|
|
| Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir.. |
yanlış anlamaların dünyasıFelsefe içerisinde yanlış anlamaların dünyası konusu: insan insan olduktan sonra bence tarih yanlış anlamaların tarihi oldu.insanın ataları veya daha önceleri ihtiyaçlarını karşılamak için savaştılar,ortak yaşam içinde olsalarda savaş içinde oldular.ama insan toplumsallaşmaya ve iyi biri olma ...

06-07-2010, 23:30
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2010
Yaş: 17
Mesajlar: 44
|
|
yanlış anlamaların dünyası
insan insan olduktan sonra bence tarih yanlış anlamaların tarihi oldu.insanın ataları veya daha önceleri ihtiyaçlarını karşılamak için savaştılar,ortak yaşam içinde olsalarda savaş içinde oldular.ama insan toplumsallaşmaya ve iyi biri olma çabası oluştu.atalarının savaş içinde olmasından dolayı yeni yeni insan olan canlı kendi türü içindeki savaş ihtiyaçlarını karşılama savaşından çok iyi-kötü savaşına dönüştü.yani ihtiyacını karşılama savaşına bağlı olsada ayrıca o iyidir bu kötüdür diyerekten gruplaşma oluştu.ama bu gruplaşma bilinçaltının ve ihtiyacını karşılama savaşının etkisindeydi.yalnız insan olmanın getirdiği özellik artık savaşın iyi-kötü savaşı olmasıydı.ve insanoğlu kendi türünü öldürüyor.neden?artık ihtiyaçlar ortak karşılandığına göre bu savaşın nedeni nedir?bilinçaltı ve yanlış anlama.iyiyi amaçlayan insanlar arasında savaş olmamalıdır.yani iki düşman arasında her ne kadar ayrı görünsede aynı türde olmanın ve insan olmanın getirdiği birliktelik vardır.yani dünyadaki düşmanlıklar anlamsız ve yanlış anlamadan kaynaklı.diyeceksinizki kötü insanlar yok mudur vardır bunlar dış etkenler ve bilinçaltı kaynaklı.bunların dışında bencil insanlar varsada bunlara örnek burjuva sınıfı olabiliir.bu sorunların kaynağıda çözümüde toplumsallaşmadır.kaynağı bireyi engellemesiyle toplumsallaşmadır ama çözümüde bireyin gelişimine destek olacağı içinde yine toplumsallaşmadır.şu anda hiçbirimiz aslında özgür değiliz önyargılar bizi kuşatmış ve saf kendimizi yaşamıyoruz.dünyadaki sosyal sorunların sebebi bu yanlış anlamadır.bunun çözümüde toplum içinde bireye zarar vermeden gelişen bir bireyciliktir.
|

08-07-2010, 18:09
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Ana fikir fena değil ama ayrıntılarda bazı manasızlıklar çarptı gözüme.
Alıntı:
|
diyeceksinizki kötü insanlar yok mudur vardır bunlar dış etkenler ve bilinçaltı kaynaklı.bunların dışında bencil insanlar varsada bunlara örnek burjuva sınıfı olabiliir.
|
Bilinçaltı nedir? İçgüdü müdür? İçgüdüler hiç bir zaman populasyonlara zarar vermemiştirler canlılar dünyasında. Bilinçaltı, toplum tarafından bastırıldıkları için şiddete dönüşen içgüdülerdir. Ataerkil dönem öncesi toplumlarda bilinçaltı yoktur mesela., çünkü toplumsal kurallar içgüdüleri destekler onları kösteklemez.
Burjuva sınıfı nedir? Burjuvaların işçi ya da memur olmayan esnaf veya iş sahiplerinden oluşan büyük veya küçük burjuvalar olduğunu düşünürsek; bu insanlar burjuva oldukları için mi bencildirler yoksa bencil oldukları için mi burjuva olmuşlardır? Yumurta tavuk paradoksu çıkar buradan da, varolan bir durumun nedenini varolanların unsurlarından birinin üzerine atamazsınız.
Alıntı:
|
bu sorunların kaynağıda çözümüde toplumsallaşmadır.kaynağı bireyi engellemesiyle toplumsallaşmadır ama çözümüde bireyin gelişimine destek olacağı içinde yine toplumsallaşmadır.
|
Bunu söylemek çok kolay tabi. Ama unuttuğunuz şu ki zaten varolan bütün otoriteler bu klişenin arkasına sığınmaktadır. Bireyi geliştirme sorumluluğu toplumsal yasa düzenleyici sınıflara devredilemez. Bireyi engellemeden destekleyecek toplumsallaşma diye bir şey kendi söylemiyle çelişir ve bu nedenle de imkansızdır. Bireyin gelişimini destekleyen toplumsallaşma tamamen muhafazakar bir söylem olup zannettiğinin aksine mevcut toplumsal sistemin dayanaklarından birini tekrarlamaktadır.
Toplumsallaşmak bir dindir,bir tapınaktır, aynılaştırma çabasıdır. Doğal toplumlar toplumsallaşmaya çalışmazlar birbirlerine uyum sağlarlar. Doğpal olan tüm populasyonlarda bu böyledir. Sadece insan, toplumsallaşmayı belli çıkar ilişkileri dahilinde yasalara bağlamaya başladığından beridir sözde toplumsal özde ise bencil bir oluşuma dönüşmüştür. Bu noktada toplumsallaşmanın yazılı kurallarının olduğu her yerde faşizm olasılığı yükselecektir, özgürlük asla.
|

08-07-2010, 19:31
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2010
Yaş: 17
Mesajlar: 44
|
|
|
bilinçaltı derken bilinçaltı toplumdan bağımsız olarak sadece kendini düşünmez mi?mesela uykuda.insanlar uykularında toplumu düşünmedikleri için şiddete başvurabiliyorlar.bunlar bilinçaltında kalmış duygulardır.bunlar yok olur mu bilmem ama şuanda bir toplumsallaşma olmazsa bilinçaltı amaçsız bir şiddet ve bencillik doğurabilir.işte bu toplumsallaşma insanın kötü duygularını engeller ve iyi duyguların ortaya çıkmasını sağlar.ve bu bireyin gelişimini engelleyecek bir toplumsallaşma olmaz.insanlar birbirlerini öldürüyor.bunların nedeni bilinçaltı yani sadece ben ve dış etkenlerden gelen yanlış anlamalardır.öncesinde ihtiyaçlarını karşılama savaşınında etkiside var.insanlar iyi mi kötü mü doğar bilmem ama bence her insanın başkasına yardım etme duygusuda kendini üstün görme duygusuda vardır.işte yardımlaşma duygusunun ortaya çıkması ve hiyerarşi duygusunun yokolması için toplumsallaşmaya ihtiyaç var.birçok insan birbirlerine kötülük ettiğinin farkında değil.yada dış etkenler sebebiyle bunu yapıyor.ama burjuvaların amacı kardır.ve emekçileri sömürdüklerinin farkındalar.farkında değilse bile biz artı değer sömürüsünü vs. anlattıktan olacaklar.o zaman savunma hakkımızı kullanabiliriz.burjuvalar sömürüyü bilmediklerinden yapıyorlar bunlara karşı hiçbirşey yapmayalım demek mazoşist bir tavra girmektir.helede milyonlarca insanın bunların yüzünden öldüğü düşünürsek.burjuva derken karnını zor doyuran esnaflar değildir.siyasi yetkisi olan kartellerdir.zaten ben bireyin özgürlüğünü savunuyorum.ama bireyin sınırsız özgürlüğü başkasının sınırsız özgürlüğü ile karşılaştığında çatışma çıkar.karar tamamen bireyindir ama başkasınıda düşünmek zorundadır insanın toplum içinde yaşadığını düşünürsek.toplumsallaşmanın olmaması için insanın tek başına yaşaması gerek.toplumun bireye etki etmemesi mümkün değil. önemli olan kötü duyguların engellenip iyi duyguların ortaya çıkmasını sağlamaktır.
Konu madun yabgu tarafından (08-07-2010 Saat 19:33 ) değiştirilmiştir..
|

08-07-2010, 20:03
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
Marksizmi yeni öğrenmiş ve toplumsal iktisadi bir teoriden ziyade, dünyayı kötülüklerden kurtaracak bir ahlak öğretisi olarak benimsemişsin anlaşılan, işimiz zor senle.  Sana neyi nasıl anlattılar bilmiyorum ama burjuvalar artı değeri senin onlara anlattığın gibi anlamlandırmazlar, kaldı ki, marksist proleter dikta da tüm üretimi üretenlere geri vermez çünkü o zamanda proleter diktayı ayakta tutacak bir kaynak kalmaz. Yani artı değer her zaman var ve bunun sıfırlanması için en baştan toplumsal üretim araçları ve çalışma iş bölümününm para ile ölçülmemesiş para ile ücrete ve fiyata tabi kılınmaması, bunun içinde yine en baştan devlet ve mülkiyetin olmaması gerekir.
Bilinçaltının ne olduğunu anlattım yukarıda sen bilinçaltını şeytani bir gizemmiş, insanın doğuştan gelen bir özelliğiymiş gibi ele alıyorsun, zaten bilinçaltı;
ihtiyaçların kısıtlanması-kısıtlamaya karşı ortaya çıkan saldırgan tepki- saldırganlığın ahlak yasalarınca kısıtlanması- kısıtlayan ahlak yasalarıyla kaygı ve korku oluşturan bir sıkıntıya dönüşmüş kötürüm olmuş içgüdülerin aslının unutularak, tepkisel şartlanmaların ön plana çıkıp kişisel savunma mekanizmalarından örülü yapay bir karaktere dönüşümü denen kişiliğin bastırılmış tarafıdır. Yani bilinçaltı öz güdülerden veya insanın doğasından gelmez, bastırma mekanizmaları ölçüsünde ortaya çıkar ve bu amaç doğrultıusundaki tepkilerin hiçbiri akıl yoluyla gerçekleşmez; tamamen bilinç dışı duygulanımların kontrolündedir., kişi neden nasıl davrandığını da bu nedenle bilmez veya düşünmez.
Bunu ne ile engelleyeceksin yeni toplumsal yasalarla insanlara paylaşma ahlakı aşılayarak mı? Kim yapacak bunu proletarya diktatörlüğü partisinin kurumsal organları mı? Onlar kimlerden oluşacak bunu bilen kişilerden mi, bunu bildiklerini diğerleri nereden bilecek, kim nasıl belirleyecek, belirlenenlerin bu yetkisi bireyleri daha iyi insan yapmış mı olacak? Bir kaç kişi yada kurum ya da yasa insanlığın tamamını düzenleyebilir mi, hayır. Yeni kanunlar bilinçaltını bilinç üstüne mi çıkaracak birden, toplumsal yasalar sayesinde tecavüzcü annesi ile sex yapma düşleri kurup sonra suçluluk duyduğunu mu fark edecek? Saçma, zaten hep bu ahlaki kurallardan, iyi insan olma kanunlarından ötürü oldu bu sapmalar.
Bana pek mantıklı gelmedi söylediklerin, çok düz mantık içeriyor bu tür iddialar çünkü ve problemler de hep bu düz mantıktan çıkıyor zaten dünyada.
Yani kısaca söylersem, dünyanın en iyi niyetli tasarımıyla yola çıkıp bunları toplumsal uyum yasası diye uygulamaya koyarsan dünyanın en faşist yönetim anlayışına ulaşırsın pratikte kusura bakma. Hatta teoride ne kadar iyilik güzellik, özgürlük, eşitlik diyorsa pratikte o kadar baskıcı, emir verici, zorlayıcı, katılaşmış bir dine dönüşüyor. Neden? Çünkü insanlığı formüllerle yönetemezsin. Daha doğrusu hiç bir şeyi yönetemezsin. Yönetmek ve yönetilmek doğada olmayan bir insan uydurmasıdır çünkü. O yüzden olmaz o dediğin şey, zannettiğinin tam tersine neden olur.
Konu Orgon tarafından (08-07-2010 Saat 20:21 ) değiştirilmiştir..
|

08-07-2010, 20:50
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2010
Yaş: 17
Mesajlar: 44
|
|
|
ben marksizmi yıllardır biliyorum, anarşizmi yeni yeni öğreniyorum.bu dediklerinizi zaten biliyorum.bilinçaltı bilince baskı yapar ve onu etkiler.bilinçaltı insanların bastırılmış düşünceleridir ve çoğunlukla başkasının zararınadır.anarşizmin temelleri yani anarşizmin yani anarşist düşünürlerin pratikleri ve teorileri bizim düşüncelerimiz ve pratiklerimiz.size göre hiçbir bilgi doğru değildir. ama belli koşullarda ve nedenlerde bazı şeyler doğru olabilir.mesela bugün kapitalizm kötü olduğu kanıtlanmıştır.bakınız artı değer sömürüsü.sizin bu kısaca söylediğiniz şey önyargılar ve kalıplaşmış söylemden başka bişi değil.bu düşünceyle faşizme varacağımı nerden çıkarıyorsunuz ben anarşizm hakkında bildiklerimle anarşizme dayanarak bunları söylüyorum.ama bence burda birbirimize yok benim düşüncem doğru yok benimki doğru diyerek bi yere varamayız.iyiyi amaçlayan iki insan arasında savaş olmamalıdır.benim dediğim asla yönetim değildir.tecrübelere dayananılarak yapılmış bir düşüncedir.bunada formül demek doğru olmaz diye düşünüyorum.
|

08-07-2010, 21:43
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Bilinçaltı hakkında bu şekil üstün körü genellemeler yaparsan başkalarının zararına dezenformasyonlarda bulunmuş olursun, o kadar basit bir şey değil o. Başkalarının zararınadır bilinçaltı diye bir genelleme olmaz, çünkü başkaları da her zaman kişiye faydalı değildir neyi kriter alıyorsun burada başkalarını mı? Başkaları da ne saçma bir kavram böyle bir konuda. Bir davranışım yüzünden onlara zararlı olduğumu iddia edecek bir sürü başkaları var ortalıkta ama hiçbiri de zararsız değil. Marksizmin bu tür ortodoks yorumları yüzünden zaten devrimci örgütler saçmasapan yapılanmalara dönüşüp tarikat halini aldılar. Kendimizi düşünmeyelinm, proleterler birleşsin yeter ki bu proletyer köktenci, gelenekçi ama olsun ona zarar vermeyelim kazanalım saçma mantalitesi.
Tecrübe nedir senin tecrübelerin hele de bilinçaltı ve iyilik kötülük arasına sıkışmış bu çeşit eklektik birleştirmelerle; bilinçaltı kötüdür, iyi insan olmak için toplumsal olmak gerekir, artı değer kötüdür öyleyse burjuva bencildir şeklindeki önyargılarını kesin gerçekler olarak dayatırken ve bu dayatmayı da bazı durumlarda bazı şeyler doğru sayılabilir derken ben neden bunları doğru kabul edeyim ki? Sen dediğin için mi? İnsana güvenmem ben, ahlkına da sakın ola bana kendi iyi niyetinden de bahsetme çünkü insan iyi niyeti toplumsallaştığında son derece sakat bir anlayış halini alır. O yüzden kesin doğru yoktur diyoruz keyfimizden değil, senin gibilerin de işine gelmeyen ve anlamak istemediği kısım bu zaten. Bana göre senin tecrübe dediğin şeylerin tamamı öznel idealizmden başka bir şey değil. Marksizmi bile iktisadi açıdan çok ahlaki açıdan savunuyorsun ki zaten bu sovyetlerin yok olma nedenidir, sebebi de yanlış düzen değil, insanların teoriden uygulamaya geçerken pratiği ahlaki kıstaslarla genellemesi misyon haline getirmesi yüzündendir. Her türlü ahlak, ideal ahlakın uyumlu ve ahenkli bir insan olduğunu varsayarsak, her türlü ahlaksızlığın yani toplum dışı davranışların en temel nedenidir. Senin tecrübelerden oluşmuş düşüncelerin de buna dahil. Çünkü senin tecrübe dediğin şeyler pratikte doğrulanmış şeyler değil, daha çok inanç ile ardına düşüllmüş ideallerden ibaret. Kapitalizmin kötü olduğu kim tarafından kanıtlanmış? Marks mı? Daha iyisi neymiş daha iytisinin başka sistem olduğu ne zaman kanıtlanmış? Böyle bir kanıt yok ortada ve kapitalizmi bu tür ajitasyonlarla da aşamazsın hiç boşuna uğraşma derim. O zannettiğinden daha örgütlüdür çünkü kapitalizmin tüm itici gücü, çağa özgü insan zaflarından ve geleneksel korkularından beslenir. Bunu da burjuvayı aşağılayarak değiştiremezsin, toplumsallığı da yine birey yerine toplumu ön plana aldığını iddia eden bir kuruma göre düşünerek, bencilliği yok edemezsin. Sonuçta yönetinmi de yok edemezsin bu düşüncelerle, yönetimin gereksizliği düşüncesini de oluşturamazsın. Sonuç olarak bütün söylediklerin papazın vaazından daha fazla anlam ifade etmez ideolojin hiç önemli değil.
|

08-07-2010, 21:54
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
Alıntı:
madun yabgu´isimli arızadan alıntı
ama burjuvaların amacı kardır.ve emekçileri sömürdüklerinin farkındalar.farkında değilse bile biz artı değer sömürüsünü vs. anlattıktan olacaklar.
|
Burjuvazi işçileri nasıl sömürüyor??.. Bir anlat da öğrenelim.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

08-07-2010, 22:02
|
 |
CoSmiC VoiCe
|
|
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
|
|
|
Konu başlığıyla ilgili olarak;
Adolf Hitler,aslında kendini vurmamış ve onu yakalayıp sormuşlar;
Neden onca insanı fırınlarda yaktın, savaş çıkardın?
O da demiş bunları ben demedim hep söylediklerimi yanlış anladılar ondan böyle oldu. : ))
|

08-07-2010, 22:07
|
 |
_b/s/en s/b/enim *
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Yaş: 23
Mesajlar: 1,287
|
|
İşin psikoloji tarafına girmek istemiyorum.. Ama gerek ekonomi, gerekse felsefi konulardan sorunlu bir kaç yerin daha altını çizmem gerekiyor.
Alıntı:
|
burjuva derken karnını zor doyuran esnaflar değildir.siyasi yetkisi olan kartellerdir.
|
Piyasa ekonomisinin kartellere tahammülü olmadığını, tröst/kartel/monopol gibi tek elci yapılanmaların 'tam rekabet' fikrine aykırı olduğunu, bu yüzden de bu tür yapılanmaları önlemek amacıyla yasalar çıkarıldığını bilmen gerekir.
Alıntı:
|
zaten ben bireyin özgürlüğünü savunuyorum.ama bireyin sınırsız özgürlüğü başkasının sınırsız özgürlüğü ile karşılaştığında çatışma çıkar.
|
Zaten Piyasa ekonomisi savunusu yapan Özgürlükçüler de (Liberaller, Liberteryenler), bireyin özgürlüğünü savunup, sınırsız özgürlüğe karşı çıkıyorlar.. Bireylerin bir takım 'doğal haklar'ından veya toplum tarafından oluşturulan bir 'Sosyal sözleşme' ile veya toplumun toplam faydasını arttırma yönünde bir araç sağlayan 'Faydacı' akımlardan bazılarının savunusunu yapıp, 'Özel mülkiyet hakkı, ifade hakkı, girişim/yatırım hakkı, yaşama hakkı, istediğini üretme/tüketme hakkı, seyehat hakkı vb.' daha birçok insan hak ve özgürlüğüne müdahale edilmemesi gerektiğini ve bunun kontrolünü de devletin sağlaması gerektiğini düşünüyorlar.. Yani sınırsız özgürlük istemi diye bir şey söz konusu değil.
Alıntı:
|
[karar tamamen bireyindir ama başkasınıda düşünmek zorundadır insanın toplum içinde yaşadığını düşünürsek.
|
Hiç kimse başkasını düşünmek zorunda değildir.. Sen bunu söyleyerek bile, başkasının özgürlük alanına müdahalede bulunuyorsun.. Onun neyi düşünüp/düşünemeyeceğine karar veriyorsun.
Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *
_gölge'li/ *
|

08-07-2010, 22:17
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 01-04-2010
Yaş: 17
Mesajlar: 44
|
|
Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı
Burjuvazi işçileri nasıl sömürüyor??.. Bir anlat da öğrenelim.
|
sorunun en derinine inersek mesela ilkel komünizm döneminde topraklar ortakken birisi bu toprak benimdir diye zorla elkoymuş.daha sonrada toprağı kendi işleyemez duruma gelince yanına birilerini almış bu toprak benimdir ben çalışmam siz çalışıp yaşamanızı devam ettirecek kadar(hatta o kadarda değil)alıp ki bu çok az bi kısımdır gerisini bana vereceksiniz.sonra bunu satar veya kullanır.yani zorla elkoyduğu toprağı başkalarını çalıştırarak kendide çalışmayarak onları sömürür.işçi ürettiğinin tamamını almaz çok az bi kısmını alır.üretenin sadece o olduğu halde.sonuç kendisinin olmadığı toprağı kendide çalışmayarak üstüne başkasının emeğini kullanarak sömürür.bu artı değer sömürüsünü karl marx bulmuş bakuninde bunu doğru kabul etmiştir.anarşiştler din devlet sermayeye karşı çıkar. siz ne yazıkkı sermayeye karşı çıkmıyorsunuz.
Konu madun yabgu tarafından (08-07-2010 Saat 22:19 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:26 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|