Refakat
Refakat
……..’’ Bir laf duymuştum, kim söylemiş bilmiyorum. Sanırım şöyle bir şeydi. Zaten bir kumardır yaşamak, fakat her seferinde kazandığını sansan da masadan kalkarken her şeyini bırakırsın. Gerçi bu durum senin için ne kadar geçerli tartışılır. Yani sen arada bir kazansan da genelde oynamadığını iddia ediyordun…. Yalnız anlayamadığım şey, cehenneme gitmek için niye bu kadar acele ediyorsun . Cehennem her gün bize bir şekilde geliyor diyen de sen değil miydin? ‘’
Ahmet konuşmasına ara verdiğinde , gözlerinden alevsel bir mavi yansıdı, iki yanı boydan boya camla kaplı hastane odasının kristal soğuğuna. Yatağında hareketsiz yatmakta olan Mehmet’ten cevap bekler gibi, bir süre sustuktan sonra, özenle ütülenmiş beyaz gömleğinin cebinden, bir dal sigara çekip yaktı. Ardından geniş ve diri adımlarla, yaslandığı duvardan ayrılıp,odayı boydan boya geçerek , karşı pencerenin kanatlarından birini araladı.
Denizi izlemeye koyulduğunda, biraz evvel suratına yerleşmiş olan, sinsi gülümseme yerini hüzne ve yorgunluğa bırakmıştı. Birkaç fırt daha çekip, önce ufukta dongun bir kızıllıkta batmaya hazırlanan güneşe, sonra da saatine baktı. ’’Son yarım saat’’ diye geçirdi içinden. İzmariti aşağı fırlatıp pencereyi kapadı. Odada ki tek sandalyeyi alarak arkadaşının başucuna yanaştı. Sandalye alçak gelmiş olacak ki, daha önce de yaptığı gibi öne doğru hafifçe kaydıktan sonra, arkasına yaslanabildi. Mehmet’in yarı açık gözlerine bakarak ‘’ Sen uyandığından beri konuşuyorum, yoruldum…..! Umarım seni biraz olsun rahatsız edebilmişimdir.
İşin gerçeği, bu durumdan zevk aldığımı belirtmem gerek. Yine de bir an önce eve gidip duş almak, birkaç saat uyumak ve seni tamamı ile unutmak istiyorum.’’
Sözünü henüz bitirmişti ki, tek bir kez vurulan ve ardından içeri doğru usulca açılan kapıdan, Hasan süzülüverdi. Ahmet ‘’Erken geldin ‘’ diyerek arkadaşını karşılamak üzere ayağa kalktı. Orta yerde buluşup tokalaştılar. Hasan ‘’farkında değilim… Hasta nasıl oldu? Ahmet o sinsi gülümsemesini tekrar dan suratının orta yerine yapıştırarak ‘’ Gayet iyi, bilinci her geçen gün biraz daha açılıyormuş. Ama bir süre daha konuşulanlara cevap veremeyecek…. Eh bende bu fırsattan yararlanmaya çalışıyorum.’’ Hasan ‘’ evet doğrudur. Birbirimizi kandırmaya gerek yok, hepimiz aynı sebepten buradayız. Ahmet kapıya doğru ilerlerken ‘’Neyse ben kaçtım, elemanı fazla yorma. Diğerlerine de bir şeyler kalsın, malum liste epeyce uzun. Hasan ‘’ Merak etme, benim fazla bir işim yok kendisi ile’’ dedi. Ve vedalaşıp ayrıldılar.
Hasan kapıyı kapayarak, sandalyeye yöneldi….!
Mehmet ise gözlerinin kapılarını bir türlü kapayamıyordu.!
salihdemirci
|