Yıkıcı bir yazardı Ballard
İnsanlığın yarattığı yıkımın psikolojisini analatan usta yazar J. G. Ballard yetmiş sekiz yaşında öldü. Güneş İmparatorluğu ve Çarpışma gibi romanlarıyla tanınan İngiliz yazar J. G. Ballard prostat kanserine yenik düştü. İkinci Dünya Savaşı sırasında on iki yaşından itibaren üç yılını bir Japon esir kampında geçiren Ballard’ın, 1987’de Steven Spielberg tarafından filme çekilen kitabı Güneş İmparatorluğu, ilhamını buradaki anılardan almıştı. David Cronenberg’in 1996’da çektiği ‘Çarpışma’ da Ballard’ın romanından uyarlanmıştı. Bugüne kadar yayımlanan on beş romanından hemen hepsi Türkçeye çevrilen Ballard için meslektaşı Iain Sinclair, “Ekolojik yıkım temasını kullanan ilk yazar Ballard’dı, ilk zamanlarda ün, yıldızlar, arabalar, otobanlar ve ‘şehirlerin uçurumları’ konularıyla çok ilgiliydi. Tüm bunlardan zamanla bir felsefe ortaya çıkaran ilk isim oydu. Bu sebeple çok çok büyük bir isim oldu” diyor. Kendisi bilimkurgu yazarı olduğunu kabul etmese de Ballard, bilimkurgunun ‘yeni dalga’sının önde gelen isimlerinden sayılır. Yazarın Türkçeye çevrilen eserleri arasında Çarpışma, Beton Ada, Sınırsız Rüyalar Diyarı, Cennete Bir Koşu, Kokain Geceleri, Milenyum İnsanları, Süper Kent ve Yakın Geleceğin Mitosları da bulunuyor.
Son Nabokov romanı Kasım’a...
Daha önce bu köşede haberini verdiğim ve Nabokov yayımlanmamasını istemiş olsa da varislerinin (oğlu Dimitri) ve yayıncıların anlaşması üzerine yayımlanacak olan The Original Of Laura Kasım’da basılacak. Otuz yıl boyunca İsviçre’de bir kasada duran kitap, Penguin tarafından basılacak. Dimitri için bu kararı almak kolay olmamış ama sonunda taslakların kasada kalmasındansa gün ışığına çıkmasının doğru olacağına karar vermiş. Taslakların ayrıca Nabokov eserleri üzerinde uzmanlaşmış editörlerin elinden geçmesi gerekmiş ama hem Penguin, hem Dimitri demeçlerden anlaşıldığına göre sonuçtan memnun görünüyorlar. Eserin daha yayımlanmadan aldığı tepkilere bakılacak olursa bu yılın en akıllıca yayımcılık hareketlerinden biri olduğu belli.
Bir dip not olarak belirtelim, Nabokov’un Lolita’yı da yayımlamaktansa yakmak istediği biliniyor.
Londra’da kitap şenliği
20-22 Nisan tarihleri arasında Londra’da düzenlenen ve dünyanın en önemli kitap fuarlarından olan Londra Kitap Fuarı geçen günlerde, dünyanın en çok satan yazarı olduğu açıklanan James Patterson’ın da katılımıyla açıldı. Patterson kitaplarını imzaladıktan sonra Fuar’ın özellikle İngiliz bir yazarın dünyaya açılması açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir de kısa konuşma yaptı. Fuarın ilk günkü bir diğer etkinliğiyse ekonomi tartışmalarıydı. Harvard Üniversitesi profesörlerinden Nobel ödüllü Amartya Sen’in Lord Kinnock yönetimindeki panelde David Miliband’la yaptığı konuşma-tartışma büyük ilgi gördü.
Üç binden fazla yayınevinin katıldığı fuarda bu yıl 100’e yakın seminer yer aldı. Bunlar arasında her zamanki gibi dijital baskıların pazarlanması ve çocuk kitapları gibi başlıklar yer alıyordu. Seminerlerin bu yıl satış-pazarlama odaklı olması gözden kaçmadı. İlk günden itibaren en çok ilgi gören başlıksa: “Dijital baskı için yeni stratejiler” isimli dijital konferans oldu.
Fuar’ın bir diğer ilginç aktivitesiyse Pen İngiltere’nin sponsorluğunu yaptığı Pen Literary Cafe’ydi. İlk gün açıklanan listede James Patterson, Umberto Eco, Meg Rosoff ve William Boyd gibi yazarların söyleşecekleri belirtiliyordu. Kitap fuarının Hayat Boyu Başarı Ödülü’nü harcourt Houghton Mifflin’den Drenka Willen aldı. Genelde yıllardır meslekte olan editörlere verilen bu ödülü Günter Grass, Italo Calvino, Octavio Paz, JosÈ Saramago, Umberto Eco, Amos Oz, Harold Bloom, George Konrád, Stanislaw Lem, Max Frisch, Margaret Drabble, Clare Cavanagh, Stanisıaw Barañczak, Boris Pahor, Antonio Mu ñoz Molina, Luis Sep'lveda, Pedro Rosa Mendes ve Arturo Pérez-Reverte gibi yazarlarla çalışan Willen’in alacağı bir süredir İngiltere gazeteleri tarafından yapılan tahminler arasındaydı.
Z.HEYZEN ATEŞ / Radikal Kitap
|