|
|
| Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir.. |
yanlış anlamaların dünyasıFelsefe içerisinde yanlış anlamaların dünyası konusu: Alıntı:
madun yabgu ´isimli arızadan alıntı
sorunun en derinine inersek mesela ilkel komünizm döneminde topraklar ortakken birisi bu toprak benimdir diye zorla elkoymuş.daha sonrada toprağı kendi işleyemez duruma gelince yanına ...

08-07-2010, 22:33
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
madun yabgu´isimli arızadan alıntı
sorunun en derinine inersek mesela ilkel komünizm döneminde topraklar ortakken birisi bu toprak benimdir diye zorla elkoymuş.daha sonrada toprağı kendi işleyemez duruma gelince yanına birilerini almış bu toprak benimdir ben çalışmam siz çalışıp yaşamanızı devam ettirecek kadar(hatta o kadarda değil)alıp ki bu çok az bi kısımdır gerisini bana vereceksiniz.sonra bunu satar veya kullanır.yani zorla elkoyduğu toprağı başkalarını çalıştırarak kendide çalışmayarak onları sömürür.işçi ürettiğinin tamamını almaz çok az bi kısmını alır.üretenin sadece o olduğu halde.sonuç kendisinin olmadığı toprağı kendide çalışmayarak üstüne başkasının emeğini kullanarak sömürür.bu artı değer sömürüsünü karl marx bulmuş bakuninde bunu doğru kabul etmiştir.anarşiştler din devlet sermayeye karşı çıkar. siz ne yazıkkı sermayeye karşı çıkmıyorsunuz.
|
Arkadaşım, ben ilkel komünal dönemden bahsetmiyorum.. Günümüzde işçilerin nasıl sömürüldüğünü soruyorum.. Buna her hangi bir cevabın var mı?
Eğer bu tanımlamandan, 'zorla el koyduğu topraklar'ı çıkarıp bir işletmeye örnek gösterirsen daha iyi olur.. O zaman işçilerin nasıl sömürüldüğünü daha iyi anlatabilirsin.
'Zorla el koyduğu topraklar' ifadesini çıkarıp, sahip olduğu sermaye ile (fabrika, teçhizat vs.) talep ettiği işgücünü birleştirip, üretim yapan kişiden bahsedersek daha anlamlı olabilir.
Bir müteşebbisin (girişimci), işgücü talep etmesi (tabii ki işgücünün de emeğini arz etmek istemesi) ve bu arz-talep dengesi ile aralarında anlaştıkları (emeğinin değeri olan) bir 'fiyattan', işçiyi işgücüne katmasında nasıl bir sömürü düzeni vardır??.. Ben bunun açıklamasını istiyorum.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

08-07-2010, 22:36
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2010
Yaş: 17
Mesajlar: 44
|
|
Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı
İşin psikoloji tarafına girmek istemiyorum.. Ama gerek ekonomi, gerekse felsefi konulardan sorunlu bir kaç yerin daha altını çizmem gerekiyor.
Piyasa ekonomisinin kartellere tahammülü olmadığını, tröst/kartel/monopol gibi tek elci yapılanmaların 'tam rekabet' fikrine aykırı olduğunu, bu yüzden de bu tür yapılanmaları önlemek amacıyla yasalar çıkarıldığını bilmen gerekir.
Zaten Piyasa ekonomisi savunusu yapan Özgürlükçüler de (Liberaller, Liberteryenler), bireyin özgürlüğünü savunup, sınırsız özgürlüğe karşı çıkıyorlar.. Bireylerin bir takım 'doğal haklar'ından veya toplum tarafından oluşturulan bir 'Sosyal sözleşme' ile veya toplumun toplam faydasını arttırma yönünde bir araç sağlayan 'Faydacı' akımlardan bazılarının savunusunu yapıp, 'Özel mülkiyet hakkı, ifade hakkı, girişim/yatırım hakkı, yaşama hakkı, istediğini üretme/tüketme hakkı, seyehat hakkı vb.' daha birçok insan hak ve özgürlüğüne müdahale edilmemesi gerektiğini ve bunun kontrolünü de devletin sağlaması gerektiğini düşünüyorlar.. Yani sınırsız özgürlük istemi diye bir şey söz konusu değil.
Hiç kimse başkasını düşünmek zorunda değildir.. Sen bunu söyleyerek bile, başkasının özgürlük alanına müdahalede bulunuyorsun.. Onun neyi düşünüp/düşünemeyeceğine karar veriyorsun.
|
ister küçük olsun ister büyük yanında işçi çalıştıran o işçiyi sömürür.bu haklar başkalarının haklarını gasp ederek olunuyor.hyr sadece düşüncemi ifade ettim.bence toplumun içindeyse başkasınıda düşünecek.
|

08-07-2010, 22:40
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Fabrikada çalışan işçiler, o fabrikayı işletenler olamadığı sürece işleten kim olursa olsun çalışanları sömürür. Anarşizm aracıları devreden çıkarır marksizm ise işçi temsilcisini işletmeci yapar ki bu noktada işçi açısından tek değişen sömürenin toplumsal kimliğidir, sömürünün olmaması değil.
|

08-07-2010, 22:50
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
madun yabgu´isimli arızadan alıntı
ister küçük olsun ister büyük yanında işçi çalıştıran o işçiyi sömürür.
|
Alıntı:
Orgon´isimli arızadan alıntı
Fabrikada çalışan işçiler, o fabrikayı işletenler olamadığı sürece işleten kim olursa olsun çalışanları sömürür.
|
İşgücüne katılan bir işçiye 'emeğinin değeri olan fiyat' verildikten sonra, o işçinin nasıl sömürüldüğünü hala anlamadım.. Ayrıca işverenin de 'sermayesi' vardır.. Yani emeğin 'verimini' arttıran bir araca sahiptir.
Örneğin; Bir işletme sahibi, ürettiği ürünleri satmak amacıyla önceden A bölgesine ihraç ettiği ürünleri, sonradan B bölgesine ihraç ediyorsa ve elde ettiği karı %100 arttırıyorsa, burada elde ettiği kar neden işçiye kalsın?
İşçinin ürettiği ürünün değeri kadar ücret alacağı veya diğer bir deyişle ürettiği ürünün değerini, o ürünü üretirken ortaya çıkardığı maliyet olacağı görüşü, klasik emek değer teorisidir.. Ve klasik iktisatçılardan, Ricardo vs. tarafından öne sürülmüştür.. Bu görüş, daha sonraları Marjinalistler adını alan ve Marjinal Fayda kavramını ekonomiye katan iktisatçılar tarafından çürütülmüştür.. Ve günümüzde bir ürünün değerini Marjinal Fayda'sının belirlediği görüşü yaygındır.. Buna da Subjektif Değer Teorisi diyorlar..
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

08-07-2010, 23:04
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2010
Yaş: 17
Mesajlar: 44
|
|
|
bu sorunun kaynağı o zamanlardır.işletmede olabilir.ama o zamanda burjuvalar bu benimdir diyor.o yüzden o zamana kadar gitmek gerekiyor.o teçhizatı sermayeyi kendi başına yapmamıştır.ilk olarak sermayenin başlangıcı zorla elkoymadır.ikinciside sermayenin devamıda işgücünün işidir.burjuvanın yaptığı oturup para saymaktır.sorduğunuz sorunun cevabı sermayeyi kendisi yapmış olmaması.2.üretici gücün yani işçinin ürettiğinin tamamını almamış olması onu bir asalağa yani burjuvaya satmasıdır.
|

08-07-2010, 23:10
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Marjinal faydacılar açısından nasıl çürütülmüştür? Bu çürütülmüştür kısmı evrim teorisini çürüten dindarlar gibi geldi bana biraz. Marks zaten kapital de o tarz yan ayarlamaların hepsini teorize etmiş artı değer kuramında bir hatası yok, sorun bunu devredebn çıkarabilmek için bir geçiş aşamasının gerektiği kısmından başlıyor marksistlerle anarşistler de bu noktada ayrılırlar temelde.
Girişimcinin sermayesinin kaynağı nedir? Gökten mi gelir? Girişimcinin emek üzerinden edindiği bu denli yüksek meblağnın varlığını işçiye gereken ücret verilmiştir şeklinde geçiştiremezsin çünkü işveren sadece işletmenin mülkiyet hakkını satın almıştır o işletmeyi yoktan kendisi var etmiş değildir. Dolayısıyla üretim araçlarının özel mülkiyeti, o üretim araçlarının üretimi toplumun ihtiyaçlarına yönelik oluşturuldukları için özel kişilere tapulanamaz diyen Marks ın teorisinde bir hata yok. Devlet de başlangıçta aynı şeyi yani işçilerin üretiminden sağladığı karla zengin olan girişimcilere kapitalist dönemde hepsini vergilendirmiş olması sayesinde en büyük yaptırım gücüne kavuşmuşken, zamanla feodal kalıntıların da tamamen temizlenmesi sonucunda ekonomik açıdan giderek devreden çıkmasıyla birlikte siyasi oluşumlar ve yönetim organizasyonu sermayenin çıkarlarına göre şekillenmeye başlamıştır.
Bunu neyle çürütüyorsun marjinal fayda kuramı da nedir yani ejkonomik temeli yok ıop tür ayrıntı kurcalayan fikirlerin çünkü sistemin ana çalışma prensibini önemsemeyip en iyi kar nasıl elde edilir, en az maliyetle üretim nasıl yapılabilir ona odaklanıyorlar.
Ne yani üretici olan işçi ürettiğinden pay alma hakkına sahip değil dolayısıyla da uluslar arası antlaşma yapabilme hakkına sahip değil ama özel mülkü olan girişimci kendisine tapulanmış fabrikaları sayesinde devlet başkanıyla amerikaya giderek yeni pazar elde edince buradan elde edeceği kara karşılık olarak işçiye bir borcu yok öyle mi? Güzel düşünce bir kapitalist için ama bu şekilde bir yere kadar çalıştırabilirsiniz o işçileri zamanla sendikalar da yetmeyecektir kandırılmalarına. O zamanda sermayedarlar ekonomiyi kurtarmak için kriz yaratıp o da olmazsa savaş çıkaracaktır ve kimse nedenin onlar olduğunu bilmeyecektir. Marjinal fayda kuramı işin bu kısmından bahsetmez tabi. 
Konu Orgon tarafından (08-07-2010 Saat 23:15 ) değiştirilmiştir..
|

08-07-2010, 23:16
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
madun yabgu´isimli arızadan alıntı
bu sorunun kaynağı o zamanlardır.işletmede olabilir.ama o zamanda burjuvalar bu benimdir diyor.o yüzden o zamana kadar gitmek gerekiyor.o teçhizatı sermayeyi kendi başına yapmamıştır.ilk olarak sermayenin başlangıcı zorla elkoymadır.ikinciside sermayenin devamıda işgücünün işidir.burjuvanın yaptığı oturup para saymaktır.sorduğunuz sorunun cevabı sermayeyi kendisi yapmış olmaması.2.üretici gücün yani işçinin ürettiğinin tamamını almamış olması onu bir asalağa yani burjuvaya satmasıdır.
|
Müteşebbis sahip olduğu sermayeyi (Yasal olarak); 1- Önceden işçi gibi çalışarak ve (tüm diğer sektörlerde) doğru yerde doğru yatırımlarda bulunarak elde etmiştir.. 2- Kredi vs. almış olabilir.. Bu aldığı krediyi doğru yerde kullanmıştır.. 3- Miras kalmış olabilir.. Bir insanın sahip olduğu mülkü, istediği kişiye bırakması da onun hakkıdır.
Şimdilik aklıma bunlar geliyor.. Ama hiçbir şekilde zorla el koyma diye bir şey olduğunu sanmıyorum.. İnsanların mülklerine zorla el koyan ve bu konuda da her hangi bir yargılanmaya konu olmayan genel olarak devletlerdir.. Bunun dışında nasıl bir el koymadan söz ettiğini bilmiyorum.
Ayrıca İşverenler, sahip olduğu sermayeyi kullanabilmek için illa onu kendisi mi yapmış olması gerekiyor.. Sosyalist bir ekonomide de üretim araçlarını devlet kontrol eder.. Peki üretim araçlarını devlet mi yapmıştır??.. Neden devlet üretim araçlarına sahip oluyor??
Yani mülkiyet hakkının 'olmaması' bir durum söz konusu değildir.. Ya mülkiyetin özel kesime ait olduğunu kabul edeceğiz, yada devlete ait olduğunu.. Çeşitli ekonomi düşünürleri ise, hem rekabetin etkinliği ve verimliliği arttırmasından dolayı, hem de bireylerin kendilerine ait mülkleri (kar motivasyonu ile) daha etkin kullanacağından dolayı, özel mülkiyetin gerekçelendirildiğini düşünüyorlar.
İşçinin de, arz talep mekanizmasıyla emeğinin değerini aldığını ise söylemiştim.. Bunun dışında günümüzde işçiler tek tek işverenle sözleşme yapmıyorlar.. Sendikalara üye olup, daha güçlü bir aygıt ile emeklerinin değerini talep ediyorlar.. Ve yine işverenle, işçi sendikasının anlaştığı yerde fiyat oluşuyor.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

08-07-2010, 23:28
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
|
Marks zaten kapital de o tarz yan ayarlamaların hepsini teorize etmiş artı değer kuramında bir hatası yok..
|
Ben nasıl da göremedim bunu
Alıntı:
|
Dolayısıyla üretim araçlarının özel mülkiyeti, o üretim araçlarının üretimi toplumun ihtiyaçlarına yönelik oluşturuldukları için özel kişilere tapulanamaz diyen Marks ın teorisinde bir hata yok.
|
O üretim araçlarının üretimi, toplumun ihtiyaçlarına yönelik oluşturulmamıştır.. Burası hatalı.
Alıntı:
|
Devlet de başlangıçta aynı şeyi yani işçilerin üretiminden sağladığı karla zengin olan girişimcilere kapitalist dönemde hepsini vergilendirmiş olması sayesinde en büyük yaptırım gücüne kavuşmuşken, zamanla feodal kalıntıların da tamamen temizlenmesi sonucunda ekonomik açıdan giderek devreden çıkmasıyla birlikte siyasi oluşumlar ve yönetim organizasyonu sermayenin çıkarlarına göre şekillenmeye başlamıştır.
|
Devletin ekonomik yaşamdan çekilmesini, bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahale etmekten uzaklaşmak ve verimsiz/etkinsiz üretimden uzaklaşmak olarak yorumluyoruz.. Kıyada köşede kalmış Marxistler ise yukarıda söylediğin gibi yorumluyorlar, haklısın.
Alıntı:
|
en iyi kar nasıl elde edilir, en az maliyetle üretim nasıl yapılabilir ona odaklanıyorlar.
|
En verimli üretim nasıl yapılır, en az maliyetle üretim nasıl yapılır gibi sorunlar, ekonomi biliminin sorunlarıdır zaten.. Ekonomi bilimi bu tür konularda yanıt bulmaya çalışır.. Bu yüzden normal.
Kriz yaratma konusuna vs. ise yanıt verme gereği duymuyorum.. Paranoyalarla uğraşacak zamanım yok.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

08-07-2010, 23:29
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Evet müteşebbis kapitalist yasalara göre yaptığı işlerde yasal hareket etmiştir. Kapitalist yasalar açısından müteşebbise sömürücü demek, kapitalist devlet kanunlara aykırıdır. Anladım seni  ))
Özel mülkiyetin olmaması durumu imkansız değildir, üretim araçlarının ya kişilere ya da devlete ait olması gerektiği iddiası kuruntudan ibarettir. Dünyayı sürdürenler ne şirket sahipleri ne de devletlerdir, aslında topyekün insan çalışması zaten varolan yaşamın sürdürücüsüdür ancak onlardan bu hak alınıp gerektiğinde birbirlerine karşı kulanılır ki ortadan kalkması gereken de budur o kadar. Devleti ve mülkiyeti bu kadar büyütmeyin gözünüzde.
|

08-07-2010, 23:39
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Ya kes, boş boş konuşuyorsun laf olsun diye ortada bir şey yok.
Alıntı:
|
Ben nasıl da göremedim bunu
|
Vay anasını sangre görememişse demek ki yok öyle bir şey, ben nasıl düşünemedim bunu.
Alıntı:
|
O üretim araçlarının üretimi, toplumun ihtiyaçlarına yönelik oluşturulmamıştır.. Burası hatalı.
|
Hata buldu bak şimdi de. Mübarek iktisat profesörü burası hatalı dedi tamam . Demek ki hatalı sayacaz artık o öyle dedi. Demiryolları , ulaşım sektörü, havayolları, tarım üretimi falan insan ihtiyaçlarından hareketle oluşmadılar doğru gökten emir geldi, tanrı ol dedi oldu hepsi. Ya da girişimciler yaptı bunları yoktu normalde bu tür şeyler.
Alıntı:
|
Devletin ekonomik yaşamdan çekilmesini, bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahale etmekten uzaklaşmak ve verimsiz/etkinsiz üretimden uzaklaşmak olarak yorumluyoruz.. Kıyada köşede kalmış Marxistler ise yukarıda söylediğin gibi yorumluyorlar, haklısın.
|
Liberallerin tekerlemesi de bu. Nerede durduklarından habersiz oldukları için işleri güçleri Marks ı küçümsemek olmuştur ben çok gülüyorum buna. Devletin kendiliğinden hem de sermatye de devletten aldığı yetkilerle kendine yeni pazarlar açarken, devreden çıkması gerektiği gibisinden tutarsız idealist söylemlerde bulunup dururlar kıyıda köşede. Ama hiç bir zaman o yönde bir eğilim olmaz o ayrı konbu üstelik hala kapitalizm varken.
Alıntı:
|
En verimli üretim nasıl yapılır, en az maliyetle üretim nasıl yapılır gibi sorunlar, ekonomi biliminin sorunlarıdır zaten.. Ekonomi bilimi bu tür konularda yanıt bulmaya çalışır.. Bu yüzden normal.
|
Eh kapitalist ekonomiyi ekonominin kendisi zannedip iktisattan ayrı düşünen bir zihniyetin, makro ekonmomiden habersiz olup minimalist yaklaşımlarla şirket karı zararı açısından ekonoomiyi para kazanma durumuna indirgemesi de normal.
Krizi de marksistler hangi şirketin başlattığına kadar bilirler. Embesil olanlar da buna paranoyaklık der el kaide yapmıştır kesin  )
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:42 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|