Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Felsefe

Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir..

Schopenhauer der ki...

Felsefe içerisinde Schopenhauer der ki... konusu: Schopenhauer’e göre: Maddi güç, saygıyı elde etmekte tek başına da yeterlidir; ancak böyle bir güç cehalet, haksızlık ve ahmaklık ile nihayet bulur. Bu güce sahip devlet adamı, çok dikkatli olmalıdır. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 14-05-2009, 14:20
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 09-03-2007
Mesajlar: 159
Standart Schopenhauer der ki...

Schopenhauer’e göre: Maddi güç, saygıyı elde etmekte tek başına da yeterlidir; ancak böyle bir güç cehalet, haksızlık ve ahmaklık ile nihayet bulur. Bu güce sahip devlet adamı, çok dikkatli olmalıdır. Mutlak güçle donatılmış devlet adamının ana hedefi, maddi gücü ahlak ve zihinsel üstünlüğe karşı galip getirmek ve bunların hizmetine boyun eğdirmektir. Hukuk, ahlak ve siyaset... Teoride birbirlerine muhtaç, pratikte birbirlerini reddeden; tek tek bakıldığında yozlaşmış, bir araya getirilmeye çalışıldığında ise birbirlerini dışlamış mefhumlar. Bu kavramları bir de, her insanın tabiatında müspet mânâda kötü olan bir şey barındırdığına inanan, pesimistliğiyle malum Schopenhauer ile anlamaya, birbirleriyle olan ilişkilerini çözmeye çalışmak oldukça ilginç bir deneyim. Schopenhauer ‘Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine’ isimli eserinde bu kavramlar üzerine düşündürücü fikirler sunuyor.

Schopenhauer’e göre bir insanla diğeri arasındaki farklılık hesaplanamayacak kadar büyüktür. “Her insanın içinde, en başta ve en önde, muazzam bir bencillik barınır, ki günlük hayatta küçük ölçekte ve tarihin her sayfasında büyük ölçekte görüldüğü üzere, hak ve adaletin hudutlarını en büyük serbestlikle ihlal eder.” Her insan, doğasında var olan davranışları yapar. Bir insan nasılsa o şekilde hareket etmek zorundadır; dolayısıyla kusur ve erdem onun eylemlerinde değil, fakat gerçek doğasına ve varlığına izafe edilir. Dolayısıyla Schopenhauer der ki; “Ne olduğumuzu ne yaptığımızdan biliyoruz, tıpkı neyi hak ettiğimizi duçar olduğumuz şeyden bildiğimiz gibi.”

Karakterin doğası sabittir
Bütün bunları göz önüne alan filozof, aynı koşullar altında bulunan kişilerin bir kısmının suç işlemesi, bir kısmının ise suç işlemeyi aklından dahi geçirmemesi karşısında meselenin özünü kişisel, ahlaki karaktere, yani “karakterin sabit” doğasına bağlar. Karakter, hiçbir şart altında değiştirilemez. Bundan dolayıdır ki kişinin ahlaken ıslah edilmesi fiiliyatta mümkün değildir. Mümkün olan, kişiyi korku sayesinde eylemi tekrar etmekten kaçınma konusunda caydırıcılığa itmektir.

Bu düşüncelerle ceza hukukuna el atan Schopenhauer, hapishanelerin ıslah edici alanlar olduğunu savunanları ise hapishanlere giriş izninin ancak önüne geçilmek istenen suçlar sayesinde elde edilmesi sebebiyle alaycı bir üslupla eleştirir. İdam cezası hususunda da çok ilginç fikirlere sahip olan Schopenhauer, bu türde bir cezalandırmanın gerekliliğinden yanadır. Scopenhauer, idam cezasının kaldırılmasını isteyenlere “Önce dünyadan cinayeti kaldırın, ardından idam cezası onu takip edecektir.” diye kafa tutarak, bu suçların cezalandırılmasında bir çeşit ‘kıssasa kıssas’ı savunur.

Hukuk alanında günümüz düşünce tarzına ters olan ama filozofun yaşadığı dönem göz önünde tutulduğunda normal olarak karşılanabilecek çoğu görüşüne, benimsediği devlet yönetimi sistemini de eklemek yerinde olacaktır. Schopenhauer, kendi içinde tutarlı ama uygulamada imkânsız olan tek başlı, tüm yetkileri elinde tutan devlet otoritesi karşısında, Cumhuriyet yönetimine kesinlikle karşı çıkar. Devletin başında, bütün yetkilerin toplandığı bir ‘monark’ olması gerektiğini savunur. “Yeryüzünde hükümran olan hak değil, güç ya da kudrettir” der. Hak kendi başına güçsüzdür; doğası gereği yöneten kuvvettir. Devlet adamının önündeki sorunun özü, ilki sayesinde ikincinin hâkim olabileceği tarzda kuvvet ile hakkı bir araya getirmektir. Maddi güç, saygıyı elde etmekte tek başına da yeterlidir; ancak böyle bir güç cehalet, haksızlık ve ahmaklık ile nihayet bulur. Bu güce sahip devlet adamı, çok dikkatli olmalıdır. Mutlak güçle donatılmış devlet adamının ana hedefi, maddi gücü ahlak ve zihinsel üstünlüğe ve bunların hizmetine boyun eğdirmektir. Schopenhauer her türlü kanun ve hakkın üzerinde, bütünüyle sorumsuz olan bir gücün gerekliliğini vurgular. Bu, herkesin kendisine boyun eğdiği, daha yüksek türde bir şey olarak görülen bir güç, Tanrının inayetiyle yöneten bir yöneticidir. O’na göre, insanlar ancak bu şekilde yönetilebilir ve zaptedilebilir. Kısaca, Schopenhauer’in benimsediği yönetim tarzı ‘Devlet Benim’ düşüncesi kaynaklı ve yönetileni teba gözüyle gören bir idaredir.

Cumhuriyet yönetiminin sakıncalarını ise, bayağı ve beceriksiz kişilerin yüksek zekâlı ve beceriklilerden elli kat fazla olduğundan dem vurarak, bu kişilerin kendilerini gölgelememesi adına, üstün zekâlı kimselerin yolunu kesip onları saf dışı bırakma hedefine, bu tarz bir yönetim sisteminde daha kolay ulaşabileceklerini belirterek açıklamaya çalışır. Halbuki krallık rejiminde kral, herhangi birinin rekabetinden korkmayacak kadar yüksektedir ve yerine sağlam bir şekilde yerleşmiştir.

Scopenhauer, ‘monarkhia’ ilkesine o kadar sıkı bağlıdır ki, gezegenlerin hareketinde, canlıların organizmasında bile bu sistemi arar. Sahip olduğumuz organlar her ne kadar bütünün hayatta kalmasına çok büyük katkıda bulunuyorsa da ayak takımının önder ve yönetici olmasına izin verilmemelidir.Yönetmek, münhasıran beyine ait bir iştir ve tek bir merkezi noktadan kaynaklanmalıdır. Bu, filozofun ‘nasıl bir devlet sistemi’ olmalıdır’ sorusunun da cevabıdır: “Çokluğun yönetimi iyi bir şey değildir; sadece tek bir yönetici, tek bir kral olmalıdır.” (İlyada, II, 204-5)

Radikal Kitap/ASLI SEMİZ
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
der ki..., schopenhauer


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Arthur Schopenhauer sangre Biyografiler 13 11-11-2007 19:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:37 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info