Düşsüz uykularda
Günden bihaber kalıp, kendimize naçar düşmüş olsak da. Bu zehirli uykudan kalkıp,geceyi yeni düşlere satmak bize yakışmazdı. Her şeye yeniden alışmak lazımdı. Fakat tekrardan alışabilsek bile ,kendimizden nereye kadar arınabilirdik . Aslında her şey değişiyordu . Ama bu bizim kendimizi kandırmamıza yetmiyordu. Bazen olacakları fazlasıyla bilmek her şeyin çözülmesine yetiyordu. Ve bizler, hiç farkında olmadan, düş alanlarımızın çıkış kapısında buluyorduk kendimizi.
Oysa ısmarlama gölgelerimiz çıkıp gidiyordu güne. Bizler ise içimize dalıyorduk.. Dilimizde hep eski günler eski mırıltılar kalıyordu. Hayat diye, hep aynı sayıklamaları yaşayıp duruyorduk.
Ve maalesef bu kör selin nereden geldiğini, hangi gaddar kabuslar tarafından beslendiğini hiç bilemedik. İstedik ki bu bulmaca, günlük dil ile çözülsün ve ardı sıra vazgeçelim , günü görmek adına boş yere takındığımız gözlerden. Ama bizi açığa çıkaran ve ardından aklayan nedenlerimizin tümünü, kazımışız boşluktan kendi ellerimizle
Ve tabii ki gece artık gayet suskun. O kadar suskun ki , kendi sesimize bağlanmaktan korkuyoruz. ……içimizden biri boşluğu dağıtmak umudu ile külleri karıştırıyor. Bir diğeri hiç yere daralan çemberin orta yerine, ağulu bir duman salıyor.
Böylece hepimiz gecenin dibinde sarhoşluktan yıpranmış birer surattan ibaret kalarak, tekrardan düşsüz uykulara sızıyoruz.
salihdemirci

Ben Ben'im
|