Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..


ALINTILARIM...

Edebi Mevzular içerisinde ALINTILARIM... konusu: “… —Gerçekten de kötü bir etkiye sahip misiniz, Lord Henry? Basıl’in söylediği kadar var mı? —Doğrusu iyi etki diye bir şey yoktur, Bay Gray. Tüm etkiler, bilimsel bakış açısına göre ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #21 (permalink)  
Alt 20-08-2009, 16:02
RoNiNeX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ebedî Arıza...
 
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
Blog Başlıkları: 17
Standart Bilinmeyenden Yola Çıkmak

“…
—Gerçekten de kötü bir etkiye sahip misiniz, Lord Henry? Basıl’in söylediği kadar var mı?
—Doğrusu iyi etki diye bir şey yoktur, Bay Gray. Tüm etkiler, bilimsel bakış açısına göre gayri ahlâkîdir.
—Neden?
—Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. O, doğal düşünceleri düşünmez ve doğal tutkuyla yanıp tutuşur. Erdemleri onun için gerçek değildir. Günahları, ki bunlara günah denirse, ödünç alınmıştır. O, başka birisinin müziğinin yankısı veya onun için yazılmamış bir oyunun aktörü olur.
…”
( The Pıcture of Dorıan Gray; İng. 1891 )






Düşünceye adanmış ‘zaman’ neden inatla yadsınıyor? Herkesin bildiği ve benim yabancısı olduğum bir bilinmez mi var?
Davranışlar öylesine yerinde, yaşamlarından o kadar eminler ki kendinden şüpheye düşmemek imkânsız… Önceki yaşantılardan kalanlar içtenlik ile kavranmış, kanıksanmış… Belki de böylesi ‘çok ağır mirasların’ üstünde olmak sorun; çok zengin bir geçmiş var ve bunlar değerlendirilerek gelecek yaşantılara yön veriliyor… Yani geçmiş deneyimler gelecek yaşamlara dönüşüyor… Böylece yaşamın her anı işlenmiş gibi, yalnızca uymak kalmış… Ne kötü!
Oysa genel kanı, her bireyde bu kısa yaşantıyı son derece ciddîye alma ve zamanı en hoşnut biçimiyle geride bırakma kaygısı olduğu yönünde… Böylesi bir tutarlılık içerisindeyken nasıl oluyor da hep bildik izleri takip ediyoruz keyfiyet ve ısrarla... O izlerin sahiplerini nasıl hatırladığının bilincindeyken… Kısacası ‘bilinmeyen’ mükemmelde olsa kusurlu olan ‘bilindiği’ seçip tekrar eden döngümüz içerisinde teker teker silinip gidiyoruz… Halimizden de şikâyetçi olduğumuz söylenemez ama derinlerde bir yerde hep bir sancı var…

Tedirginliklerimiz, bocalamalarımız, buhranlarımız bu yüzden mi, umarsızlığımız? Denenmiş yaşamlar sürdürüyoruz… Kendimize, kişiliğimize ait hiç, hiçbir şey yok…

Yaşanan Zamanlara Yorum Güncesi… ( I )


Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #22 (permalink)  
Alt 25-05-2010, 14:38
RoNiNeX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ebedî Arıza...
 
Üyelik Tarihi: 04-10-2008
Nerden: Şehr-i Şirin İstanbul
Yaş: 32
Mesajlar: 138
Blog Başlıkları: 17
Vaazlarıyla ünlü din adamı ve şair John Donne, "Kanonizasyon" adlı şiirinde zındıkça bir iş yapar: Kanon sözcüğünün dini anlamını tersyüz ederek tümüyle cinsel bir coşkuya mal eder "Allah rızası için, kapa çeneni de sevişeyim" diye toplumun saygın ya da saygınlık taslayan kişilerine seslenerek başlayan bu şiirinde john donne, sevişmenin kime zararı olduğunu sorar...
Askerler savaşta, avukatlar mahkemelerde kavga ederken, o yalnızca sevişmek istemektedir... Ve sevgilisiyle sevişmelerini çok olağandışı bir eğretilemeyle kanonize eder, yani, kutsallaştırır: "İsterseniz onu ve beni birer sinek olarak görün," der... "Ya da bir kartal ve güvercin, o da olmazsa öldükçe küllerinden doğan zümrüdüanka kuşu(onyedinci yüzyıl ingilizcesinde ölmek aynı zamanda sevişmek de demektir, çünkü o zamanlar her sevişmenin insan ömrünü bir gün tükettiğine inanılırmış)... Ve "her sevişme bir tükenişse, biz de öyle aşkla tükeniriz... Ve eğer azizlerle birlikte gömülemezsek, şiir ve şarkıların dizeleriyle yapılmış odalarda kanonize oluruz..."

Tensel aşka yapılan bu övgü, kanonizasyon eğretilemesiyle sunulunca, kanon kavramının ne kışkırtıcı bir kavram olabileceğini gösterir...

Kaynak:
Edebiyat Kanonları...
Kitap-lık Dergisi, Ocak 2004 -Jale Parla-


Zaman zaman sahaflardan eski mecmuaları toplar ve karıştırırım gönlümce; kitap-lık dergisinin bu sayısı kanon kavramı için ayrılmıştı oldukça ilginç bir konu olduğu kadar John Donne şiiri de bir o kadar güldürmüştü beni...
Düşününki yaşadığı çağda nasıl bir şiirdir o şiir ve bugün bile din adamlarını çileden çıkarabilecek düzeyde...


Schopenhauer, Nietzsche, Cioren, Pavese ve envai çeşit kötümserleri benim gelişime hazırlık yapan müritler olarak görüyorum...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
alıntılar kitap alıntı, hadİ durma yanilsanda sen yanilirsin....


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:00 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info