KURTULUŞ TEORİSİ
- -
BİREY
VE
DEVLET
--
msn :
zihinsel@passport.com
2 0 0 9
KARAKIZIL ÇARPI / ANTALYA
Günümüzün dünyasında kimsenin memnun olmadığı bir sistem var. Bu sistemin yok olması idealist halk örgütlerinin ya da tezlerin işi değildir. Sistemi sürekliliğini sağlayan devletler, devletlerin gidişatını belirleyen hükümetler, hükümeti seçen halk, halkı koruyan ordu, orduyu oluşturan bireyler. Bu sistemi de ancak bireyselliğin kitleselleşmesiyle değiştirebiliriz.
Birey devletin temelidir. Bireyler toplumu oluşturur ve toplumun egemen olduğu yere vatan denir. Bu bireylerin her birine ilk önce toprağı sevdirmek için Vatandaş denir. Vatandaş hükümeti seçer, Vatandaş Kamu personelidir. Vatandaş Asker, Polis ve Öğrencidir. Vatandaş farkında olmadan sistemin ta kendisidir.
Vatandaş yani kitleselleştirilmiş bireylerin her biri sistemdir. Memnun olmadığı yönetimi seçen o dur. Memnun olmadığını PARTİ sanabilir ve bir sonraki yönetimde başka parti dener. Yine memnun değildir. Aklına hiçbir zaman başka bir şeyi değiştirmek gelmez çünkü küresel para havuzunda kâr eden ve sistemi bizzat kendi çıkarlarına kullanan firmalar eski tarihlerden beri insanın bunu düşünememesi için çaba göstermiş ve nihayetinde başarılı olmuşlardır. Bu kadar değişime rağmen hala memnun değilsek, değiştirilmesi gerekenin sistem olduğu farkına varmamak ne bizi gerçekten onların istediği şeyleri düşünen insanlar sınıfına sokar. Biz memnun olmayız ama işleyişin devamı için hala çabalamakla yükümlü kalırız. Aslında birey hiçbir şey için zorunlu olmadığını eğer memnun değilse memnun olmanın başka yolları olduğunu öğrendiği zaman çağ atlamak diye tabir edilen büyük devrimler hiçbir zaman olmayışlık göstermemiştir. Bunun da bir çok örneği dünya tarihinde mevcuttur. Bireylerin kendilerini geliştirmeden ve mantıklarının gerçekten bağımsız olarak kullanabilirliğini anlamadan gruplarca veya kışkırtılmakla yapılan hiçbir devrimin devamlılığı olmamıştır ve olmayacaktır. Gerçekler saklanarak yapılan hiçbir organizasyon uzun yaşamamıştır. Memnuniyet için önce bireyin hakları, sonra tüm bireylerin ortak hakları ele alınmalı, her bireyin kendi düşüncesini şekillendirme ve yönetme hakkını sağlamalıyız. Her birey gerçekten bağımsız olarak düşünebildiğinde İnsanların gerçekten huzura giden yolu olan yollar kaçınılmaz olarak kullanılacaktır.
1 mayıs 2009 04:57
Yapılması arzulanan devrim, toplumsal bilinçsizliği değişik ve karmaşık konularda kullanarak yapılacaksa o devrimin insanlık adına beş kuruş faydası olmayacağı düşüncesindeyim. Tabii ki bu yöntemlerle yapılan ve daha sonra toplumu bilinçlendirmeye kalkışılan devrimler belirli bir süre yaşamış fakat sonra karşı devrim görmüşlerdir. Birey devrimin parçasıyken ne yaptığının farkında ve bilincinde olmalıdır. Sonsuz ve huzur dolu devrimin kapısı bu yoldan geçmektedir.
Günümüz de değişik isimler adı altında farklı ideolojilere sahip fakat temelinde özgürlükler ve haklar olan bir çok devrimci grup bulunmaktadır. Geneli Marksist olan bu devrimci grupların zamanla farklı kişilerce Marksist ideolojiye katkılar yaparak ama temelinde ki ilkelerin değiştirilmediği bu grupların bölünüşüne baktığımız zaman özgürlük tutuklularının ne kadar cahilce ve bilinçsiz bir organizasyonda olduğunu görmemek mümkün değildir. Kapitalist güçlerce müdahalelere uğranan ama yarayı acıtmadan yine özgürlükçü olduklarını sanan ve gerçekten öyle olmak isteyen bu grupların içerisindeki her bireye teker teker acıyorum.
Bilinmesi gerekenin devletin izin verdiği özgürlükçü düşüncede ne kadar özgür olunabileceğidir. Her tarafımızı sarmış kapitalist ordular bizleri korkutmak için gövde gösterileri yaparlar, Polislerin araçları büyük ve gösterişlidir ve gerçekten yıkıcı silahları vardır, kitle imha yapabilen.. Bireylerin özgürlüğüne kavuşması bu yüzden çok ve çok önemli bir konudur. Ben size yarın yapılabilecek bir devrimden söz etmiyorum, ben size 1 yıl içinde yapılacak bir devrimden söz etmiyorum.. Benim bahsettiğim devrim beklide asırlar sonra yapılacak bir devrim için bugün bir şeyler yapmaktır.
Doğmuş yada doğacak her çocuğun gerçekleri bilmesi ve özgürlüğü tatması gelecekte polis’in kendisini yok edişi, ordunun kendi kendine parçalanması ve bilinçli halkın bunlar olurken kendi başına hem yaşamsal hem de fikirsel üretime geçmeleridir.
2 mayıs 2009 : 20:28
Her seferinde böl parçala yok et sistemiyle parçalanmış örgütleşmelerimiz zamanla birbirine düşmanlaştırılmış ve olası devrimin zorluğu artmıştır. Devletlerin bu politikaları altında bölünmesi en güç olanı Anarşizm’dir. Anarşizm yönetimi ve yönetilmeyi reddeder. Kimse başkan veya benzeri sıfatla anılmaz. Anarşi, özgürlükler içinde en gerçekçi olmasına rağmen hala ütopik olarak gösterilmeye çalışan tek akımdır. İsmi terörle eş kullanılarak politikacı küfrü olarak kullanılır. Ama günümüzde çocukların bir çoğu her türlü bilgiye ulaşma imkanına sahiptir ve gerçekten zeki bir çocuk Anarşizm ile tanıştığı zaman en gerçekçi özgürlükçü akımın Anarşizm olduğunu anlayacaktır. İnsanla insan arasına giren tüm kurumlar tarafından sürekli engellenen bilgi edinmeler, tüm yalancılığa, baskılara ve gizlemelere karşı yine kendini var ediyorsa Anarşizm için ütopya demek çok komiktir. Bir insanın kendini başkasına severek köle edeceği sistem ütopyadır. Yönetilmekten zevk duyan insanların sistemi ütopya’dır Anarşi devrimler içinde en gerçekçisi ve en özgürlükçüsüdür. Anarşist devrimin kimseye başkan yapmayışı ve kapitalist bir sistemi reddetmesi ve bunun saklanmaya çalışılması kimin ne kadar dürüst olduğunu berrak olarak gösterir.
03.05.2009 19:06
Bireyin özgürlüğünü açık ve net olarak savunan ideolojidir Anarşizm.
Kurtuluş Teorisi;
Bireyin gerçeği keşfetmesiyle sistemin zincirleri bir taraftan daha kırılmaya başlayacak ve Birey bunu etrafındakilerle paylaştıkça Sistemin insanların beyinlerine taktığı zincirler parçalanacaktır. Birey sistemin kendisi, Devlette sistemin koruyucusudur. Sistemin kendini güvenceye alma içgüdüsüyle ilk önce eğitim sisteminde düşünceyi engelleme ve kısıtlama olarak yaptırıma geçmiş ve dayatmalarla hatta baskı ve cezacı yöntemle insanların düşünebilme özelliğini kullanması engellenmiştir. Birey farkında değildir ki kendisinin varlığıyla beslenen bu sistem kendisine muhtaçtır. Hiçbir birey sisteme muhtaç değildir. Sisteme muhtaç olan kapitalizmdir. Sisteme muhtaç olan efendilerdir çünkü sistemi kullanarak bizi istedikleri gibi kullanan bizler değil, onlardır !
03.05.2009 19:15
Gerçekler bir gün ortaya öyle bir çıkacaktır ki; bunu saklamak için yalanlar yetmeyecek ve insanlar gerçeği fark etmeye başladığında hiçbir ordu bize karşı gelemeyecektir. Bugün bizi şiddetle suçlayanlara bakın! Hükümetler, Ordu sözcüleri, Polis amirleri.. Her seferinde şiddete başvuranlar. Devletin şiddete karşı olduğunu düşündürme çabasında kendilerini iyilik peygamberleri ilan eden şu devletlere bakın… Savaşlarda milyonlarca insanı öldüren onlar değil mi? Asıl terörist kimler? Bir kişiyi öldürünce katil, binlercesini öldürünce kahraman ilan eden kimler? Bu sorular elbette birgün insanların kafasını karıştıracak ve gerçekten şiddete karşı olanların kimler olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.
04.05.2009 03:07
Emek ve işçi hakları uğruna kimler ölmüştür? Devlet adamları mı.. ! İnsanlardan saklanan bu gerçekleri unutmayan bir kesim vardır ve gerçeği gören her hümanist bu kesimin varlığını bilir. Bugün kendilerini emekçilere yarandırmaya kalkan ve gerçekten emekçilerin mücadeleleriyle bugünlere ulaştıran emekçi haklarını hiçe sayan ast üst ilişkisinin yani köleliğin karşısında saydam olmadan dik bir şekilde duran kimlerdir? Bu soruların cevapları araştırıp gerçeği bilmek isteyen herkesin sahip olabileceği bir şeydir. Evet devletiniz kocaman, düzinelerce yasakla insanları korkutuyor! Ama bir şeyi unuttunuz, hiç kimsenin zihnine sınır çizemezsiniz ve kendini keşfetmek isteyen herkes, doğruyu bulmak isteyen her birey, soru sorabilen, cevap arayan her insan gerçeklerle yüzleşecektir.
04 05 2009 03:15
Hiç kimse kendini severek köle ettiği bir sistemde yaşamak istemese bile bunu söyleme cesaretine erişmemiştir. Çünkü Sistem yüzyıllar önce planlanmış ve çalışmalara yasaklamalara başlamıştır. İnsanların en zayıf noktasından inançlarından başlamıştır köleleşmeye alışmaya beklide hiçbir art niyeti olmayan tamamen iyi huylu devrim niteliği taşıyan dinlerin gönderilişindeki insanlar bir şeyleri düzeltmek isterken başka zeminlere yol açmıştır. Bugün ne peygamberleri suçlayabilirim kesin olarak, nede onun zamanında onunla birlikte olan insanları.. Suçlayabileceğim tek düzen vardır! Sürekli bir ast üst ilişkisine muhtaç olduğunu zanneden adamlar.
05.05.2009 18:36
İnsanlar bugüne kadar hep kendine ve sevdiklerine zarar verecek şeylerden korkmuş ve çekinmiştir. İnsanın kendine olan saygısını yitirmesi kendine verebileceği en büyük zararlardan biri değil midir? Çocuklarından ve sevdiklerinden daha çok önemsediği kapitalist iş rejimi yüzünden iletişimsizlik yaşayıp birbirlerine olan sevgi ve saygılarını kaybetmeye başlamamışlar mıdır? Borçları yüzünden bin bir derde bürünüp intihar etmemişler midir? Zarar insanın kendisine ve sevdiklerine saygısını savunan Anarşi midir? İnsanın kendisine olan saygısını ve özgüvenini, sevgisini kuralsız ve çıkarsız yaşaması bir korku nedenimi? Evet korku nedeni ama kime? Size kesinlikle değil.. bu sizin sahiplerinize korkudur! Sizi kendilerinden düşük gören bu insan tipleri için sizin ailenizin ve sevdiklerinizin hiç değeri yoktur. Onların size verdiği değer, sizlerin onlara kazandırdığı paradan başka hiçbir şey değildir ve olmayacaktır! Çünkü kapitalist rejimde duyguya ve öz saygıya önem verilmez. Kapitalist rejim insanı parasına göre diğer insanlardan düşük veya üstün seviyeye taşır. Tek saygı o’dur. Tek sevgi o’dur. Gerisi sizleri etkilemek için atılmış yalanlardır. Sevgili okuyucularım içinde işçi sınıfına dahil olanlar. İşçi tarihini araştırın ve sorgulayın.. Sizlerin hakları için kimler ölmüştür?
07.05.2009 23:20
Anarşistleri kargaşa ve düzensizlikle suçlayan zarar verici tipler olarak her ders kitabına sokan ve sürekli karalama politikalarıyla insanlar için bir tehlike olarak gösterenlerin arkasına sığınıp türlü hilelerle devletin ve hukukun yardımıyla da saklamaya çalıştıkları şeyleri yazılarımın geçmiş kısımlarında basitçe geçtim. Onların halka göstermeye çalıştıkları anarşist, yakan, yıkan, kundaklayan ve bombalı saldırılarla insanlara zarar veren insanlardır. Değinmek istiyorum ve böyle Anarşist yoktur demek yanlış olacağından evet böyle bir Anarşist olabilir hatta böyle olabilecek Anarşistlerin içlerinden en kanlı ve saldırganları bile devletin işlediği cinayetlerin yanında pırıl pırıl melek olarak kalır. Anarşistler kapitalizm’in yani insan sömürge sisteminin sembolü haline gelmiş yerlere saldırmıştır. İnsanı köle olarak gören bu sisteme saldırmasının tek amacı insan olmanın onuru ve şerefini üstünde taşıdığındandır. Oysa devlet binlerce insana, binlerce insanı öldürme zorunluluğu taşıttıran savaş katliamlarını binyıllardır yapmış ve hala yapmasına rağmen hala kendini melek ve insanlığın koruyucuları, şerefleriymiş gibi göstermekte ısrar etmektedir. Çok komik… Sorarım aklı başında bir insana devletin bir savaşta işlediği cinayet sayısını anarşistler var olduklarından beri işlemişler mi?
07.05.2009 23:32