Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..


Aşk var mıdır?

Edebi Mevzular içerisinde Aşk var mıdır? konusu: "Mutlu aşk yoktur"Aragon Aşk var mıdır? "Her münasebet Aşka tutulmadan evvel yaşama Tutunduktan sonra ölüme yakınlaştırır… " ben Oysa aşk yoktur, jelatinlenmiş sakızdır, çiğneyip tadını yıpratacağın en etkin aromadır…İllüzyondur… Yenice ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 03-12-2007, 19:39
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Standart Aşk var mıdır?

"Mutlu aşk yoktur"Aragon

Aşk var mıdır?

"Her münasebet
Aşka tutulmadan evvel yaşama
Tutunduktan sonra ölüme yakınlaştırır… " ben

Oysa aşk yoktur, jelatinlenmiş sakızdır, çiğneyip tadını yıpratacağın en etkin aromadır…İllüzyondur…

Yenice bir şey söylemeyeceğim, bir şeyi yenice de söylemeyeceğim, okumayın salık vermem…

Birine aşık olmak ne demektir?

Suyun kaynama derecesi gibi, fennî bir tespiti var mıdır bunun? Matematik veya deneysel muhakemeler net bir tanım verebiliyor mu buna?

En beylik haliyle ucuz ikinci sınıf filmlerdeki saf müeddep kız şöyle der aşağı yukarı; "sürekli onu düşünüyorum", "onsuz bir cihan hayal edemiyorum"… Ya da son moda mide bulandırıcı cep telefonu mesajlarında aşkını tarif eder eşşek kadar adamlar sıklıkla; "yağmurlu bir günde tepene düşen kayalar olaydım, çık o kayaları topla, işte benim sana olan aşkım, toplayamadığın kayalarcadır, tepesine kaya düşesice"…Yüzlerce izahatı vardır bu kavramın, yazabilirim istesem…Yazmayacağım çünkü ben iyi bir reklamcı değilim...

Acı çekmeye başlamak diyorum ben buna kendi termometremde, tutunamayacağını bile bile umudun zehrine kanmak…Aşk huzursuz eden, beyninle boynun arasındaki bölgede -hatta belki de orada bile değil- bir küçük kaygı sıçanıdır kemirip duran, kaç fahrenayt ölçemezsin bile...Öyle kocaman bir kadınken küçücük kalmışlığındır...!(Buradaki tüm feminen kavramları keyfinize göre değiştiriverin; erkekleri, heteroseksüelleri, eşcinselleri vs unutmuyorum)...
Özgüvenini yitirmek, kalçanı daha büyük, gözlerini daha halkalı görmek, acımak-acındırmak, Türkçesi dorukları sisten o dağdan, kaf dağından ve yani Zümrüd-ü Anka'ya ulaşamadan dibe sert bir dalış yapmak, şarkça şarkılarla hem de; en kirli müzikle doldurmaz mıyız kulaklarımızı aşıksak…

Peki bu tesiri kimler yapabilir bünyeye; o muhteşem erkek mi, o hayatta daha evvel karşılaşmadığınız üstün niteliklere sahip adam mı; aslında daha çok içimizdeki Fatma'dır aşk, hoppala Fatma da nereden çıktı demeyin, durun anlatayım;

Eczacı bir abimizin şizofren hastasının Fatma'sı, şizofren hastamızın adı Mahmut; gerçek ha bu, öykü değil, ben öyküselleştireceğim hepsi o..Kötü bir öykücüyüm baştan uyarmadı demeyin…

İki yıldır bu esmer hatunu dinler dururuz Ercan'dan (Ercan eczacı abimiz)…Mahmut çok ağır ilaçlar kullanıyor, on beşte bir her gelişinde de Fatma'sını anlata anlata bitiremiyor, eee Ferhat ile Şirin, Mecnun'un Leylası, Romeo ve Juliet anlatılır, dilden dile dolanır da ; Mahmut ile Fatma'nın ne eksiği var…Biz de bu ilginç aşkı ortak bir öykümüz olsun diye fazla önemsedik bir aralar…

Fatma Mahmut'un karısı, sağlık karnesinde bekar yazıyor; aynı evde yaşıyorlar ama gerçekte evliler mi imam nikahı mı tam öğrenemiyoruz…
O afet, o esmer kadın geceleri görünüyor Mahmut'una, Mahmut hep öyle söylüyor, gündüz kayıp Fatma, biz de kadının çalıştığına delâlet getiriyoruz…
Mahmut öyle destansı anlatıyor ki bu aşkı, şizofren bir şair olduğundan şüpheye düşmüyoruz…
Fatma'yı, Mahmut'un annesi Hasibe Teyze hiç sevmiyor, sürekli yakınıyor Fatma'dan, hep onu incitmek istiyor, Mahmut annesini kıramasa da çok içerliyor bu duruma, klasik gelin kaynana meselesi diyoruz…

Neyse, iki senedir bu aşk arkadaş çevremizde konuşulur dururdu, ta ki geçen güne kadar…

Geçen hafta bir gece uyanmış Mahmut ve bakmış ki yanından hızla uzaklaşan Fatma'sı lavaboya gidiyor...
-eee …dedik merakla...
Sonra Fatma lavobaya düşüyor!!!
-neeeeee...nasıl yani?!?!
Suratlar karmaşık...
-yazzzzıkkkkkk!!!
Kısa bir sessizlik anı...
Ercan Ağabey'in iki parmağı masanın üzerinde bir şeyleri taklit ediyor, anlıyoruz…
-hayal miymiş yaniiiiiiiii?!?!
Gruptaki herkes susuyor uzun bir gülme krizinden sonra…Daha çok kendi şapşallığımıza gülüyoruz…

Delikten düşmüş ve karanlığa karışmış, Mahmut ağlayarak anlatmış son gelişinde Fatma'sına olan özlemini…Anladınız Fatma diye hayalinde yarattığı kadın; karafatma, bildiğimiz hamam böceği halk dilinde…


Biz de karafatmalara aşık oluyoruz çoğu zaman; yarattıklarımıza, dışarıdan bakan anlıyor onların kimi zaman ne haşere olduklarını ama içerideki onu karanlıkta yitiriyor, ardından da yasını tutuyor…Yani aslında ortada muhteşem erkek de kadın da yok, karafatma kılıklı adamcıklar ve kadıncıklar var, deri değiştirir gibi deliliğimizden soyununca artık dışarıdayız işte…
Aşık olduğunu beyitlerle anlatanlarasa hiç itimât etmeyin, onlar hala Mahmut'un dillere destan esmer afetini anlatan şizo-aşıklar bilesiniz…

İşittiğim tüm aşklarda acı var, tüm aşklar kara bir delikte yokluğa karışıyor, niye?

Beynimizin yarattıkları da kapkara bir delikten kurguladıklarımız değil mi aslında…Neden ihtiyaç duyuyoruz ki buna...?! En sükseli tabiriyle;

""Kişi", hem doğumu hem varlık sebebindeki öz sayesinde tektir, biriciktir ve kutsal olana dair "var etmenin" ilahi gücüne sahip olmaya yeltenir, bu yaratma sürecini bir "öteki"nin varlığıyla yansıtır, tıpkı mitteki tanrıların kendi kudretini insan üzerinde göstermesi gibi, "birey" de kendi kudretini öbürü üzerinde kutsar, yegane fiiliyatı budur; hayatı anlamlı kılma çabasından başka hiçbir şey değildir…" ben

Yani aslında tek derdimiz yine kendi sidikli egolarımız öyle mi? Üstelik çok da tehlikeli bir dil icat ediveririz bu süslü ûslubun kavramlarını takdis ederken: Sevda, özveri, fedakarlık, bedel vs...Yüzlerce kavram da vardır "aşk" için içi boşaltılan, yazabilirim istesem...Ama onları da yazmayacağım çünkü ben iyi bir dil bilimci de değilim...

Aslında anlamsız yaşamlarımızı taçlandırmak, bir manaya tutunmak için tüm bu safsata çeşnimiz…

Karafatma düştü deliğe, en azından bekleyeni, ona bir inananı var, ya biz; farkındalığımız deliliğimizin önüne geçtiğinde ne diyoruz hep bir ağızdan?

-Aşk bittiiiiiiiiii!!!
Derin bir ohh çeker grup…

Bilmek mutsuzluk veriyor ve bildiğini bilmezden gelemiyor insan…Aşk da şizofrenik bir tören olmuşluğuyla kalakalıyor…


"Her şey boş" Hz.Süleyman

Hakikaten boş…

2000 / İzmir
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 03-12-2007, 19:51
_BuRoCK_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 14-11-2007
Nerden: Denizli
Yaş: 26
Mesajlar: 71
paylaşımın için saol mahmutun haline üzüldüm.. ne de olsa bazen bizde mahmut oluyoruz dimi


Son pişmanlık fayda etmez azrailin makamında..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 06-12-2007, 23:55
Ebruli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yitikmavi
 
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
Oysa aşk yoktur, jelatinlenmiş sakızdır, çiğneyip tadını yıpratacağın en etkin aromadır…İllüzyondur…
Sürekli her kişi de aynı sakızı çiğneyip, aynı tadı yaratan bir çeşit yanılsama olsa gerek...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 12-12-2007, 17:49
desdamona - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,682
Blog Başlıkları: 5
sn maria konunuza daha önceden okuduğum bir yazıdan alıntı yaparak katılmak istiyorum .

"Henry Brulard’ın Yaşamı"nda bir kadına aşık olduğun zaman kendine, “onunla ne yapmak istiyorum” sorusunu sormalısın, diye yazmış Stendhal.

Peki, bildik şeylerin yanında, bir kadınla ne yapılır? Yani kadın erkeğin hangi işine yarar? Bir erkeklik yarışının sorusu mu, yanıtı mı, ödülü müdür kadın?

Peki bir erkekle ne yapılır? Bir erkek, kadının hangi işine yarar? O da bir kadınlık yarışının soru, cevap veya ödülü müdür?

Gülünesi Aşklar” da Milan Kundera bir öykü kahramanının ağzından yine bir tür denemeye girişiyor. Bir çeşit seçmeye dönüşen, erkekler-arası sorular soruyor. “Diyelim ki,” diyor çok güzel bir kadın var, önünüz de iki ihtimal; ya onunla insanlar içinde kol kola gezip birlikte olacak, fakat yatmayacaksınız. Ya da yatacak ama kimseye söylemeyeceksiniz .Kahramanımız, “emin olun ki” der, “her erkek birinci şıkkı tercih eder”. Ona göre, kimseye anlatamayacağı, gösteremeyeceği bir aşk macerası erkeğin ilgisini de çekmez. Beraber olduğunuzu düşündüren bir yalan-gösteri, işin gerçeğinden çok daha çekicidir erkek için.

Carlos Fauentes, Jean Seberg’le iki ay çok yoğun olarak süren ilişkisini didiklerken birkaç itirafta bulunuyor. “Binlerce erkeğin kıskanç soluklarını ensemde hissediyordum onunla sevişirken” diyor, kendisinin aynı kıskanç soluğu bir başka erkeğin ensesinde olacakken bir-iki ay sonra.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 12-12-2007, 18:59
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 45
Mesajlar: 7
Aşk var mıdır ?
Aşk'ın olabilirliği onu tanımına uygun yaşayabilecek insanlarla mümkün.
Bu benim anladığım aşk ise günümüz yaşam pratiğinden çıkabilecek birşey değil.
Ütopik yaşaya(n)bilen insanlar arasında oluşabilecek kimyasal, fiziksel tepkimeler "aşk"ı ortaya çıkarabilir.
Bu tanıma uygun belki on çift çıkmamıştır.
"Nazım'da her aşk bir ilkbahardır" diyordu Nurer..
Sadece Nazım'da mı ? Hangi aşk başlangıçtan ötede yer bulabilmiş kendine ? Tarihi toplasan iki elin parmakları etmez.
Kerem ile Aslı, Leyla İle Mecnun, Ferhat İle Şirin vs. geçiniz..
İşi doldurulmamış kaşa göze hastalanılan "aşk" beni hasta eden bir aşk'tır. İki beyinsizin cilveleşmesinden ortaya çıkan birşey değildir aşk.
Çağını ve çağlarını yorumlayabilen iki ayrı cinsin aynı zamanda bedenlerini uyumlandırdığı zenith bir durumdur.
Varken de özlediğindir.
Yokken acı çektiğin.
Tepeden tırnağa heyecan.
Sevilmeye değer bulduklarının bir insanda toplanmasıdır.
"Mutlu aşk" vardır.
Karşınızdaki mutluluğunuzu ışık hızıyla mutsuzluğa dönüştürebiliyorsa ona aşıksınız.

AKŞAM AKŞAM iş yorgunluğuyla benden bu kadar Maria.
Güzel bir mevzu. Yaz yaz bitmez.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 13-12-2007, 03:10
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Metni yazdığımda yirmi yaşımdaydım. Kabaca 18-35 yaş döneminin, çok yoğun ve hayli de değişken olabileceğine dair -ortalarında olduğumdan- bir bakışım var. Şimdi yukarıdaki gibi düşünmüyorum. Bazıları değişti. Bizzat da yaşam pratikleri ve -kimi- insanlar değiştirdi bakışımı.
Birçok kişinin «aşk» dediğini çok alt bir katman olarak görmeye başladım. Tüm acizliklerimizi, korkularımızı, eksikliklerimizi yansıtıp da üzerinde "orgazm" olduğumuz komplekslerimize «aşk» demiyorum artık ben, bu da «aşk» kavramını ne yüceltmek ne de küçümsemekle ilintili.
Beyinsiz aşklar, peki ya kime göre?

Evet bir dostum, bir kadının birden çok erkeğe, bir erkeğin de birden çok kadına ihtiyaç duyabileceğinden bahsetmişti, ama her vakit bir «1 numara» olması gerekliliğinden. Yukarıda Desdamona'nın alıntıladığı metindeki gibi, hem koluna takabileceği hem de yatağında sevişebileceği -uzun süre- aynı kadın/erkek olamıyor. Tek eşlilik yalnızca toplumsal baskılarla dayatılmıyor bize, ruhumuz da muhafazası için tek eşli kılıyor kendini.

Birçok şeyi bir arada isteyen -hani şu moda tabirle kombine paketler gibi- fertler ancak birkaç özelliği bulabiliyor partnerinden.
Başta hep o eksik yanları dolguluyor, anlamlandırıyor ve göremiyor «beyazın üzerindeki siyah lekeleri» bile; ama sonrasında «siyahın üzerindeki siyah lekeleri» bile görür oluyor göz, tahammülsüzleşiyor, eksik kalan yanlar kaygı ve elem yaratıyor; "aşk bitti" diyoruz sonra hep bir ağızdan. Lekesiz olanımız mı var...!
Bu anlamda da «aşkla yoğrulmuş evliliklerin» var olabileceğini kesmiyor aklım; ancak -idealidir sanırım- çok uyumlu sevişgen iki dost bir ömür evli kalabiliyor, hiçbir ozanın karısına aşk şiiri yazdığına pek tesadüf etmedim -birkaç istisna dışında- örneğin, ya da bir Amerikan sinemasında 10 yıllık sevgilisinden bahsederken arkadaşının "o artık karın, 10 yıllık sevgili mi kalır" deyişini anımsadım mesela, Binoche oynuyordu, 2006 filmi olmalı.

«Beklentisiz bir bekleyiş» diyorum bunun reçetesine. En azı bekleyip (ki hiçbir şey beklememek beşerin tabiatına tuygun değildir muhakkak) olanla yetinebilme, yetinemeyince çekip gitme. Ve gitmesini bilmektir biraz da aşk sanki. Kalırsan aşk kalmaz ama «başkalaşan» bir başka güzellik de kalabilir elbette.
Bir arkadaşım, pek de romantik gelmeyecektir kulağa ama; 'erkekler sabahları uyandıklarında önce işerler, işemeden evvel onu düşünüyorsam, gözlerimi açtığım ilk anda yüzüme bir büyük gülümseme yayılıyorsa, gün içinde her kendimle kaldığımda bunu o da severdi, bunu o da görmeliydi, buna o da gülerdi, buna o da kızardı, diyebiliyorsam "aşığım" demektir' demişti. Bu delilik hali, ama son derece sağlıklı da geçebilecek delilik hali "yaşamı ayrı ayrı paylaşabilme" kabiliyetinden öte nedir ki? Yaşam da çoğalmıyor mu böyle anlarda.
Zenginleşmek; almak ve vermek, alırken keyif almak, verirken keyif almak. Buna aşk diyorum ben. Ve ben de artık "mutlu aşk yoktur" savına katılmıyorum. Aşkı çekilen acıyla paralellendirme beni kesmiyor artık, dudağımın kıyısıyla sırıtıyorum bu kıstasa. Yok olduğuna inanmıyorum ama çok çok büyük mânalar da yüklemiyorum üstüne. Tüm beşerin "ortak bir yazgısına" inananın zaten derdi de beşerle olmuyor.
Doğru dediniz Selimcem, yaz yaz bitmez.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 13-12-2007, 13:42
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
Aşk için tanımım hep aynıydı zaten, değişmemiştirde, belki çok geç aşık olduğumdan olsa gerek..
Mahmut'u dşünüsek sınıflandırmak gerek demek ki bir böceğe bile aşık oalbiliyoruz
çok yakın bir dostumla ilişkimiz diğer arkadaşlarımız hep aşk olarak değerlendirir. Biz biribirimizi sınıflandıramayız bile, birbiri için herşey olmaktır belki aşk..
tavizlere şiddetle katılsamda,ilk metindeki
Özgüvenini yitirmek, kalçanı daha büyük, gözlerini daha halkalı görmek, acımak-acındırmak, Türkçesi dorukları sisten o dağdan, kaf dağından ve yani Zümrüd-ü Anka'ya ulaşamadan dibe sert bir dalış yapmak, şarkça şarkılarla hem de; en kirli müzikle doldurmaz mıyız kulaklarımızı aşıksak…
kesinllikle katılmıyorum, bilakis aşk gerçekse tam tersi bir etki yapacağı kanaatindeyim..

yine tekrarlayacağım
aşk yarım kalmışlıktır
yarım kalan yanımızı
bize pararlel bir yarımla tamamlamaya çalışırız.
kimi başarılı olur kimi başarısız..
bunda ilişkinin seyrinin önemi de büyük elbet..


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 13-12-2007, 15:43
SberK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 21
Mesajlar: 434
Blog Başlıkları: 2
Aşk acıdır... Acıya ses çıkartmamaktır.. Zevkle katlanmaktır... Daha fazla artması için dualar etmektir... Aşka tanım koyulamaz.. Aşk değişir... Kimi aşk için ölür... Kimi öldürür.. Bitap düşenlerdenim... Aşk güzel şey.. Yaşanmaya değer...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 13-12-2007, 15:49
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Alıntı:
Lilith´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Özgüvenini yitirmek, kalçanı daha büyük, gözlerini daha halkalı görmek, acımak-acındırmak, Türkçesi dorukları sisten o dağdan, kaf dağından ve yani Zümrüd-ü Anka'ya ulaşamadan dibe sert bir dalış yapmak, şarkça şarkılarla hem de; en kirli müzikle doldurmaz mıyız kulaklarımızı aşıksak…

kesinllikle katılmıyorum, bilakis aşk gerçekse tam tersi bir etki yapacağı kanaatindeyim..
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Metni yazdığımda yirmi yaşımdaydım. Kabaca 18-35 yaş döneminin, çok yoğun ve hayli de değişken olabileceğine dair -ortalarında olduğumdan- bir bakışım var. Şimdi yukarıdaki gibi düşünmüyorum. Bazıları değişti. Bizzat da yaşam pratikleri ve -kimi- insanlar değiştirdi bakışımı.

...

Zenginleşmek; almak ve vermek, alırken keyif almak, verirken keyif almak. Buna aşk diyorum ben. Ve ben de artık "mutlu aşk yoktur" savına katılmıyorum. Aşkı çekilen acıyla paralellendirme beni kesmiyor artık, dudağımın kıyısıyla sırıtıyorum bu kıstasa. .
Okumadın değil mi son yazdığımı. Ama kızamıyorum ki, uzun yazıları okuyamıyor bazen insan. Bunu sitede dile getirip de, okuyamıyor arkadaşlar kısa kısa gidelim dediğimde de "tribüncülük"le itham ediliyorum neylersin Lilith. Oysa herkesin buradaki derdi "okunmak", çok okunmak değilse de okunmak ve diğerlerinin fikirlerini almak. Öyle olmasaydı kişisel bloklarımıza, günlüklerimize, evde deli gibi kendi kendimize yazar dururduk değil mi.

Ben de büyüdüm Lilith ve özellikle duygusal konularda insanın fikirleri tanıdığı insanlarca değişiyor, bu da çok doğal, statik değiliz ki, olmamalıyız da. Geç aşık olma kısmına katılmıyor, bunun pek de zamansal bir belirleyicisi yok gibi, ama hayatında hiç gerçek aşkı tadamayanlar için henüz otuz olmadan aşık olduğunu buram buram hissetmek bence müthiş bir zenginlik.

"Aşkla sevişmek"...Döneceğim, gün haddinden fazla yoğun.(
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 13-12-2007, 16:01
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 33
Mesajlar: 3,878
hayır okudum
ben sadece örnek teşkil ettiği için
oradan alıntıladım
tamam üşengeç olabilirm ama o kadar da değil..

gün çok sakin
ben her an dönebilirim


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ask, var, midir


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sanal`da Aşk Mümkün müdür ? mernes Anketler 112 03-02-2011 19:31
Yalnızlık bir düş müdür insan için? osslem Felsefe 66 12-07-2010 01:07
İnsan özgür bir varlık mıdır? SberK Felsefe 82 01-09-2009 01:44
''Gerçek diyebileceğim bir varlık var mıdır?'' titania Felsefe 2 10-09-2007 12:51
Bilim Boş İnanlı mıdır? akeboshi Felsefe 0 10-03-2007 09:23


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:04 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info