Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..

Ahmet Altan, «Kılıç Yarası Gibi»

Edebi Mevzular içerisinde Ahmet Altan, «Kılıç Yarası Gibi» konusu: Kılıç Yarası Gibi* Kütüphanemde uzundur beklettiğim popülist bir kimlik olmakla itham edilen, pek moda tabirle de “best-seller”laşmış bir romanın ilkini bugün bitirebildim. Antalya o kadar sıcak ki, adeta sigara içmek ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 06-12-2007, 04:53
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Standart Ahmet Altan, «Kılıç Yarası Gibi»

Kılıç Yarası Gibi*

Kütüphanemde uzundur beklettiğim popülist bir kimlik olmakla itham edilen, pek moda tabirle de “best-seller”laşmış bir romanın ilkini bugün bitirebildim. Antalya o kadar sıcak ki, adeta sigara içmek gibi bir bahanem olmasa, gündüzleri sahile dahi inmeyeceğim…En tenha “beach”te, buz gibi bir birayla, okumalarımı yapıyorum…

***

Ahmet Altan, “Kılıç Yarası Gibi”

***

“Bir ikileme olduğunu bildiğim serinin ikinci kitabından da aynı tadı alma umuduyla” diye not düşmüşüm orta sayfalardan birine…

Yazarın diğer kitaplarından alamadığım tadı, bu romanında alabilmiş olmam, bende, Altan’ın neo-klasik roman diliyle, ticarî kaygılar arasında bocaladığı hissini uyandırıyor, keşke yalnızca romanlar yazsa.
Altan ismine sıtmalı bir refleksle bakan büyük edebî otoritelerin, tıpkı Pamuk’taki gibi tek bir eserini dahi okumadan, derinliksiz ve böbürlenmeci yaklaşımlarıyla “romancılığına” haksızlık etmeleri, beni açıkçası üzüyor. Ûslup güzelliğine hayran kaldığım, tıpkı bir Dünya Klasiği Romanı okur gibi dilinin bana büyük keyif verdiği roman hakkında birkaç kelam etmek isterim…

***

Tüm karakterlerin çözümünü ve olay örgüsünü elbette burada yapmayı düşünmüyorum…Mehpare Hanım, Şeyh Efendi, Mehpare’nin ikinci eşi Hikmet Bey, Hikmet Bey’in babası saray doktoru Reşit Paşa ve nihayet Padişah ve dönemin İttihat Terakkicileri…Romanda beni tarihi olaylardan çok kişi çözümlemeleri ilgilendirdi; çünkü bir tarih kitabı okumuyordum, nihayetinde kurgusal bir metin okuyordum…

***

Bir din adamıyla evlenmek zorunda bırakılan ve düğün hazırlıklarının tasviriyle başlayan romanda, «ruhunu ve isteklerini kendine bile kapattığı» (s.27) bir kadının, Mehpare Hanım’ın; iffetsiz, hodbin ve analıktan uzak davranışlarının güçlü nedenlerini anlamak zor olmuyor kitabın ilerleyen sayfalarında… «Pornografiyle», cinsel estetizmi birbirine kasıtla karıştıranların sevişme sahnelerinde, karekterin iç dünyasındaki fırtınaları, romanda bilinç akışı yöntemiyle irdelemesindeki biçem güzelliğini fark edebilme şansları yok…Oysa Mehpare yalnızca «sevişmenin, masumiyetten uzaklaştıkça daha çok zevk veren, suçla zevk arasında inanılmaz bir ilişki olduğunu» (s. 105) keşfeden dişi, ilkel ve samimi bir karekter.
«Ailesi, eğitimi, terbiyesi ne olursa olsun her kadının başka kadınlara ‘erkekleri baştan çıkarmak isteyen hoppa’»(s. 226) olarak baktığını bildiğinden mi, bu kadınlara has istihbaratla diğer kadınların gözünde ahlaksızdır…? Oysa tıpkı ikinci kayınvalidesi ve baş düşmanı Mihrişah Sultan gibi o da «asaletin zorlayıcılı’ğına»(s. 258) inanarak, başkaldırmıştır…

Şeyh’in Dergahına evlendirilmek üzre gönderilen bu küçük avluların günahkar kadını, yine aynı bilge Şeyhi terk ettiğinde, Şeyhin acıdan kıvranacağını da biliyordu elbette kadın fettanlığıyla, tüm erkeklerini de bu “güzel kadınlara has” bir intikam hazzı için terk etmedi mi…?

Şeyh Efendinin karısı kaçtıktan sonraki ıstırabı da dindarlık ve bilgeliğin; aşka ve zaaflara yenik düşebileceğini göstermedi mi okura…?

“-Dünya bir imtihan yeridir Ragıp Bey, zamanla sen sınıfları geçtikçe, imtihan da zorlaşır; çektiğin acı, gördüğün dert artar, kaç kişi bu dünyada bütün imtihanları geçip okulu bitirebilir ki…Kuldan sakladığını Allah’tan saklayabilir misin, o her şeyi görür, o hep bizimle beraberdir, çırılçıplak durur ruhumuz onun karşısında, bu bize güven verir ama…

Durdu ve bir zaman elindeki güle baktı.

-Bazen insan Allah’tan bile saklanmak ister…Bunun günah olduğunu bile bile…İşte imtihanı böyle zamanlarda kaybederiz.” (s. 99)

***

Osmanlı Saray’ını hiç bu kadar yakından düşleyememiştim. Romancıya uzun uzun Padişah’ın gücünü anlatmak yerine, insanî yanını da anlattığı için müteşekkirim…Padişah’ın «korkulacak bir şey olmadığı zaman korkan, korkulacak olaylar karşısında ise cesur davranan tuhaf tabiatlı» (s. 154) halini yüksek ökçeler giymesindeki insanî zaafını, Reşit Paşa’nın, Padişah’a korkuyla karışık şu metnindeki acıma duygusundan çıkarabiliyorum…

“-Şimdi ben niye ayakkabılarımı yüksek ökçeli yaptırırım, çünkü biliyorsun benim romatizmam var; bir adamın sağlığı için ayaklarını sağlam tutması gerekir. Ökçeler yüksek olunca ayağının altından hava geçer, hava cereyanı olan yerde rutübet olmaz Doktor, onun için yüksek ökçe romatizma tedavisinde birebirdir.

Reşit Paşa bu açıklamayı dikkatle dinlemişti ama asıl düşüncesini elbette Padişah’a söylememiş, Osman’a anlatmıştı: “Bence kısa boylu olduğu için yüksek topuklu ayakkabılar giyiyor, uzun boylu gözükmek istiyordu; koskaca bir imparatorluğu vardı ama üç santim daha uzun boy istiyordu, Allah’ın ona vermediğini, ayakkabıcı veriyordu” (s. 286)

«Kimse hayatın efendisi değildir» (s.279) hastalıklı bir güçle merkeze yerleşme eyleşimiz de sıklıkla hüsranla biter, Padişah’ın bile gücü sevgiden değil korkudandı, tüm erklerin gücü gibi, ama o da tüm erkler gibi insan olarak sadece ortak yazgımızda «yalnızdı»…


***

Ragıp Bey ve Şeyh Efendi arasındaki hasbıhalin hoşluğunu okuyacakların tadına bırakıyorum; «toplumun onlara biçtiği esvaplardan» (s. 323) sıyrılıp da, biri eli kanlı aranan bir asker, diğeri de İmparatorluğun çok saygın bir din adamı olması, nihayetinde ikisinin de yalnızca “insan” ve “bigane” olduklarını değiştirmiyor dostluklarında…

***

Nihayet romanda sözü geçen tarihin tüm karekterleri «ateşte ısınan üşümüş yolcular gibi aynı hayalin etrafında» (s. 129) bir yalıda birleşiyorlardı…Osman’ın; Mehpare’nin ikinci kocası Hikmet Bey’den olma torununun; anlatıcının…

***

«Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da mutlaka izi kalır» (s. 235)

***

Kitabın üç yüz kırk dördüncü sayfasına –yani sonuna- şöyle bir not düşmüşüm;

“Düşlediğim dünya; üzerinde keyifle gezebileceğim bir köprü; beşerin kendine has kıyıcıklarını muhafaza edebileceği kıyılar arası bir insanîlik toplamı…
İnsan-insana bu iki kıyıcığı bağlayan köprülerden taşıp, diğer kıyıcığı zapturapt altına alma mülkiyetçiliğimiz –ancak- tüm köprüleri yıkıp; ya yok oluşa ya da teslimiyete sürükler bizleri. Bunun ötesi muhtemeldir ki zorbalıktır.
Zorbalıktan kaçacağız diye de her köprüye kuşkuyla bakar, kıyıcıklarımızdaki kozalarımıza saklanırsak; Liliput ülkesinde tek bir çürük ip gibi bağsızlaşır, yabanileşiriz Gülliver misali.

Bana üzerinde buluşabileceğimiz, kıyıcıklarımızı fethe kalkışmayacağımız köprüler kurar mısın ey İnsan…!”

2003 / Antalya / Anılar Odasından

*Kılıç Yarası Gibi
Ahmet Altan
Can Yayınları, 3. Basım, 1998

Konu maria tarafından (06-12-2007 Saat 05:02 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 24-03-2008, 15:09
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 3,878
konu bolluğundan olsa gerek, bu analizi kaçırmışım. lise yıllarımda okuduğum ve çok etkilendiğim bir kitaptı, beni sürekli çıkmazlara sokan bir yazar Ahmet Altan, sevmekle sevmemek arası garip birşey, ama "Kılıç yarası gibi" romanını görmezden gelmek ayıp olur..gözüne , yüreğine sağlık maria ne güzel anlatmışsın..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 24-03-2008, 18:01
Sosyopat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kızıl arıza Багэр
Solitaire Champion
 
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 38
Mesajlar: 1,011
Alıntı:
Osmanlı Saray’ını hiç bu kadar yakından düşleyememiştim.

bu kısma özellikle katılıyorum...benzer tadı mehmet uzun'un kader kuyusunda eski istanbulu teneffüs edebilerek almıştım...


Bazen diyorum atayım kendimi aşağıya....Bazen de diyorum niye atayım kendimi aşağıya!!
Кызыл Багэр
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ahmet, altan, kilic, yarasi, gibi

« sil baştan | Heves »

Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ahmet Altan detays Medresetul Lugat 33 31-01-2011 03:36
o bir kılıç ustası HattoriHanzO Radyo Khaos 265 26-12-2007 21:48
ahmet Altan özelinde kürt olgusu fenasi Tartışmak İstiyorum 0 23-11-2007 10:57
ahmet kaya - kum gibi fenasi Video Klipler 0 25-09-2007 00:28
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol... paradoX Resimler ve Düşündürdükleri 2 23-09-2007 15:51


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:07 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info