Hangi Eleştiri?
E-Felsefe/Edebiyat/Sanat'ın nefes aldığı, eser/forum sahibi ve okuyucuyu aynı sayfalarda kaynaştıran "yorum/forum" mantığı, bazı kavramlarda da kaymalar ve kalıpsal bozulmaları da beraberinde getirmiştir...Eleştiri kavramının tanımsal açılımını evvelinde yapmak gerekir elbette; eleştirmen kavramının da bu minvalde belirginleşeceğini tahmin ediyorum...Yorum, çözümleme, tenkit, beğeni veya hoşnutsuzluk sunma, araştırma, inceleme ve yahut inceleme yazılarıyla "eleştiri" alanı sıkılıkla karıştırılır olmuştur. Bir disiplin, bir ilke ve kurallar metodu geliştirmesi gerekli olan eleştirmenin, edebiyat/felsefe/sanat alanlarında yenice bir eser değerlenmesine girdiğini düşünebiliriz...
Yalnızca klavuzluk etmek, yol göstermek, bahsettiği konu/sahibine okuyucu yakalamak, ışık tutmak görevlerini yerine getirmez eleştiri yazıları...Yeni baştan, yenice bir söylemle bir metin yaratır ve bu metin sanatsaldır, kaygısı var olan yola ışık tutucu değil, yeni yollar açıcıdır.
Eleştirmeni bu bağlamda, hükmeden, yeni değerlemeler yaratan ve nihayet kendi öznel yargılarıyla yenice anlatım yaratan gibi algılamak olası. Öznelliği, ideal bir öznellikle, bu anlamda objektif olma zorunluluğu nazarımda gerekli değil. Çünkü nesnel olduğunu iddia eden eleştiri yazısı bile aslında nihayetinde yine bir "değer yargısı" içerir, bas bas nesnel olduğunu vurgulamak sahtekarca gelir bana hep...
Bu bağlamda aslında bahsettiğim her özelliğin aşağı yukarı tüm okuyucularda olduğunu düşünmek olası, amma salon sohbetlerinde ya da bar-pavyon köşelerindeki ayak üstü muhabbetlerde "iyi" ya da "kötü" türü bir beğeni sunmayı "eleştiri" kapsamına dahil etmek tehlikeli olabilir, ben bu türe "tenkitçilik" kavramını yakıştırıyorum, herkesin kendi iyi veya kötüsünü seçme yeteneğine sahip olduğu akla yatkın takdir edersiniz ki...
Tüm gelişmelere açık; sosyoloji/psikoloji, felsefe, bilim, edebiyat, tarih ve nihayet sanattaki tüm yeniliklerden haberdar olması da olmazsa olmazlarından eleştirmenin.
Eleştirme saikiyle de konulara yaklaşırken, öznel tenkitlerimizi sunduğumuzu bilmeliyiz.
Türkçesi, "eleştiri" öyle kolay lokma değildir...
|