Kaldırımlardan Evcil Dertlere
Ah şu korkaklar!.İşin kötüsü de hepimiz korkarız.En insani duygulardan biridir işte ne kadar kabullenemesek de.Korkuların en asili korkmaktan korkmaktır.Üstüne gitmektir, çıkarlarını elinin tersiyle itmektir.Cesur insanlar tanıdım.Hepsi de ölüme beş kala yaşarlar.Elmacık kemikleri daha keskindir.Yutkunduklarında tüm acılarını da içine gömen insanlar..Gözleri yarım açılır sanki görmek istemezlermiş gibi.Aynaya bakmaktan çekinirler ama.. Cesur insanlar erken ölür.
Şimdi sevgilimin yanına gidip şunu diyeceğim: ‘’Bebeğim, öpüşmeliyiz, hayat bizim için çok kısa.’’
Fon müziği arıyorum anlarım için.Hepsine ayrı ayrı.Sokakta yürürken, merdivenlerden çıkarken, kurulanırken, işerken, üstümü değiştirirken, yatağa uzanmışken, balkonda otururken, sigar içerken.Müzik dinlerken olmaz, çok mantıksız.Ama o anı fotoğraflayıp ekleyebilirim.Dünyayı daha güzel yapacak bir öneri size.Fotoğraflayın anlarınızı, müziğin de sesini kısın, uzanın yatağa, işte sonsuz bi huzur..Yapacağım en güzel iyiliği yaptım sanırım.Yeterli.
Fotoğrafçılar ve ressamlar en değer verdiğim sanatçılardır.Her şey tek hamlede.Deklanşöre bastın bastın.Yoksa bi daha asla eskisi gibi olmayacak.Ne kadar sinir bozucu aslında.Ben asla yapamam, öfkelenirim.O yüzden yapana da saygı duyarım.Ressamlar bi romanı, bi yaşamı tek bi tabloda gösterebiliyorlar.Mükemmel bi zekaya sahip olduklarından şüphem yok ama deli oldukları da su götürmez gerçek.Akıl hastanelerinde yatmalarına şaşmamalı.Resmin içinde kendini kaybedebilirsin.Tanrı bir yeteneği fazla verdiği zaman elbet noksanlıklarını da dahil ediyor bünyesine.Sonra sende köpek gibi uğraşıyorsun dengeyi sağlamak için.
Evet evet farkındayım.Yine hiç derdim yokmuş gibi davranıyorum.Televizyon izlerken bi anda aklıma gelince uçup gitsin istemedim.İşin kötü tarafı da duygusal bi film izlerken geliyor bu düşünceler.Tanrım bunu bana yapamazsın!..Ben de olması gereken ihtimallerdeki gibi düşünmeliyim.Çok komik duruyor böylesi.Sanki onca yılın anısının üzerine sıçmak gibi.Gerçi benden daha beter durumda olanları da gördüm.Canım daha çok yandı aslında.Onlara bakınca tiksiniyordum.Acaba benim için ne düşünüyorlar?Bi yığın saçmalık işte.
Sokağın sonundaki büfeci bana borcumu ödememi söyledi.Oysa ben oradan ekmeği, sakızları, sigarayı hesabıma yazmasını isteyecektim.Bunu ödetmeliyim.Aslında bakarsan adam da haklı ama çok düşüncesizdi.Bi saniye bu dediklerim iki tarafın da halini özetliyor aslında.Şu ana kadar borcumu hep ödemiştim.Şu sıralar biraz geciktirdim sadece hepsi bu.Sinirlendim orospu çocuğuna.Bi sakız için değmezdi.Bende borcu oraya takıp diğer bakkaldan almaya karar verdim.Alın size sıkıntı işte.Bunları yazmam mı daha güzel yoksa saçmalıklarımı mı?
Bu an için uygun müziği buldum sanırım..Beatles-Here comes the sun..Hafif bi neşe, bi parça da umut.Tam istediğim de buydu işte.Bu şarkıyı sabaha kadar da dinlesem sıkılmayacağım, eminim.Bir de faturayı ödediysem suyu kaynatacağım.Yanında kahve iyi gider.Biraz da kanyak olsaydı 2 kapak koyardım işte ne güzel.Onu hesaba yazdıracak bi yer bulamadım henüz.Bulduğumda yapacağım.İşte ikinci güzelliği de yapıyorum size: kahve-kanyak.Büyük konuşmamak lazımmış..
ormanda yürürüm kimseyi tanımam
Konu uykusuz tarafından (06-03-2009 Saat 20:47 ) değiştirilmiştir..
|