|
|
| Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat.. |
KonfüzyonEdebi Mevzular içerisinde Konfüzyon konusu: 1 uzak:
Ne diye zorlanıyoruz ki? Binlerce kez çözülmedi mi? Önümüze konulan alıştırmalar. Zaten pek fazla yaşamıyor, genelde alıştırılıyoruz. Hayatta kalabilmemiz karşılığında, satın aldırıyorlar, bize lazım gelen duyuları. Ve biz ...

28-01-2008, 22:31
|
 |
....!
|
|
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 337
|
|
Konfüzyon
1 uzak:
Ne diye zorlanıyoruz ki? Binlerce kez çözülmedi mi? Önümüze konulan alıştırmalar. Zaten pek fazla yaşamıyor, genelde alıştırılıyoruz. Hayatta kalabilmemiz karşılığında, satın aldırıyorlar, bize lazım gelen duyuları. Ve biz maalesef, satın alabildiğimiz ölçüde var ettiğimizi sanıyoruz kendimizi.
Ama bir yer geliyor, zamanın her an yeni baştan boşalarak ürettiği yokluk duygusuna karşılık, kimselere anlatacak yüzeysel dertlerimiz kalmıyor. Buna rağmen hiç duraksız şekilden soyunup, yeni şekiller dilenerek, eksilip kalınlaşıyoruz.
Halbuki, temel aldığımız kalıplarında, aynı kalıptan döküldüğünü adımız gibi biliyoruz. Kötü de olsa bir şekilde oksijeninden faydalandığımız şehrin, sıfır estetikle iç içe geçmiş bir labirenti bütünleyen sokaklarında, tek başımıza paylaşılmayınca kaybolan anların tanınmaz ve bilinmez yollarında bulunmayı bekliyoruz.
Günün durmadan değişen ve zorlaşan şartları altında, belleğimizde yaşatabildiğimiz ölçüde varlığını sürdürebiliyor düşlerimiz. Ve bizler günden kurtulup, kendimize gitmek yerine, olmadık uzaklar yaratıyoruz. Oysa gölgelerimizi ölçebilseydik, kendimizden pek fazla uzaklaşamayacağımızı anlardık. Üstelik bir kez olsun gidebilseydik, istediğimiz kadar uzağa,hayal kırıklıklarımız döndürecekti bizi, hayatın kuru ayazına.

Ben Ben'im
Konu demkaçkını tarafından (30-01-2008 Saat 00:07 ) değiştirilmiştir..
|

29-01-2008, 05:07
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
2. Gidiş:
Haz veren bir kırgınlık düşmüş sözüne: kulaklarımı, burnumu, ağzımı balmumuyla tıkasam kurtulabilir miyim kehanetinden..? Labirentlerine düştüğüm sokaklarımın tüm kepenklerini kapasam, büyük bir karanlığın içinde hırıltılı bir enik seziyorum.
Bir gün hiç kimse üzülmesin diye, hem de hiç kimse üzülmeden, gideceğim hiçkimseden. Bir kez değil, binlerce kez adımsız, ayaksız.
Günah küçük bahçelerde kırbaçlanıyor çünkü; büyük sineklerin hep büyük bataklıkları oluyor. Kendini adımlamak tarihin paryalarında tatlı bir düş bayrağı gibi salınıyor.
Ve gölgem Tanrının üzerine düşüyor,Tanrı hırçın bir çocuk, tuzunu serpiyor bütün dünyaya, her acı yeniden üreme şevki katıyor ölmesini bilmeyene, oysa en çok ölüm yakışıyor şairlere, iyotlu bir acıyla şiirde.
Ve bütün insanlar uyurken masumlar hâla, iş ki gözleri açıkken sevebilmekte...
|

29-01-2008, 12:16
|
 |
....!
|
|
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 337
|
|
|
3: denge
İçimizde ki, kalabalığın ezici ağırlığını duymaya gücümüz yok. Yeteri kadar uzağız kendimize. Gerçi aldatıcı her uzaklık, dönmemek elde değil.
Daha koyu boyanmalı yalnızlık, dönüşleri gizleyebilecek kadar koyu. Yinede düşünmeden düşmek için, yeterince yüksekteyiz. Yeni çıkmazlara ihtiyaç yok.
Hayat sonsuzla besleniyor. Ve hayatı beslemek, beslenmeyi sağlıyor. Dengeyi bilmeyen bunca ihtişamın içinde, kendi fakirliğini tüketiyor. Ve tükettikçe tükeniyor.

Ben Ben'im
Konu demkaçkını tarafından (29-01-2008 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir..
|

31-01-2008, 01:26
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
4. Döngü
Uyanıyorum.
Duvarlar aynı. Güneş aynı. Terliklerim aynı.
Sokağa çıkıyorum.
Sohbetler aynı. İnsanlar ezbere okuduğum eski zamanlardan kalma sure, aynı. Hep bir ağızdan hergün aynı şeyi söylüyorlar, bütün günaydınlar aynı.
Metroya biniyorum.
Koşuşturmaca aynı. Mekanik sesli binlerce metal yığını robot gıcırtısından başka bir şey duyamıyorum. Küçük kıçlı kızlara ve oğlanlara bakıyorum, hızmalı burunlarından tıslayan sesler rayların sinsiliğine karışıyor, gürültü aynı, sessizlik hep aynı.
Okulda her şey aynı, dersler, hocalar, öğrenciler; notlar, çekişmeler, aşklar.
Hep aynı.
Önceden bir teks mi verdiler elime, kelimeler aynı, mimikler aynı, yüzler bile aynı.
Eve dönüyorum, ev aynı, kadın aynı, kocası aynı.
Uyuyorum.
Düşlerim...
...
Düşünmek bir küçük haz, anlatabilmekse bir büyük mücadele...
|

31-01-2008, 21:40
|
 |
....!
|
|
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 337
|
|
|
5:susmak
Soruyorum kendime.Ne kaldı ki içimde yazamadığım şiirlerden başka?
Tek çürümeyen noktam budur diyorum. Belki de bu yüzden hiç yazmamalıyım , bu durum beni biraz daha yaşatır diyorum.
Bunun harici ,her geçen gün daha da azaltıyorum kendimi. Mesela büyümeye çalışırken ,aç kalma hakkımı çalıyorum kendimden. Ve diyorum ki kendime Senin için bundan daha kirli bir dünya olamaz. Zaten daha fazlasını beceremezsin. Ses çıkmıyor içimden, bir tebessüm seziyorum sadece. Dışıma taşıyamayacağım kadar küçük bir tebessüm
Sonra düşünmeye çalışıyorum, ilk nerede kaybettim diye. Bu sefer harbiden gülesim geliyor. Susmak lazım, işimize gücümüze bakmak lazım. Ekmek parası, şarap parası, umut parası peşinde susmak derken; O ne lan öyle ‘’umut parası’’ sıkı bir hassittirin ardından , bir anlığına geçekten susacakmış gibi oluyorum. Ama hemen arkasından müthiş bir kahkaha patlatıyorum.
Ne mutlu bana. Ah bir de gülmekten geberebilsem !

Ben Ben'im
|

01-02-2008, 04:11
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
6. Susmamak
İt gibi acı çektiğimde dahi mahzen suskunluklarım oldu benim. Talihsiz tarihler biriktirdim an dediğim ömür yığıntıma. Bütün dillerimi kesip, bir bir eniklerinize yedirmezden evvel, içimdeki son şiiri yazacağım..!
Susmayacağım...!
Yastığa başımı koyduğum her ayaz biraz daha tiksiniyorum yazamadıklarımdan.
Paradigma tasmasını takıyor yaşamıma.
Kirpiklerimi eğiyorum. Ellerimde kan. Utanç verici diyor ninem.
Kocaman tepsiler gelip gidiyor soframa. Tüysüz oğlanlar raksediyor avlularda. Kirpiklerimi eğiyorum. Ellerimde kan.
Serçeleri, kıçlarına kondukları atları, annemi, sabrımı... Hiçbirini öldüren ben değildim...!
Ben yalnızca onları yazamayanım.
Kunduz gecelerdeyim, kurumsal sorumluklarımı unutup, disiplinsiz çocukça sevinçlerle hırpalanıyorum...Yapıtlarım dediğim enkazımda gömüt sızılarla çürüyor, o çok bilindik sualle dışlıyorum içselliğimi ;
'varoluşumuzu manalı kılan nedir'...
soru işaretleri kıvrılırken usuma
'sen ve şiirlerin' diyor kaktüslü teras
'iki gelecek korkutmasın seni
her ikisi de insanî
ya çocuklarını, ya da şiirlerini büyüteceksin
seçim sensin'...
|

01-02-2008, 22:33
|
 |
....!
|
|
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 337
|
|
|
7: susamak
Tüm kalıplar ve bütün sorular, ben mi seçtim sizi. Bilerek nasıl böylesine susamışım.
Yeterince mana yüklenmediğimden korkarak, su içmek istemiyorum. Hiçlik pınarında sadece ben olmalıyım, tüm korkular ve bütün kaygılar günde bırakıyorum sizi.
.....Sadece an.....
İki lokma su ile birkaç derin nefes, işte tüm manzara ayaklarımın altında. Çok kolay oldu yaratmak. Bünye şaşkın, problem peşinde. Evet böyle olmamalı, okumak, yazmak, çizmek planlamak, denemek, kavga vermek, kaybetmek, yıllarca debelenmek lazımdı. Çünkü insan böyle yapar diyor bünye. Tümün parçası tüme varamadı daha. Anlayamıyorum.
Bir kalem yaratıp hiçlik pınarına atıyorum , eğilip alsam son şiirim olacak belki ilk yazacağım ve son şiirimle bir başlayacak şiirlerim. Belki o zaman bilecek bünye, yaratmanın manasını .
son bir nefes daha ... bir yudum daha... çok susamışım.

Ben Ben'im
|

02-02-2008, 01:26
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
8. Su
Bir bitki gibi, beni eğdikleri yere büyüyorum, sessizliğimde yıkık intihar tasarıları.
Hiçbir yere gidemiyorum. Hiçbir yerde yeterinden fazla kalamıyorum. Kımıltısız boyun eğiyorum mengeneye.
Bu bildiğim tek yaşam şekli...
Her deliği kurcalayan anahtalar ötesi kurtarıcı, ne deniz aşırı kıtalardayım ne de çiçekli us bahçelerinde. İstersen boşluk diyelim.
Tüm sulara sızan ziftli kız eti.
Kızın tek gerçekliği; su.
Sana yalan söylüyorum, bir sigara yakıyorum ve iliştiriyorum tüm yalanlarımı kukeletama. Hiç zor değil yalan söylemek. Büyüklerin vicdanın hafiftir. Akranlarının tümü zaten riyakâr. Çocukluğumdan minnetle göz kırpıyor eziyet.
Umursamıyorum.
Hiç zor değil umarsızlık.
Köklerinde, yapraklarında, dallarında temiz su kalıntısı var diyor ceddin. Sızıntılarında irinli bir hal varsa da şimdilerde, büyüdüm, büyümekten hazzetmeyerek. Tüm ceddim de riyarkârmış diyerek.
Yaşam arkası arkasına kapanan kapıların açtığı yeni kapılarla başlayacak.
Su bizi hiç bırakmayacak, bırakamayacak.
Susamadıkça...
|

02-02-2008, 19:07
|
 |
....!
|
|
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 337
|
|
|
9: içmek
Tüm yalanlarım sular sulamaz kurudular. Canını yakıyorum diktiğim fidanın. Oysa yol benden geçiyordu, ben duruyordum. Duramadım yerimde. Kaçmak adına, arkaya doğru attığım ilk adımda, fidanı kırdım.
Çırak, olduğu yerde koşarak tüm yolu yalayıp yuttu. Yoldan kalan sis daha kaybolmadan, elimde ki yaralı dalı kapıp kemirmeye başladı. Aferim oğlum, düşür tüm enerjileri öğütmeden indir mideye. Çavuş havlamaya başlıyor, çırağın lokmasını ağzından kapmak için zinciri zorluyor. İkinize yetmez bu kadarı, çavuşu çözüp, gördüğüm ilk boşluğun üzerine salıyorum.İşleri bittiğinde kanlı ağızlarını kuyu dibindeki yalağı dayayıyorlar, yalak boş. Köpeklerimi susuzlukları ile kudurur halde bırakıp, perdeleri çekiyorum.
Çok uzaktan bilmem kimin ülkesinden bir genç kadın gözlerini veriyor bana. Bilmem kimin şatosunda bilinen bir kına gecesi. kısaca Şatoda kına gecesi. kendilerine boy aynasında ilk kez bakan kadınlar geçiyor. Gelin onyedi lik, bir cılız çoçuk.
Umursamıyorum, zor değil belki ondan.
Gözlerimi geri alıp, karşı kıyaya salıyorum . Yeldeğirmenlerinin dibinde sança panço eşşeğini vuruyor. Sis dağılmadan tüm kapıları kırmam gerektiği aklıma düşünce, zihnimi söküp dolaba kilitliyorum. Anahtar bilmem kaçıncı kuyunun dibinde.
Ziyan etmek olmaz, hepsi içilmeli suyun. İçtikçe çoğalıyor kuyudaki su. Ve çoğaldıkça an, salınıyor tüm yaşananlar. Anahtarlar artık işlevsiz.

Ben Ben'im
Konu demkaçkını tarafından (02-02-2008 Saat 20:46 ) değiştirilmiştir..
|

05-02-2008, 00:45
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
10. Kin
Kent insanlarının asra kalıntısıdır bu yirmibirinci yüzyıl yalnızlığı. Çarpan ve dağılan geometrik dizinlerin tümü çürüdü, insanlık fayda maksimizasyonuyla hortluyor/hortlatılıyor sıklıkla. Bigâneliğin irinleştirdiği dev karıncalarız, beraber yaşayıp, birbirimize saldırmalıyız. Bu çağın en vebalı kini budur sanıyorum; altı yaşını geçen her canlı gibi, hiçbirimiz mâsum değiliz.
Hangi yöne dönsem
Dikenlerim var benim
Canı yanıyor değenin
Herkes beni bu dikenlerle güçlü sanıyor
Ama
Bilmiyorlar dikenler içe dönük
İçim lime lime...
Beynimde yuvalanan kötü zaman kuşlarının sessizliği, irkilen bir ihtiyar kollarım diye iliştirdikleri. Dünya bu kadar kimsesiz mi...!
Ve "sevgi" görüngesel beş harfli bir kelime mi;
yalnızca okumasını ve yazmasını öğrettikleri,
derinliğini simulize ettikleri...
Bazen suya girmek 'iyidir', suyun akışını değiştirmeyi özendirir, i s y a n d ı r; e r d e m l i d i r, ama suyun akış yönünü uzun süre fark edememek «budalalığın» olacaktır, üstelik erdemli bir yanıda kalmamıştır.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:09 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|