Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..


kayboluş

Edebi Mevzular içerisinde kayboluş konusu: kayboluş- georges perec lütfen öncelikle Anton Ssliharf ismini seslice kendinize bir kez söyleyin .. 300 sayfalık kitabın ilk göze çarpan ve en önemli özelliklerinden biri hiç bir kelimede "e" harfinin ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 19-08-2009, 00:06
naftalin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
teoride normalim
Tritryst Champion
 
Üyelik Tarihi: 23-11-2007
Yaş: 38
Mesajlar: 426
Standart kayboluş

kayboluş- georges perec

lütfen öncelikle Anton Ssliharf ismini seslice kendinize bir kez söyleyin ..
300 sayfalık kitabın ilk göze çarpan ve en önemli özelliklerinden biri hiç bir kelimede "e" harfinin geçmiyor oluşudur. ki burada çevirmenin de hakkını yememek gerekir. (cemal yardımcı) yazar, bununla da kalmamış ,çok kısa bir dörtlük olsa da, bir yerde hiç a harfi kullanmamış ve tek bir ö harfi kullanmış. e harfini kulanmamanın getirdiği kısıtlamaya rağmen ayrıntıların bolluğu da ayrı bir özellik sanırsam. fuzuli, baki, atilla ilhan, cemal süreya (yazar burada C. sürya olarak geçmiş ve " ...bir iddiada mağlup olunca adının bir harfini atmak zorunda kalan c. sürya'nın sizin hiç babanız öldü mü? ...” ) can baba (kitapta can baba olarak geçmekte), karacaoğlan. Yazarın atlamadığı dal kalmamış gibi çünkü kitapta titanik’in neden battığının asıl (!) sebebi de anlatılıyor. başlarda kafkanın dönüşümü mü bu da derken olayların ucu bucağı birbirine değmemeye başladığında ki aslında değiyor muş dönüşüm değil de nedir diye düşünürken ilginç bir kurguyla aslında okuyucuya tamamlama, düşündürme esaslı kitapların aksine pat pat okuyucunun suratına burada yazan budur diyen ama bir o kadar da ne anlatıyor şimdi bu dedirten bir kitap diyebilirim ve sanırım bu sayede ukalalığın da doğruğuna ulaşırım 
tek tek cümleler yazamamamın iki sebebi var, ilki işaretlemememiş olmam ikincisi daha ziyade bütünden bir anlam çıkması, en azından bende uyandırdığı bu..

“Önsöz
Daha sonra anlaşılacağı gibi, burada, korkunç kargışın başlangıcı anlatılır

Anton Ssliharf
1
Burada, bir zamanlar yazdığımız bir romandaki gibi mışıl mışıl uyuyan bir adam anlatılır
2
Burada, insanlık dışı bir yazgının acılı bir Robinson ‘un sırtına çullanışı anlatılır
3
Burada, günahkar bir bücürün ahlakdışı yollardan papa olmasına ramak kalması anlatılır
4
Burada, arka planda Nikolay Rimskiy-Korsakov’un yapıtı “Yabanarılarının Uçuşu” çalınmasına karşın aslında çalınanın bir başka yabanarısı olduğu anlatılır
5
Burada, bu kitabın yarı yazarı C. Yardımcı zorunlu olarak lafa karışır

7
Burada, Anton Ssliharf’in notlarını karıştırdıktan sonra dosdoğru Hayvanlar Dünyası Parkı’na gidişimiz anlatılır
8
Burada, Mağripli avukatların can pazarı anlatılır
9
Burada, İmparator Traianus’un şanına şan katan bir Roma kasabasının kazı öyküsü kısaca anlatılır
10
Burada, bu kitabın yarı yazarı C. Yardımcı zorunlu olarak lafa karışır
Douglas Haig Clifford
11
Burada, nahif bir baritonun bir yıldırımla sonlanan kısa hayatı anlatılır.
12
Burada, şiir tutkunlarının umarız hoşlanacağı bir öykü anlatılır
13
Burada, Ulu manitu’yu yatıştıracak bir duayla son bulan olaylar anlatılır
14
Burada, karnındaki yakut madalyonun hatırına bir piçin safkan İngiliz olarak kabulü anlatılır
15
Burada, Anton Dvorak’ın bir korat yapıtının bir bilardo masasında nasıl bir iz bıraktığı anlatılır
16
Burada, bir sazanın padişahlara layık bir lokuma burun kıvırışı anlatılır
17
Burada, bu kitabın yarı yazarı C. Yardımcı zorunlu olarak lafa karışır
Olga Mavrokhordatos
18
Burada, onyıllardır ortaya atılan yalan dolanın ipliği pazara çıkarılarak koca Titanic’in asıl niçin battığı anlatılır
19
Burada, kur piyasasında doların aşırı güçlü oluşunu da ortaya koyan bir aşk masalı anlatılır
20
Burada, Vladimir İlyiç’in Hollywood hakkındaki görüşü anlatılır
21
Burada, kimi okurun çok açıklayıcı bulacağı ayrıntılarla dolu bir yolculuk anlatılır
22
Burada, bir balık pilakisi yapmaya kalkışıldığında maruz kalınan sıkıntılar anlatılır
23
Burada, baştaki diyaloğun canlılığına karşın, sonunda ortamın nasıl sağlıksızlaştığı anlatılır
24
Burada, bu kitabın yarı yazarı C. Yardımcı zorunlu olarak lafa karışır
Arthur Wilburg Hicibilain
28
Burada, sondaki bir boşluğun nasıl da anlamlı olabileceği anlatılır
29
Burada, kolayca anlaşılacağı gibi, anlatının sonu anlatılır
“.....
Aloysius Unit onu onayladı:
Son noktayı koyuyoruz. Uykuda yürüyormuş gibi adımlarla dolaştığımız yılankavi koridorların sonuna, son noktasına ulaştık. Tümümüzün çorbada tuzu var, tümümüz katkımızı yaptık. Tümümüz ağza alınamayanın karanlık yollarında yürüyüp, bir anlatı örgüsünü doyum noktasına kadar ördük. Lafı uzattıkça, rastlantısallığı ortadan kaldırmamız ancak bir sonraki adımımız çözümsüz kılma pahasına oldu. Sanki bir ışıldağın çok kısa bir an için, yolun çok küçük bir bölümünü aydınlatıp söndüğü, frarinin varla yok arası bir ışıkta yolunu bulmaya çalıştığı bir ortamdaydık. Ariana’nın ipliği kopup durduğu için bir adım atıp duruyor, ikincisini üşünüp taşınmadan atamıyorduk. Franz Kafka’nın vakti zamanında açıkladığı gibi : Ulaşılacak bir amaç vardır ama yol yoktur; kararsızlıklarımıza, duraksamalarımıza yol adını takarız.
Mamafih yol almayı sürdürdük, adım adım son noktaya yaklaştık. Çünkü bir son nokta olması şarttı. Zaman oldu bildiğimizi, anladığımızı sandık. “Kim?” sorusunu sormamızı sağlayan “şu”, “Nasıl? “, sorusunu karşılayan bir “bunca”, “Hangi anda?” sorusunun altyapısını hazırlayan bir “dün”, bir “bugün”, bir “yarın”, “Niçin?” sorusuna yanıt olacak bir “çünkü” daima bulunabiliyordu.
Bulduğumuz çözüm yollarının altında bütüncül bir bilimin hayalini görür gibi oluyorduk. Kahramanlara da, yazara da, onun sağdık maslahatgüzarı olan bana da ait olmayan, hiçbirimizin asıl sahibi olmadığı bu muğlak bilim bizi hiç durmadan kanuşmaya, saçma sapan bir olay örgüsünü dokuyup, abuk subuk laf salatasını çoğaltarak anlatıya katkıda bulunmaya zorluyordu. Ama çözüm çırılçıplak karşımızda bulacağımız ufuktaki o kavuşma noktasına, o sonsuzluğa bir türlü varamıyor,
aynı anda bizi bir arada tutan, bizi, oluşturan, bizi sırtımızdan vuran bir anlatının dışında başka bir çıkar yol bulamıyor,
adım adım, milim milim, mikron mikron, angstöm angstöm o
ölümcül ana yaklaşıyorduk ki,
ölüm,
tunçtan parmaklarıyla ölüm,
uyuşmuş parmaklarıyla ölüm,
yazının yok olup gittiği ölüm,
bir soytarının dolduracağını sandığı kağıt tomarının sonsuza kadar apak, bomboş kalmasını sağlayan ölüm,
fısıldadı kulağımıza: Roman bitti.
Sonsöz
Çok fazla sayfa atlanmadan okunmuş olduğunu umduğumuz bu yorucu roman boyunca yazarı parmağında oynatmış olan ihtirasa dair”

Arka kapaktan “ Kayboluş, ilk yayımlandığı 1969 yılından bu yana kısıtlamanın kaçılmaz olarak yoksullaştırdığı kuru bir anlatı olarak karşılanmadı hiç! Dil oyunları, çağrışımları, konusunu baş kahraman yapan kurgusuyla bir yazınsal başyapıt, doludizgin hayalgücü, insafsız mizah duygusuyla bir solukta okunacak bir roman olarak kabul gördü.”


aNlAtIm AnLaŞıLmIş olduğunda gerçekten anlamlandığı durumu soyut bir biçimde anlamlayabilmek için gerekli tüm niteliklere kendiliğinden sahipTİR.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kayboluş


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hilmi Yavuz'dan yeni şiir kitabı: Kayboluş Şiirleri High Hopes Edebi Mevzular 1 22-12-2007 19:15


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:07 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info