Kumarbaz Argümanı
...ellerim bağlı, dudaklarım mühürlü;bahse girmeye zorlanıyorum ve özgür değilim ; sımsıkı bağlanmışım ve öyle bir yaratılışım var ki inanmak elimden gelmiyor. benim bu halde ne yapmamı istiyorsun?-" bu doğru, ama hiç değilse şunu kafana sok ki , eğer inanmak elinden gelmiyorsa, bu ihtirasların yüzünden, çünkü akıl seni inanmaya itiyor, ama sen bunu yapamıyorsun. o zaman kendini tanrının varlığına ilişkin kanıtları arttırarak değil , ihtiraslarını azaltarak ikna etmek üzerinde yoğunlaş. inancı bulmak istiyorsun ve yolunu bilmiyorsun. tedavi olup inançsızlıktan kurtulmak istiyorsun ve devasını soruyorsun: bir zamanlar senin gibi olup da şimdi sahip oldukları herşeyi bahse yatıranlardan ders al. senin izlemek istediğin yolu bilen , kurtulmak istediğin hastalıktan kurtulmuş olan insanlar bunlar: onların en başta izledikleri yolu izle. onlar sanki inanıyormuş gibi davranmışlardı, kutsal suyu içmişler, ayinlere katılmışlardı vb. bu yol gayet doğal bir biçimde inanmanı sağlayacak ve sana yol gösterecektir.
(B. Pascal- Fragmanlar,223. fragman)
Filozof ve matematikçi Blaise Pascal'ın yazılarından çıkan ve genellikle 'Pascal ın tutuştuğu bahis' olarak bilinen Kumarbaz Argumanı nın amacı Tanrı nın var oluşuna ilişkin bir kanıt sağlamak yerine,akıllı bir kumarbazın Tanrı nın var olduğu alternatifine oynamasının yapılacak en iyi iş olduğunu göstermektir...
:: Makale : Pascal'
Tanrı ' nın varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğine ileri süren yaklaşım agnostisizm (bilinemezcilik )olarak adlandırılır.
Agnostisizm , Tanrı'nın varlığının yanında ya da karşısında yer almaz. Agnostikler Tanrı'nın varlığına ya da yokluğuna ilişkin bir "bilgi" edilemeyeceğini savunurlar.
17. yy Fransız filozofu Blair Pascal ın bu konudaki düşünceleri ilgi çekicidir. O agnostiklere Kumarbaz Argümanıyla 4 seçenek sunar:
Tanrı'nın varoluşuna oynayıp kazanırsak (yani, Tanrı'nın varoluşuna oynayıp kazanırsak (yani, Tanrı var ise eğer), o zaman kazancımız -bir büyük ödül olarak- ededî yaşamdır. Bu seçimi yapmış isek ve de Tanrı'nın varolmadığını bir şekilde ortaya çıkmış ise, kaybımız ebedî yaşam imkânıyla kıyaslandığında pek büyük bir kayıp sayılmaz: Dünyevî birtakım hazları kaçırmış, birçok saati ibadetle geçirmiş ve hayatımızı bir yanılsama içinde geçirmiş olabiliriz.
Tanrı'nın varolmadığı alternatifine oynamayı seçer ve kazanırsak (yani, Tanrı var değilse eğer), bu takdirde (en azından bu bakımdan) yanılsama içinde bu dünyadaki hayatın hazlarına, ilahî ceza korkusu duymadan, düşkünlük göstermek açısından tam bir özgürlüğün keyfine varırız. Fakat bu alternatife oynar ve kaybeder isek (yani, Tanrı'nın varolduğu ortaya çıkarsa), bu takdirde en azından ebedî yaşam şansını kaçırdığımız gibi, ebedî bir cehennem mahkûmiyeti tehlikesiyle dahi karşı karşıya kalabiliriz.
|