OTOSTOP ( Hikaye )
OTOSTOP
Otostop nedir? Bilmeyen yoktur heralde. Otostop yapanlar için arabadakiler, arabadakiler için otostopçular potansiyel tehdittir. Bunu aşabilmenin bir tek yolu var: Otostopçuyu arabaya almak ya da otostopçunun arabaya binmesi.
Otostopçuluğun birtakım yazısız kuralları vardır. Mesela seni alan şoföre sigara ikram edersin. Ve muhabbet elbette. Şoför de zaten muhabbet için alır seni. O da iyi günündeyse…
Biz otostop yapan iki genciz. Neden: Paramız az ve bitmesini istemiyoruz. Bir de önden otostopla uçup giden arkadaşlarımıza rezil olmamak. Yer: Gemlik Dörtyol kavşağı. Hedef: Orhangazi’deki Keramet köyü. Her mevsim sıcak doğal bir havuz varmış orda. Gitmek için can atıyoruz. Mevsimlerden ilkbahardayız. Bugün hava bizi mutlu edecek kadar sıcak. İnsanı titreten bir rüzgar da var ama önemsiz ve biraz da güzel.
Anayoldaki ışıklardayız. Üstümüzde tepeye doğru yayılan Hisartepe Mahallesi… Karşımızda Gemlik: deniz, körfez, kantar, evler, manastır… Biz bu muhteşem manzaraya karşı otostop çekmekle meşgulüz. Gözümüz her an ışıklarda, kırmızı yanmasını bekliyoruz.
Turuncu ışığın yandığı anda arkadaşıma göz kırpıp ‘’ Merak etme moruk şimdi halledicem.’’ Dedim. İmalı imalı gülümsedi. Gözümü Bursa tarafına dikip uygun bir arabaya bakındım. Bir bmw x5 yaklaşıyordu. ‘’ Bu ibneler bizi almaz, elimi kaldırıp kendimi küçük düşürmeyeyim.’’ Diye düşündüm. Onun hemen yanına bir volksvagen polo gti yanaştı. ‘’ Bundan da iş çıkmaz.’’ Diye düşündüm. Biraz ilerden ağır ağır bir şahin geliyordu. ‘’ Tamamdır. Bu bizi alır.’’ Diye düşünerekten arabaya doğru birkaç adım attım. Elimi çocuğunu dövecek bir babamın yaptığı gibi tokat yaptım ve Orhangazi tarafına doğru salladım. Adam başıyla olumsuz işareti yaptı. Belli belirsiz gülümseyip arkamı döndüm. ‘’ Orospu çocuğu.’’ Dedim. Arkadaşım da okkalı bir küfür savurdu. Işık yeşile döndü. Arabalar vızır vızır geçmeye başladı. Tekrar kırmızı yanmasını bekledik. Yandı. Koyu mavi bir tır kırmızıya yakalandı. Direksiyona doğru baktım. Şoförle göz göze geldik. Gene aynı hareketi yapıp soru işaretleri barındıran gözlerle baktım adama. Gene başla yapılan bir olumsuz işaret oldu karşılık. ‘’ Amına koyayım ya bugün gideriz heralde Orhangazi’ye, dimi?’’ dedi arkadaşım. ‘’ Uğraşıyoruz lan ibne.’’ Diye karşılık verdim. Birkaç ışık yanıp sönme süresince uğraştık ama kimse bizi almadı.
Hemen üstümüzdeki sokakta muhtarlığa ait bir kulübe vardı. Oraya çıktık. Yol altımızdaydı. Kulübenin kapısını açık bulduk. İçerden iki sandalye alıp çitlerin önüne koyduk. Oturup yolu izlemeye daldık. ‘’ Amına koyayım yüzlerce araba geçiyor, biri de durup almıyor.’’ Bu sırada yoldaki iki adama bir tır yaklaştı. Adamlar kapıyı açıp bir şeyler konuştular ve tıra atladılar. Beraber bu sahneyi izledikten sonra arkadaşım ‘’İşi bilmek lazım, bilmek.’’ Dedi, bilgiç bir tavırla. Gemliğe doğru bakıp ofladım. Canım epey sıkılmıştı. Bir şeyler yapmak gerekti artık. Bir süre soluklandıktan sonra arkadaşım anayola çıkan virajı işaret etti. ‘’ Bir de orda deneyelim şansımızı moruk.’’ Aklıma yatmıştı. Sandalyeleri geri kulübeye koyduk. Caddenin boş olduğu bir anı fırsat bilip karşıya geçtik. Virajın yanındaki yeşilliği çeviren demirlere oturduk. Sağ başımızın üstünde gene ışıklar. Zebaniler gibi…
Arabalara daha yakın olacağımız için şansımızın yüksek olduğunu düşünüyorduk. Her gelene el ediyorduk.
Birisi Hisartepe’yi işaret etti. ‘’Eyvallah.’’ anlamında el salladık. Bir şoför kafasını hiç çevirmedi bile. Emekli olup, arabalarına insan muamelesi yapan tiplerdendi. ‘’ Şu sığıra bak, kafasını bile çevirmiyor amcık.’’ ‘’ Aynen aynen, anladı otostop çekeceğimizi.’’
Gözlerim Gemlik’ ten çıkan arabalardaydı. Önce bu viraja yönelmelerini daha sonra da Orhangazi tarafına gitmelerini ümit ediyordum. Ama bir türlü uygun bir araba denk gelmiyordu. Kendimi orospu gibi hissetmeye başlamıştım. Genç bir şoföre daha el ettim. Adam insanlıklıydı. Camı indirip bize Orhangazi’ye gitmediğini, kusura bakmamamızı söyledi. ‘’ Eyvallah abi.’’ Dedik. Biraz duygulanmıştım. Böyle insanlar da vardı amına koyayım.
Önümüzde yeşil bir araba durdu. Direksiyonda ve ön koltukta iki hatun vardı. ‘’ Buna da çekelim mi lan’’ dedim gülerek. ‘’Kadınlara otostop çekilmez moruk.’’ ‘’ Niye amına koyayım, almazsa almaz.’’ ‘’ Kural.’’ ‘’ Siktir.’’ Işık yeşil yanınca araba Orhangazi’ ye doğru yol aldı.
Yaklaşık yarım saattir bu virajdaydık. İkimiz de aptallar gibi görünüyorduk. Yani ben kendimi tam anlamıyla aptal gibi hissediyordum. Ümitsiz ve karamsar bir halde bir şarkının sözlerini mırıldanırken ışıklar gene kırmızıyı yandı. Tam önümüze bir midibüs yaklaşıyordu. Koca camın sağ alt köşesinde Orhangazi- Yalova yazıyordu. Arkadaşımla göz göze geldik. Midibüs de tam duracak yeri bulmuştu: Kapısı 30 cm kadar önümüzdeydi. Şoförle kısacık bir an bakıştık. Arkadaşım ‘’ Binelim moruk, yeter artık.’’ Dedi. ‘’ Hay amına koyayım ya.’’ Diye karşılık verip çevreme bakındım. Ne yapacağımı bilemiyordum. Bizden önce otostopla giden arkadaşların bizi Orhangazi’de midibüsten inerken görebilecekleri aklıma geldi. ‘’ Sikeyim ya.’’ Sonra arkadaşım kapıyı tıklattı. Kapı açıldı. Midibüse bindik. Paraları ödeyip en arkadaki koltuklara oturduk, meydandan başı dik çıkan iki yenik savaşçı gibi. ‘’ Amına koyduğumun ibneleri…’’
|