Yönetmen: Alan J. Pakula
Yapımcı: Alan J. Pakula, Keith Barish, William C.Gerrity, Martin Starger
Senaryo: Alan J. Pakula, William Styron (roman)
Oyuncular: Meryl Streep, Kevin Kline, Peter MacNicol
Dağıtım: Universal Pictures
Vizyon Tarihi: ABD Aralık 8, 1982
Süre: 150 dk.
Yapım: ABD
Sophie’nin Seçimi, güzel bir Polonyalı göçmen olan Sophie’nin ve onun Brooklyn’de kaldığı pansiyonu genç bir yazarla paylaşan tutkulu aşığının hikayesini anlatan 1982 yılı yapımı bir Amerikan filmidir.
1947 yılında, filmi anlatan kişi ve genç bir yazar olan Stingo, Amerika'nın güney taraflarından 2. Dünya Savaşı sonrası Brooklyn'ine gelir. Güzel bir Polonyalı göçmen olan Sophie Zawistowski (Streep) ve onun sevgilisi Nathan Landau (Kline) ile arkadaş olur. Sophie’nin kolundaki 111379 rakamlarından oluşan dövme, Stingo’ya onun acıya hiç de yabancı olmadığını anlatır. Nathan ve Sophie birbirlerine tutku ile aşıktır ancak Nathan korkunç derecede öfkeli biridir. Bir akşam Stingo Sophie ile sohbet eder ve onun geçmişine dair yeni şeyler öğrenir: bir zamanlar evli olduğunu, ancak kocasının ve babasının bir Alman toplama kampında öldürüldüklerini. Stingo, Sophie’nin bileklerindeki kesik izlerini fark ettiğinde, Sophie ona Auschwitz’den kurtulduktan sonra İsveç’teki bir mülteci kampına götürüldüğünü, ancak oradayken bir kiliseye gittiğini, bir bardağı kırarak bileklerini kestiğini anlatır. Sophie Nathan’ın içinde uzun zamanlar geçirdiği bir başka odaya geçer ve orada bir şişe şarap daha bulur. Duvarlar soykırım resimleri ile doludur ve Sophie bunun Nathan’ın saplantısı olduğunu düşünmektedir.
Sophie ve Nathan’ın ilişkileri hem Sophie’nin hayaletlerinin, hem de Nathan’ın soykırım saplantısının, vahşi öfkesinin ve giderek daha barizleşen akıl rahatsızlığının tehdidi altındadır. Nathan sürekli çok kıskançtır ve bir gün şiddetli öfke krizlerinden birini yaşarken Sophie'nin onu aldattığına kanaat getirerek, kadını taciz edip tartaklar. Sophie ise onunla kalır, çünkü ABD’ye ilk geldiği zamanlarda Nathan onun hayatını kurtarmıştır ve kendisi olmadan onun yaşayamayacağını düşünmektedir. Stingo Sophie’nin babasını tanıyan bir adamı ziyaret ettiğinde, kadının kendisine yalan söylediğini fark eder. Polonyalı bir üniversite profesörü olan Sophie’nin babası aslında Yahudilerden nefret etmektedir. Daha sonra Stingo Sophie ile bu konuyu konuştuğunda Sophie, ürkütücü bir geriye dönüş serisi eşliğinde, ona geçmişi ile ilgili daha çok şey anlatır.
1938 yılında Sophie’nin babası “Polonya’da Yahudi Sorunu” konulu bir konuşma üzerinde çalışmaktadır. Bir geri dönüş sahnesi ile gittiği geçmişte, Sophie bir yandan babası için bir konuşma metni yazarken, bir yandan da Almanca ve Lehçe konuşan bir adamın bant kaydını dinlemektedir. Yazarken daha önce hiç duymadığı bir kelimenin sürekli tekrarlandığını fark eder. Bandı biraz geri alır ve sesin Polonya’daki Yahudi Sorununun” çözümünün “imha” olduğunu söylediğini duyar. Sophie daha sonra Yahudi mahallesine gider ve babasının ölüme mahkum ettiği o insanları seyrederek uzun bir süre geçirir. Birden babasının konuşma metnini beklediğini anımsar ve yazmayı bitirmek üzere eve koşturur. Acelesinden bir sürü hata yapar ve yazıyı pürtelaş üniversiteye götürür. Babası konuşmayı büyük bir kalabalığın önünde okur ve nihayetinde çok sinirlenir.
Daha sonra, Sophie’nin Direnişçiler arasından Josef adında bir sevgilisi olur. Josef üvey kız kardeşi Wanda ile yaşamaktadır. Wanda Sophie’yi bazı çalıntı Gestapo evraklarını tercüme etmesi için ikna etmeye çalışır, ancak Sophie bunun çocuklarını tehlikeye atacağından korkarak reddeder. İki hafta sonra Josef Gestapo tarafından öldürülür ve kısa bir süre sonra Sophie, ölmekte olan annesi için karaborsadan jambon alırken tutuklanarak çocuklarıyla beraber Auschwitz’e gönderilir. Almanlar kampa gelenlerden hangisinin ölüp hangisinin yaşayacağına karar vermektedirler. Sophie’nin oğlu Jan çocuk kampına, küçük kızı Eva ise Krematoryum 2’de ölüme gönderilir.
Sophie daha sonra çocuk kampında salgın bir hastalık olduğunu öğrenerek oğlunun durumu için kaygılanmaya başlar. Kumandanı Lebensborne programına alınması için ikna eder. Kumandan ona ertesi gün oğlunu görebileceğini söyler, ancak sözünü tutmaz. Sophie oğluna olduğunu ise hiçbir zaman öğrenemez. Akabinde şimdiki zamana geri dönüş yapılır; Nathan Sophie’ye evlenme teklif eder ve Sophie bunu kabul eder. Stingo ise, Sophie’ye aşık olmaya başladığı için kendini aldatılmış hisseder ancak Nathan’ın sağdıcı olmayı kabullenir. Nathan'ın yine şiddetli bir öfke nöbeti geçirdiği bir gün, Sophie Stingo'ya sığınır. Bu esnada Nathan ona silah sesiyle biten ve tehditler savurduğu bir telefon açar.
Stingo ve Sophie kaçıp bir otele giderler. Stingo bir yuva kurmalarında ısrar eder ancak Sophie ona nihai sırrını henüz söylememiştir – seçimini. Çocukları ile Auschwitz’e vardıkları akşamı yeniden anlatır. Ve Nazi subayının çocuklarının birinin yaşamı karşılığında diğerinin ölümü için onu nasıl seçmeye zorladığını…
Sophie’nin “Bana bu seçimi yaptırmayın... Seçemem!!” yalvarışları sağır kulaklara çarpar. Genç bir Nazi her iki çocuğun da götürülmesini emrettiğinde ise, “Küçük kızımı alın!” diye bağırarak kızını bırakır. Sophie günahının ve çaresizliğinin keskin gerçekliği içinde, çığlıklar atan küçük kızının ölüme götürülmesini sadece seyredebilir. Stingo’dan, ona daha evvel de söylemiş olduğu gibi, kendisine evlilik ve çocuklardan bahsetmemesini ister; geçmişi çok korkunçtur ve son anda çocukları üzerinde bir seçim kullanmış olduğundan dolayı, uygunsuz ve zalim bir anne olacağını düşünmektedir. O gece birlikte uyurlar, ancak Stingo sabah yalnız uyanır. Sophie Nathan’a geri döndüğünü ancak Stimngo’nun harika bir sevgili olduğunu düşündüğünü söyleyen bir not bırakmıştır. Stingo’yu hak ettiğine inanmamaktadır ve korkunç geçmişi yüzünden tehlikeli bir adamla beraber olarak cezalandırılmalıdır. Stingo, Sophie ve Nathan ile tanıştıkları pansiyona gider ancak orada herkesi şok içinde bulur. Stingo'yu Sophie ve Nathan'ın siyanür içerek intihar ettikleri odaya çıkartırlar. Stingo, Nathan'ın Emily Dickinson şiir kitabını alarak, sanki yatakta birbirine sarılmış iki bedenin cenazesinde, onlara övgü dolu bir vaaz verircesine “Ample Make This Bed”i (Yatağı Ferah Tut) okur.
Film Stingo Brooklyn’i terk ederken sislenen ekranda Sophie’nin yüzünün giderek kaybolma sahnesi ile sona erer.
Kadro:
Meryl Streep: Sophie Zawistowski
Kevin Kline: Nathan Landau
Peter MacNicol: Stingo
Rita Karin: Yetta
Josh Mostel: Morris Fink
William Styron, romanı Sophie rolü için Ursula Andress’i düşünerek yazdı ancak Meryl Streep bu rolü almaya kararlıydı. Senaryonun korsan bir kopyasını ele geçirdi, Alan J.Pakula’ya giderek bu rolü ona vermesi için adeta ayaklarına kapanarak ona yalvardı. Streep’in karakter yorumu Premiere dergisi tarafından tüm zamanların en iyi üçüncü performansı seçildi.
Film En İyi Kadın Oyuncu dalında (Meryl Streep) Oskar ödülü kazandı, ayrıca Roger Ebert'in 1982 En İyi 10 Film Listesinde 1. sırada yer aldı ve AFI 100 Yıl...100 Film listesine girdi.
Kaynak:
Sophie's Choice (film - Wikipedia, the free encyclopedia)