ögeler
1. giris ve yuklem uzerine
özne ve yüklem üzerine kurulmuş her şey ve ortada bir yerlerde çok az da kıyıda köşede gariban ve bir o kadar da içrek kalmış nesne. kimileri cesaretliymiş çıkmış bir adım öne ve hemen bir sıfat yakıştırılmış kendine: belirtili nesne. oysa bilmiyorduki kendinin öne çıkamayacağını. hala özne ve yüklem arasında sıkışıp kaldığını tüm marifetin yüklem üzerinde olduğunu. nerden bilebilirdi ki? kimse söylememişti ki ona, sen bir hiçsin, diye.
güçlü ve bir o kadar da vakurdu yüklem. hep son sözü söylüyordu. çok nadir de olsa söylemediği durumlarda yine de karar mercii olduğunu biliyordu. biliyordu o kendini. yüklemdi o.çok çeşitli olarak karşımıza çıkabiliyordu. öznesini kendi kafasına göre seçebiliyordu etken, edilgen, dönüşlü ya da işteş olarak. kimi zamansa özneyle ortaklığa gidebiliyordu seçeceği nesne hususunda. biliyordu, güç ondaydı. olmazsa olmazdı. o yoksa hiçbir şey yoktu. tabi bilmediği bir şeyler de yok değildi; ama öğrensin istemiyorum şimdi.
güçlü olması ona erkek imajını yüklüyordu yaşadığı toplumda. erkek olması patriyarkalliğini kamçıllıyordu ve en adisi kabul ediyordu erkekliğini. yanıldığına dair en ufak bir fikri de yoktu öyle ya güçlü olan oydu. öznesini istediği gibi seçebilir, öznesine istediklerini yaptırabilir, öznesinin... hep böyle olmuştu ve emindi böyle de olacaktı. umarsızca saçtı savurdu sözcükleri etrafında toplanan. istediği gibi kullandı her ögeyi. yaşam onundu. o yaşamın ta kendisiydi. yaşadıkça savurdu. toplamasına gerek yoktu. nasılsa her şey yine kendi etrafında toplanmaya mecburdu.

"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
|