Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Felsefe

Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir..


Toplumsal Teori Olarak Postmodernizm

Felsefe içerisinde Toplumsal Teori Olarak Postmodernizm konusu: Postmodernizm tartışmaları kültürel teori alanında, modernist sanat biçimleri ve pratiklerinden koptuğu iddia edilen bir dizi kültürel yapıntıyı tanımlayan mimari, edebiyat, resim vb.alanlarda yeni “postmodern” kültür biçimlerinin işaretleri olarak başladı. Postmodernizm,”yüksek ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 17-02-2007, 09:22
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
Blog Başlıkları: 8
Standart Toplumsal Teori Olarak Postmodernizm

Postmodernizm tartışmaları kültürel teori alanında, modernist sanat biçimleri ve pratiklerinden koptuğu iddia edilen bir dizi kültürel yapıntıyı tanımlayan mimari, edebiyat, resim vb.alanlarda yeni “postmodern” kültür biçimlerinin işaretleri olarak başladı. Postmodernizm,”yüksek modernizm”in ciddiyetinin aksine yeni bir ilgisizlik, yeni bir şakacılık ve herşeyden önce Andy Warhol’un ‘pop art’ında somutlaşan, ama aynı zamanda Las Vegas mimarisinin törenlerinde, rastgele bulunmuş nesnelerde, happening’lerde, Nam June Paik’in video düzenlemelerinde, yer altı filminde ve Thomas Pynchon’ın romanlarında ortaya konan yeni bir eklektizm sergiledi. Modernist sanatın ince işçiliğinin, biçimsel bilgiçliğinin ve estetik talep karlığının aksine, ’yüksek kültür’ ve ‘popüler kültür’ biçimlerini karıştıran, estetik sınırları altüst eden, sanatın alanını reklam imgelerini, televizyonun oldukça değişken mozayiklerini, soykırım sonrası nükleer çağın deneyimlerini kapsayacak denli genişleten ve herzaman tüketim kapitalizmini çoğaltarak üreten postmodernist sanat bölük pörçük ve eklektikdi. Yüksek modernizmin ahlaki ciddiyetinin yerini ironi, pastiche, kinizm, ticari tutum ve kimi durumlarda dobra bir nihilizm aldı.

Sonuçta modernizm ‘yüksek sanat’ın yasası ve bir parçası haline gelirken, postmodernizm pop art’da aynı zamanda dönemin mimarisinde, filminde ve edebiyatında görülebilen ‘anything goes’ (her şey uyar) yollu bir popülist estetik sergiledi. Modernist sanatın büyük bir kısmı geleceğe yönelimliydi, yeni olanın karşısında coşkuya kapılıyor ve yeniliği hoşnutlukla karşılıyordu; postmodernist sanat ise bütün bir sanat tarihinden seçilmiş stillerin,biçimlerin ve türlerin eklektik karışımları içinde eskiye nostaljik hayranlığı yeninin karşısında büyülenmeyle kaynaştırdı. Ayrıca, felsefe alanında, Kartezyen-Lockcu-Kantcı gelenekler içinde kurulmuş bulunan iflas halindeki felsefeye ihtiyaç olduğu iddiaları ortaya çıkmaya başladı. (Bernstein,1985;Baynes et.al.,1987). Bu modern felsefe geleneğinin, felsefenin sağlam bir temeli ve felsefi sistemlerin garantisi olarak hizmet edebilecek mutlak bir hakikat yatağı arayışı içindeki boş ve olanaksız rüyalar tarafından yıkıldığı iddia edildi. (Derrida,1976;Rorty,1979). Bunlardan bazıları Batı felsefesinin temel metafizik öngerektirimlerinin köklü sorunlar barındırdığını iddia ettiler; sözgelimi Derrida, çift değişkenli düşünme sisteminin, logosentrizmin ve konuşmayı yazı karşısında ayrıcalıklı kılmanın modern felsefeyi hükümsüzleştirdiğini iddia etmiştir. Derrida ve diğerlerine göre çift değişkenli metafizik sistem kurbanlarını, felsefenin çok özenli bir yapıbozumunu (deconstruction) ve kökten yeni bir felsefi pratiğin ortaya konmasını gerektiren umutsuz metafizik tuzaklara düşürmüştür. Bu iddia, felsefenin postmoderneleştirisinin habercilerini Nietzsche, Heidegger, Wittgenstein ve Dewey’de; Sade, Bataille ve Artaud gibi daha marjinal yazarlarda buldu (Foucault,1970;Rorty,1979).

Habermas (1987) gibi diğer toplumsal teorisyenler ise, tarihte postmodern bir kırılmanın ortaya çıktığı iddialarını reddederek, yeni muhafazakar ideolojinin bir biçimi olarak yorumladıkları postmodernizme saldırmaktadırlar. Bu tartışmalar karşısında, toplumsal teori olarak postmodernizmin en önemli ifadeleri arasındaki farklılıkları ayrıştırmanın ve yeni postmodern toplumsal teorilerdeki merkezi konumları, içgörüleri ve sınırlılıkları birbirinden ayırmanın zamanı gelmiş bulunuyor.

Postmodernistler inter alia (bağlaşıklar arasında oluşmuş-çn) geleneksel felsefi sacayaklarına yaslanmayan toplumsal eleştiri anlayışları geliştirmeye bakarlar. Çabalarının tipik başlangıç noktası felsefenin bugünkü durumu üzerine bir düşünüm başlatmaktır. Richard Rorty ve Jean François Lyotard gibi yazarlar, büyük harfli “F”yle yazılan Felsefenin bundan böyle siyaset ve toplumsal eleştiriyi temellendirme işlevi göremeyeceğini iddia ederler. Temelciliğin terkedilmesiyle birlikte topumsal eleştiri karşısında felsefeyi kurucu söylem rolüne atayan görüşün de terkedilmesi gündeme gelir. Bu ‘modern ‘ anlayışın, eleştirinin herhangi bir evrenselci teorik zemin olmaksızın serbestçe yüzüp gezdiği yeni bir ‘postmodern’ anlayışa yer vermesi gerekir. Artık felsefi olarak demirlememesinden ötürü, toplumsal eleştirinin şekli ya da karakteri değişir; daha pragmatik, ad hoc (yalnızca belli bir durum için; daha genel bir uygulama ya da öncel bir haklılaştırım olmaksızın-çn), bağlamsal ve yerel hale gelir. Ve bu değişmeyle birlikte, entellektüellerin toplumsal rolünde ve siyasal işlevinde buna tekabül eden bir değişme ortaya çıkar.

Böylece,felsefe ve toplumsal eleştiri arasındaki ilişki üzerine geliştirilen postmodern dönüşümde “felsefe” terimi bariz bir değersizleşmeye maruz kalır; tamamen ortadan kaldırılmasa da hacmi küçülür. Ama bu değersizleştirme açıkça savunulurken bile, ”felsefe” terimi üstü örtük bir yapısal ayrıcalığı alıkoyar. Toplumsal eleştirinin ve angaje entelektüel pratiğin değişikliğe uğramış karakterini belirleyen şey felsefenin değişikliğe uğrayan durumudur. Öyleyse yeni postmodern hesapta, felsefe bağımsız değişken olurken, toplumsal eleştiri ve siyasal pratik bağımlı değişkenler olmaktadır.

Lyotard’a göre postmodernizm, günümüz batı medeniyetinin genel bir durumunu adlandırır. Postmodern durum, “büyük meşrulaştırma anlatıları”nın artık inanılır olmadığı bir durumdur. “Büyük anlatı”ibaresiyle kastettiği şey, herşeyden önce, köprü oluşturucu tarih felsefeleridir.


Mehmet Küçük
(Modernite Versus Postmodernite)


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 15-10-2007, 02:40
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
İmdi postmodernizmin tanımı yapılmış yukarıdaki metinde ve "ekletizm"e iliştirmiş yazar "postmodernizm" kavramını özetle.


Öncelikle postmodernizmin kavranması güç, çünkü gerçekten kavranması da güç bir felsefî dönem açıyor önümüze, -açıyor mu gerçekten?-. Sorgulanacak olan, yeni bir dönem mi, yoksa zaten var olan Modernizm'in ceplerinden biri mi olduğu...
Yazarın bunu modernizm'in devamı, yeni yorumu olarak algılamasını yanlış anlamış olabilir miyim...?


Hadi bunu da geçelim, ha yeni ha eski, tam olarak "mevcut durumu" ortaya koyabiliyor mu düşünmek lazım. Bana kalırsa fena bir kapı aralamıyor. Modernite'nin beslendiği rasyonalizm ve idealizmle gelinen noktayla pek de bir işe yaramadığını görmek olası; daha özgür, daha kardeş, daha akılcı yerine, postmodernizmin tanımlamaya kalkıştığı lokal değerler, hiyerarşi ve düzen yerine anarşi ve düzen yıkılmaları vd... Demek ki postmodernizm, bize "Gülverin Ülkesini" yıkıp, "Kramozof Kardeşlerin" ülkesiyle Distopya kuracak gibi, her ne kadar amacı bu olmasa da -ki bir amacı bile olmasa da-...

Üniversite sıralarından rasyonalist bir işletme kuramcısının "kürek"le ilgili ampirik çalışmasını anımsadım şimdi. Adam bir türlü işçi verimini -aslında kârını- artıramıyordu, örneğin küçük çeperli küreklerle az kömür karılıyordu, kürek çeperleri büyüdükçe kömür tonalitesi bir dönem artıyor ama bir süre sonra yine eski halini alıp, düşüyordu. İşçiler, havayı suyu bahane ediyorlar, motivasyon düşüklüklerini primlere bağlıyorlardı; eh primler de arttırılıyor ama bir süre sonra yanyana çalışmadıkları için yalnızlıktan dem vuruyorlardı; yani özetle ne yapılırsa yapılsın "ideal iş" ortaya çıkmıyordu. Tıpki modernitenin ütopyayı yaratamadığı gibi
Geriye tek bir düşünce kalıyor, demek ki ütopya yok, işte bu yokluk üzerine kurulmalı ne kurulacaksa bundan böyle, "umutsuzluğun umudu"*nb...
Sözün tam da burasında Sapfo geliyor aklıma;

"dalın, en tepedeki dalın ucundan
sarkar
elmanın en tatlısı;
bıraktılar orada onu, koparmadılar
sanma ki unuttular,
uzanamadı ki kimse
ta oralara"

Diyorum ki acaba bizim felsefi-sanat alımlama çabalarımız da, postmodernizmle beraber belki de hiç olmayan bir dal, hiç olmayan bir meyve hiç koparılamaycak bir güç müdür? Ve artık o büyük sanat ve sanatçı tanımları yerine, internet sanatçılığı, underground denen daha "alt kültür" bir sanat mı yeniden işlemecelerle kendini var edecektir?

Aklıma Genel Kurmay'ın "postmodern darbe"si geldi birden...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
postmodernizm, olarak, teori, toplumsal


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:32 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info