Rimbaud'dan şiirler
TAN
Sarıldım yaz şafağına.
Hiçbir şey kımıldamıyordu daha alnacında sarayların.Ölüy-
dü su. Orman yolundan ayrılmıyordu alacakaranlığı konak yer-
leri. Yürüdüm, diri ve ılık solukları uyandırıp; ve baktı değerli
taşlar, ve gürültüsüzce havalandı kanatlar.
Şimdiden yepyeni ve solgun ışıklarla dolu bir patikada, bir
çiçek yaptı ilk girişimi ve adını söyledi bana.
Gülümsedim çamların arasında saçını dağıtan sarışın çağlaya-
na: Keşfettim tanrıçayı gümüş rengi dorukta.
O zaman kaldırdım örtüleri birer birer. Ağaçlı yolda sallayıp
kollarımı. Onu horoza gösterdim ovada. Çan kuleleri ve kubbe-
ler arasında kaçıyordu büyük kentte, ve, tıpkı bir dilenci gibi, ko-
şarak kovalıyordum onu mermer rıhtımlarda.
Yolun yukarısında, bir defne ormanının kıyısında, sardım
onu mat mat örtüleriyle, ve duyumsadım uçsuz bucaksız gövdesini.
Ormanın alt yanına indi tan ve çocuk.
Öğle olmuştu uyandıklarında.
BİT KIRAN KIZLAR
Karışır kıpkızıl acılarla çocuğun alnı
Daha cıvıl cıvılken düş arıları yüzünde bozbulanık
Yatağına yaklaşır alımlı ablaları
Zarif parmaklarıyla tırnakları gümüşten
Oturturlar çocuğu pencere kıyısına
Geniş açık pencere gök bir çok çiçeği orda yıkar
Ve çocuğun çiğ yağan kabarık saçlarının arasında
Gezdirirler ince, korkunç, çarpıcı parmaklarını
Dinler şarkısını çocuk o ürkek solukların
Çiğ ve bitki ballarında çiçekler açan
Kesilen sık sık öpüş istekleriyle küçük ıslıkların
Belki de tükrük alışverişinden ağızla dudakların
İşitir çarpışını siyah kirpiklerinin sessizlikler altında
O kokulu kirpiklerin. Ve o tatlı mıknatıslı elleri
Çıt çıt yapar boyuna loş bir umursamazlıkta
Ve o şahane tırnaklar arasında minicik bitleri can verişi...
Ve derken yükselir bardakta bir tembellik şarabı
Rüya gören sayıklayan bir armonikanın sesi
Ve çocuk ta canevinde duyar okşamaların yavaşlamasıyla ayarlı
Ansızın kabaran sonra eriyen tükenen sönsen bir ağlama isteğini
EN YÜKSEK KULENİN TÜRKÜSÜ
Dönmeli, geri gelmeli,
O sevdalar çağı.
Dayandım nasıl da
Unutamam bir daha artık,
O korkular, kaygılardı
Uçup gitti göklere.
Bir belalı susuzluk
Kabartıyor damarlarımı.
Dönmeli, geri gelmeli,
O sevdalar çağı.
Bir çayır gibi tıpkı
Unutulmuş bir kıyıda,
Karamukların, günlüklerin
Çiçek açıp büyüdüğü,
O yabanıl uğultusunda
Korkunç pis sineklerin.
Dönmeli, geri gelmeli,
O sevdalar çağı.
|