|
Anlatacağım hikâye Adile teyzeden kuzucuklarına masallar türü bir uyku öncesi lâfazanlık değil. Hatta böyle bir olayın hiç yaşanmamış olması da kuvvetle muhtemel. Ama biz hikâye de anlatılmak istenen ana fikre dikkat edersek, zannederim mâkul bir sonuca ulaşmak mümkün.
İsrailoğullarından peygamber kralların yaşadığı devre de, adamın birisi eşkiyalık edermiş. Çevresine topladığı işsiz güçsüz türünden hapisahane kaçkını mahlûkat ile epey yol kesmiş, can yakmış. Bu sürede 99 kişiyi de katletmiş. Günün birinde yaptıklarından nedâmet duyup, kendisini affettirmek istemiş. Kime danıştı ise yaptığı zulümden dolayı affedilmesinin mümkün olmadığını söylemişler. Artık ümidinin kaybolmaya başladığı bir zaman da, uzak bir ülkede bilgin bir şahsiyetin bulunduğunu ve oraya kadar giderse, sorunu için bir çözüm yolu gösterebileceğini söylemişer. Erinmeyip yollara düşmüş. Bahsolunan kişi ile karşılaşıp durumunu anlatmış. Bilgili kimse adamı dinledikten sonra ona şu tavsiyede bulunmuş.
"Ateşte yanmakta olan bir odunun üzerine su dökerek söndür. Büyükçe bir tarla al. Bu yarısı yanmış odunu tarlanın ortasına dik. Daha sonra tarlana Kavun/karpuz ek. Bunlar olgunlaşınca yoldan geçen herkese bedava dağıt. Eğer tarlanın ortasına diktiğin yarısı yanmış odun yeşeririse, Allah seni affetmiş demektir."
Adam denilenleri uygulamış. Tam yirmi yıl boyunca olgunlaşan kavun ve karpuzları yoldan geçenlere bedava dağıtmış. Bir tarftan da tarlanın ortasındaki yanık odunu gözetlermiş. Artık ümidini iyice yitireceği bir zaman da uzaktan tozu dumana katan bir atlı görünmüş. Yaklaşan atlı adam tarlanın kenarında durup bir yol sormuş. Bizim eski eşkiya, "Yahu acelen nedir ? Ben buraya bostan ektim. Gelen geçen herkese bedava dağıtıyoum. Sana yedirmeden buradan gitmene müsaade etmem." demiş.
Adam, "Bana yol ver babalık. İşim çok acele" diye karşılık verince eşkiya,
"Hayrola. Bu kadar acele etmenin sebebi nedir ?" demiş.
Adam, "Bizim ağanın oğlu bir kızı sevdi. Kız ise ağanın oğlu ile evlenmeyip parasız pulsusz fakir bir genç ile kaçtı. Ben de ikisini de yakalayıp öldürmek için ağadan emir aldım" diye cevap vermiş.
Önceleri adamı sükûnetle dinleyen bizim "emekli" eşkiya, bunu duyunca pek bir hiddetlenmiş. "Ulan Ha 99, ha 100. Ne fark eder ?" deyip, yanındaki kılıç ile bir vuruşta admın kafasını gövdesinden ayırmış. Daha sonra da neyi var neyi yoksa toplayıp tarladan ayrılmak üzere iken gözü 20 yıl evvel tarlanın ortasına diktiği oduna takılmış. Bakmış ki siyah yanmış odun yemyeşil güzel bir ağaç haline dönüşmüş.
Adaleti sadece başımız sıkıştığında veya şekil de ararsak bulmamız mümkün değildir. Çünki dünya da böyle bir "Adâlet" hiç var olmadığı gibi, aranan şeye de adalet denmesi abesle iştigâl olacaktır.
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
Konu Erdoğan tarafından (09-09-2008 Saat 21:12 ) değiştirilmiştir..
|