
07-02-2007, 22:59
|
 |
Zevzek
|
|
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Mesajlar: 897
|
|
Utanıyorum
Dağların da, insanlardan farksız olduğunu anlatırdı babaannem, saclarımdaki bitleri ayıklayınca dizlerinde. 1986 yılının kışıydı. Bahara el sallarken babaannem göçtü bu diyardan. Ölümü ilk defa en yakınlarımdan dolayı tattım yaşım 14. Karlar eriyordu ve sel olacağı haberi duyulmaya, tedbirler bu bağlamda alınmaya başlanmışken, doğaana hayır zalimler, çok gaddarsınız dercesine ihtişamıyla karşımızda duran Mozik dağının kinini kusarcasına bağrını açtı ağlarcasına üstümüze hışmını serpti. O gün çok korkmuş ve mutsuzluğu babaannemden sonra iliklerime kadar hissetmiştim. Korkudan toprak damlı evlerimize giremiyorduk. Yağan yağmurla zaten ıslanmış bedenim titreme krizlerine bürünmüştü. Tezek yığınlarının arasında yağmurdan sakınan kaplan adlı köpeğime sarılarak derin bir uykuya dalmıştım. Uyandığımda, yedi renklerini bize bahşetmişti, daha birkaç saat önce damlalarıyla bizi kırbaçlayan doğaana. Ama içim ısınmadı güneş kar etmedi. O gün bugündür vücudum sıcak, ama ben hep üşüyorum.
Arkadaşlarım, sevgililerim dokunduğum, tokalaştığım, seviştiğim kişiler tenimin sıcaklığından bahsederlerdi, ama ben hep içten içe üşürdüm.
Bugün içimde tuhaf bir sızı var. Çocukluğumda bağrından killer, taşlar, çamurlar serpen mozik dağı gibi, benimde içimden bir şeyler aktı. Yıllardır üşüyen bedenim, alevler fışkırırcasına kan ter içindeyim yanıyorum.
İnsanlığımızı, sağduyumuzu kaybettiğimizdendir anlıyorum. Meğer ölüme yıllardır kendi doğamda o kadar alışmışım ki, dağlarımdan ovalarıma gelen cesetlere o kadar çok alıştırılmışım ki…
Hrant Dink üşümelerimi benden aldı.
Utanıyorum…
Idris Kenç
Mum alevinde ısıtıyorum senli bekleyişlerimi..
ve seni,
dördüncü perdede öpüyorum dudaklarından..
Hangi köşeyi zaptetmişsin ki acaba dönerken karşımda senı buldum..
|