Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..

Charles Bukowski - Factotum 'dan

Edebi Mevzular içerisinde Charles Bukowski - Factotum 'dan konusu: 24 Kadın giysileri satan bir dükkânda sevkiyat memurluğu için başvurmuştum. II. Dünya Savaşı sırasında eleman yetersizliği olması gerekirdi ama her işe dört-beş kişi baş­vuruyordu. Adi işler için en azından. Başvuru ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 02-07-2008, 16:48
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
Blog Başlıkları: 8
Standart Charles Bukowski - Factotum 'dan

24
Kadın giysileri satan bir dükkânda sevkiyat memurluğu için başvurmuştum. II. Dünya Savaşı sırasında eleman yetersizliği olması gerekirdi ama her işe dört-beş kişi baş­vuruyordu. Adi işler için en azından. Başvuru formlarımı­zı doldurmuş bekliyorduk. Doğum yeri? Bekâr? Evli? As­kerlik durumu? Son çalıştığınız yer? Neden ayrıldınız? O kadar çok başvuru formu doldurmuştum ki tüm doğru cevaplan ezberlemiştim. Yataktan geç kalktığım için son çağrılan ben oldum. Kulaklarının üstünde iki tuhaf saç tutamı olan kel bir adam söyleşti benimle.
"Evet?" diye sordu önündeki forma bakarak.
"Yaratıcılığını geçici olarak yitirmiş bir yazarım."
"Aa, bir yazar, öyle mi?"
"Evet."
"Emin misin?"
"Hayır, değilim."
"Ne yazarsın?"
"Çoğunluk öykü. Bir de yarım romanım var."
"Bir roman ha?"
"Evet."
"Adı ne?"
"Kıyametimin Damlayan Musluğu."
"Hoşuma gitti. Ne hakkında?"
"Her şey."
"Her şey mi? Mesela kanser hakkında mı?"
"Evet."
"Benim karım da var mı o romanda?"
"O da orda."
"Bak sen! Neden kadın elbiseleri satan bir dükkânda çalışmak istiyorsun?"
"Kadınları hep kadın elbiseleri içinde sevmişimdir."
"Çürüğe mi çıktın?"
"Evet."
"Bunu ispatlayabilir misin?"
Evrağı gösterdim. Bakıp iade etti.
"İşe alındın."


28
Öykülerimi elde çoğaltıp postalamayı sürdürdüm. Daha çok çıkardığı FrontfLre dergisine hayranlık duyduğum Clay Gladmore'a yolluyordum. Öykü başına sadece 25 dolar ödüyorlardı ama Gladmore William Saroyan'ı ve bir­çok başka yazarı keşfetmiş biriydi; ayrıca Shenvood Anderson'un da dostuydu. Öykülerimin çoğunu ret nedenle­rini açıklayan bir yazı iliştirip geri yolluyordu. Gerçi kü­çük yazılardı bunlar ama sıcak ve yüreklendiriciydiler. Büyük dergiler, basılmış, hazır ret yazıları yolluyorlardı. Gladmore'un basılı ret yazısı bile bir sıcaklık taşıyordu: Bunun bir ret yazısı olmasından ötürü üzgünüz ama..."

Gladmore'u haftada dört-beş öykü ile meşgul ediyor­dum. Bu arada bodrumda, kadın giysileri satan dükkân­da çalışmayı sürdürüyordum. Klein henüz kaydırama-mıştı Larabee'nin ayağını; Cox, diğer sevkiyat memuru, yirmi beş dakikada bir merdiven altında bir sigara tüttürebildiği sürece kimin kime üstünlük sağladığını umursamıyordu.

Fazla mesai olağan hale gelmişti. İş saatlerimin dışın­da daha çok içmeye başlamıştım. Sekiz saatlik iş günü hayal olmuştu. Sabah işe gittiğinde on bir saate fittin. Cu­martesiler de dahildi buna. Aslında yarım gün olmalıydı­lar ama tam gün olmuşlardı. Savaş sürüyor ama bayan­lar deli gibi elbise satın alıyorlardı...

On iki saatlik bir gün bitirmiştim. Paltomu giyip bir si­gara yakmış, bodrumun merdivenlerini çıkıyordum. Hol­de ilerleyip kapıya doğru yürürken patronun sesini duy­dum: "Chinaski!"
"Evet?"
"Buraya gel."
Patron çok pahalı bir puro tüttürüyor, dinlenmiş görü­nüyordu.
Bu benim dostum. Carson Gentry."
Carson Gentry de pahalı bir puro içiyordu.
Bay Gentry de bir yazar. Yazmakla çok ilgili. Senin bir yazar olduğunu söyleyince seni tanımak istedi. Bir mahsuru yok, değil mi?"
Mahzuru yok."
İkisi de karşımda oturmuş, purolarını tüttürüp bana .Akıyorlardı. Birkaç dakika geçti. Duman çektiler, du-can üflediler, bana baktılar.
Gidebilir miyim şimdi?" diye sordum.
Olur," dedi patronum.




29
Yürürdüm hep odama, altı-yedi blok uzaklıktaydı. Yol bo­yunca ağaçlar birbirlerinin aynıydı: küçük, kıvrık, yan-donuk, yapraksız. Hoşlanıyordum onlardan. Soğuk ay ışı­ğında yalnız yürüyordum.

Ofiste olanlar aklımdan gitmiyordu. O pahalı purolar, şık elbiseler. Kanlı biftekler ve malikânelerin uzun girişle­rini hayal ettim. Refah. Avrupa'ya seyahatler. Güzel ka­dınlar. Benden çok mu zekiydiler? Tek fark paraydı, ve onu elde etme isteği.

Ben de yapardım! Para biriktirecektim. Bir fikir yaka­layıp kredi alacaktım. İnsanları işe alıp, kovacaktım. Ma­samın çekmecesinde viski bulunduracaktım. İri göğüslü, köşedeki gazeteci çocuğun görünce pantolonuna boşala­cağı bir kıça sahip bir karım olacaktı. Ona ihanet edecek­tim ve o bunu bilecek ama servetimden yararlanmak için kabullenecekti. Yüzlerindeki hayal kırıklığını görmek için insanları işten atacaktım. Hak etmedikleri halde kadınla­rın işine son verecektim.

İnsanların ihtiyacı olan şeydi bu: ümit. Ümitsizlikti in­sanları cesaretsiz yapan. New Orleans günlerimi anımsadım, yazabilme özgürlüğüne sahip olmak için haftalarca beş sentlik gofretlerle beslendiğim günleri. Ama açlık ma­alesef insanın sanatına katkıda bulunmuyordu. Zedeli­yordu sadece. İnsan ruhunun kökleri midededir. Güzel bir bifteği midene indirip viskini içmişsen beş sentlik gof­retle beslenen adamdan çok daha iyi yazarsın. Aç sanatçı efsanesi bir aldatmacadır. Her şeyin bir aldatmaca oldu­ğunu idrak ettiğin an uyanıp insanları kanatmaya, mah­vetmeye çalışırsın. Çaresiz kadın, erkek ve çocuklardan bir imparatorluk kurabilirdim - canlarına okurdum o za­man! Gösterirdim onlara!

Pansiyona varmıştım. Merdivenleri çıkıp odama yürü­düm. Kapıyı açıp ışığı yaktım. Bayan Downing mektupla­rımı kapının önüne koymuştu. Gladmore'dan kahverengi, büyük bir zarf vardı. Aldım. Reddedilmiş öykülerin ağırlı­ğını taşıyordu. Oturup zarfı açtım.



Sevgili Bay Chinaski:
Bu dört öyküyü iade ediyoruz ama Btrasarhoşu Ruhum Dünyanın Bütün Noel Ağaçlarından Daha Hüzünlüdür baş­lıklı öyküyü tutuyoruz. Uzun zamandır çalışmalarınızı iz­liyor, bu öyküyü kabul etmekten mutluluk duyuyoruz.
Samimiyetle,
Clay Gladmore



Yazıyı elimde tutup ayağa kalktım. İLK. Amerika'nın bir numaralı dergisi ilk öykümü almıştı. Dünya hiç bu kadar güzel görünmemişti, gelecek bu kadar parlak. Yata­ğa yürüyüp oturdum, tekrar okudum yazıyı. Gladmore'un imzasının her kıvrımını inceledim. Kalkıp kabul yazısını komodinin çekmecesine koydum. Sonra soyunup ışıkları söndürdüm ve yattım. Uyuyamadım. Kalkıp ışığı açtım, çekmeceden yazıyı alıp bir kez daha okudum:

Sevgili Bay Chinaski...

Çeviri: Avi Pardo
Metis Yayınları


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 02-07-2008, 16:52
melusina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dum spiro spero
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 29
Mesajlar: 542
bi an önce bu adamı da okumam lazm..ama once tanrısnı bitirmelyim..


"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız... hepimiz heba oluyoruz... bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık... bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız..." Chuck abi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 03-07-2008, 10:10
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 37
Mesajlar: 957
* iş çıkışıydı. akın akın insan çıkıyordu metrolardan. karıncalar gibiydiler, yüzleri yoktu, çıldırmışlardı, üstüme geliyorlardı, gergindiler.

* yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür. bununla övünmüyorum ama önemliydi benim için. odanın karanlığı güneş ti bana.

* patronlar daha fazla adam çalıştırmaktansa birkaç kişiyi fazla çalıştırmayı yeğliyorlardı. adamlara sekiz saatini veriyordun ama yetmiyordu, fazlasını istiyorlardı. altı saat sonra seni eve yolladıkları görülmemiştir mesela. düşünecek zamanın kalmamalıydı.

* insan ruhunun kökleri midededir. güzel bir bifteği midene indirip viskini içmişsen beş sentlik gofretle beslenen adamdan çok daha iyi yazarsın. aç sanatçı efsanesi aldatmacadır. herşeyin aldatmaca olduğunu idrak ettiğin an uyanıp insanları kanatmaya, mahvetmeye çalışırsın.

* samimiyet le söylüyorum, yaşam beni dehşete düşürüyordu. yemek, uyumak ve çıplak dolaşmamak için insanın yapmak zorunda olduğu şeyler ürkütücüydü. ben de yatakta kalıp içiyordum. içtiğin zaman dünya yine ordaydı, kaybolmuyordu ama boğazına sarılmıyordu en azından.

* kadınlar diye düşündüm, sihirliydiler kadınlar. ne harikulade varlıklardı onlar!

* pencere açıktı ve güneş gözlerine vurmuştu, ruhunu görebilirdin orda.

* akşamdan kalma biri asla sırt üstü yatıp bir fabrika çatısına bakmamalı. ahşap kirişler etkiler insanı; ve tavan ışıkları -tavan ışıkların içindeki teller hapishaneyi anımsatır insana bir şekilde. gözler ağırlaşır, bira için ölürsün ve insan sesleri duyarsın, süren bitmiştir, ayağa kalkmayı becerip işinin başına dönersin...

* serseriydik, tembeldik, günlerimizin sayılı olduğunu biliyorduk. rahattık bu yüzden, ne kadar yeteneksiz olduğumuzu anlamalarını bekliyorduk. o gün gelene dek arada sırada birkaç dürüst saat çalışıp sistemin içinde varolmaya çalışıyor, geceleri hep beraber kafaları çekiyorduk.

* dünya denen uçurumun eteğinde olmak gibiydi -son düşüşten önce bir dinlenme yeri.

* - sana ruh veriyorum. derin bilgiler, müzik, ışık ve kahkaha veriyorum. ayrıca dünyanın en müthiş bahisçisiyim, evet..
- at boku!
- hayır at bahisçisi.

* sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla birşeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. nasıl razı olunur böyle bir yaşama?

* - bay adams'ın cenazesine çiçek almak için aramızda para topluyoruz.
- çiçekler ölüler için değildir, ölülerinnn çiçeğe ihtiyaçları yoktur.

* giyim delisi değilim ben. elbiseler canımı sıkar. korkunç şeylerdir, vitaminler gibi, astroloji, pizza, buz pistleri, pop müzik, ağır siklet unvan karşılaşmaları gibi.

* amerika'da iş arayan çoktu. kullanıma hazır sürüyle beden. ve ben yazar olmak istiyordum. nerdeyse herkes yazar olmak istiyordu. kimse dişçi veya otomobil tamircisi olabileceğinden emin değildir ama herkes yazar olabileceğinden emindir. sınıftaki elli kişiden belki de on beşi yazar olduklarını düşünüyorlardı. herkes konuşabiliyor, sözleri kağıda yazmayı biliyordu, demek ki herkes yazar olabilirdi. ama allaha şükür insanların çoğu yazar değildir; hatta taksi şoförü bile olamazlar ve bazıları -birçoğu- maalesef hiçbir şey değildirler.

* sevmem partileri. dans etmeyi bilmem, insanlar beni ürkütür, özellikle partilerde. seksi, neşeli ve zeki olmaya çalışırlar ama değildirler. olamazlar. durmadan çabalamaları durumu daha da dayanılmaz kılar.

factotum


fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 03-07-2008, 21:30
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 35
Mesajlar: 1,885
Blog Başlıkları: 1
Yok tanrısından daha iyi yazıyor bu adam...


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 03-07-2008, 22:14
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
Blog Başlıkları: 8
Hah bu ikisi favorim

"Kaçık olan sensin. Sevgi eksikliği. Herkesin ihtiyacı ardır sevgiye. Çarpıtmış seni bu eksiklik."
"İnsanların sevgiye ihtiyacı yoktur. Başarıya ihtiyaçları vardır, ne şekilde olursa olsun. Sevgi de olabilir, ama ol­mayabilir de."
" 'Komşunu sev,' der İncil."
"Komşunu rahat bırak anlamında söylenmiş. Ben gi­dip gazete alacağım."




Bay Adams'ın cenazesine çiçek almak için aramızda para topluyoruz."
"Çiçekler ölüler için değildir, ölülerin çiçeğe ihtiyaçlar yoktur," dedim.
Tereddüt etti. "Doğru bir davranış olur diye düşün­müştük, soralım dedik."
"İsterdim ama Miami'ye dün gece vardım ve beş param yok."
"Parasız mısın?"
"İş arıyorum. Sıkışık durumdayım şu anda, son kuru­şumu bir kavanoz fıstık ezmesi ile bir somun ekmeğe ya­tırdım. Ekmek yeşildi, elbisenden daha yeşil. Yere attım. fareler bile ellememiş."
"Fareler mi?"
"Sizin odanızı bilemem."
"Ama dün gece Bayan Adams'a yeni kiracı nasıl biri di­ye sorduğumda -bir aile gibiyiz biz burada sizin bir yazar olduğunuzu söyledi, Esquire ve Atlantic Monthly gibi der­gilere yazıyormuşsunuz."
"Boşver, yeteneğim yok. Palavra bunlar, kadın kendini daha iyi hissetsin diye. İşe ihtiyacım var benim, ne olur­sa."
"Yirmi beş sent olsun veremez misiniz? Yirmi beş sent sizi sarsmaz."
"Güzelim, benim yirmi beş sente Bay Adams'dan daha çok ihtiyacım var."
"Ölülere biraz daha saygılı olun."
“Yaşayanlara biraz daha saygılı olsak? Yalnız ve ümit­sizim, yeşil elbise sana çok yakışmış.”
Çıktı, koridorda yürüdü, bir kapı açtı, kapadı ve bir daha görmedim onu.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 03-07-2008, 22:18
melusina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dum spiro spero
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 29
Mesajlar: 542
"Yaşayanlara biraz daha saygılı olsak? Yalnız ve ümitsizim,"...


"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız... hepimiz heba oluyoruz... bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık... bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız..." Chuck abi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 03-07-2008, 22:23
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 35
Mesajlar: 1,885
Blog Başlıkları: 1
Üstelik yeşil elbisede çok yakışmış Kitap sayende hocam kendine çağırıyor


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 04-07-2009, 01:34
shit hole - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mawi anarchy
 
Üyelik Tarihi: 29-06-2009
Nerden: kanalizasyon
Mesajlar: 137
o tanrısının üstüne boşalmış yazılarıyla resmen ......


I hATe PeoPlE anD tHE WOrlD!!!!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
'dan, bukowski, charles, charles bukowski, factotum


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Charles Bukowski non serviam Biyografiler 36 25-02-2011 14:20
Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi - Charles Bukowski fenasi Edebi Mevzular 32 15-06-2009 22:24
Charles Bukowski Şiirleri detays Şiirler 11 12-04-2009 00:07
Bukowski ve bir şeyler üzerine.. non serviam Edebi Mevzular 0 15-07-2007 15:24
Charles Baudelaire akeboshi Şiirler 6 10-03-2007 08:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:10 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info