|
Ve hiç aralıksız içmeye devam etti........ Ta ki içinde bulunduğu yokluğu anlamaya çalıştığı ana kadar. Eşitlenmiyordu kafalar. Ne kadar içtiğinin bir önemi yoktu; her daim ayık kalacaktı kafası, düşünmeyi unutuncaya değin. Çevresine bakındı. Suratlarda gördüğü aymazlığa kızdı, insanların iç dünyasını gördüğü için kendine kızdı, hala ayık olduğu aralığa kızdı...
Yokluğun ne olduğunu biliyordu; ama varlığı yokluğun içinde aramak gibi bir de hevesi vardı. Öyle ya yoklukta ksıtlama yoktu. Düşünebilirdi istediğini, nasılsa aklın devinimi devam ediyordu. Elindeki bardağa baktı. Yoktu, biliyordu. Yanılsamanın kendi içindeki dramını hissediyordu.
Var olduğu bedenden yokluğa sarmalıydı. Bir şeyler yapmalıydı.
Mesela, an itibarıyla içinde bulunduğu grilikten çıkabilirdi. Yeniden ayağa kalktı, kurşuni sigara dumanlarını yararak elektirik lambasının düğmesini çevirdi. "Ben" dedi, nasıl görememişim; insanların yüzlerini......................
......................
demkaçkını, yazını okuyunca çok derin bir şekilde bunları yazma isteği duydum, ek yaptım, affına sığınıyorum.

"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
|