Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Felsefe

Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir..


yeni bir sistem ütopyası

Felsefe içerisinde yeni bir sistem ütopyası konusu: tüm dünyadaki insanların her türlü beslenme ihtiyacı karşılansa insanlar açlık sıkıntısı çekmezse, sistem sadece besin üretme ve o üretilen besinleri tüketme üzerine kurulmuş olsa. acaba daha güzel bir dünya olur ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 06:37
zienog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sırtın aptalı
 
Üyelik Tarihi: 14-05-2009
Nerden: samanyolu galaksisinde bir yer.
Yaş: 28
Mesajlar: 90
Post yeni bir sistem ütopyası

tüm dünyadaki insanların her türlü beslenme ihtiyacı karşılansa insanlar açlık sıkıntısı çekmezse, sistem sadece besin üretme ve o üretilen besinleri tüketme üzerine kurulmuş olsa. acaba daha güzel bir dünya olur mu? suçlar azalır mı? sistem sanayileşmiş bir toplum yerine besin üretme ve tüketme üzerine kurulu olsa insanlar daha yaratıcı olur mu? geçim sıkıntısı derdi olmayacak bir düşünsenize. bu sistem çok basit sizce istenilse bu sistem gerçekleşemez mi?


Kimine göre yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır. (Nietzsche)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 07:15
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 29
Mesajlar: 1,667
Alıntı:
tüm dünyadaki insanların her türlü beslenme ihtiyacı karşılansa insanlar açlık sıkıntısı çekmezse, sistem sadece besin üretme ve o üretilen besinleri tüketme üzerine kurulmuş olsa. acaba daha güzel bir dünya olur mu?
Harika olurdu; ben biraz tulum peyniri, biraz domates, biraz çikolata(bak ondan vazgeçmem ) ve ekmekle idare edebilirim.

Alıntı:
suçlar azalır mı?
%70 ile %90 oranında azalır diyesim geliyor; ancak, mevcut şartlarda bu da yetmez. Zihinleri mülkiyet toplumlarının otoriter ve hiyerarşik kavramlarıyla iğdiş edilmiş insanlık değerleri bununla kesinlikle yetinmeyecektir...

Alıntı:
sistem sanayileşmiş bir toplum yerine besin üretme ve tüketme üzerine kurulu olsa insanlar daha yaratıcı olur mu?
Sistem için sanayileşme ve teknoloji, karın maksimize edilmesinin temel dayanağıdır. Bu yüzden teknoloji ve bilim patentlerini dahi kendi tekellerine almaktan çekinmezler.

Alıntı:
geçim sıkıntısı derdi olmayacak bir düşünsenize. bu sistem çok basit sizce istenilse bu sistem gerçekleşemez mi?
Teknoloji temel ihtiyaçların karşılanması adına illaki gerekecektir; bu durumda toplumsal işbölümü nasıl düzenlenecektir sorununu halletmek gerekmektedir. Mevcut koşullarda sahip oldukları olanaklardan vazgeçmek istemeyecek en az 1 milyar insan bulunabilinir. Bu bir milyar kişi de sistemin işleyişi ve bekası için yeter sayıdır. Asıl sorun ise; dünyadaki gelir pastasının en alt basamaklarında yer alan dünyanın %50'lik nüfusunu(%20 en üst gelir grubu, %30 da orta gelirler desek) buna nasıl ikna edip bu işi nasıl organize edeceğiz?


[/QUOTE]


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 12:19
lo-fi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rütbesiz anarşik
 
Üyelik Tarihi: 02-06-2008
Nerden: heryerland
Yaş: 20
Mesajlar: 471
Blog Başlıkları: 1
Aklıma 1984 geldi.Adam ete benzer bişey yiyiyor ama et değil.Herkesin et yemesi için ,-herkesin diğer besinleri yemesi için- yapaysal besin üretimine geçiliyor.Olursa bu da böyle olurdu.Elma ,elmanın dışında her bir naneye benziyor... Ama hiç geniyle oynanmamış,hormonsuz elmayı yemeyen adam da kalkıp :bu elmaya benzemiyor ,demez.Bu elmaymış ,der.Fark ettim de,çok boktan bir yya mensubum.Keşkem patlıcanlar patlıcanken,biberler biberken yaşasaymışım.Gidecem zaten buralardan ilk fırsatta,bir köy evine yerleşip, ağacın gölgesinde ,yetiştirdiğim meyveleri ,sebzeleri izleyecem.Sanırsam bu daha ütopik(:


Herkesin hayalgücü tükendiğinde artık hiçkimse dünya için tehdit olmayacak ...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 15:40
autochaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dispossessed
 
Üyelik Tarihi: 10-07-2008
Yaş: 30
Mesajlar: 232
Alıntı:
sistem sadece besin üretme ve o üretilen besinleri tüketme üzerine kurulmuş olsa
Bu nahsettiğin şey feodal tarım toplumundan başka birşey değil ki dünya uzunca bir süre böyle yaşadı, açlıklar konusunda pek de bugünden kalır yanı yoktu ama halkların.
Mesele üretilenin nasıl dağıtılacağı ve üretim kademelerinde kimlerin yer alacağı,

Bu konuda ünlü bir paradoks vardır:

Kış ortasıdır. Ev soğuk. Küçük kız annesine ‘neden sobayı yakmıyoruz' diye sorar. Anne, ‘kömürümüz yok' der. Küçük kız sormaya devam eder, ‘neden kömür almıyoruz?' Annesi paraları olmadığını çünkü babasının işten atıldığını anlatır. Küçük kız babasının neden işten atıldığını da merak eder. Anne yanıtlar: ‘Kızım baban bir madenci ve stoklarda çok kömür olduğu için artık babana ihtiyaçları kalmamış.'"

Benzer durumları bende çok yaşadım çocukluğumda, ne zaman meyve üretimi çok artsa o sene bizim yetiştirdiğimiz portakallar para etmez bizde yılı yarı aç yarı tok geçirirdik. Ama ürettiğimizi de dalında çürümeye bırakırdık.

sadece türkiyede yılda kaç ton narenciye, fındık, hamsi, tütün, süt vs ürün çürümeye terkediliyor, akarsulara dökülüyor farkındamısınız. Sırf çöpe atılan fazla yemeklerle kaç aç çocuk doyar? Afrika halkları yetersiz üretimden mi yoksa (sözde) hatalı IMF politikaları yüzünden mi açlığa mahkum olmuştur?
Dünyada insanlığa yetecek kadar besin olmadığını kim nasıl iddia edebilir bu koşullar altında, mesele ekmeğin yokluğu değil bazılarının sırf çöpe atmak için başkalarının ekmeğini mülkiyet kılıfı altında çalmasıdır...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 17:39
lo-fi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rütbesiz anarşik
 
Üyelik Tarihi: 02-06-2008
Nerden: heryerland
Yaş: 20
Mesajlar: 471
Blog Başlıkları: 1
Bu sorun sadece üretimin devletin tek elinde olma anlayışıdır.Zira çiftçi/üreten kesim bilinçli bir şekilde özyönetimsel yapıyı uygulamış olsaydı,müthiş sonuçlar doğuracaktı..Tabi herşeyden önce üreten kesimin bilinçli olması gerekmektedir.Böylece üreticilerin ilişkileri,çıkarları birbiriyle bağıntılı olacağından bencilce bir hal almaktan ziyade kolektif bir hal alabilirdi.Bu sayede de herkes aynı dönemde aynı ürünü ekip,çöpe atmaz .Üreten portakalın kilosunu 15-20 kuruş gb bir meblağda aracılara satıp,pazarlarda da alıcı 1,5-2 liraya almazdı,diye düşünüyorum.


Herkesin hayalgücü tükendiğinde artık hiçkimse dünya için tehdit olmayacak ...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 18:14
autochaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dispossessed
 
Üyelik Tarihi: 10-07-2008
Yaş: 30
Mesajlar: 232
Alıntı:
Kumru´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bu sorun sadece üretimin devletin tek elinde olma anlayışıdır.Zira çiftçi/üreten kesim bilinçli bir şekilde özyönetimsel yapıyı uygulamış olsaydı,müthiş sonuçlar doğuracaktı..Tabi herşeyden önce üreten kesimin bilinçli olması gerekmektedir.Böylece üreticilerin ilişkileri,çıkarları birbiriyle bağıntılı olacağından bencilce bir hal almaktan ziyade kolektif bir hal alabilirdi.Bu sayede de herkes aynı dönemde aynı ürünü ekip,çöpe atmaz .Üreten portakalın kilosunu 15-20 kuruş gb bir meblağda aracılara satıp,pazarlarda da alıcı 1,5-2 liraya almazdı,diye düşünüyorum.
Bunun için ilk önce çiftçinin bilinçlenmesine izin verilmesi, kooperatif olgusunun oturtuluması, yerli tarım sanayinin (gübre, sulama sistemleri vb) geliştirilmesi ve böylece masrafların düşürülmesi gereklidir, kaldı ki bu bile çoğu zaman anlamsız kalabilir çünki bu ürünler dallarda çürürken ülkeye mısırdan, irandan vs ihracat desteğiyle düşürülmüş fiyatlar üzerinden ürün alınmıştır.

Peki bu dönemde bu ülkedeki fakir insanlar meyveye doymuşlarmıdır?

Bir ağacın yetişmesi yıllar süren zahmetli ve masraflı bir iştir, bu insanlara nasıl; olmadı, pazar koşulları değişti kesin bu ağaçları yerine yenisini ekin diyebilirsiniz? Bunu yapmadığı için bencil ilan edebilirsiniz?

Aslında bu bile yalandır çünki temel sorun pazar payları değil, IMF ve AB nin Türkiyeye dayattığı tarımla geçinen nüfus oranını %40 lardan %10 lara düşürme politikasıdır. Ortaya çıkacak ucuz iş gücü arzı kimlerin ağzını sulandırmaktadır?

Ayrıca ucuzlayan tarım arazilerini yok pahasına kapatan küresel tarım şirketleri de aynı topraklarüzerinde aynı ürünleri yetiştirmektedir ve eski arsa sahipleri burada mevsimlik işçi haline getirilmektedir.

Peki neden bu pazardan en düşük payı her zaman üretici almaktadır? Ben fiyatlar düştü diye batan bir meyve tüccarı görmedim henüz.

Tüm bunların üzerine bu insanların yüzlerine bencilliğiniz yüzünden açsınız demekle ananı da al git demek arasında bir fark olduğunu mu sanıyorsun?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 21:16
lo-fi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rütbesiz anarşik
 
Üyelik Tarihi: 02-06-2008
Nerden: heryerland
Yaş: 20
Mesajlar: 471
Blog Başlıkları: 1
Öncelikle "Tüm bunların üzerine bu insanların yüzlerine bencilliğiniz yüzünden açsınız demekle ..."ben bunu söylemedim,söylemek istemedim.Özyönetim derken, herkesin kendi başına buyruk,kendi karına odaklanmış olmasından bahsetmediğimi, bilinçli bir şekilde uygulandığında üreten kesimin çıkarları,ilişkileri birbiriyle bağıntılı olacağından bencilce bir hal almanın dışında kolektif bir hal alacağını belirttim ki bu da oldukça ütopik bir söylemdi.Bu ülkede işçi sınıfı bile öz yönetimi uygulayamamışken,üreten kesimden bunu beklemek manasız ve de komik.Çiftçinin "ben" yerine "biz" demesini bekliyor değilim.İmkansız olan şeylerden biridir bu.Yani bu sınırlar içinde bunu düşünemiyorum.


Herkesin hayalgücü tükendiğinde artık hiçkimse dünya için tehdit olmayacak ...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 04-06-2009, 22:11
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 08-05-2009
Yaş: 19
Mesajlar: 36
Bence işci grubu biz diyebilir ve çiftciler değil tüm işciler demeli.Bu elbet olacak(ama bunu biz göremeyebiliriz) hernekadar hertaraftan kuşatımış olsakta mutlaka düşünen insanlar olacak.İlk olarak ülke içinde şöyle bir düzenlemeye gidilse (tabi gerçekten bağımsız bir hükümetle olur bu) 1 ton portakal ihraç ediyor olalım ve 1 tonda ülke içi tüketim olsun normal olarak ülkenin portakal ihtiyacı 2 ton olacaktır ve eğer devlet tüm tarım alanlarını devletleştirip üreticiye bu ihtiyaçlara göre talimatlar verirse ne portakallar ziyan olur ne portakalın fiyatı değişir nede üretici zarar görür.Bu planlamayı herşeyde rahatlıkla uygulayabilirsin.Tabi bunların içine istatistikler ve nüfus artışını ve herşeyini dahil edersen büyük ihtimalle hiçbir emek ziyan olmaz.Nezamanki çoğu ülke sosyalst düzene geçerse işte ozaman ne aç insan kalır ne küresel ısınma.

Neden küresel ısınma kalmaz çünkü ozaman gerçekten teknoloji kar için değil insan için ilerliyecek şimdi petrolden başka şeylerle çalışan çok fazla araç çeşiti var neden kullanılmıoyor ? petrol rafineleri olan zengin canavarlar yüzünden

Zaten bir araştırmaa göre dünya kaynakları 15 milyar insana yetebilecek kadar fakat 7 milyar insan şuan dünyayı kurutuyor.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 05-06-2009, 00:41
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 21-10-2008
Yaş: 51
Mesajlar: 23
zarlakxxx'ın portakal işinden gerçekten hoşlandıysam da son değerlendirmede yine devlet'i bela etti başımıza... Çocuksu hoş ütopyalar bunlar,açlar doyacak,mavi tulumlu işçilerinin elinde gelecek mutluluğu devrimin."Mutlu aşk yoktur" mutlu ütopyada öyle; yoktur,yoktur...Doğa'nın işleyişi nasıl bizlerden bağımsız sürdürüyorsa varlığını,bizler de bizler'e bir zehir gibi aktararak ütopyalarımızı,zamanın korkunç büyüklüğü ve direnci karşısında toz gibi;bir zamanlar bu gezegende yaşayan, evrimin eşsiz yaratıkları, bizler zeka küpleri,savrulup gideceğiz hiç bir iz bırakmadan...Ayrıca bu iz bırakma konusu ayrı bir nevrotik olgu ya,konumuz şimdilik bu değil,portakal gibi meyvelerle tahıllar birde sınırsız ahlaksızlığımız...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 06-06-2009, 01:13
eco - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eco eco isimli Üye şimdilik offline konumundadır
daima arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-05-2009
Mesajlar: 1,531
dünya nüfusu böyle bir yaşam için çok fazla... biraz acımasızca olacak ama dünya çapında yaşanacak büyük bir felaketle(mümkünse insan elinden olmayan) bu sorunda çözülebilir... hem teknolojidende kurtulmuş olur insanlık... büyük bir göktaşı, bir kuyruklu yıldız, devasa depremler, tusunamiler artık hangisi olursa... şöyle üç beş milyar insanın yok oluşundan bahsediyorum acımasızca... kalanlara ekip biçtikleri yeter... tabi sonra fazlasını satmaya başlayıp, hırslanıp dünyayı bu günlere taşımazlarsa....
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
sistem, yeni, ütopyası


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Parlementer sistem Ve düşündürdükleri... MuRaTh Tartışmak İstiyorum 1 07-01-2008 20:31
Soğumadan.. yeni... High Hopes Şiirler 0 26-10-2007 21:44
Platon'un Ütopyası: Devlet non serviam Felsefe 2 02-09-2007 22:39


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:09 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info