|
|
| Felsefe Felsefe Rusya gibidir. Bataklık çoktur ve sık sık Almanlar tarafından işgal edilir.. |
barlar ve yataklar insanların içgüdülerini sergilediği bir tiyatro sahnesi gibiFelsefe içerisinde barlar ve yataklar insanların içgüdülerini sergilediği bir tiyatro sahnesi gibi konusu: Dışarıda içeceksem barları değil, meyhaneleri tercih ederim. Mezesinden tutun kültürüne ve ortamın ambiansına kadar hakiki içki kültürünün merkezi hala meyhanelerdir
Sevgili Dantreal kardeşim, neden barlar ve yataklar diye de cidden ...

26-02-2009, 02:35
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Dışarıda içeceksem barları değil, meyhaneleri tercih ederim. Mezesinden tutun kültürüne ve ortamın ambiansına kadar hakiki içki kültürünün merkezi hala meyhanelerdir
Sevgili Dantreal kardeşim, neden barlar ve yataklar diye de cidden merak etmekteyim? İnsanın içgüdülerini sergilemediği anlar mı var ki barlar ve yataklar mevzu bahisedilmiş? Bastırılmış sinik duygular dersen anlarım  İnsan bilinç altı süprizlerle dolu dipsiz bir kuyu gibidir. İnsan bilinci çevresel etmenlerle gıdasını alan ve sürekli şişen gergin bir balondur. İnsanlar kendilerine rahatsızlık veren duyguları yada toplumsal normların alenen sergilenmesini hoş karşılamadığı durumları biliç altına itme eğilimlerine sahiptir. Bu yolla kendisi üzerinde gerginlik yaratan gerilimleri ilk başta hafifletmiş olur; ancak, bileşik kaplar yasasında olduğu gibi basınç altında kalan duygular, farklı mekanizmalarla olsa da boşalmak, rahatlamak zorundadır!
Günlük yaşamımızda ''ilkel'' benliğin sergilendiği pekçok durumla karşılaşabiliriz. Barlarda ve sevişirken yaşanan, uygun ortamın yakalandığı bir anda bilincin ilkel benliğin diplerindeki süpriz paketlerini bize armağan etmesidir. Bu zaman zaman oldukça tatsız durumlara yol açsa da, basitçe durum bundan ibarettir.
Bu konudaki öznel yaşamlarınızı sunarken de dikkatli olun, zira farkındalık derecesi yüksek biri kolaylıkla sizin bilinciniz yada altındaki saklı gizemleri sezebilir
Uzun sözün kısası, dozunu ayarlayabiliyorsanız içiniz, ama bokunu çıkarmadan. Uygun kişiyi bulursanız ve hele ki sağlıklı-uyumlu bir ilişkiniz varsa dilediğiniz gibi özgürce sevişiniz; kaput kullanmayı da ihmal etmeyelim lütfen  TRT eğitim sorumlusu gibi oldum 
|

26-02-2009, 04:01
|
 |
şeytanın pezevengi
|
|
Üyelik Tarihi: 20-02-2009
Nerden: izmir
Mesajlar: 54
|
|
|
sanırım içgüdülerle ilgili konuşmayı herkes alkol üzerine kurmuş.sevgili albatros çalışma alanım buralar olduğu için artık fikir yürütmeye başladım ve incelemeye koyuldum.yorumların için teşekkür ederim.bu aralar bilinçaltının insan davranışlarındaki etkilerini gözlemliorum.bu konuyu açmam daki amaç da bildiklerimi yayımlamak değil. bilmediklerimi öğrenmek.bir nevi bu konu üzerinde bilgeleri bilmek isterim. düşünceleri . neyse herhangi bir davranışımın sebebini anlatamayacak kadar kısıtlı bu mesaj bölümleri tanışmak dileğiyle
|

26-02-2009, 05:06
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
|
Alkol sinsi bir içkidir. Öyle herkesle içilmez. Kimisi vardır içtikçe sohbetine doyum olmaz, kimisi de iyice çirkefleşip sağa sola salça olur. Bu salça olan adamların bastırılmış işkel benlikleri alkollüyken fışkırır tepemize, hele ki üzüntülü bir durum varsa! Yatak kısmı daha da ilginç aslında. Erkek egemen eril kültür kadın kimliğinin özgürce yaşanmasına sürekli ket vurduğu için ne kadınlar kendilerini ne de erkekler kadınları çoğu zaman asla tanımıyor. Benzer şekilde, erkek cinselliği de ciddi baskılara maruz kalıyor. Suistimale çok açık bir konu. Erkeklerin aşırı pohpohlanmış erkeklik gösterilerinden ve gururlarını; kadınların ise, maskelenmiş, örselenmiş kimlikleriyle sanki cinsellikten azade bakire meryem tavırlarını cidden hastalıklı buluyorum. Egemen kültür ve sosyal yapı her iki cinsi de gerek kendine gerekse birbirlerine yabancılaştırıyor. Tahakküm ilişkilerinin olduğu sosyal yapıda ezilen kadın, zaman zaman bunun acısını kendi çocuklarına yansıtıyor. Birey, böylece bebeklik döneminden itirabaren ciddi bir yabancılaşma sürecinin içinde buluyor kendini. Kendine yabancılaşan, dolayısıyla kendi arzu ve isteklerinin farkında olmayan birey cinsellik söz konusu olduğunda fetişizmin sapkınlığa dönüşebilen ince sınırlarında kontrolü kaybedebiliyor. Ölü seviciler, hayvanlarla seks gibi ilişkiler bence ciddi gelişim ve kişilik sorunlarının bir göstergesidir. Ancak iki kişi arasında yaşanan gönüllü ilişkiler, tarafların uyumu ve iletişimine bağlı olarak son derece normal karşılanmalı. Barların ve yatak odasının bu noktada etkileşimi oldukları açık. İçinde olanların uygun zamanlarda ve ortamlarda ortaya konulması...
|

26-02-2009, 14:23
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 30-08-2008
Mesajlar: 31
|
|
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı
Neden sorudan "gerçek kimlik" ibaresini çıkardın, o çıkarsa mantık doğru kurulmaz ki...
|
kusura bakma kaş yapayım derken göz çıkardık 
|

26-02-2009, 21:19
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 26-02-2009
Yaş: 28
Mesajlar: 3
|
|
|
Bira ve sigara
|

27-02-2009, 14:48
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 24-02-2009
Yaş: 28
Mesajlar: 37
|
|
|
Albatros çok iyi ifade etmiş
barlar o kadar özgür yerler mi ki ilkel benlikler ortaya çıkıcak?küçük ve seyrek olanlarda zaten pek bi şey yapamazsın büyük ve kalabalık barlarda da kulaklıklı korumalar var dolayısıyla buralar da özgür değil..
gerçek kişiliğin ortaya çıkmasından öte(ki buna da katılmıyorum)bastırılmış duygulara bir nevi ve kısmi hareket alanları tanıyor lakin alkolizm sonrasında kişiyi kendine çok güzel yabancılaştıran ve pişmanlıklar yaşatan bir şey olduğundan sunduğu özgürlüğün bi sürü tartışılabilir yönü var..kadının yataktaki durumu erkeğe göre daha fena içler acısı tabi şöyle ki kadının maruz kaldığı çifte standartların maalesef ne bilinç düzeyi ne de eğitim seviyesiyle alakası yok şimdi entellektüel arkadaşlarım bana karşı çıkıcaklar ama yaşanıyor bunlar her gün tecrübe ediyoruz..örnek:kadın yatakta albatros arkadaşımın söylediği nedenlerden kötüdür işte cinselliğini güzelce yaşayamıyodur erkek gider aldatır o kişi kadınlık yapamayan zavallı kadıncıktır(kadın ya bekaret dayatmasından yahut türlü sosyal dayatmalardan cinselliği hem tecrübe edememiş hem de manipülasyonlara uğramıştır)ama erkek kendini yine haklı çıkarır öte yandan kadın gerçekten iyidir,hayalgücü geniştir işte sexi seviyodur sevgilisini seviyodur filan bu defa da erkeğin aklında "nasıl bu kadar iyi bütün bunları nerden öğrendi,acaba kaç kişiyle oldu" gibi paranoyolar belirdikçe bu hastalıklı düşüncelerini kadına yansıtmaya başlar ve ilişki yıpranma noktasına gelebilir.Bu çifte standartın vahameti çok açık sanırım..
son olarak biz doğamıza uygun olmayan elektronik,para ve çıkar dünyasının zavallı yaratıklarıyız ve bu hayat böyle bize uygun olmayan koşullarla devam etikçe alkol,uyuşturucu,bilimum cinayetler var olmaya ve insanlar "kapalı kapılar ardında" yahut düşledikleri "dünya" da insan olabilmeye çabalayıp durucaklar..
|

28-02-2009, 01:51
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,759
|
|
Güzel bir noktaya temas etmişsin amoresperros(zor yazdım  ). Kadınların maruz kaldıkları çifte standartın eğitimle bir alakası yok gerçekten. Sakallı Celal'in bir sözü var : ''Bu kadar cahillik, ancak eğitimle olur''! Eğitim sistemi ve populer tüketim kültürü ile din erkek egemen baskıcı bilincin tekrar tekrar yeni form ve içeriklerle dizayn edilip üretilmesini sağlıyor. 2000'li yıllarda zina yasaların tartışılıp namus cinayetlerin bu kadar yaygın olduğu bu ülkede, bazı şeylerin niçin düzeltilemediğinin başlıca sebebi egemen kültür dayatmalarıdır! Öz eleştiri yapmam gerekirse, bu kadar ahkam kesip ve ukalalık taslayan ben de zaman zaman bu konuda kendimi yetersiz bulabiliyorum. Neticede bir toplumda yaşıyoruz ve bu konuda örgütlü ve genele yayılmış güçlü bir kadın hareketi hala mevcut değil. Ciddi çalışmalar da var elbette, yer yer oldukça toplumsallaşan ve gündem yaratan tartışmalar oluyor ki o kadınlara çok şey borçluyuz gerçekten!
|

28-02-2009, 04:07
|
 |
şeytanın pezevengi
|
|
Üyelik Tarihi: 20-02-2009
Nerden: izmir
Mesajlar: 54
|
|
|
teşekkür ederim amorresperos. olayın kadınsal yönünü bizlerle paylaşmışsın .Anlattıklarının hepsi gerçek hayata uyarlı. barlardan kastim erkeklerin o üreme içgüdüsünü , sert tavırlar politikasını , ilgi çekmek adına yaptığı inanılmaz harcamaları veya sahip olmak adına karşıcinsin gözlerinin içine yalvarmalarını vs vs kadının ise ne kadar akıllı olabileceğini , şeytansal tutumlarını , herşeyi yaptırabileceğini , kendini satmasını ya da isterik duyguları için uygun bir arayışta bulunmalarını yoğun biçimde görürüz tabii eğer gözlemlersek. peki güncel hayatınızda 200metrekare içerisinde bunları ve daha fazlasını doğasına yakın davranan insan topluluğu gözlemlediniz mi ? buralara bar diyorlar. barlara da insanlar giriorlar, çoğunlukla benliklerini yaşamak için . ve gerçek kişilik, gerçek kimlik gibi ibarelerden bahsetmiorum.içgüdülerden bahsediorum . isteyen bastırılmış duygu isteyen ahlakın ve tüm toplum kuralların karşıtı bir duygu isteyen ise buna nefs diyebilir.VE amorresperos son paragrafını kadınlar adına mı yoksa insanoğlu adına mı yazdın anımsayamadım. çünkü insan için yani senin benim için yazdıysan ben katılmıorum.
|

28-02-2009, 16:21
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 24-02-2009
Yaş: 28
Mesajlar: 37
|
|
|
dantereal son paragraf insanlığın acziyle ilgili
Bazı sözcüklerin narkotik bir etkisi vardır. Kullanıldığında insan beynini uyuşturup, sanki doğruymuşçasına bir etki yaratırlar. Olumlu ve iyi bir şeymiş gibi bir anlam giysisi giyer bu sözcükler. Bunlardan en modası ve belalısı BAŞARI kavramıdır.
Hepimize başarılı olmamız iyi bir şey diye anlatıldı. Hayatta başarılı olmak. Neyi başarmak? Ölüm oralarda, yaklaşmakta olduğumuz bir yerde bizleri beklerken bizim İNSAN olmak dışında elimizden birşey gelemeyeceğini unutum, yapay şeyleri BAŞARI olarak görüp o başarıya doğru koşmaya çalışmamız ne garip.
Neyin başarısı...Kim olarak başarı. Tek başlarımıza kendi kendimizin CEOsu olarak , kendimizi bir şirket gibi düşünüp ve herkesin üzerine basarak en yakınlarımıza yaşadığımız topluma ve insanlara rağmen mi başarı? Malesef ki algı böyle.
İnsanlar da şirketler gibi aynı başarı refleksiyle hareket ediyor. Kapitalizmin acımasız, rekabetçi, her ne pahasına olursa olsun başarı refleksi; insan faktörünü hiç önemsemeden ve sadece kendi çıkarlarını herşeyin üstünde tutan hırsı hepimize bulaşmış.
Toplumdan değil birbirinden bağımsız atomize bireylerin bireysel şirketlerinden oluşan serbest piyasa dünyasında sozediyoruz artık bu ülkede. Gücü gücü yetene.Alın başarınızı kıçınıza sokun
modern dünyanın üstümüze üstümüze püskürttüğü elektronik tanrılarla biz baş edemiyoruz apartman aralarında, insanat bahçelerinde nefes alamıyoruz burdan bilgisayardan yazmaktan sözsüz,sessiz,mimiksiz tabi ki haz almıyoruz lanet okuyoruz bu yapaylığa, giderek çürüyor çürüyoruz ama hayat, sana rağmen seni seviyoruz!
Konu amoresperros tarafından (28-02-2009 Saat 16:24 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:37 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|