Alıntı:
non serviam´isimli arızadan alıntı
Anarşizmi öncülerinden ve kuramsal şekliyle okumak istiyorsunuz fakat bence Mülksüzler’e bu kadar yüzeysel bakmayınız ve imkan bulunca bitiriniz çünkü buradaki bir çok sorunun cevabı gayet basit bir şekilde veriliyor. Örneğin Anarres’den Urras’a yani anarşist bir gezegenden devletçi gezgene giden Shevek, fikirlerini yaymak ve her iki dünya arasında bir kö prü kurmak için sosyalist Thu devletini değil de kapitalist İo devletini seçiyor. Ve biliyor ki anarşizmin de eleştirdiği gibi otoriter devlet aygıtının daha katı bir şekilde uygulandığı sosyalist devletler çok daha totaliterdir.
Kitap tavsiyesi olarak elinizdekilerle başlangıç yapmak istiyorsanız “Devlet ve Anarşi” önerilebilir. Bu kitapta Bakunin’in Marks ve Engels’e dair alıntılarını okumuştum ama ben daha çok “Anarşist Bakış” dergisini öneririm. Artık basılmıyor olsa da yayımlanan sayılarına internetten ulaşılabilir.
Yine Marksistler ve Anarşistler arasındaki anlaşmazlıkları, özellikle Bakunin ve Marks atışmalarını birçok kaynaklardan bulabilirsiniz fakat dikkat etmenizi öneririm çünkü Marksist kaynaklarca yayımlanmış olanlarda Bakunin ve Anarşizm hiç de hak etmediği bir şekilde karalanmıştır. Bütün karalamalara rağmen unutulmamalı ki Komünist Manifesto’nun ilk Rusça çevirisi Bakunin tarafından yapılmıştır ve Karl Marks’dan yaşça büyük olmasına rağmen kendisinden çok şey öğrendiğini fakat Marks’ın özgürlüğü anlayamayacak kadar otoriter bir karaktere sahip olduğunu çok kere beyan etmiştir. Marks’a göre ise anarşistler duygusal ve fazlasıyla idealisttir. Hatta Bakunin’de bir Rus ajanıdır…
Marks’ın kastettiği mülkiyet, üretim araçlarını elinde bulunduranların başkalarının emeği ile meydana getirilen ürünü sahiplenmesidir. Yani üretim sürecindeki emek de bir nevi mülkiyettir ve tek bir anlamla sınırlı değildir. Üretim araç ve gereçleri üzerindeki mülkiyeti iktisadi eşitsizliği iktisadi eşitsizliğin kaynağı olarak görür. Fakat mülkiyet şahsi ya da ferdi olabilir. Ve kişiye özel bir bir nesne –gözlük, diş fırçası, jilet, elbise vs.- kolektifleştirilemez. Tabi ki Marks ve Anarşist kuramcıların özgürlük anlayışı farklıdır. Marks, sınıfsız ve sınırsız bir dünyaya geçiş için insanların hazır olmadığını, bir aşamaya ihtiyaç olduğunu savunur. Bu aşamada da devlete ihtiyaç olduğunu savunur. Proletarya diktatörlüğü gereklidir.
Proudhon’un düşüncelerinde sadece Marks ile değil, diğer anarşistlerle de bariz farklılıkları vardır. Hatta fazlasıyla gelenekçi olduğu da söylenebilir. Kadın erkek eşitliğine karşıdır ve kadının çalışmasını istemez. Onun yeri evidir der. Ailenin korunmasını ve erkeğinin sorgulanamaz otoritesini gerekli görür. İktisat anlayışında endüstrilerdeki bireysel mülklere karşı çıksa da, küçük ölçekli mülkiyet sahipliğini savunur. Ona göre bu küçük çaplı mülkiyet kavramı, devlet tahakkümü ve sömürüyü ortadan kaldıracaktır.
|
Evet,işte ondandı...Kelimeye dökemediklerimi,anlatamadıklarımı siz kelimeye döktünüz.Ben işe -evet- "anarşizmi kuramsal kaynaklardan öğrenmeye" başlamak istiyorum.Haklısınız,en kısa sürede bu "Mülksüzler"i okumam gerekiyor.Tavsiyeleriniz için de ayrıca teşekkür ederim.
Ben Bakunin-Marx çatışmasının ayrıntılı bir değerlendirmesini
Features - Anarkismo adlı bir sitede okumuştum.Gerçekten de yazar çok yerinde tespitlerde bulunmuş-yanılmıyorsam yazı 'devlet veya devrim' başlığı altında sunulmuştu-.Orada,Marx ve Bakunin'in profesyonel eleştirilerden ziyade,ön yargılarla birbirlerine yaklaştıkları anlatılıyordu.Bakunin'in Marx'ı destekler görünen devletçi sosyalistlerin bakış açısını eleştirdiğini fakat Marx'ın Alman devleti'nin devamlılığını savunmadığını ve sınıfsal soruna Alman devletçi sosyalistleri gibi "devletin ıslahı" çözümlemesi getirmediğini savunuyordu yazı.Aynı şekilde Marx'ın da Bakunin'i eleştirirken Proudhoncuları eleştirdiği de Marx'tan alıntılarla ortaya konulmuş.Marx da Lahey kongresi'nde proudhoncuların tek bir greve bile katılmayışlarını,devrimci hiçbir eylemliliklerinin olmadığını söylemiş.
Bana kalırsa ikisi de haklı ve mantıklı tespitler.Ancak ne Marx Bakunin'i,ne de Bakunin Marx'ı incelemeden,irdelemeden eleştirmiş.Ve onu "destekler" gibi görünen bir kısmın üzerinden eleştiri yapmışlar.Marx-Bakunin tartışması'nda devlet-baskı-otoriteye bakış açısı tabi ki farklıdır zaten bu sosyalistlerle özgürlükçü komünistlerin arasındaki farkdır.
Evet,Proudhon'un "kadın karşıtlığı"nı okumuştum.Proudhon'un bariz bir şekilde kadınları salt ev hayatına mahkum ettiğini de okumuştum.Ancak o döneme bir bakın.Paris Komünü'nün bildirisini okuyun,ben bir göz atmıştım.Orada da değerlendirmeler salt "fransız erkekleri" üzerine kuruludur.Proudhon'un fikirlerini değerlendirirken o dönemin koşullarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor kanımca.
Selamlar...
NOT:eğer "devlet veya devrim" yazısına göz atmak isteyen varsa
http://www.anarkismo.net/article/4985 şu adresten ulaşabilirler yazıya...