|
|
| Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat.. |
alıntıdır : hayatımdan !Edebi Mevzular içerisinde alıntıdır : hayatımdan ! konusu: anne: kızım kapını aç
kız: açamam
anne : neden... a-aa bu kapının altındakiler de ne?!
kız: bez...
anne: neden ordalar? hadi aç kapıyı
kız: açamam
anne : neden?!
kız: böcekler ...

01-07-2007, 16:06
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
alıntıdır : hayatımdan !
anne: kızım kapını aç
kız: açamam
anne : neden... a-aa bu kapının altındakiler de ne?!
kız: bez...
anne:neden ordalar? hadi aç kapıyı
kız: açamam
anne : neden?!
kız: böcekler geliyor. ben heryeri temizledim.kimseyi istemiyorum yanımda...sonra onlar bana saldırıyorlar gece. kocamanlar... öldürdükçe büyüyorlar.git.
|

01-07-2007, 16:08
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
ayrıntılı saçmalama
dibe varmadan önceki not: imla kuralları vs dikkate alınmamıştır,kusura bakılmaya  D
esnemeye başladı;esniyor,esniyor ,esniyor..
..bunu daha ne kadar sürdürebilir merak ediyorum...saçları dağınık; kurumuş jöle beyazı parlıyor ara ara, gerindikçe dökülecek sanki yarısını bıraktığım yastığa...elimi atıp oynamak istiyorum ama bu düşünme anı eylemimin bütün doğallığını siliyor sanki, vazgeçiyorum.birden bütün hayatım gözümün önünden geçiyor vazgeçmenin pişmanlığıyla...trajediyle dalga geçen komedi filmlerinin başrolü gibiyim. kafamı duvarlara vurmak istiyorum.o inatla uyanmıyor.ben de inatla onu güzelce uyandırabilecek hiçbir şey yapmıyorum...uyuzum çünkü..kronik depresif demişti dr ama bence kronik uyuzum ben.. bi tane daha olsaydı benden ben düşünseydim o yapsaydı..ben de böyle kendi kendimi yemezdim içimden çıkamıyorum diye...tembelim yahu..yoksa oblomov ben miyim?
belki uyumalıyım onun gibi..onunla aynı anda..ne romantiik...romantizmi çekemiyorum..bu yüzden ömrüm boyunca mutsuz olacakmışım ; öyle buyurmuştu biri zamanın birinde...neyse belki uyanınca yeni biri olurum..hem üşüyorum zaten. ayaklarım soğuk,ellerim buz gibi..o sıcak. tabii sıcak olur ; bütün yorgan üstünde!alçak! aaa...canım benim ayakları dışarıda kalmış..daha büyük bir yorgan olsa iyi olurdu...şakşakşakk!!! kralın yorganını getirin! bu ne biçim hizmet!
N'apıyorum ben?! şimdi uyanacak ve beni saçmalarken bulacak. ama bunu ondan ne kadar saklayabilirim ki zaten??
ya..sanki bu monolog çok uzadı...
müzik iyi olabilir
-"utanır insan böyle güzel olunur mu
o nasıl gözler
vaay vaaay vaaayy"
-aman tanrıım!!!
utanır insan böyle şarkı yazılır mı
o nasıl bir ses
vaay vay vaaay
müzik böyle olacaksa olmasa daha iyi...
şimdi duyacak ve kalkıp terkedecek beni..
sabah sabah yapılacak en ayıktırıcı şey olurdu sanırım..
terketmek...
niye bu kadar korkuyorum ki..herkes gidebilir.zaten gitmeye programlamadı mı yüce tanrı bizi; hep bilinmeze doğru...vay be..inançsız birinden böyle bir cümle çıkması ilginç...aşk sersemliği sanırım
bundan daha çok saçmaladığım da oldu elbette ama..
of..şu halime bak..
bir de aşk üzerine yazı yazacağım...peh peh!! hmm bi de mahrem konusu var..
bu yazdıklarım mahrem mi acaba.. hani yatak- yorgan -soğuk ayaklar falan...hiii..ya beni yanlış anlarlarsa..
yanlış tanınmak; insan hep bundan korkar ama pek az duydum yanlış biri olmaktan korkan...
seni tanıyim anlayım diye bu kadar doğal, bu kadar dağınık ,bu kadar uykucusun...
dudaklarının kenarındaki sabah nemi senin tapılacak biri değil; herkes gibi doğduğu andan beri ölen bir insan olduğunu anlayım diye orda.. gözlerindeki çapaklar, sana dokunmak için içsel bi bahane yaratıp parmaklarımla sıyırayım diye değil, senin de benim kadar kir biriktirebildiğini anlayım diye..ama ben yine de dayanamayıp alıyorum onları, kendi kirim yapıyorum...olsun arada bir oluyor napiim ..her zaman mantık abidesi olamam ya..bazen böyle düşünmeden hareket ediyorum sonra düşününce niye yaptım diye... hala uyuyorsun..bense hayatıma anlam aramak saçmalığında ilerliyorum giderek..halbuki saçmalamak ne güzel...
kalk hadi..hazırlamıycam işte kahvaltıyı sen kalkmadan ..banane!
bak yorganı açıcam..açıyorum..
kimi kandırıyorum..deliriyorum galiba
yatağımda olmayan bir sevgili için bütün hayatımı didik didik ediyorum;
o da beni görsün anlasın diye..ama ben hep içimden konuşur;o hep uyursa böyle uzağımda ben kimin dudağının kenarını silicem bilmiyorum...
Konu sokakkizi tarafından (01-07-2007 Saat 16:24 ) değiştirilmiştir..
|

01-07-2007, 16:15
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
ayrıntılar...
duyum ve algı..hmmm.. büyük sorun...
her şeyi duyumsuyorum..hatta bazen beş farklı şekilde oluyor bu...
mesela bakıyor(işitiyor-kokluyor-dokunuyor-tadıyor)um ve yaşadım sanıyorum..
bi dönüyorum ki ardımda koca bi algıda yanılmışlık gerçeği duruyor öylece..
doktor derdime bir çareeeee.......
ben pinokyoyu gerçek çocuk sandım..bedeni ete kemiğe yüreğe bürünmüş sandım...
artık daha çok oyun oynayabiliriz; her oyunu oynayabiliriz sandım ama
o, perisinin oedipik aşığı gerçek çocuk, içine doğduğu sihirli gerçekliği sevmiş daha çok...
şimdi o çemberden fısıldıyor kulağıma
senin sihrin yok mu, baak benim var....
gerçek dediğin nedir ki... sen bunun içinde kaybolacaksın...
Konu sokakkizi tarafından (01-07-2007 Saat 16:22 ) değiştirilmiştir..
|

01-07-2007, 16:21
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
hayatımdan alıntılar...
ölüm-ü elimde-n
-uyanırım değil mi?
-uyanacaksın...
-nefes alamıyorum...
-uyumaya çalış.
-ya uyanamazsam? sana mektup bıraktım.;kardeşimden iste.
-uyu artık!
-kitaplarım da senin olacak tamam mı bak! annemlere söyle mutlaka...çekinme onlardan.-saçmalama!!!
"saçmalama" ...
başka ne diyebilirim ki...
yaşamak saçmalamaktan başka şey değilken...
ellerimde ölüm taşıyorum artık sana bak
korkular büyütüyorum gözlerimde
bedenin imgelerinin ağırlığını taşıyamıyor artık
çok direndin
olmayan tanrına,kaderine inancına;
onlar öl dediler,
ölmedin.
yokluğa direndin;zamana...
yaşamını doğurdun -sessizce- yatağında..
zaman, koynunda bir mektuptu sadece
kalanlara yazılmayı bekleyen
zaman hep beklerdi zaten
birileri ölürken.
...
uyuşuyorum
...
-artık ölüm korkusundan ibaret olan sana
ve bana
verdiği-m bütün acılar sanki dilimde birikiyor...
nefes-imi tut,
ama bil, ağzım kokuyor...
bak bu yüzden belki kimse beni gerçekten dinlemiyor...
her neyse...
elimi bırak artık
nefes-imi tut
n'apalım;acı bu, kokar; belki biraz da boğazını yakar...
olsun!
nefes-imi tut,
uykular ölsün!
|

01-07-2007, 17:03
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 31
Mesajlar: 897
|
|
Alıntı:
sokakkizi´isimli arızadan alıntı
anne: kızım kapını aç
kız: açamam
anne : neden... a-aa bu kapının altındakiler de ne?!
kız: bez...
anne:neden ordalar? hadi aç kapıyı
kız: açamam
anne : neden?!
kız: böcekler geliyor. ben heryeri temizledim.kimseyi istemiyorum yanımda...sonra onlar bana saldırıyorlar gece. kocamanlar... öldürdükçe büyüyorlar.git.
|
aynı şeyi ben de yapıyorum desem, inanırsın herhalde 
gördüğümüz yerde yok etmemize rağmen ara ara devam eden ataklardan etkilenmemk için odamın kapısının altına kalın bir bez tıkadım. 
|

01-07-2007, 17:54
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
hehhehehe
o halde içelim güzelleşelim :P 
|

01-07-2007, 20:27
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
sinir krizinin eşiğindeki küçük kız
Benim küçük şeker sevgilim...
bugün sana içimdeki seni anlatmak istedim.
boğuk
karanlık
içkapatıcı
vıcık vıcık
sert
kırıcı
yağmalayıcı
ağzıbozuk
.
.
.
...
içimi seninle dolduruyorum
ve
şiddete karşı olamadığımı
farkediyorum
.
.
.
...
mahremiyetimi sattım
ve gidip birkaç martı
öldürdüm.
..
belki birgün daha az yanar canım.
|

01-07-2007, 20:33
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
...
benim küçük şeker sevgilim..
sen bir denizci olmalısın...
bu kadar uzak ama bu kadar çok
bu kadar az ama bu kadar yoğun
bu kadar ıslak ama bu kadar sıcak
bu kadar tuzlu ama bu kadar saf
...
bu kadar
bu kadar
bu kadar
bu kadar
bu kadar
bu kadar
kucak açtım sana
say kendini ne kadarsın bak diye
nasıl unuttum; ben yüzme bilmezdim...
bakmadın,
battım.
|

02-07-2007, 16:17
|
 |
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 31
Mesajlar: 897
|
|
çok güzel.
Alıntı:
sokakkizi´isimli arızadan alıntı
benim küçük şeker sevgilim..
sen bir denizci olmalısın...
bu kadar uzak ama bu kadar çok
bu kadar az ama bu kadar yoğun
bu kadar ıslak ama bu kadar sıcak
bu kadar tuzlu ama bu kadar saf
...
bu kadar
bu kadar
bu kadar
bu kadar
bu kadar
bu kadar
kucak açtım sana
say kendini ne kadarsın bak diye
nasıl unuttum; ben yüzme bilmezdim...
bakmadın,
battım.
|
|

02-07-2007, 21:54
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 23-06-2007
Mesajlar: 129
|
|
:)
teşekkür ederim 
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:04 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|