Charlotte Brontë, «Jayne Eyre»
Birkaç gündür yeğenim bizde, henüz 14 aylık, yürüyor ve çok hareketli. O yüzden de evde olduğum vakitlerde pek fazla okumaya vaktim kalmıyor, en azından derinlikli okumalar yapamıyorum. Bu arada iki roman bitirdim, biri henüz tam bitmedi; bitirdiğimden söz edeyim istedim. Ki emsal olsun da sözlerime kulak verenler okumasınlar diye...Bir de eski notlarımı buldum, fırsat buldukça daktilo ettiğim bölümleri sitede paylaşıyorum.
Jeyne Eyre...
Bundan yaklaşık iki asır evvel İngiliz kadın romancı Charlotte Brontë (kardeşi Emily Brontë daha tanınmıştır; "Uğultulu Tepeler"le) tarafından yazılmış ve döneminin klasiklerinden. Çağcıl düşündüğümde belki bir nebze hak vermeye çalıştım ama, kitabı bitirdiğimde bir tek tümcesini dahi çizemediğimi fark ettiğimde açıkçası üzüldüm. Çocuk romanı desem; ne bileyim bir Saint-Exupery'nin dilini ya da Stevenson'un Hazine Adasını, bizden Kemalettin Tuğcu'nun bile altını çizdiğim onca eseri vardır; o kadar sıradan bir dille yazılmış ve o kadar da kalın bir kitap ki; pembe dizi serisinden midir diye bir nebze de araştırdım ama hayır İngiliz Klasiklerinden diyor.
Kitabın ilginç yanı -yani ben ilginçleştirmeye çabalıyorum belki de- Brontë'nin yaşamıyla birebir benzerlikler gösteren bir biyografi niteliğinde olması. Annesi erken yaşta ölen bir din adamının kızı Charlotte, kitapta da öyle, dayısının eşi -yengesi- büyütüyor, küçük yaşlarda yatılı bir okula gönderiliyor ve orada 16 yaşlarından sonra öğretmenlik yapıyor. Özel mürebbiye olarak geçirdiği yıllar da tastamam biyografisiyle benzerlik gösteriyor. Gerçek yaşamında ilk çocuğunu doğururken ölüyor yazar. Kitaptaysa kör ve bir kolu olmayan kendinden yirmi yaş büyük bir adamla evlenip, bir ömür mutlu oluyorlar. Temel hikaye bunun üzerine.
Çok ses getiren bir roman olduğu için dönemin klasikleri arasında yer etmiş. Birkaç defa da filmi çekilmiş. Gösterişsiz, yalın bir genç kadının, hayli yakışıklı, karizmatik, zengin bir adama olan aşkını anlatıyor; o dönemler için böylesi uçurumlar arası bir ilişki ilgi çekiciymiş elbette ve sanıyorum ki bu tür eserler bizim bir dönemki Türk filmlerimize de konu olmuştur. Romantizm akımının İngiltere'deki öncülerinden olmuş Charlotte, tabii insan nerede Hugo'nun enfes ûslubu da diyor.
Okumaktan müthiş pişmanlık duyduğum ama obsesif kişiliğimden ötürü de bitirmek durumunda kaldığım roman.
|