yapım yılı, ülkesi: 1980, ABD
Süre: 119 dakika
Dil: İngilizce
Tür: Gerilim
The Shining, 1980 yapımı Stanley Kubrick'in Stephen King'in aynı adlı romanından uyarladığı filmdir.
Filmin başrolünde yazar Jack Torrance'ı canlandıran Jack Nicholson vardır. Torrance'ın karısı rolünü ise Shelley Duval canlandırmıştır. Uzun ve detaylı takip sahnelerinin çekimi için steadicam'in bu kadar uzun süre kullanıldığı ilk film The Shining'dir.
19 milyon dolara malolan film Amerika'da toplam 44,017,374 $ hasılat yapmıştır.
En fazla çekim tekrarı yapılan filmidir. Bir sahnesi 127 kere tekrar çekilmiştir.
...................................
2001: A Space Odyssey ( 2001: Bir Uzay Destanı )
Yönetmen: Stanley Kubrick
Yapımcı: Stanley Kubrick
Senarist: Stanley Kubrick, Arthur C. Clarke
Oyuncular: Keir Dullea, Gary Lockwood, William Sylvester, Douglas Rain (HAL'ın sesi)
Yapım yılı, ülkesi: ABD, 1968
Süre: 141 dakika
Dil: İngilizce
Stanley Kubrick, Dr. Garipaşk filmini bitirmesinin üzerine bir bilimkurgu filmi çekmek ister; filme dönüştürülebilecek bir fikir geliştirmek üzere bilimadamı ve bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke'a danışır. Clarke da "Sentinel" adlı kısa öyküsünü önerir. Bunun üzerine önemli bir ortaklık kurulur: Kubrick ve Clarke, eleştirmenler, sanatçılar ve izleyiciler tarafından sıklıkla en başarılı bilim kurgu olarak anılan "2001: A Space Odyssey"i kurmaya başlarlar; Kubrick senaryoyu yazıp, geliştirirken, Clarke da aynı ismi taşıyan romanı yazar. Stanley Kubrick'in isteği üzerine, bu roman filmin gösterime girmesinden sonra yayınlanır.
Filmin en önemli karakterlerinden süper-bilgisayar HAL 9000'in adının IBM kısaltmasındaki harflerden bir önceki harfe gidilerek oluşturulduğu söylense de Arthur C. Clarke, bunun tamamen rastlantısal olduğunu belirtmiştir.
Filmin ilk bölümünde, bir maymun-adam alet kullanmayı öğrenmesini kutlarken elindeki uyluk kemiğini havaya fırlatır; bu kemiğin düşüşe geçerken bir uzay gemisine döner ve filmin ikinci bölümü başlar. Bu kesme, "jump-cut", sinema tarihinin en geniş zaman atlaması yapan kesmesidir. Bir diğer can alıcı sahne de iki astronotun, uzay gemisinin her şeyini yöneten süper bilgisayar HAL'den gizli yapmaya çalıştıkları konuşma sırasında, HAL tarafından dudaklarının okunduğunu gösteren sahnedir. Filmde, uzay boşluğunda hiçbir sesin duyulmaması gibi pek çok detay gizlidir. Filme konu romanın devam serileri yayımlanmıştır. Filmde HAL ile kaptanın satranç oynadığı sahnede, HAL, siyahla İspanyol Açılışı'nın Marshall Gambiti varyasyonu ile kaptanı yenmiştir.
Kubrick'in bu film için kurduğu setleri, daha sonra yeniden kullanılamamaları için kırdırdığı söylenir.
Film 1970'li yıllarda Türkiye sinemalarında, '2001: Uzay Yolu Macerası' ticari adı ile gösterime sunulmuştu.
__________________
Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke
|

17-03-2010, 20:00
|
 |
artık arıza değil
|
|
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: istanbul
Yaş: 16
Mesajlar: 226
|
|
donnie darko gerçekten güzeldi 
|

18-03-2010, 16:23
|
 |
1.T.Ş.
|
|
Üyelik Tarihi: 03-03-2009
Mesajlar: 531
|
|
"Kült film (İngilizce: Cult film) sadık, tutkulu ama görece az sayıda bir hayran kitlesine sahip filmler için kullanılan bir terimdir. Kült kelimesi (İngilizce: Cult, Fransızca: Culte, Almanca: Kult) batı dillerine tapınma anlamındaki Latince cultus kelimesinden girmiştir ve Türkçe'de de batı dillerindeki gibi tutku, ilahlaştırma derecesinde aşırı saygı anlamlarını taşır.
Kült filmler ilk gösterime verildiklerinde önemli bir ticari başarı gösterememiş, aynı zamanda eleştirmenlerden de övgüler alamamış genelde düşük bütçeli bağımsız filmlerdir."
tanımlamalar doğruysa ve bunu esas alıyorsan (bu arada nerden alıntı veya sen mi yazdın?) fight club bu listeye girmeme mi?.. ilk gösterildiğinde patladı, eleştirmenler sadece bu filmi yazdı.. çok büyük bir kısmı da olumlu yazdı. bütçesi döneme göre pek de düşük değildi. görece bile olsa az sayıda olmayan bir hayran kitlesine sahip olmuş bir film. ilahlaştırma derecesinde aşırı saygı tanımına katılıyorum ama 
big lebowski nedense bu tanıma en uyanı gibi geldi bana 
__________________
You are young and life is long and there is time to kill today
And then one day you find ten years have got behind you
No one told you when to run, you missed the starting gun
|

01-04-2010, 00:40
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Mesajlar: 65
|
|
Bir yerden alıntı yapmadım. İnternetten kendim derledim. Fight Club sadece belirli bir hayran kitlesi tarafından sevilen bir film. Genelde sistemle sorunu olan ve karşı duruşu benimsemiş insanlar tarafından sevildi. Genelde kült film olarak kabul görmüş filmleri elimden geldiğince bulup paylaşmaya çalıştım. Tanıma tam uymayan filmler olmasada içinde yukarıda sıraladığım tüm filmler kült film olarak geçiyor. Belkide tanımlarla biraz oynama yapmak lazım
__________________
Rose, oh reiner Widerspruch, Lust,
Niemandes Schlaf zu sein unter soviel
Lidern.
R. M. Rilke
|

10-06-2010, 19:56
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 10-06-2010
Mesajlar: 10
|
|
Emeğin için teşekkürle bir çoğunu izledim  Ama görmek hoşuma gitti..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 misafir)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:16 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|