|
|
| Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat.. |
selim-cem'in polemik köşesiEdebi Mevzular içerisinde selim-cem'in polemik köşesi konusu: İNSAN ŞİİR
Nerede bitirdiyseniz, oradan bakın yüzünüze. Hangi anlamları kaybetti, hangilerini kazandı gözleriniz. Ismarlama bir ölümü, verilerle tasarlanmış gecikmiş ölümü yaşarken, kibir ve bencillik yakışıyor yüzünüze, onunla fotoğraflar çektirmeye bayılıyorsunuz.
...

20-11-2007, 23:38
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 45
Mesajlar: 7
|
|
selim-cem'in polemik köşesi
İNSAN ŞİİR
Nerede bitirdiyseniz, oradan bakın yüzünüze. Hangi anlamları kaybetti, hangilerini kazandı gözleriniz. Ismarlama bir ölümü, verilerle tasarlanmış gecikmiş ölümü yaşarken, kibir ve bencillik yakışıyor yüzünüze, onunla fotoğraflar çektirmeye bayılıyorsunuz.
Kabristan olmuş matbuat, incir çekirdeğine eziyet mevzularınız, yazdıkça acı çektirdiğiniz dil, nakarat şiirleriniz, bir gün açık denizlere ulaşır diye beyhude bekliyorsunuz.
Yaşamak ve yazmak fiillerinizin arkasında statik zamana defnedilmiş soğuk ölü yüzü var.
Fiyakalı sözler söylerken teninize, terinize inat edilgin bir kurgulanmışlıktan doğuyorsa şiir’iniz, anılarınızdaki yenilgileri ve saflıkları “muktedir otobiyografilerle” takas ettiyseniz, aşk; ziyaretsiz duygu mezarlığına dönmüşse, dostluk, geçmişi çağrıştırıyorsa veya çağrışımsız bir sözcükse, birkaç kadehten sonra gecenin bir yerinde uğranılan “nöbetçi devrimci” türkü-barlar (sokağa taşmamak şartıyla polis yasağı var) isyan duygunuzun ilacıysa, günahına sürgün lejyonerler gibi katilliğinize masum bahaneler arıyorsanız, sizi artık asma vakti gelmiştir.
Şiir ki rüyaların en güzelidir, uyanıkken görülür. Rehne verilmiş yürekle, hayata yakılan gazelde yağ lekesi vardır. .Hatmine bahşiş bekleyen imam kıvamında taklit tekrarlarsa şiir’iniz, güle taban fiyat koyup, bülbül avında ziyan oluyorsanız, sizi artık kesme vakti gelmiştir, takvimden testereyle.
İçinizde bitmişlik duygusu, barutsuzluk.. Kulpsuz, sapsız, renksiz, rutine binmiş imgeler, uzun gece, ağustosböceği beyninizde. Zamanın saati durmuş, aynı şarkıda takılmış CD, "şekil çizdim ne güzel şiir oldu, kıvrımları bir harika" gibi saçmalıklar yapıp, kabul görseniz de, sizi artık boğma vakti gelmiştir Bilgisayar Klavyesinin kablosuyla.
İnternet. Medya. Postmodern Çağ. Yeni kıvılcımlar. Eski eserler müzesinde Nalbant Şair.
Gelin çıkış arayalım, başlama noktamız olmalı insan. Nasıl buluştururuz toprakla “can”ı, Şiir'le “İnsan”ı.. Okunmayan ve okunmayacak tonla adam doldurmuş meydanı. Çarpıştıralım yazdıklarımızı, bulunur yeni alan.. Yalnız önce katliam, sonra insan “insan şiir”
|

02-12-2007, 14:47
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 45
Mesajlar: 7
|
|
|
İÇİNE GİRDİĞİN KÜÇÜK KAYGAN DELİĞİ YENİ VE BÜYÜK BİR DÜNYA MI SandIN ?
Artık yeter ! İnternette nereye bir tık atsam, hemen yanıbaşımda erotik mi porno mu desem bir site beliriyor yada kıyıdan köşeden bana bir bakar mısın, diye göz kırpıyor. Televizyondaki uydu kanallarının neredeyse yarısında, aşağıdan yukarıya salak salak salınarak soyunan bir kadın kendisinin aranmasını talep ediyor. Üstelik de bunu en illet olduğum Banu Alkan ses tonunun türkçesi-italyancası-ingilizcesi vs. haltlarıyla yapıyor. Küçük İskender "benim penisim cumurbaşkanı olmak istiyor" (1)diyerek sık yaptığı üzre her ciddi kavrama cıvık bir makam katıyor. Afrikada kabile şefi bile olamayacak organını ülke gündemine sokup imajının hakkını vermeye çalışıyor. Stadyumlarda hemen her maç hakem cinsiyetinin tartışılmasıyla bitiyor. Michel Foucault "cinselliği denetlemenin yolu onu ifşa etmek, açığa vurmaktır" diyor ya "açığa vurulan cinselliğin" bu kadarı bayıyor, tiksinti veriyor. Magazin programları nereden para kazandığı belirsiz "seviyeli bir ilişkisi" olan hatunlarla dolu. Paylaşım sitelerinde iltifatkar abaza erkekler, interneti "av sahası" ilan etmişler, güzel bir fotoğrafın arkasında yalanmaktan bitap düşüyorlar.
Evet bu, bu kadar önemli mi gerçekten. İki gidiş geliş ve arkasından gelen hafif titreme nöbetini hayatımızın merkezi yapmalı mıyız ? Şebnem Ferah'ın şarkısındaki gibi niçin "küçük kaygan deliği yeni ve büyük bir dünya" zannediyoruz ? Yoksa yeni uyuşturucu metodu bu mu ? Sıradan Amerikalı, işyerinde eşekler gibi çalışıp, gece birahanede içtikten sonra "frengili de olsa" bir kadınla yattığında "günüm iyi geçti" lakırtısı yaparmış. Bilmiyorum belki şu aralar Bukowski'yi fazla okumamın kalıntısı, seksin bu kadar itici hale gelebileceğini düşünmemiştim. Aseksüelleri anlamaya başlıyorum galiba. Her ne kadar çok sevdiğim yönetmen B. Bertolucci ; "cinselliğin yegane iletişim yolu olarak kaldığını" söyleyip, kutsasa da ben, benden "pas" diyorum. Cinselliği tanımlamanın insanı tanımlamak olduğunu yazıp, hayvanlardan daha aşağı ilişki metodlarının, insanı alçalttığını, tarihin gelişim sürecinin "bulgulanan yeni uyuşturucuyla" yokedildiğini görüyorum.
|

03-12-2007, 17:04
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
İnsanlığın büyük bölümü karşısında, insanlığın çok küçük bir bölümünün, kitleler üzerinde sömürü etkisini devam ettirebilme ve yönetenlerle-yönetilenler arasındaki dengenin muhafazası için yığınların afyonlanması şarttır elbette. Din, futbol, milliyetçilik ve nihayet meta cinsellik de bu uyuşturulma araçlarından...Seksin, alıcı ve satıcı düzleminde, ticarî bir dayatmayla, beden-et pazarları halini alması; etik zihin üzerinde tiksinti dışında bir etki yaratmaz kanımca.
Aseksüelliği bir başkaldırı olarak görüyorum; onurlu ya da onursuz diye payelendirip de aklımdakini tam ifade edememekten korkarım, her başkaldırının da bedeli var. İnternet-televizyon-yazılı basın sayesinde cinselliğin sürekli aşındırıldığını, ucuzlaştırılıp, büyüsünün yittiğini, su içmek ya da beslenmek gibi doğal ihtiyaçlar kategorisinde tasnif edilip, iki kişilik eyleşin «bayağılaştırıldığını» düşündüğüm olmuştur sizin gibi..
Cinselliği kutsayıp, seksi tü kaka yapasım da yok açıkçası, kavramların anlamlandırılması çok nazik ayarlar gerektirebiliyor. Bigâne kalan beşerin çürümüşlüğü nasıl ki soluk aldığı her alanda hissedilebilir bir kokuşmuşluksa, cinselliğini de bu sıradanlaştırılmış kılıflara tıkıştırılma eylemi sürüyor. Önce kent-kır farketmeksizin "çük kadarken" başlıyor dilimize pelesenk cinsel içerikli küfür etme alışkanlığı. Görsel medya pompalıyor sonra bu yabancılaşma saikini. Nihayet de eylemde hayvanlar gibi çiftleşen, ama hiçbir zaman onlarınki gibi de mükemmel olamayan cinsel yaşamlarımız giydiğimiz t-shirtlerden, kullandığımız sigaraya kadar; arkadaş sohbetlerinde; beslendiğimiz neşriyata kadar her alana sıçrıyor.
Sistemin çürümüşlüğü bir tek cinsin kabahati değil elbette, bir tek cins ağırlıklı kullanılıyorsa da, pornografinin, magazinlerin, sokaktaki tacizin altında her iki cinsin de işbirliği göze çarpıyor; bu işten zarar gören de yine her iki cins oluyor doğal olarak. Kadın aşağılanan/küçümsenen, sertlikle terbiye edilen bir cinsel meta olurken, erkeğe de hükmedici, zorba bir rol biçiliyor. Sevgi, anlayış, huzur, uyum vs gibi kavramlar bir bir ilişkilerde de hiç edilip, belki de yaşamın yegane mutluluğu olan "aşkla sevişmek" hazzı birçok bireyin yaşamlarında hiç tadamadıkları ütopik bir yalan olarak yitip gidiyor.
Uyuşmak/uyuşturulmak için seks güçlü bir silah; bunun farkına varan yönetenlerin bu silahı kullandıklarını düşünmek de olası.
Peki ya sterilizasyon mümkün mü?
Evet «cinsellik» bayağılaştırılarak teşhir ve sömürü aracı olarak parasallaştırılıyor, medya da bunun en gürbüz yatağı, amenna. Peki ya sanat bu bayağılığın neresinden yırtacak; resim, müzik, yazın türlerinin vs.. hepsi sanat değildir muhakkak; yöntemdir, onu sanatsallaştıran yaratıcısının kabiliyetidir, sanatsal ve ticarî kaygılardan hangisinden sebeplendiğidir. Popularite ve çıkar ilişkisi içinde ticarî, menfaaten üretilen metalaşmış yaratının da bu gidişatta muhakkak olumsuz tesiri vardır.
Erklerin din ve ahlakçılıkla zapturapt altına almak istediği cinselliğin, afyon niyetine de el altından kullanılmasındaki tutarsızlık, çelişkili bir gerçek değil mi sizce de...? Buna başkaldırının en önemli «karşı-silahı» da nihayet sanat olacaktır kuşkusuz, peki ya 'hangi sanat'...?!
Takipteyim Selimcem...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:19 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|