sözlük
Avukat: İşlerimizi kötü olarak yönetmesi için yasal olarak görevlendirdiğimiz ama kendimizin onu layıkıyla yanlış yönetme becerisine sahip olmadığımız kişi.
Bekar: Kadınların hala denedikleri bir adam.
Beyefendi: Serserinin erkek olanı.
Boşanma: Savaşçıları birbirlerinden ayırarak onların uzun menzillerde savaşmalarına sebep olan bir borazan zırıltısı.
Cellat: Yaşlılığın yaratacağı tahribatları hafifletmek ve boğulma olasılıklarını en aza indirgemek için elinden geleni yapan kimse.
Cep: Vicdanın dürtü ve ölüm beşiği . Kadınlarda bu organ yoktur; bu yüzden güdüleri ve vicdanları olmadan hareket ederler.
Çatal: Ağırlıklı olarak ölü hayvanları ağza koymak için kullanılan bir alet.
Çocukluk: "İnsan yaşamındaki bebekliğin aptallığı ile gençliğin deliliği arasındaki ara dönem"dir.
Çıngıraklı yılan: Yere serilmiş kardeşimiz, Homo Ventrambulans.
Deli: Başkalarının deli olduğu fikrine saplanmış kişi.
Din:"Cehalet'e Bilinemez'in doğasını açıklayan Umut ve Korku'nun kızı"dır;
Duyarlılık: Düşüncenin hastalıklı üvey kardeşi.
Duygu : Kalbin kafa üzerinde belirleyici olmasıyla ortaya çıkan tüketici bir hastalık.
Dürüst: İlişkilerinde bir engele takılan kimse.
Ekonomist : Özel (fakat özgün olmayan) bir yalancı türü.
Eşit: Bir başka şey kadar kötü olan.
Ev: Gidilecek son yer; sabaha kadar açık...
Gelin: Güzel bir mutluluk ihtimalini geride bırakan kadın.
İnanç: "Bilgi olmaksızın konuşan biri tarafından, örnekleri olmaksızın söylenen şeylere kanıt olmaksızın inanma"dır
İskele : Fırtınadan kaçan geminin gümrük memurlarınca darmaduman edildikleri bir yer.
İnsanlık: İnsan ırkı, toplu olarak, insansı şairler hariç.
Kamu: Yasama problemlerinde göz ardı edilebilir bir faktör.
Keman: Bir atın kuyruğunu bir kedinin sakatatlarına sürerek insan kulağını gıdıklayan bir müzik aleti.
Keşiş: "Kendi şehvetinin ateşinde kavrulan kimse"dir.
Kıskançlık: Aşkın dikişli tarafı.
Kilise: "Papazların Tanrı'ya, kadınların ise papazlara taptıkları yer"dir.
Kira: "Kan emici vampirlerin, çalışkanlığın dürüst çocukları üzerinde uyguladığı bir zulüm"dür
Korkak: Tehlikeli bir durumda bacaklarıyla düşünen kimse.
Mahrumiyet: Ortada şikayet edecek hiçbir şey olmaması.
Moda: Akıllıların hem alay ettikleri hem de boyun eğdikleri bir despot.
Oy: Özgür bir insanın kendisini bir aptala, ülkesini de bir harabeye çevirme gücünün aracı ve sembolü.
Oyun yazarı: Fransızcadan oyunları uyarlayan kimse.
Öğüt: Tedavüldeki en düşük madeni para birimi.
Politika: Şahsi menfaatler için halk ilişkilerinin düzene koyulması.
Tarih: "Çoğu sahtekâr olan yöneticiler ile çoğu aptal olan askerler tarafından gerçekleştirilen çoğunlukla önemsiz olayların çoğunlukla yanlış aktarımı"dır.
Yıl: "365 adet düşkırıklığından oluşan bir dönem"dir.
|