|
Ölümsüz olsak, herşeyin değişmekte olduğunu görür fakat üstümüze alınmadıımızdamn ötürü ölüm üzeribne kavramlar gelişrtirmez, yaşamak için bu kadar çaba da göstermezdik. Amiyane tabirle bir ruhumuz olmazdı, buradan da ruhun ölümden sonra da varolduğu değil, tersine sadece yaşayanların sahip olduğu duygular bütünü olduğu sonucu çıkar. Hem ölümsüz hem de duygusal olabilir miydik? Bu biraz zor sanki, çünkü varlığımız ile çelişen ve onun bütünlüğünü zorlayan bir karşıtı olmadan duygusal karşıtlıklar geliştirmek pek olası gelmiyor mantık açısından, düşünsenize hiç bir şey sizi zorlamıyor, sarsıcı etkilerde bulunamıyor bu durumda her şey rüzgar kadar bile belirli olmayacaktır zihin için. Bu varoluş açısından tanrısal olduğumuzu düşünsek, bu varoluş anlamını yitirir bizim için ve anlamı olan bir varoluş gerekir orada da tanrısal olmamalıyız ki etkilerini hissedebilelim. Sanırım denklik arayışından kurtuluş yok, yukarıdaki arkadaşın dediği gibi ölümsüz olsaydık ölümüne bizi zorlayabilecek başka şeyler arardık burası anlamsız bir boşluk diyarı olurdu hatta varolduğunu bilmezdik gibime geliyor. Bir kurgusal tqanrının bile kendi varoluşunu anlamlandırabileceği kendini tanrı duyumsamadığı boyutlara ihtiyacı olacaktır.
|