üşüyorum!
bu sıcak havada, bu sokak üşütüyor insanı eli boşsa!
ufak-sıcak bir rüzgar tüylerimi ürpertiyor
kaldırımdan yürüyorum, hoş yolun ortasıda boş
sağ tarafa bakmıyorum/bakmamalıyım!
ama sol taraf bana sanki sağı yansıtıyor
görüyorum!
bu sefer kapatmıyorum gözlerimi/farksız
yine görüyorum!
görmek istiyorum
eski, mavili beyazlı sandalyeyi ve tahta masayı
nefret ettiğin sandalyeler ve hep evimize almak istediğimiz masa
-*-
boş sokak
amacım yok
sadece canım sıkılıyor
yoruldum yürümekten
oturmak istiyorum
sandalyeye
dolu
kaldırım düşüyor bana
gözlerimi kapatmadım bu sefer ama karanlık
geç olmuş
oysa ki ben daha yeni oturmuştum
susmayı sevmiyorum
konuşacak kimsede yok
suskunluğa mahkumum!
-*-
terlikler acıtıyor ayaklarımı
çıkardım!
adını bilmediğim turuncu taşlar
sırf benim canım yansın diye
sıcacıklar
bağdaç kuruyorum
o da ne?
önüme bana tura tarafını dönmüş
yuvarlak bir metal!
gülüyorum
ağlıyorum
bu hikayeye nasıl devam edilmelidir ki?
"come carry on......."
biri benimle oyun oynuyor
arkasından fırlattım
terbiyesiz
küfretti
saat baya geçmişti belli
rüya olduğu kesindi bunların
bir kaç saniyeydi sanki geçen zaman
ve taksim hiç böyle görülmemişti!
artık kabullendim
uyanmayı bekliyorum!
her şey olağanüstü
bir türlü uyanamıyorum
ama gözler
ilk ellerine takılıyor gözlerim!
ben devam ediyorum"come carry on..till the night"
hoş biri!
bulunduğu yer boş!
yanımı gösterdim
hoşuna gitmişim...
terliklerime güldü
kaldırımın bir ucunda onlar
bir ucunda ben...
nasıl olmuştu bu?
-ben deniz
çok güzel bir sesti bu
-bu saatte ne arıyorsun burda deniz , dedim
şaşkındı sanırım
dediğinin karşılığını istiyordu
ama ben kendimi hatırlamak istemiyordum ki
ve sormadan edemedi!
-senin adın ne?
birbirimizin suratına cevaplarımızı bekleyerek bakıyorduk
ben söyledim istemediğimi
- peki neden, dedi
ne diyecektim, ne uydurabilirdim ki?
doğruyu yanlışıyla söyledim
-sanırım şu anda bir rüyadayım ve uyanmayı bekliyorum!
-günaydın....bayan , dedi
kekeledi biraz!
hoşuna gitmişti...
-hadi sıra sende , dedim
-sana rüya diyebilir miyim, dedi
- peki ama önce sorumu cevapla , dedim
bana isim bulmuştu...sanırım aşık oluyordum...farklıydı her şey[onunla]
-elinde ki gitarı gösterdi işte bu da benim rüyam dedi
ve seninle aynı rüyayı paylaşmak çok güzel dedi!
sağ tarafa döndü
-gidip oraya oturalım ne dersin, dedi
kafamı önüme eğdim
ne yapacağını şaşırdı, parasız olduğumu düşündü...
zaten öyleydi ama ben bu nedenle gitmek istemiyor değildim orayı!
sıcak- samimi olarak kırılmamamı sağlıyacak bir o söz vardı sanırım...
-gel bakalım Rüya!
sana rüyalar diyarından..rüya kahvesi ısmarlıyayım...,dedi
hayır demek mümkün değildi
terliklerimi getirdi
giydirdi!
yaralarımı gördü
tam ben onun gözlerinin içine bakarken
rolümü yapamadım
utanmıştım
kafamı önüme eğmeliydim ki yapamadım
çok güzeldi gözleri!
gülümsedi!
sımsıkı sarılmak istedim, uzandım ama bilmiyordum, çekildim!
eLimden tuttu!
sıcacıktı
bu sıcakta, bu sokak yakıyor insanı eğer eli hissediliyorsa..
ben bunları içimden geçirirken , o bana fısıldadı!
gerçekten bu neydi böyle
rüya bu kadar mı uzun olur diye düşündüm!
sandalyemi tuttu, oturdum!
gitarını kenara koydu
birbirimizi izlemeye koyulduk!
o çok temizdi, elleri yumuşacık, sıcak ve yüzü hep bana yalnızlığımın kurtuluşunu anlatıyordu...
-dudaklarını yiyorsun rüya!
tırnaklarına baktım
-sende tırnaklarını yiyorsun ..dedim
-sıkılınca dedi
gülümsedim...kısaydı]
bir şeyler anlatmaya başladı!
bir yarışma..müzik yarışması gibi bir şeyden bahsediyordu!
sesimi beğendiğini söyledi ve bir grubu olduğunu..
acaba ne geveliyordu?
-e hadi devam et dedim!
- ya eğer seninde bir grubun varsa katılmalısın bence dedi..
- yok..ee artık kalkalım dedim!
üzülmüştü sanırım ama onu terslememiştim ki sadece yok demiştim!
üzülmesi gereken biri varsa o da bendim!
üzülmekse zaten benim suratımda pek fark edilebilen bir şey değildi, hep asıktı suratım!
-tekrar görüşmek üzere rüya, dedi!
-deniz, dedim
-efendim, dedi
-adım deniz , dedim.
o anda
bu söz
ona da
bana da
çok farklı gelmişti
sımsıkı sarıldı bana...elime bir kağıt sokuşturdu
-hoşçakal, dedim
ardımdan bakıyordu....
işte gerçek rüya buydu, uyanıyordum
ama istemiyordum ki!
üşümeye başladım!
bu sıcakta, bu sokak üşütüyor insanı eli boşsa!
arkamdan seslendi...elim her zaman elinde"
unutmuştum..açıp kağıda baktım
aşık olmuştuk ikimizde..yarın burada yazıyordu..
mutlu oldum
bu sıcakta, bu sokak mutlu ediyor insanı aşıksan!
öyle yazmıştı arkasına ve çoktan uzaklaşmıştık rüyalarımızdan...
revenante~~
22 haziran 2007
cuma 13:30-14:15
mervee