yazıcıklarım
kederli
Artık yazamadığını düşünen bir şair gibi umutsuz oluyorum bazen hayatım adına
Çıplak ve kederli gecelerimizde nükseden kalp ağrılarımın verdiği mutsuzluk gibi
Acılar olmasa sen olurmuydun,acılarından kederli ben,bir şekilde umutlu biz olmasak..
İşte böyle döner dünya..
Olanlar..olmayanlar..ve bir yanda aptal bir çocuk gibi varoluşumuz..
---
Çocukken şizofrendim ben
Gençliğimde depresif
Yetişmişliğimde olgun
Yaşlıykende çocuk gibi mutlu
Ne kalır geriye zamandan ?
--
Bak sevgilim
Şu gördüğün liman
Sevdiğimiz şarkılarını kanadına binip uçtuğumuz kıyı
Bizim.
Tüm güzelliğiyle bizim.
O limanki..o büyülü kıyı..o güzel ada..
Emeklerimizin suyun yüzündeki en büyük kanıtıdır.
Sevmek var.sevmek var.biri büyük yazıldığı gibi.manalı ve fedakarlık gerektirir.
İşte o bizimki.o oluyor giderek.
Senki alkışlar kadar umutsun.senin diliin müziğin dili gibi.
Bak sevgilim
Şu gördüğün liman
O liman bizim.o ada bizim.sarıl bana bırak uyusun deniz.
Biz ki,gerçek yaptık hayalleri.en büyük korkular bile.birlikte oluşumuzun verdiği huzura dayanamaz unutma.
Hadi gel ver elini..
---
Gecenin ilerlemeyen saatleriydi..penceremin camı kırık,pencere açıktı..gözüm pencerede,gözüm dalgı ,yüreğim suskun
Zaman geçmiyordu,geçmesin..zaman geçtide ne oldu,geçmediği vakit can sıktı idi ne oldu.yüreğim dalgındı..saat bilmem kaç..kafam karışık.
Gecenin ilerlemeyen saatleriydi.gözüm pencerede.pencereden görünendeydi.yalnızdım yalnızca odamda değil,yalnızca bu gece değil,yarın sabah değil sadece.neden varım dediğim günden beri yalnızdım.Bir mucize,mucize arıyordum.tanrıya inanmak için,sebepsiz yere mutlu olmak için.nasıl denir,nasıl demeli.yaşıyor olmak hergün aynı tantanaya sıkılmakmıydı.,yasamak bu değildi,başka türlü olmalıydı yaşamak,o türlü yaşamak için bir mucize.tanrım,tanrı yoktu,bi mucize dileyemezdim.
Gecenin ilerlemeyen saatleriydi,düsünüp duruyordum.sabaha birkaç saat vardı,cam çerçevenin atında gözüken buydu lakin zaman donuyor gibiydi,zaman kanımı çekiyor gibiydi hafif hafif,yabancı bir duyguydu,sessizleşti yavaşça karanlık gece,her şey aynı görünüyordu ama ben zamanın durduğu sessiz bir dünyada nefes alıp veriyor gibiydim.ürperdim,evet daha önce hissetmemiştim bunu,bilincim yerindeydi,ama bu his.zamanın akmadığını müthiş bir tesirle hissediyordum,sessizlik,garip bir sessizlik duyuyordum ama inanılmaz bir boşluğun içinde yankılanıyordu duyduklarım,benden çok uzakta gibiydi sanki nefesimin çıkarttığı ses bile.
Gecenin ilerlemeyen saatleriydi.saatler artık gerçekten ilerlemiyordu,aklımı kaçırmıştım,giderek daha kuvvetli yabancı bir duyguyla sarsılıyordum,yerimden kıpırdamadan seyirciydim kendime.ortalığı izliyordum.
Bir koku en az sessizlik kadar etkileyici ve kuvvetli bir koku sardı her yanı,mahrem kokuyordu.bir kadının mahremi..
Süt kokuyordu,yanık içli bir kokuydu.bir kuytudan yayılıyordu,tanrım.sessizliğin içindeydim.müthiş bir kokuyla büyüleniyordum.SAAT kaçtı umrumda değil..yatağımdaydım sırtüstü.gözüm penceredeydi,koku her yandaydı..
Karanlık gece..karanlık gecede..gözüm pencerede..ilkin ışıklarını gördüm onun,inanılmaz kuvvetliydi,ama gözümü bile kırpmadım.ışık sarı değil,ışık maviydi,buz mavisi.ufacık penceremden içeri doluyordu,gittikçe her yan buzmavi oldu,heryan ışık oldu.nefesim kadar yakında artık koku.
.
kanatlarını gördüm ufacık penceremden buzmavinin içinde parlayan bembeyaz kanatlar.ışık vardı kanatlarının çevresinde,buzmavinin içinde yayılıyordu o ışık gözlerimi alıyordu.
Beyaz tenliydi melek.evet melek.şüphe yoktu.sarı saçları vardı.uzun sarı saçlar..gözlerine
Baktım.tüm renkler vardı gözlerinde.tüm duygular yansıyordu gözlerinden, şekilli
dudakları,bin yıldır konuşmuyormuşcasına kapalı duruyordu.
Tek bir ses bile yoktu.yaşıyormuydum bilmiyorum.bembeyaz elbisesi,bembeyaz kanatları,sarı saçları,suskun ve bilge yüzüyle bir melek vardı karşımda.dişiliğinin tesiri inanılmaz etkiledi beni.o nefis kokusu tüm bedenimi uyarıyordu.çıplaklığını görebiliyordum beyaz elbisenin altından..doğruldum yatağımdan yüzüne baktım merakla…ortalık buzmaviydi..ikimiz vardık sadece..gülümsedi..dudakları aralandı..
Bana doğru yürüdü..ellerini uzattı,ayağa kalktım kıpırdam drordu karşımda,nefes nefeseydim heyecandan..ellerimi kavradı elleriyle..yüzüne götürdü,pürüzsüz tenine dokundum..bıraktı ellerimi,kendimi yatağın üstüne bıraktım..titriyordum..
---
-umut türküsü
Düşlerimiz deniz,sevda sandal olsada gitsek ya
Ne çok yakışırdı bize mavi
Ağzımızda bir umut türküsü
Kafalarımızda bir ince güzel olsa
Keyfimin kahyası doldur kadehlerimize şarabı !
Haydi göster sevgilim gülüşünü
Güneş doğsun şu güzelim denize !
---
-çocuk-
şarkı söyledim sana dün gece ay ışığında
ürperdim sonra ya beğenmediysen diye
korktumda kaçtım açtım da yüreğimi kendime baktım soluk soluğa
sesini duydum ta içimde doldu gözlerim
yanımda olsaydın o an eğer değseydi gözlerine gözlerim
anlardın halimi,gülümser “gel buraya çocuk” derdin.
--
-ne gerek var düşünmeye
Dünyanın halini görüyorum bazen umursamaz pencerelerimi açıp
Ülkeme bakıyorum,ülkemde yaşıyan insanlara
Masal anlatıyor herkez birbirine
Labirentlerde dolaşıyor herkez bilmeden kaybolduğunu
Örtüyorum sonra pencerelerimi
“Ne gerek var düşünmeye” diyip
Kendinden kendini bile göremez olmuş herkez
“ne gerek var düşünmeye”
--
ne zaman ki önemini anlıycak insanoğlu dürüstlüğün,insan sevgisinin ve onurlu yaşamın o zaman işler biraz daha yolunda gitmeye başlıycak bu dünyada.
Ya ne zaman ?
Ülkenin ve dünyanın haline bakınca o günlerin epey uzakta olduğunu söyleyebiliriz.Herkez yalan söylüyor.Çıkarları için vahşileşiyor insanoğlu giderek.para için kan akıtanlar,siyasi menfaat için halkı soyanlar,ihtirasları için duygulara,bedenlere tecavüz etmekten korkmayanlar.Maymundan gelmedik belki ama ciddi şekilde ona gittiğimizi söyleyebiliriz.
İnsan aklı,düşünceyi,sevgiyi yüceltmekten uzaklaşıyor giderek.Yüzyıllardır emek emek biriken,nice insanın hayatına malolan aydınlık değerlerimizi kaybediyoruz.Üstelik bize iyiden ve güzelden bahseden "büyüklerimiz" yüzünde maskeyle dolaşmakta aramızda.Arkalarında bıraktıkları lekelere aldırmadan alınları dik gezebilmekteler.
peki neden böyle ?
İnsanlar,özellikle bizim insanlarımızın büyük bir çoğunluğu,hak aramaktan uzak,pasif,ne ülkesi ne kendisi için cesaret göstermekten,karşı koymaktan korkan insanlar.Yıllardır sürdürelen politikalar,yayınlar,sindirmeler yüzünden bu halka kuvay-i milliye ruhu kaybettirildi.Üstelik siyasetçilerimiz için bu bir övünç kaynağı bu,bizim insanımız şükretmeyi susmayı bilir diycek kadar patavatsızlar.Oysa uygar insan,soru sorar,uygar insan heryerde her koşulda hak aramayı bilir,sahip olduğumuz herşeyi,cesaret edebilen,gücünü insandan alan beyinlere borçluyuz.
ya ne yapmalı ?
sevin,kendinizi ailenizi,dostlarınızı sevin,ülkenizi sevin.İnsanın kutsal değerleri olması gerek.Değerleriniz olsun.Bunun için ne dini bir inanca sahip olmak gerekmez.Burda kastedilen kutsal insani değerlerimizdir.
-Hürriyet
-vatanseverlik
-Karşı cinse duyudumuz aşk,nesneye duyduğumuz aşk,işimize duyduğumuz aşk
-insan sevgisi
İnsana aklına,vicdanına aykırı olamayanı,ne kadar düşünce arsa hepsi kutsaldır.Ve insanoğlu kutsallaştırmalı değerlerini,o değerler hiçe sayıldığında karşı koymalı.
..
|