|
|
| Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat.. |
İşte Bu Bizim Hikayemiz Olsun..Edebi Mevzular içerisinde İşte Bu Bizim Hikayemiz Olsun.. konusu: Ben bir hikayeye başlangıç yapacağım.
Bu oyuna katılmak isteyenlerde hikayeyi devam ettirecekler..
Sevgi ve dostlukla...
"Bu büyünün, bu garip serüvenin izini sürmekten başka hiç bir çıkar yolu kalmamıştı artık.
Uzun ...

12-12-2007, 11:12
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
İşte Bu Bizim Hikayemiz Olsun..
Ben bir hikayeye başlangıç yapacağım.
Bu oyuna katılmak isteyenlerde hikayeyi devam ettirecekler..
Sevgi ve dostlukla...
"Bu büyünün, bu garip serüvenin izini sürmekten başka hiç bir çıkar yolu kalmamıştı artık.
Uzun kızıl saçlı, mavi gözlü, kalın dudaklı bir kadın bir aynanın karşısında makyajını tamamlamakta, gizemi hiç bir zaman çözülmeyecek bir geceye hazırlanmaktadır.
Bir belirsizliğin, bir sis perdesinin ardından görünür sanki herşey. Bir büyünün, eski çok eski bir hikayenin çağrısıdır sanki bu.
O güzelim ipeksi kızıl saçlarını tararken ...
|

12-12-2007, 11:30
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Mario Levi'den mi, kendimizden mi devam edeceğiz?
Alıntılarda kaynak belirtme alışkanlığınızın olmadığını ikinci kez yineliyorum ama sanıyorum bir işe yaramıyor, her vakit eklentilerinizin ardından bir Eshquia ya da bir maria uyaramaz değil mi...
Özgün bir paragrafla başlamanızı yeğlerdim. Buna benzer sanaldaki öykü atölyelerinde birçok kez denemeler yapmıştık. Biraz daha hassas olsanız Rugerm alıntılar hususunda, çok şey mi bekliyorum?
|

12-12-2007, 11:50
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
|
haklısınız. Marrio Levi'nin adını alta yazmadığımın farkında değilim. Fakat daha önceki alıntı yaptığım konularda kaynak belirttiğimi sanıyorum. Uyarınız için teşekkürler.
"O güzelim ipeksi saçları taraken" deyip devam edecektim. Fakat şuan işyerinde olduğum ve zaman ayıramadığım için orda kaldı. devamı gelecektir merak etmeyin
|

12-12-2007, 17:47
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
|
"Bu büyünün, bu garip serüvenin izini sürmekten başka hiç bir çıkar yolu kalmamıştı artık.
Uzun kızıl saçlı, mavi gözlü, kalın dudaklı bir kadın bir aynanın karşısında makyajını tamamlamakta, gizemi hiç bir zaman çözülmeyecek bir geceye hazırlanmaktadır.
Bir belirsizliğin, bir sis perdesinin ardından görünür sanki herşey. Bir büyünün, eski çok eski bir hikayenin çağrısıdır sanki bu.
Mario LEVİ
O güzelim ipeksi kızıl saçlarını tararken geçmişine, çocukluğuna doğru bir yolculuk yaptı.
Daha ilkokul yıllarındayken (kendisinin çok benzediğini söyledikleri)annesinin saçlarını taramasını hatırladı. Bir daha kimse,annesinin dokunduğu gibi sevgiyle okşayıp taramamıştı saçlarını.
Acı bir tebbesüm oldu dudaklarında. Çok özlemişti...
Kendini çok yalnız ve kimsesiz hissediyordu.
Birden, saçlarını çok sert taradığını fark etti. Tarağı elinden bıraktı... Yatağına doğru yürüdü..
Ayakları evden çıkmaması için sanki geri geri gidiyordu. Saatine baktı. Daha zamanı vardı. Yatağına uzandı. Gözlerini tavana çevirdi. Bugüne kadar yaşadıklarını orada görecekmiş gibi derin ve hiç bir ayrıntıyı kaçırmak istemezmiş gibi pür dikkat bir şekilde tavanı seyretti....
Annesini gerçekten özlüyor muydu?
O değil miydi en ihtiyacı olduğu zamanlarda terk edip giden...
|

13-12-2007, 02:53
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Aciz hissettiğinde yitirdiklerini özlemesi kibirlice değil miydi?
Tavana uzun uzun baktıktan sonra, doğruldu ve alelacele bir şeyler unutmuş gibi çantasını, şalını yokladı. Her şey yerli yerindeydi. Ya kendisi.
"Zor olacağını sanmıştım" dedi içine. Boynunda asılı duran çan sesleriyle, ağır tadsız bir yükle bu odayla yüzleşmenin zor olacağını kurgulamıştı defalarca. Saçlarını yakan kızılın alevinde, elini kolunu kelepçeleyen, O'nu bir mahkum gibi hareketsiz kılan "Neydi...!" diye fısıldadı üstüste.
Sızılı pabuçlarına, ayak bileklerine ilişti gözleri. Yüzüne düşen kızıl saçlarının arasından kirpiklerini gördü sonra aynada, kirpiklerine tututan onca adamı bir çırpıda dökebilmek için göz yaşlarıyla birlikte yanağına eğdi bakışlarını. Yanaklarından dökülüp kırılıveren kristaller gibi yaşamı da kucağına akıyordu sessizce. Boynundaki enfes fular hıçkırıklarıyla inip çıkan memelerini -o iki beyaz gülü- saklıyordu. Şuh bir kahkaha çınladı geçmişten birden, bir elinde buruşturduğu bir kağıt parçası -yıpranmış bir mektup sanki-, diğer eli ipek çorabında. Kendi kendini sevici, içe dönük zırhlı bir deliydi böyle zamanlarda. Böğründeki camdan kız böyle zamanlarda ağlıyordu; annesine, geçmişine, anılara ve o makus geceye...Sessiz bir liman firarisi, dumansız bir baca, dalgasız bir deniz bırakmamış mıydı giderken? Artık yurtsuzdu, yerleri tutulmuş, anıları zaputurapt altındaydı, ama O bunu hiç umursamıyordu, güçlü hissediyordu asıl yüzleşmeye ramak kala ya da güç üflüyordu ruhuna...
Anılar odasında geçmişin izlerini yoklarken, birden kapıya yaklaşan ayak seslerini duydu.
Not: Forumunuza takoz koymak istemedim ilk iletimle, hassasiyetimi dile getirmek istedim yalnızca, teşekkürler inceliğinize. Düz yazı hele ki "öykü" pek de başarılı olabildiğim alanlardan değildir benim, ama kendimce bir şeyler karaladım. Belki keyifli olabilir "ortak bir öykümsü" çıkartmak hep beraber. Lakin ûslupların çok tutarsız olabileceği de aşikar bütünün içinde. Deneyelim yine de...
|

13-12-2007, 09:46
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
|
Anılar odasında geçmişin izlerini yoklarken, birden kapıya yaklaşan ayak seslerini duydu.
Kim olabilirdi? Kimseyi beklemiyordu. Üstelik hemen çıkması gerekiyordu. Kapısını bu saatte çalacak kadar samimi olacak ne arkadaşı, nede dostu vardı.
Sessizce kapıya doğru yaklaştı. Nefes bile almadan kapının dürbününden baktı. Ayak sesleri yaklaşıyordu. Sesler yaklaştıkca kalbide çıkacakmış gibi hızlı bir şekilde kim kim kim diye çarpıyordu. Ve birden bir karaltı görüldü. Heycanlı bir şekilde "kim bu tanımıyorum" dedi içinden. Sonra, "ne bu telaş, niye bu heyecan" diyerek kızdı kendine.
Küçükken de böyleydi. hem telaşlı hem meraklı.
|

14-12-2007, 13:56
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
|
|
|
Her an bir anıya nasıl da yapışıyordu. Telaşı bundan dı demek, içine sıvadığı karartıyla içine bir kaç parça eşya, kitaplar ve anı defterini alarak ,apar topar bu kapıdan ilk kez çıkıp gidişini anımsadı..Nasılda kaçıyordu kendinden.Bir sokak lambasının altında sonu nereye düşeceği belli olmayan adımlarıyla geçip duruyordu sokakları, uykuya yatmaktan korkup, gerçekliğinde uyanmanın tedirginliğiyle koşuyordu tren istasyonuna, zaten ne zaman tern düdüğü duysa aklına bir yolculuk düşmez miydi? İstanbul'u kızıl,İzmir'i esmer yapan o değil miydi? bu yüzden saçı kızıl gönlü esmer bir kadın olmadı mı?
işte yine o tren ıslığı..
Birden daldığı düşüncelerinden sıyrılıverdi kapı inatla çalıyordu. Bir an tokmağı sökmek istedi yerinden. Belki yüzleşmek gerek, tonlarca ağırlık binmiş sanki kapıya, içinde geçmiş tortusu ağır ağır araladı kapıyı..
not: ilk kez böyle bir şey yapıyorum sizin kadar başarılı olamam belki
ama baktım devam edeceğiniz yok yazayım dedim.sevgiler
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

14-12-2007, 14:35
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
|
Kapıyı açtığında tanımadığı bir yüzle karşılaştı... Omuzları düşmüştü. Karşısındaki birşeyler söylüyordu ama anlamıyordu... Kafası karmakarışıktı. Beklediği neydi ve niye gelmedi..... Neden sonra "Efendim anlayamadım" diyebildi. Sonra yanlış adres olduğunu söyleyerek kapıyı kapattı..
Aceleyle çantasını aldı. (zaman var derken geç kalacaktı randevusuna) hızla evden çıktı.Beklenilen yere gitmek için taksiye bindi.. Zaman geçmek bilmiyordu sanki. Yine öyle içi boş kof konuşmaların, yapay gülüşmelerin, yalancı kibarlıkların, kısacası sahte insanlarla birarada olacaktı.....
Not: Benim de çok iyi olduğum söylenemez. Bu hikayeyi sadece ben yazmak istemediğim için ağır gidiyorum. Belki, sizin ve sn maria gibi diğer üye arkadaşlarda bir iki kelime yazmak isterler diye düşündüm beklemem ondandır
Konu rugerm tarafından (14-12-2007 Saat 14:41 ) değiştirilmiştir..
|

14-12-2007, 14:49
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
Taksinden indiğinde hiç beklemediği bir harabeyle karşılaştı.
Yalının o görkemli zamanlarında verilen büyük davetleri anımsadı. Avluyu son görüşündeki yağmurun izdihamı, kulaklarından silinmiş, güzel anılar kalmıştı geriye. Bir karikatür gibi kimsenin göremediği kara kalem bacaklarıyla, sığındığı bodrum kattaki küçük odasının pervazından hep silerdi büyük davetlerden kendini. Tekrar çizerdi sonra partinin en şık kadınına kendi yüzünü. O zamanlar çelimsizdi ama sade, duru bir yüzü vardı yine de. Bir çizgi hayaldi o, zaten ömrü de hep böyle geçmemiş miydi, hayaller ve hayaletlerle...
Kapıyı çalmadan açıldı. Gülümseyen bir yüzle karşılaştı.
'Annem arka bahçede kahvaltıya bekliyor sizi' dedi kıvır kıvır kirpikleri felfeleklenen çocuk. Kafasıyla onayladı kızı, kız aynı hızla uzaklaştı kapıdan. Trene daha vakit vardı. Bir hizmetli ona bakışlarıyla yolu gösterdi. Arka bahçeye indiler.
İnce bir rüzgar yanaklarını sıyırıp, gömleğinin içine doldu. Bahçenin o bakımsız hali, kırık testiler, trabzanların küfü, salıncağın esintiyle salınan yumuşak gıcırtısı, birden çocukluğuna döndürdü yine Asude'yi.
"Asudeeee...!"
Adını bağıran sese doğru döndü.
Not: Bu çalışmanın da güzelliği burada, ben kızı tekneye bindirecektim, bir adada olmasını istemiştim, Lilith tren dedi ve Rugerm de taksiye bindirmiş.. Bence hoş gidiyor. Kıza isim de koydum, çatlayınız:P Haydi bakalım nasıl devam edecek ben de merak ediyorum şimdi, çok fazla kasmadan içimizden geldiği gibi yazalım
|

14-12-2007, 15:50
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
|
Sonunda çocuğumuzun adı kondu. Teşekkürler Maria
[QUOTE=maria;56519]Adını bağıran sese doğru döndü. QUOTE]
Bir baktı ki yürümekle yuvarlanma arsında bocalayan tombul dadısı elinde yemek tabağıyla söylene söylene gelmekte....Bir tarafatan Asude'nin ağzına arka arkaya kaşıkla yemek sokarken bir taraftan da"beni kandıracağını mı sandın. Yemek yemediğin için bu kadar çelimsizsin" diyordu. Ama nafile Asude yine bildiğini okuyordu.
O yaşlarda bile, Asude'ye, kimse istemediği bir şeyi yaptıramıyordu....
"Şekerim, hoşgeldin" dedi bir ses...Sesle birlikte anılarından sıyrıldı..
- "hoşbulduk, nasılsınız"
- "nasıl olabilirim. hahahaaaaa herzaman ki gibi genç ve sağlıklıyım"
- (alaycı bir şekilde gülümsedi)ve "herzaman ki gibisiniz evet " dedi...
- "bak..! kim var burada. senin için nerelerden geldi. ne şanslısın...
senin yerinde olmak isteyen.....
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:10 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|