Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Felsefe

Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir..


Go Oyunu ve Felsefesi

Felsefe içerisinde Go Oyunu ve Felsefesi konusu: Go (Japonca: 囲碁 igo; Çince: 圍棋 [geleneksel] / 围棋 [basitleştirilmiş]; Pinyin wéiqí, vey çi; Korece: 바둑 baduk) tahta üzerinde oynanan iki kişilik bir strateji oyunudur. Go bugün dünya üzerinde oynanan ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 16-02-2007, 00:17
titania
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Go Oyunu ve Felsefesi

Go (Japonca: 囲碁 igo; Çince: 圍棋 [geleneksel] / 围棋 [basitleştirilmiş]; Pinyin wéiqí, vey çi; Korece: 바둑 baduk) tahta üzerinde oynanan iki kişilik bir strateji oyunudur.


Go bugün dünya üzerinde oynanan en eski oyundur. Çin efsaneleri kökenini kral Yao'ya dayandırmaktadır. Bu efsanelere göre Yao oğluna astronomiyi öğrtemeye çalışmaktadır ancak bir türlü oğlu yıldız sistemlerini anlayamamıştır. Bunun için bir tahta üzerine taşları dizerek açıklamaya çalışır ve wéiqí (okunuşu -> veyçi diğer adıyla “go”) burdan doğar. Gonun kökenine ait kesin bulgular ise bundan 2500 yıl öncesine yani Çinli kralların birbirleri ile savaştıkları yıla dayanır.

Han Hanedanlığı zamanında wéiqí gözle görülür şekilde halk arasında yayılmaya başlamıştı ayrıca elit kesim tarafından da kabul gören bir bir hobiydi. Bu devirde wéiqí'yle alakalı düşülen ilk kayıt M.S 127 yılını göstermektedir.

Tang Hanedanlığı zamanında ise wéiqí ilk altın çağını yaşamaktaydı. Bu hanedanlık döneminde wéiqí saraya kadar girmiştir. Tang Hanedanlığı Çin tarihinde ayrı bir öneme sahiptir. Bu hanedanlık zamanında Çin kültürü en yüksek seviyeye ulaşmıştır, ayrıca gelişmiş bir bürokrasi sistemi de kurulmuştu. Kraliyet bürokrasisi çok sayıda eğitimli bürokatı içinde barındırıyordu ve bu yeni bir elit kesimin doğmasına yol açtı. Bunlar da diğer elit kesimler gibi wéiqí ile yakından ilgilenmekteydiler. Wéiqíye olan ilgi ilerki hanedanlıklar zamanında da devam etti. Song kralı Huizong ve Ming başbakanı Zhang Juzheng wéiqínin ateşli tutkunlarıydı. Krallığın 1911'de yıkılması ile (Çin'in diğer bütün toplumsal değerleri gibi) wéiqí de toplum içindeki önemini kaybetti. Ancak Kültür Devriminden sonra wéiqí tekrar toplumun gözünde hakkettiği değeri kazandı.

Efsaneye göre Japonya'ya goyu getiren kişi Çin'in başkenti Çang-an'da görev yapmış olan Japon büyükelçisi Kibi no Makibi'dir. 717 ve 735 yılları arasında Çin'de bilim ve sanatla alakalı çalışmalar yürüten Kibi no Makibi ülkesine dönerken yanında bir adet wéiqí oyunu da götürmüştü. Sonraları bu oyuna "go" adını verdi ve oyun Japonya'da o adla anılmaya başladı. Kibi no Makibi'nin sayesinde oyun kısa sürede aristokratlar arasında yayıldı. Kibi no Bakibi'nin goyu Japonlara tanıtmasından 100 yıl önce de oyunun adı Japon kayıtlarında zikredilmektedir. Zamanla go Japonlar arasında yayılmaya başladı ve ikinci altın çağına girdi. Bu oyunun bugün uluslarası arenada Çince adıyla değil de Japonca adıyla anılmasının sebebide bu altın çağa dayanmaktadır

17'nci yüzyılın başlarında, Edo döneminin başlaması ile Japonya'nın siyasi dengesi tamamen değişmiştir. Tokugawa sülalesinden gelen yeni Şogun, go oyununa o kadar meraklıydı kı; gonun geliştirilmesini ve yayılmasını devlet eliyle desteklemeye başlamıştı, ve kendini "Godokoro" (go başkanı) ilan etti. Ayrıca kendisinin en iyi go oyuncusunu tespit edebileceği, "o-şiro-go" adlı turnuvaların yapılmasını emretti. Bu turnuvayı kazananlar ödül olarak, o zamanlarda inşa edilen dört büyük go okulu için burslar elde ediyorlardı. Bu okulların adları şöyledir: Honinbo okulu, Inoue okulu, Yasui okulu ve Hayaşi okulu.

Bu dört okul arasındaki büyüt rekabet go oyuncularının seviyesinin yükselmesine sebep oldu. O zamanki go oyuncularının seviyesine bugüne kadar kimse ulaşamamıştır. Ayrıca bu zaman diliminde dövüş sporlarından esinlenilerek rütbe sistemi de geliştirilmiştir. Edo Dönemi'nin en iyi go oyuncusu kendi adıyla anılan açılışı bulan Şusaku Kuwahara'dır. 33 yaşında koleradan ölünceye kadar 19 kez ardı ardına o-şiro-go şampiyonluğunu kazanan Şusaku'nun bulduğu Şusaku Açılışı, 20. yüzyılın ortalarına kadar yaygın olarak kullanılmıştır.

Tokugawa Şogunluklarının yıkılmasından sonra yönetimin go okullarına verdiği destek de son bulmuştur. Bugün Japonya'da en güçlü oyuncuların yetiştiği Honinbo okulu onuruna Honinbo Turnuvası düzenlenmektedir.

Go uzunca bir süre(satrançda olduğu gibi) sadece erkeklerin oynadığı bir oyun olmuştur. Turnuvaların bayanlara açılması ve bayan oyuncuların arasından gittikçe daha güçlü oyuncular (özellikle Rui Naivey) çıkması, bayan go oyuncularının da erkek rakipleri kadar yetenekli olduğunu ispatlamaktadır.

Son 20 yılda Çin'de ve Kore'de meydana gelen go çılgınlığı, Japonya'nın uluslararası turnuvalardaki hegemonyasını kaybetmesine yol açmıştır.

Go, Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da 100 yıldır tanınmasına rağmen hâlâ çoğunlukla Asyalıların oynadığı bir oyundur. Dünya çapında büyük çoğunluğu Uzak Doğu'da olmak üzere 100 milyondan fazla go oyuncusu olduğu tahmin edilmektedir.

Japonya'da 10 milyona yakın go oyuncusu olduğu tahmin edilmektedir. Go oyuncularını konu alan Japon anime ve manga serisi “Hikaru no Go”, gonun çocuklar ve gençler arasındaki popüleritesini büyük şekilde artırmıştır. Bugün dünya üzerindeki go klüplerinin, go şirketlerinin, genç go oyuncularının sayısı hızla yükselmektedir.

"Tarihin derinliklerinden bugüne dek, yeryüzünde iki aynı Go oyunu oynanmamıştır"
(Anonim)




Go ve Felsefe

Gonun filozofik yönünü ve kültürel değerini açıklalayan çeşitli efsaneler vardır. Bir efsaneye göre eski zamanlarda yaşamaş bir Çin kralı oğluna disiplini, konsentrasyonu ve ruhsal dengeyi öğretmek için bu oyunu icat etmiştir. Kralın oğlu büyüyünce büyük bir go oyuncusu olmakla kalmayıp aynı zamanda dengeli bir kişiliğe sahip bir kral olmuştur. Diğer bir efsaneye göre eski Çin generalleri savaş alanını akıllarında daha iyi canlandırabilmek için yanlarında bir adet tahta ve çok sayıda taş götürüyorlardı ve oyunun kökeni bu yönteme dayanıyordu. Bu efsanelerde de gonun iki temel özelliğine vurgu yapılmaktadır; kendini kişiliğini geliştirmek ve iki olgunun çarpışmasını resmetmek. Go hakkındaki efsaneler çoğu kez, Taoizm'den kaynaklanan, ve go oyununun da temel güçleri olan Yin ve Yang'a da değinirler.

Go sadece mantıkla kavranabilecek bir oyun değildir. Onun karmaşık ve derin yapısını anlamak için kuvvetli iç güdüler ve çok fazla tecrübe gereklidir. Bu noktada go Budizm'in "mantığa dayanan bir aydınlama sadece aldatıcı bir aydınlanmadır" felsefesiyle de uyuşmaktadır.

Goda aşırı cesaret ile korkaklık, güvenlik ile risk, saldırı ile savunma arasında (aslında temeli Uzak Doğu dinlerine dayanan) mükemmel bir denge vardır. Go ile diğer batılı oyunlar arasındaki en belirgin fark tamamen kazanma veya rakibi tamamen yok etme(satrançdaki şah-mat gibi) diye bir durumun olmamasıdır. Kazanan oyuncunun diğer oyuncudan farkı, daha fazla alan kontrol etmesidir. Kaybeden oyuncu tamamen yok olmuş değildir sadece diğer oyuncudan daha az alan kontrol etmektedir.

"Savaşmak, go oyununda anahtar olarak değil, sadece en son çare olarak kullanılır." (Zhong-Pu Liu, 1078 yılında Song döneminde)


kaynak:Almanca Wikipedia
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 20-02-2008, 12:20
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Zonguldaklı bir arkadaşımız vardı, doğal bir mantık zekasına sahipti, sonradan bölüm birincisi oldu, onlar oynarlardı sınav geceleri bu oyunu; internetteki strateji oyunlarını bir kez bile oynamadığım gibi benim oyun merakım hiç olmadı, kağıt oyunları dışında hiçbir oyuna iştirak etmeyi sevmem, hâlâ da zûl gelir...

Oyunun disiplin, strateji ve sabır gerektirdiğini söylemiş makale, aslına bakarsanız mantığını kavramakta epeyce zorlandığım oyunlar yanında go'nun mantalitesi çok basit velakin oynaması özellikle de tahta genişledikçe zor. İlkokul yıllarından bildiğimiz SOS gibi bir mantığı var, ama elbette biraz daha karışık. Zihnî bir antreman aslına bakarsanız.

Bana metin yalnızca şunu çıkarsattı, insan-soyunun kendini derinleştirmek adına çabası hiç bitmemiş, kültür devrimleri de hep evvelinden erkeği sarmış sarmalamış doğal olarak, kadınlar bitki ya da hayvanlardan farksızmış demek geçmiş yüz yıllarda.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 20-02-2008, 12:26
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
çok güzel bir oyun ama itiraf edeyim benide kasıyor..
yalnız ben bilgisyarada ki strateji oyunlarını seviyorum..ama onlar beni devirdiğinde kızıyorum çok..olsun..

yine de kağıt oyunları tek geçerim bu konuda..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 20-02-2008, 17:17
Sorgenatt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-02-2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 8
İlk olarak Şibumi'de duymuştum adını ve oynamaya başladım kendi çapımda..Zorluyor gerçekten de..

Ortaokuldayken go ya benzer bir şey oynuyormuşuz farkında olmadan,o aklıma geldi şimdi..Kareli kağıtlarımızla devlet (ya da nokta savaşı) dediğimiz bir oyundu bu,az sayfa yırtmadık onun için,az kalem tüketmedik(:
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 29-02-2008, 01:01
mido - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gewehr 43
 
Üyelik Tarihi: 26-02-2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 11
Bence Go’nun ilk dikkati çeken özelliklerinden biri,sadece birkaç kurala sahip olmasına karşın sonsuz açılımları doğurmasıdır. Go icat edildiğinden beri her bir hamlesi birbirinin aynı olan tek bir oyun bile yokmuş.Tahtada bir sağa ya da bir yukarı oynanan taş bütün oyunun akışını, dengeleri değiştirir; hiçbir zorunlu hamle dizisi yoktur, belli yerlere oynanan hamlelere belli yanıtlar verilmesi gelenekleşmişse de, gelenekler zaten bozulmak içindir. Bence;go bir anlamda, her bir hamlede evrenin ahenkine kusursuz bir uyum içerisinde kalınarak oynanmasını gerektirir; bu da, elbette, bu ahenkle aynı ritmdeki bir ruhsal durumu zorunlu kılar. Go’da (esir düşerek tahtadan kaldırılmış taşlar, ‘iki gözünü yapmış’ gruplar ya da oyun sonu dışında) hiçbir kesin durum yoktur, dengeler her an değişebilir, büyük farkla önde götürülen bir oyun bir anda kaybedilebilir, ‘tamam burası benim’ dediğiniz bir alan bir anda işgal edilebilir, ava giden avlanabilir; bu anlamda, go’da boş bulunmaya, dikkatsizliğe, konsantre yitimine, ‘gerçeği’ gözardı etmeye yer yoktur. Oynadığınız oyun bir camcının üfleyerek oluşturduğu cam nesne gibidir, benliğinize ne denli söz geçirebilir ve nefesinizi ne denli kontrol edebilirseniz, istediğiniz sonuca o denli yaklaşabilirsiniz, nefesinizden ya da elinizden çıkan en ufak hata ise camın şeklini bir anda bozacaktır. Tabii, yapabileceğinizin en iyisini ortaya koyup yenilmek de seçenekler arasındadır, o zaman da daha katedecek yolunuz olduğunu size ne güzel anlattığı için rakibinizin önünde saygıyla eğilmektir elinizden gelen.
Go’nun bir güzelliği alt seviyedeki oyuncuların üst seviyedeki oyuncularla başabaş maç yapabilmesidir. Üst seviyedeki oyuncunun (aralarındaki fark göz önüne alınarak) alt seviyedeki oyuncuya birkaç taş avans vermesi, başabaş bir oyun oynayabilmelerini sağlar.

Go bir kurmaca oyunudur. Tahtada oyun bir şekilde gelişir, iki oyuncunun zihnindeyse o oyunun pek çok farklı varyasyonu oynanır. Her hamleden önce oynanabilecek hamleler ve bunlara karşı verilebilecek yanıtlar zihinde evrilir çevrilir, hamlelerden sonra oluşacak şekiller tasarlanmaya çalışılır, ama yaşamda olduğu gibi seçenekler bol fakat tercih tektir. Her yeni hamlede kurgular bozulur ve yeni kurgular oluşturulur. Bu yüzden ‘zihinde canlandırma’ go oynamanın en önemli şartlarından biridir. Burada bir noktanın altını çizmem gerekir; hesaplama, hamle sayma bir yere kadar işe yarar, özellikle oyunun başlangıç safhasında bütün olasılıkları hesaba katmak zaten olanaksız olduğundan, (ustaların dediği gibi) saymaktan ziyade şekillerin güzelliğine-çirkinliğine bakmak daha önemli hale gelebilir. Yani ‘zihinde canlandırma’nın yanısıra ‘güzel şekil bilgisi’ ya da ‘göz eğitimi’ de bir o kadar önemlidir.

Go bir denge ve sahip olduklarınızı en verimli şekilde kullanma oyunudur. Saldırı ile savunmanın, tahtadaki belli bölgeler ile tahtanın bütününün, hesap-kitap ile sezgilerin dengesidir her an gözetilmesi gereken. İyi bir oyun çıkarmanın şartı aynı anda birkaç bakışa sahip olabilmektir; aynı yere farklı açılardan bakabilmek, yani hem taşlarınızın içinde bulunduğu durumu (tehlikede olup olmadıklarını, ne tür tehditlerle karşılaşabileceklerini, birbirleriyle birleşip nasıl birbirlerine destek olabileceklerini, rakip grupların başlarına nasıl bela olabilecekleri), hem rakip taşların durumunu, hem belli bölgelerde geçen savaşları hem de tahtanın bütünündeki durumu her bir hamlede tartmak gerekir. Ne tek başına savunmanın ne de tek başına saldırının faydası dokunmaz; tek bir hedefe saplanmak diğer hedefleri ıska geçmek anlamına gelir. En güzel hamle herhalde hem savunan hem saldıran, hem tek bir grubu pekiştiren hem de müttefik gruplarla bağ kuran, bu arada da rakip grupları bölen hamledir (ne ideal ama!). Sonuç itibarıyla go bir savaş oyunudur, ele geçirilecek araziler vardır, arazilerin tamamını (dünyayı) ele geçirmek imkansıza yakın bir düştür, bu dünyada olabildiğince yayılmak, orduları dar alanlarda sıkıştırmadan birbirlerini desteklemelerini sağlamak ve aynı anda birkaç ordunun gücünden birden yararlanmak daha çok arazi kapmayı getirecektir. Burada kilit nokta, elinizdeki gücü azami verimlilikte -tek bir amaca değil birkaç amaca yönelik olarak- kullanabilme sanatıdır.

Tabii, belki de en önemlisi, go bir zerafet oyunudur. Uzakdoğu kültürünün diğer unsurlarında da rastlanabileceği gibi, iyi bir oyuncu oyununa bir sanat eseri, güzel bir yaratı olarak yaklaşır. Kötü bir hamle sadece kaybetmeye yol açacağı için değil, güzelliği, ahenki, yaratıyı, zihinsel akışı, ruhsal dinginliği bozacağı için kötüdür, beyaz bir kağıt üzerindeki siyah leke gibi batar bu hamle çünkü iyi düşünülmemiştir, benlik hırsa, kibire ya da korkaklığa kapılmıştır, olasılıklar silsilesinden oluşan evrene tek bir seçenek dayatılmıştır, ‘gerçek’ten uzaklaşılıp yanılsamalarda kaybolunmuştur.



Go, aklı başında delilere...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 29-02-2008, 14:27
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
Hira Doğrul..
siz unuttunuz heralde yazmayı o bakımdan ben yazayım dedim yazının sahibini

resmen oyuna hayran ne de güzel anlatmış..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 29-02-2008, 14:59
tostaky - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
remayise munzuri
 
Üyelik Tarihi: 03-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 334
-İnternette kısa bir araştırma yaptım ama kafam allak bullak oldu, ilginç bir oyun, felsefesini anlamak için henüz o zihin olgunluğuna erişemedim sanırım neyse satranca devam edeyim ben


vermediğiniz bir şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 02-03-2008, 03:04
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Alıntı:
Lilith´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Hira Doğrul..
siz unuttunuz heralde yazmayı o bakımdan ben yazayım dedim yazının sahibini

resmen oyuna hayran ne de güzel anlatmış..
Bu tip notlar önemli Lil, teşekkür ederim. Mido yeni bir üye ve ben de metni senin iletine kadar okuyup, takip edilmesi gereken üyeler olarak tam da aklıma yazmaya hazırlanıyordum ki, aynı ivedilikle siliyorum.
Bu site kopyala yapıştır yetmedi altına da imzanı at (boş imzalı metinler kendi imzasını atmadır lakin) sitesi olmamalı.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
felsefesi, oyunu


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:31 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info