� Hoş geldin beyaz kanatlım, şaşkınsın öyle değil mi?
İnan bende�
Hep, gecenin sepyalığında konuşurdum seninle, el ayak çekilince�
Ama bu defa sığamadım geceye, sığınamadım.
Öyle bir ağrı ki yüreğimde, öyle bir yük ki, sabahın kör vaktinde, fırlattı beni sokaklara.
O kadar yol aldım ki, her adımda kısık kanayan sesimle, nişanlar gönderdim sana.
Esip, yağarken bu kuytularda, içime doğru büklüm büklüm büküldüm.
Bilir misin? Uzakları�
Uzaklara varamamayı?
Düş ile gerçek arasında sınırlarda kalmayı?
Peki, hiç gölge olmak istedin mi?
Sade bir sesle, bir izle yetinmeyi?
Bilir misin?
Peki ya, dokunamayınca, göremeyince
Sessizlik buruş buruş buruşunca içinde,
Bir kere değil, bin defa ölmeyi?
Bilir misin?
Peki, neden çağırdım seni bilir misin?
'' Söylesene inci kuşum, bana kanatlarını verir misin? �
Alıntı yaptım.
Gamze ATAL.
