Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Kültür & Sanat > Edebi Mevzular

Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat..

Ursula K. Leguin - Mülksüzler

Edebi Mevzular içerisinde Ursula K. Leguin - Mülksüzler konusu: Ursula K. Leguin’in 1974 yılında kaleme aldığı “Mülksüzler”, orijinal adıyla “The Dispossessed” yayımlandığı andan itibaren gerek aldığı ödüller, gerekse kurgusuyla edebiyat dünyasının önemli eserleri arasındaki yerini almıştır. Romanı kısaca tanıtmak ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 22-09-2008, 21:02
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
Blog Başlıkları: 8
Standart Ursula K. Leguin - Mülksüzler

Ursula K. Leguin’in 1974 yılında kaleme aldığı “Mülksüzler”, orijinal adıyla “The Dispossessed” yayımlandığı andan itibaren gerek aldığı ödüller, gerekse kurgusuyla edebiyat dünyasının önemli eserleri arasındaki yerini almıştır. Romanı kısaca tanıtmak gerekirse; Anarres ve Urras isimli iki gezegende geçen anarşist ve kapitalist dünyaların karşılaştırmasını çarpıcı bir anlatımla sunuluyor. Urras arşist, yani ulusçu, devletçi, yönetimci, Anarres ise Urras’taki baskılar sonucu kendi devrimlerini gerçekleştirerek Urras’ı terk eden ve kendine “odocular” diyen nispeten daha küçük bir toplumdan oluşur.
Ursula K. Le Guin’in ile devam edersek:
“Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. İsimlerini toplumlarının kurucusu olan Odo'dan alıyorlar; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.
Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin'in, Goldmann ve Goodman'ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlakî ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır.” Arka Kapak




Sadece böyle bir tanımla yetinmek romana haksızlık olur. Özellikle insan doğası üzerine betimlemeleri ve kapitalist dünyaya gerçek bir anarşistin gözü ile bakmak gerçekten dehşet verici. İnsanların bir birlerini sömürmesi, hastane köşelerinde ya da yoksulluktan ölenler, ihtişamlı, umursamaz hayatlar sürenler, yardıma muhtaç birine elini uzattığı için eli kırılanlar, özgür olduğunu sanan ancak etrafı duvarlarla çevrilmiş insanlar yani kısaca dünya, bizim dünyamız...



Romandan bir bölüm:
Kahvaltı tepsisiyle gelen Efor onu yatağın üzerinde yarı giyinik yatarken ve yabancı bir dilde konuşurken buldu. Onu uyandırdı. Shevek irkilerek uyandı, kalktı ve diğer odaya, tümüyle boş masaya yürüdü; silinmiş bilgisayara baktı, sonra kafasına vurulmuş, ama henüz bundan haberi olmayan bir adam gibi orada durdu. Efor onu yeniden yatırmayı başardı, sonra da, "Ateşiniz var efendim," dedi. "Doktoru çağırayım mı?"
"Hayır!"
"Emin misiniz, efendim?"
"Hayır! Buraya kimseyi sokma. Hasta olduğumu söyle, Efor."
"O zaman kesinlikle doktor getirirler. Hâlâ çalıştığınızı söyleyebilirim, efendim. Bundan hoşlanırlar."
"Çıktığın zaman kapıyı kilitle," dedi Shevek. Saydam olmayan bedeni onu yan yolda bırakmıştı; yorgunluktan zayıf düşmüştü, bu yüzden de endişeli ve ürkekti. Pae'den, Oiie'den, polis arama ekibinden korkuyordu. Urras polisi, gizli polis hakkında duyduğu, okuduğu, yarı anladığı her şey capcanlı ve korkunç bir şekilde aklına geldi, tıpkı hasta olduğunu kabul eden bir insanın aklına kanser hakkında okuduğu her sözcüğün gelmesi gibi. Ateşin getirdiği tedirginlik içinde Efor'a baktı.
"Bana güvenebilirsiniz," dedi adam hafif, iğneleyici, atak bir tavırla. Shevek'e bir bardak su getirdi, sonra dışarıya çıktı ve ardından dış kapının kilidinin sesi duyuldu.
Sonraki iki gün boyunca, Shevek'e, uşak olarak eğitimiyle en küçük bağlantısı olmayan bir zarafetle baktı.
"Sen doktor olmalıymışsın, Efor," dedi Shevek, zayıflığı yalnızca bedensel, fazla zararlı olmayan bir halsizliğe dönüşünce.
"Benim hanım da öyle der. Şifayı kaptığında benden başka kimsenin ona bakmasını istemez. 'Sende yetenek var,' der. Sanırım var."
"Hiç hastalarla uğraştın mı?"
"Hayır, efendim. Hastanelere bulaşmak istemem. O hamamböceği yuvalarından birinde öleceğim güne lanet olsun."
"Hastaneler mi? Nesi var?"
"Önemli değil, efendim, siz kötüleşirseniz oraya götürülecek değilsiniz," dedi Efor nazikçe.
"Neyi kastediyorsun o halde?"
"Bizim gittiğimiz türden hastaneleri. Pislik içinde. Bok gibi," dedi Efor, sesinde vahşilik yoktu, betimleyiciydi. "Eski. Bir çocuğu hastanede kaybettik. Yerde delikler var, büyük delikler, kirişler gözüküyor, anlıyor musunuz? 'Nasıl olur?' diyorum. Anlıyor musunuz, deliklerden fareler geliyor, doğruca yataklara. 'Eski bina,' diyorlar, 'Altı yüz yıldır hastane olarak kullanılıyor.' Adı Yoksullar İçin Kutsal Uyum Kurumu. Kendisi ise bombok."
"Hastanede ölen senin çocuğun muydu?"
"Evet, efendim, kızım Laia."
"Neden öldü?"
"Kalp kapağı. Öyle dediler. Pek büyümedi. Öldüğünde iki yaşındaydı."
"Başka çocuğun var mı?"
"Yaşayan yok. Doğan üç tane. Benim hanıma çok dokundu. Ama şimdi diyor ki, 'Eh, n'apalım, onları daha fazla düşünüp üzülmeye gerek yok, nasılsa daha iyi oldu.' Sizin için yapabileceğim başka bir şey var mı, efendim?" Efor'un birdenbire üst sınıf sözdizimine geçmesi Shevek'i şaşırttı; sabırsızca, "Evet!" dedi. "Konuşmaya devam et."
Kendiliğinden konuştuğu, hasta olduğu ve suyuna gitmek gerektiği için bu kez Efor irkilmedi. "Bi keresinde Ordu hekimi olmak istediydim," dedi. "Ama onlar daha erken davrandılar. Askere alındım. ‘Emir eri olcaksın,’ dediler. Oldum. İyi eğitim, düzenli. Ordu'dan da doğruca kibar beylerin hizmetine."
"Ordu'da doktor olarak yetiştirilebilir miydin?" Konuşma sürüp gitti. Shevek'in izlemesi zordu, hem dil, hem de içerik olarak. Hiçbir zaman deneyimini yaşamadığı şeyler anlatılıyordu ona. Yaşamı boyunca fare, ordu barakası, akıl hastanesi, düşkünler evi, rehinci, idam, hırsız, kiralık ev, ev sahibi, çalışmak isteyip de yapacak iş bulamayan bir insan, hendekte ölü bir bebek görmemişti. Bütün bunlar Efor'un anılarında olağan şeyler ya da olağan dehşetler olarak geçiyordu. Shevek hepsini anlayabilmek için hayal gücünü çalıştırmak ve Urras hakkında öğrendiği en ufak bilgi kırıntısını bile yardıma çağırmak zorunda kalıyordu. Yine de burada şu ana dek gördüğü her şeyden çok daha farklı bir şekilde tanıdık geliyorlardı ve anlıyordu.
Anarres'te, okulda öğrendiği Urras buydu. Atalarının kaçıp açlığı, çölü ve sonsuz sürgünü yeğledikleri dünya buydu. Odo'nun düşüncesini oluşturan ve onu söze döktüğü için sekiz kez hapse atan dünya buydu. Kendi toplumundaki ideallerinin kökenindeki insan acısı -yeşerdikleri toprak- buydu.
"Gerçek Urras" değildi. Onun ve Efor'un içinde bulundukları odanın gururu ve güzelliği en az Efor'un alışık olduğu sefalet kadar gerçekti. Shevek'e göre düşünen bir adamın işi, bir gerçekliği bir diğeri adına reddetmek değil, onu içermek ve birleştirmekti. Kolay bir iş değildi.
"Yine yorgun görünüyorsunuz, efendim," dedi Efor. "En iyisi dinlenin."
"Hayır, yorgun değilim."
Efor bir an için Shevek'i inceledi. Efor bir uşak işlevi görürken kırışık, traşlı yüzü oldukça ifadesizdi; son bir saat içinde Shevek o yüzün sertlik, mizah, sinizm ve acı arasında inanılmaz değişiklikler geçirdiğine tanık olmuştu. Şu anda sempati duyan, ama uzak bir ifadesi vardı.
"Sizin geldiğiniz yerden farklı," dedi Efor.
"Çok farklı."
"Orada kimse işsiz değil."
Sesinde hafif bir ironi ya da soru vardı.
"Değil."
"Kimse aç da değil."
"Başkası yerken kimse aç kalmaz."
"Hmm."
"Ama aç kaldığımız oldu. Açlık çektik. Sekiz yıl önce bir açlık oldu. Bebeğine verecek sütü olmadığı için, verecek hiçbir şeyi olmadığı için bebeğini öldüren bir kadın tanıdım. Anarres'te her şey... bal şeker değil, Efor."
"Bundan eminim, efendim," dedi Efor kibar dile garip dönüşlerinden biriyle; sonra suratını buruşturup dudaklarını büzerek, "Yine de orada onlardan hiçbiri yok!" dedi.
"Onlar mı?"
"Biliyorsunuz, bay Shevek. Bir zamanlar söylemiştiniz. Sahipler."

(s.241-242-243)


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 22-09-2008, 21:06
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
BlackJack Champion, Desert Battle Champion, Rotation Champion, Home Run Champion, Gyroball Champion, Soap Bubble Champion, Alien Invasion Champion, Metal Slug Champion, Graveyard Champion, Lasagna From Heaven Champion, Trotter Track Champion, Killer Bob Champion, Alien Clones Champion, Bat and Mouse 2 Champion
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
Blog Başlıkları: 8
Standart Kısa Kısa...

Shevek'in konuşmasından:
Bizi bir araya getiren şey, acı çekmemiz. Sevgi değil. Sevgi akla boyun eğmez, zorlandığında da nefrete dönüşür. Bizi birleştiren bağ seçilebilir bir şey değil. Biz kardeşiz. Paylaştığımız şeylerde kardeşiz. Hepimizin tek başına çekmek zorunda olduğu acıda, açlıkta, yoksullukta, umutta biliyoruz kardeşliğimizi. Biliyoruz, çünkü onu öğrenmek zorunda kaldık. Bize birbirimizden başka kimsenin yardım etmeyeceğini, eğer elimizi uzatmazsak hiçbir elin bizi kurtaramayacağını biliyoruz. Uzattığınız el de boş, tıpkı benimki gibi. Hiçbir şeyiniz yok. Hiçbir şeye sahip değilsiniz. Hiçbir şey sizin malınız değil. Özgürsünüz. Sahip olduğunuz tek şey ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir.
“Buradayım çünkü bende vaadi –yerine getirilen vaadi görüyorsunuz. Vaadi yerine getirdik biz, Anarrest’te. Özgürlüğümüz dışında hiçbir şeyimiz yok. Size kendi özgürlüğünüzden başka verecek bir şeyimiz yok. Bireyler arasında karşılıklı yardımlaşma dışında hiçbir yasamız yok. Hükümetimiz yok, yalnızca özgür birlik ilkemiz var. Devletlerimiz, uluslarımız, başkanlarımız, başbakanlarımız, şeflerimiz, generallerimiz, patronlarımız, bankerlerimiz, mülk sahiplerimiz, ücretlerimiz, sadakalarımız, polislerimiz, askerlerimiz, savaşlarımız yok. Başka da pek fazla şeyimiz var sayılmaz. Biz paylaşırız, sahip olmayız. Varlıklı değiliz. Hiçbirimiz zengin değiliz. Hiçbirimiz iktidar sahibi değiliz. Eğer istediğiniz Anarres’se aradığınız gelecek oysa, o zaman ona eli boş gelmeniz gerektiğini söylüyorum. Ona yalnız ve çıplak gelmeniz gerekiyor, tıpkı bir çocuğun dünyaya, geleceğine, hiçbir geçmişi olmadan, hiçbir malı mülkü olmadan, yaşamak için tümüyle başka insanlara dayanarak gelmesi gibi.
Vermediğiniz şeyi alamazsınız,
kendinizi vermeniz gerekir.
Devrim’i satın alamazsınız.
Devrim’i yapamazsınız.
Devrim olabilirsiniz ancak.
Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.
(S.256)



“Varlık kendini haklı çıkarır, gereksinme haklıdır.”

“Nerede mülkiyet varsa, orada hırsızlık vardır. Bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın; suç yaratmak istiyorsanız yasalar koyun”

“Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. gezegenler, yaşamlar... Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. uzaklığı ararsın - ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor”

“Gerçek kardeşlik- paylaşılan acıda başlıyor.”

“Birey devletle pazarlık edemez. Devlet güçten başka bir para tanımaz. Üstelik parayı da kendisi basar.”

“Adalet güç kullanarak elde edilemez.”

“Sahip olmak yanlıştır. Paylaşmak doğrudur. Tüm benliğinden, bütün o geceler ve günler boyunca tüm yaşamından başka neyi paylaşabilirsin ki?”

“Ölmek, kendini yitirmek ve diğerlerine katılmaktır. O ise kendini kurtarmış, diğerlerini yitirmişti.”

“Eğer gereksinmem olmayan şeyleri alırsam, gereksinme duyduklarıma hiçbir zaman sıra gelmez.”

“Odoculuğun derdi ne biliyor musun dostum, biraz kadınsı olması. Yaşamın erkekçe yönlerini almıyor. Kan ve çelik, savaşın parıltısı...”

“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içerde, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.”

“Birbirini öldüren ülke adları değil, insanlardır.”


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 23-09-2008, 18:26
magnvs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
exodus
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Dersaadet
Mesajlar: 229
Uzun zaman önce okumuştum burayı görünce tekrar aklıma geldi tekrar okuyayım diye ama birilerine vermişim galiba kitabı (:
Vermediğiniz şeyi alamazsınız,
kendinizi vermeniz gerekir.
Devrim’i satın alamazsınız.
Devrim’i yapamazsınız.
Devrim olabilirsiniz ancak.
Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.
Bu kısım arka kapakta da yazıyordu yanlış hatırlamıyorsam hatta bu dizeleri çok beğendiğim için almıştım.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 23-09-2008, 19:56
dışardaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
çatısıcamdan
 
Üyelik Tarihi: 17-09-2008
Mesajlar: 105
kitabı okurken ne mutluydum.

bu arada çok iyi yerden alıntı yapmışsınız.kitapta zaten toplumca dayanışma oldugu sürece en büyük acıların bile daha katlanabilir olduguna ilişkin genel bi hava vardır.aldıgız bölümler kitabın özeti gibi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 30-10-2008, 16:22
Lilith - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gözüm apla...
 
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 34
Mesajlar: 3,878
10 yıldır okumayı ertelediğim için kızıyorum kendime..
kitabın ilk sayfasından itibaren, içine çeken bir mıknatısı var...sarılıp sarmalandım


Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 03-05-2010, 21:35
Le Vodka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-05-2010
Nerden: Ankara
Yaş: 21
Mesajlar: 18
Alıntı:
magnvs´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Uzun zaman önce okumuştum burayı görünce tekrar aklıma geldi tekrar okuyayım diye ama birilerine vermişim galiba kitabı (:
Vermediğiniz şeyi alamazsınız,
kendinizi vermeniz gerekir.
Devrim’i satın alamazsınız.
Devrim’i yapamazsınız.
Devrim olabilirsiniz ancak.
Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.
Bu kısım arka kapakta da yazıyordu yanlış hatırlamıyorsam hatta bu dizeleri çok beğendiğim için almıştım.
aynen. arka kapakta yazıyor.. en son 1 mayısta hafif üzerinde oynayarak bağırmıştık bunu
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 04-05-2010, 21:55
anarchy_in_turkey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
azılı anarşist
 
Üyelik Tarihi: 11-06-2008
Nerden: kronstadt
Yaş: 29
Mesajlar: 394
Blog Başlıkları: 1
Anarşizme verilebilecek en güzel edebi destek. Hep etrafımdaki insanlar soruyorlar bana anarşizm nedir devlet olmayınca nasıl yaşayabileceksiniz ki ? Katiller felanla hırsızlarla nasıl başa çıakcaksınız ki nasıl hayatta kalacaksınız ki gibi sorulara başladılar mı bu kitabı tavsiye edip çekiliyorum.


i destroy to make, i hate love, i live to die what an anarchy causes myself...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 05-05-2010, 18:06
Equites
 
Üyelik Tarihi: 09-12-2008
Nerden: Atteleia
Mesajlar: 634
Blog Başlıkları: 2
fırsat buldukca okumaya calısıyorum...
sardı beni ilk sayfalaran ıtıbaren...


Qui nil potest sperara,desperet nihil...
http://epigrafi-mitoloji.blogspot.com/
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 05-05-2010, 19:41
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Bence anarşizm açısından fazlasıyla anaç bir tavrı gereklilik görmesi nedeniyle mülksüzler i anarşizmin iyi bir eğretilemesi olarak görmemiş olsam da yazarın hem bilim kurguya hem fantazi ye hem de ütopik konulara yaklaşımını hem de erkek gibi yazmaya çalışmayarak yapabilmesini oldukça takdir edici buluyorum. Mülksüzler bu açıdan güzel bir kitap fakat anarşist bakış açısı açısından da fazlasıyla despot bir üslubu var bazı ayrıntılarda bana göre. Örneğin insan doğasının bencil olduğunu, küçük bir çocuğun kendisi güneşten faydalanmak için kardeşini ittirdiğini örnek verip buna karşı alınması gereken birtakım ahlaki düzenlemelerden bahsediyor. Bunun gibi erkeğin kadına karşı olan eylem ve aksiyona yönelik tavrını da kadını erkekleştirerek (eli nasırlı ve güçlü anarşist dünya kadınları, süslü ve yapmacık, kapitalist dünya kadınları, kapitalist dünya kadınının isterik ikircikli tavrını farkedemeyip kendinden geçen ve kontrolünü bir an kaybeden anarşist dünya erkeği vs) halletmiş. Bu iki unsur mülksüzleri anarşizm açısından iyi bir kitap olarak görmemi engelledi anxcak ütpopik açıdan başarılı elbette. En hoşuma giden ayrıntılardan birisi de kendi gezegen uygarlığımızın mahvolduğuna değindiğikısımdı yani merkeze bizim uygarlığımızı almamış olması.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 24-12-2011, 20:48
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
iyimser insanlar için peşinden gidilecek muazzam bir dünya sunuyor mülksüzler. kötümserler için ise insan denilen yaratık değişmediği sürece ya da mutasyona uğramadığı sürece diyelim, her şey beyhude...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Facebook'ta Paylaş!Twit this!Google BookmarksMSNReporterWong this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
k. leguin, leguin, mülksüzler, ursula, ursula k leguin, ursula k. leguin


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:55 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info