Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..


Sartre Nobel'i neden reddetti?

Edebi Mevzular içerisinde Sartre Nobel'i neden reddetti? konusu: 1964 Nobel ‘Edebiyat’ Ödülü’nü reddedişi asıl olarak ‘yazarın kurumsallaştırılmasına’ karşı olmasıyla ilgili olsa da, bir edebiyatçı olarak değil de bir filozof olarak anılmasının daha doğru olduğunu düşünüyordu Jean Paul Sartre. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 03-10-2009, 12:39
kaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anarşi!
 
Üyelik Tarihi: 23-10-2007
Yaş: 36
Mesajlar: 957
Standart Sartre Nobel'i neden reddetti?

1964 Nobel ‘Edebiyat’ Ödülü’nü reddedişi asıl olarak ‘yazarın kurumsallaştırılmasına’ karşı olmasıyla ilgili olsa da, bir edebiyatçı olarak değil de bir filozof olarak anılmasının daha doğru olduğunu düşünüyordu Jean Paul Sartre. Ama yine de, ‘Varoluş özden önce gelir’e uygun olarak, her türlü uyarana açık vaziyette, onu şehvetlice yazmaya sevk eden o ‘son klasik tarzda filozof’ olma hali; romancı, oyun yazarı, denemeci, müzik eleştirmeni.. Sartre’dan söz açmayı zorunlu kılıyor.

Roquentin’i (Bulantı) ya da Mathieu’yü (‘Özgürlük Yolları’ üçlemesi), filozofun felsefesini ve o felsefenin dönüşümünü ‘anlaşılır kılmak’, ‘geniş kesimlere ulaştırmak’ için yaratılmış araçsal roman karakterleri diye düşünmemek lazım. Hele ki pek çoğumuzun Sartre’la tanışmasının bir tiyatro oyunuyla (‘Gizli Oturum’u, ‘Sinekler’i oynamış ya da oynamaya yanıp tutuşmuş herhalde birkaç kuşak tiyatrocu vardır), bir romanla (Bulantı’nın sonundaki Some of these days/You’ll miss me honey’yi söyleyen siyah şarkıcıyı kim merak etmemiştir ki -meğer Ella Fitzgerald’mış) olduğu düşünülürse...
Hele ki Türk edebiyatını da, -Demir Özlü gibi doğrudan (Bulantı), Yusuf Atılgan gibi dolaylı (Aylak Adam’ın geçim sıkıntısı olmayan ‘sıkıntıları’, Anayurt Oteli’nin Zebercet’inin ‘taşra sıkıntısı’yla iç içe geçen ‘yabancılaşması’), Oğuz Atay gibi roman kahramanlarının halleriyle (Tutunamayanlar’ın Selim Işık’ının, Camus’nün ‘kimsenin öyle felsefi nedenlerle pek intihar etmediği’ne atfen “Biri bu yüzden ölmeli, intihar etmeli” deyişindeki hiçlikle randevusu), Edip Cansever gibi varlığı ‘şiirle düşünerek’ -etkilediği düşünülürse...
Filozof Sartre’ın yanında bir de yazar Sartre vardır.


Radikal Kitap


fuck the system!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 13-10-2009, 22:33
müşkülpesent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
çaylak madam
 
Üyelik Tarihi: 05-07-2008
Yaş: 26
Mesajlar: 467
Sartre'nin Nobel'i reddedişinin gerekçelerini açıklayan mektubu..

“Neden Reddettim: Hadisenin bir skandal niteliği almasından üzgünüm; bir ödül verilmiş, ben reddediyorum. Sebep, hazırlıktan vaktinde haberdar edilmeyişimdir. 15 ekim tarihli Figaro Litteraire'de İsveç muhabirlerinin yazdıklarını okuyup , İsveç Akedemisi’nin beni seçmek eğiliminde olduğunu, ama henüz kararlarının kesinleşmediğini öğrenince, sandım ki akademiye bir mektup yazarak durumu düzeltebilir ve bu meselenin söz konusu edilmesini önleyebilirim, mektubu ertesi gün gönderdim.
Doğrusu, Nobel Ödülü'nün seçilenin fikri alınmadan verilmediğini bilmiyor ve vaktinde harekete geçtiğimi sanıyordum. Ama bir seçim yapan akademinin, sözünden dönemeyeceğini şimdi anlıyorum.
Ödülü reddediş sebeplerim İsveç Akademisiyle ya da Nobel Ödülü’yle doğrudan doğruya ilgili değildir. Bunu, akademiye yazdığım mektupta da belirttim. Orada iki çeşit sebep üzerinde durdum; şahsi olanlar ve objektif sebepler.
Şahsi sebeplerim şunlar: Red, o an içimden gelmiş bir karar, bir davranış değildi, ben resmi payelere her zaman dirsek çevirdim. Harpten sonra 1945'te, Legion D'honneur verilmek istendiği zaman da, hükümette pek çok dostum bulunduğu halde reddettim. Gene bazı dostlarımın beni yeterli görmelerine rağmen, College de France'a girmeyi de kabul etmedim.
Bu tutumun temelinde benim, yazarın görevine dair anlayışım var. siyaset, topluluk, ya da edebiyat meselelerinde bir tutumu benimseyen yazar, bence ancak kendi imkanlarını, yani kalemini ve kağıdını kullanmalıdır. Kabul edeceği her paye, okuyucularını bir etki karşısında bırakır ki, işte ben bunu istemiyorum. İmzamı "Jean Paul Sartre" olarak atmakla, "Jean Paul Sartre 1964 Nobeli" diye atmak aynı şey değildir, diyorum.
Bu çeşit bir ödül kabul eden yazar, aynı zamanda, onu bu şerefe layık gören kurumu veya müesseseyi de bir yük altına sokmuş olmaktadır: Venezüella çetecilerine karşı duyduğum yakınlık, şimdi sadece beni bağlar, oysa Nobel Ödülü kazanmış Jean Paul Sartre Venezüella'daki ayaklanmayı desteklediği zaman, kendisiyle birlikte, bir müessese olarak Nobel'i de peşinden sürüklemiş olur.
Demek ki yazar, şimdi benim için söz konusu olduğu gibi, en şerefli bir şekil altında bile müesseseleştirilmeyi reddetmek durumundadır.
Bu hüküm ve tutum sadece kendimle ilgilidir, yoksa daha önce mükafatlandırılmış olanlara karşı en küçük bir tenkit taşımaz. Kaldı ki onlardan, tanışma mutluluğuna erdiğim pek çoğu hakkında derin takdir ve hayranlık duyguları beslemekteyim.
Objektif sebeplerimi de şöyle sıralayabilirim:
Kültür alanında bugün yapılabilecek tek şey, Doğu ve Batı kültürlerinin bir arada ve barış içinde yaşamaları için mücadele etmektir. Hemen sarmaş dolaş olsunlar demek istemiyorum, Bu iki kültür arasındaki karşılaşmanın zorunlu olarak bir anlaşmazlık şekline bürüneceğini bilmiyor değilim, ama bu karşılaşma işe müesseseleri karıştırmaksızın, insanlar arasında, kültürler arasında olmalıdır, diyorum.
Bu iki kültürün çatışmasını ben, kendi varlığımda olanca derinliğiyle duydum, duyuyorum: Ben, bu çelişmelerden yapılmışım. Gönlüm inkar edilmez şekilde sosyalizmden, yaygın deyimiyle doğu bloğundan yanadır.; ama ben bir burjuva ailede doğmuş, burjuva kültürüyle beslenmişim. Bu durumun, iki kültürü bağdaştırmak isteyenlerin tümüyle işbirliği etmemi kolaylaştırıyor. Böyle de olsa, ben daha iyinin, yani sosyalizmin kazanmasından yanayım.
Varlıklarına bir diyeceğim olmasa da, yüksek kültür divanlarınca dağıtılan payelerden hiçbirini, yalnız batı'dan değil doğu'dan da gelse kabul edemeyişim bu yüzdendir. Gönlüm bütün olarak sosyalizmden yanadır, dedim; ama bu demek değildir ki, biri çıksa da bana, böyle bir şey söz konusu değil, ama mesela, Lenin mükafatını vermek istese onu kabul ederdim. Hayır, onu da kabul etmezdim, edemezdim.
Biliyorum, Nobel'in ilk niteliği Batı Blokuna has bir edebiyat ödülü olmak değildir, ama ne yönde uygulanmışsa o olmuştu, ve İsveç Akademisi üyelerinin kararına bağlı olmayan hadiselerle de pekala karşılaşılabilir.
Nitekim Nobel günümüzde Batı Bloğu yazarlarına ya da Doğu'da başkaldıranlara verilen bir ödül olarak görünmektedir. Mesela, Güney Amerika şairlerinin en büyüklerinden biri olan Neruda ödüle değer bulunmamıştır. Herkesten fazla layık olduğu halde Louis Aragon ciddi olarak hiç düşünülmemiştir. Ödülün Şolokof'’tan önce Pasternak'a verilmesi ve Sovyetlerden seçilmiş tek eserin memleketinde yasaklanmış ve ancak basılabilmiş bir kitap olması da esef edilecek bir durumdur. Halbuki karşı yönde bir davranış pekala dengeyi sağlayabilirdir. Cezayir savaşı günlerinde, "121'ler beyannamesi"ni imzaladığımız sırada verilseydi, Nobel'i sevinçle kabul ederdim, zira o zaman bu mükafat sadece bana değil, uğrunda savaştığımız hürriyete de şeref kazandıracaktı. Ama bu olmadı ve ben, savaş bittikten sonra ödüle layık görüldüm.
İşveç Akademisinin gerekçesinde hürriyetten söz ediliyor: çeşitli yorumlara açık bir kelimedir bu... Batı'da oldukça genel bir anlamı vardır; bana gelince, ben, bir çift daha pabucu olmak ve doyasıya yiyecek bulmak haklarında ve imkanlarında gerçekleşen, daha elle tutulur bir hürriyet anlayışına sahibim. Ödülü geri çevirmeyi, kabul etmekten daha az tehlikeli buluyorum. Kabul etmekle, "bağımsızlıktan taviz verme" diyebileceğim bir sonucu da benimsemiş olurdum. Figaro Litteraire'in yazısında okuduğuma göre "tartışmaya gelir politik geçmişim üzerinde durulmayacak"mış. Bu yazı akademinin görüşürünü aksettirmez, biliyorum; ama bazı sağcı çevrelerde ödülü kabulümün nasıl yorumlanacağını göstermektedir. Geçmişte arkadaşlarımla bazı yanılmalarımız olduğunu kabul ederim, ama bu "tartışmaya gelir politik geçmiş" benim için her zaman muteberdir.
Bununla Nobel'in bir "burjuva" ödülü olduğunu söylemek istemiyorum, ama pek iyi bildiğim çevrelerin kaçınılmaz burjuva yorumları işte bu yönde olacaktır, diyorum.
Bitirmeden, para meselesine de değinmek isterim: Seçimine çok büyük bir para ödülü de eklemekle akademi, seçtiğinin omuzlarını çökertecek bir yük daha ilave etmiş olmaktadır; bu, hadisenin beni ayrıca rahatsız eden yanı oldu. Şimdi, ya ödülü kabul ederek aldığınız parayla önemli saydığımız kurumları veya hareketleri destekleyeceksiniz: Kendi hesabıma hep, Londra'daki Apartheid'ı düşündüm.
Ya da genel prensipleriniz adına mükafatı reddederek, desteğe ihtiyacı olan bir hareketi bundan yoksun edeceksiniz. Ne var ki bence bu, kalp bir meseledir. 250.000 kuronu geri çeviriyorum, çünkü Doğu'da olsun, Batı'da olsun müesseseleştirilmek istemiyorum. Kaldı ki sizden, 250.000 kuronu sırf şahsi düşünceleriniz için değil de, ancak arkadaşlarınızın da katıldığı ortak prensipler adına reddetmeniz de istenemez.
Seçilişim kadar ödülü geri çevirmek zorunda kalışımın da bana acı gelişi bundandır.
Bu açıklamayı İsveç halkına sevgilerimi ileterek bitirmek isterim.

Jean-Paul Sartre”


"Eğer insanlar Tanrı olsaydı, kendilerini demokratik olarak yönetebilirlerdi. İnsanlar Tanrı olmadıklarına göre, mükemmel bir devlet insanlara göre değildir."

Jean-Jacques Rousseau
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 14-10-2009, 02:25
Sinouhe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deli Doktor derler bana..
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2009
Nerden: Lüksemburg
Yaş: 56
Mesajlar: 21
müşkülpesent benden önce cevap yazdi dogrusu. Sagolasi.
Yalniz SATRE'in fransizca kullandigi "consécration" kelimesinin tam anlami "kurumsallasma" degildir.
"Consécration" bir hristiyan-katolik kültür çerçevesinde anlami olan bir kelime oldugundan, türkçemize tam çevrilemez.

FAKAT Bana göre ALBERT CAMUS nün Nobel ödülünü reddetmesi daha anlamli.....
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 18-10-2009, 17:44
insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
Skeleton Park Champion
 
Üyelik Tarihi: 14-08-2008
Mesajlar: 126
Orhan Pamuk Nobel Ödülünü almadan önce Türkiye'nin en az %90 Sartrenin ödülü reddetiğini bilmiyordur.Kemalist-Ulusalcı-Milliyetçi aydınların silahına dönüştü "Sartrenin Ödülü Reddetmesi"


Sinouhe,Albert Camus'un ödülü reddetmesi daha anlamlı diyorsun?
Bunu "Keşke reddetseydi" anlamında mı kullanmışsın acaba?
Albert Camus ödülü aldığında eleştirmenler Nobel Ödülünü yerden yere vurmuşlardı Albert Camus gibi birinin alacağı bir ödülse bir daha hiç verilmesin kıvamında tartışmalar yaşanmıştı..


Kahrolsun ulusal egemenlik. İnsanın vatanı yoktur!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
neden, nobel'i, reddetti?, sartre


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Eliot, 'Hayvan Çiftliği'ni neden reddetti? akeboshi Edebi Mevzular 0 14-05-2009 15:25
Jean Paul Sartre titania Biyografiler 8 23-12-2007 12:25
Jean Paul Sartre: Bunaltı'dan akeboshi Felsefe 0 12-03-2007 22:38
Jean Paul Sartre: Duvar akeboshi Edebi Mevzular 0 12-03-2007 22:33
Sartre’ı Anmak ve Anlamak akeboshi Felsefe 0 10-03-2007 09:52


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:06 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info