Mahallenin Delisi Yakup
Mahallenin Delisi Yakup
Sizlere mahallemizden ve arkadaşlarımdan bahsetmiştim kısaca bir hikayemde sanırım, bu sefer mahallemizin delisi (aslında normal birisiydi ama ondan korkanlar onu deli sanırdı) Yakubu anlatacağım.
Yakup delişmen, sözcükleri aklına geldiği gibi kullanan ve kimse ile geçinemeyen bir arkadaşımızdı mahallede. Ortama yeni gelenler ve onunla istediği gibi oynamak istemeyenler haricinde kimse ile çekişmezdide aslında. Kızlarla oynamazdı bizim gibi, kızlar varsa körebe yada yakartop oynamazdı mesela, o yaşlarda bizlere garipde gelmezdi bu davranışı. Oyun alanına girdimi ufaklıklar hemen sıvışırdı evlerine kaçarlardı, cüssesi eşit zekası fazla olanlar tınlamazdı ama geri kalan çocuklar bulaşmasın diye alanın ücra köşelerine kaçardı. Bir tek o yetenekli arkadaşlarımızdan bazılarının sözünü dinlerdi vesselam. Bu devran Almancı çocuk yaşamımıza karışmasaydı daha ne kadar sürerdi bilmiyorum ama o yazdan sonra Yakup eski Yakup değildi artık tüm mahalle gibi.
İlk önce uzaktan seyretti Almancı çocuğu, daha sonra bir gün onun yanında gördük Yakup'u, Almancı nereye giderse Yakup'ta peşinden gidiyordu, ona sataşanları ittirip kaktırmakla başladı işe ilk önce, ardından tehdit ve dayak geldi, Almancı çocuk istediği kişinin üstüne salar oldu onu, artık Almancı'yı izdihamdan korumaktan öte koruması ve silahşörü olmuştu onun. Bu davranışı için bir çıkarı varmıydı derseniz, benim gördüğüm herhangi bir somut çıkarıda yoktu, örneğin o güzelim Almancı çikolatalarından nasiplendiğini, yada siyah beyaz göstersede aslında renkli olan televizyonda, bir pazar sabahı Cenk Koray'ı izlediğini görmedim ben Almancı'nın evinde. O yaz bitip de Almancı evine dönünce, bütün kış tek başına bir köşede oynayanları seyretti Yakup, bazen çok sevdiği oyunlar olursa katıldı aramıza, Almancı'nın ekibiylede oynamıyordu garip olan, o zaman anladım ki Yakup'un istediği sadece güçtü, başka bir şey ilgilendirmiyordu onu, sadece güce saygı duyuyordu.
Bir sonraki yaz Almancı çocuk top yerine arabalarla gelip, yakın çevresi ile evinde oynamaya başlayınca Yakup bir arayışa girdi ve aşağı mahallede bir Almancı çocuk ile takılmaya başladı. Bizim mahllede ise garip bir şey olmuştu, halim selim bir genç olan Cemil birden Almancı çocuğun peşinden ayrılmaz olmuştu, ona bakkaldan gazoz alır, onunla alay etmeye çalışanların üzerine yürür olmuştu, bu arada Almancı çikolatasından nasiplenmiyorda değildi hani. Bizim almancının yeni silahşörü olmuştu vesselam. Ben kitap okumak için oturduğum o yüksek duvardan aşağı mahallede dahil herşeyi gördüğüm için pek şaşmıyordum bu duruma eskisi gibi.
Gene kış gelipte Almancılar evlerine dönünce, Yakup ve Cemil bakkalın köşesinde birlikte takılır oldular, herkesten uzakta ve ikisi birlikte konuşur ve bazen yeni gelenleri sigaya çekip sorgular görürdüm onları. Bir eylül sabahı, hacı hafızın oğlu Davut bizim evlerin yolunu gösterirken ikinci şubedekilere, onlarda yanlarındaydı Davut'un. Aşağıya doğru sarkık bıyıklarını burarken bizlere kin dolu gözlerle bakıyorlardı. Bazılarımız dönmedi bir daha mahalleye, daha doğrusu dönemedi, kaldı kanlı bir tezğahın üstünde öylece yatarak, bazılarımızın dönmesi yıllar aldı. Mahallemiz değişmişti tıpkı güzel yurdumuz gibi, Yakup muhtar olan Cemil'in yanında çalışıyordu, ama her ikiside akşamları Almancı'nın kahvede (uyuşturucu satarken yakalanmış ve sınır dışı edilmişti Almanyadan) ile kılıç oynamaktan ve evden kaçan eski karılarına sövmekten başka bir şey yapmaz olmuşlardı yani yaşlanmışlardı, yerlerini yeni Yakup Cemil'lere bırakmışlardı mahallede.
Sevgili ESHQUIA'ya ithaf olunur.
|