|
|
| Edebi Mevzular Özgürlüktür edebiyat.. |
hayat gerçeğe perde / cem mumcuEdebi Mevzular içerisinde hayat gerçeğe perde / cem mumcu konusu: "seni anlatacaktım... senden söz edecektim... ya da senden haberdar edecektim. seni bilsinler istedim belki de... ismini söylesem; kimin aklında şımarık, kimininkinde uysal, kiminde âlim, kiminde mazlum, kiminde zâlim, kiminde genç, ...

13-07-2008, 12:40
|
 |
dum spiro spero
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 29
Mesajlar: 542
|
|
hayat gerçeğe perde / cem mumcu
"seni anlatacaktım... senden söz edecektim... ya da senden haberdar edecektim. seni bilsinler istedim belki de... ismini söylesem; kimin aklında şımarık, kimininkinde uysal, kiminde âlim, kiminde mazlum, kiminde zâlim, kiminde genç, kiminde yaşlı, kiminde çirkin, kiminde güzel bir şeyle canlanacaktı. herkes kendi aklından, kendi geçmişinden, kendi kitaplarından, kendi tarihinden, kendi açısından, yani "kendi"nden bir olta takacaktı sana.
rengini söylemeye kalksam; kimi kötü, kimi iyi, kimi yakan, kimi yanan, kimi duran, kimi koşan, kimi ayık, kimi sarhoş sanacaktı seni. herkes "kendi" rengiyle boyayacaktı seni...
kokunu anlatsam; kimi hoş, kimi iğrenç, kimi hafif, kimi ağır, kimi çiçekli, kimi baharatlı sanacaktı seni. herkes "kendi" burnuyla koklayacaktı seni...
tadını söylesem; kimi acı, kimi tatlı, kimi ekşi, kimi mayhoş, kimi tuzlu diyecekti sana... herkes "kendi" dilinin bildiği bir tada benzetecekti seni...
huyundan söz etsem; kimi iyi, kimi kötü, kimi korkak, kimi cesur, kimi tembel, kimi çalışkan, kimi kahraman, kimi kaçak, kimi akıllı, kimi deli sanacaktı seni. hepsi "kendi" penceresinden seyredecekti seni...
baktım ki, neyinden bahsetsem "onlara", neyinden söz açsam "onlardan", neyini söylesem "onların" olacak; ne söylesem örtecek seni, sustum, hiç anlatmadım...
suskunluk bile herkesin karnında başka bir çocuğa gebeydi. saklandım, beni gören seni bir şey zannetmesin diye..."
böyle diyor arka kapak yazısı...
"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız... hepimiz heba oluyoruz... bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık... bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız..." Chuck abi
|

13-07-2008, 15:55
|
 |
-
|
|
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,300
|
|
|
Ne tezat, ne karmaşa... Başkalarının malı olmamak, başkalarına malolmamak, başkalarınc/da şekillenmemek için saklanmak hatta yokolmak... Ya da inatla "hayır, öyle değil, böyle!" diye haykırmak... İnsanların öznel algı filtreleri suyun ışığı kırması gibi olanı kırıyor... O nedenle olan, olduğu şekilde gitse vuracağı noktanın uzağında bir noktaya vuruyor algılayanın beyninde... Böylece, bazan o noktanın civarında, bazan çok uzağında, ama ille de başka yerinde yer alıyor olan, olması gerektiği yerden... Olan, ne olduğunu ne kadar da söylese, algılayan inatla bu algı yanılsamasına düştüğü için, arada hep de bu mesafe oluyor... Herkesin tamamen saygılı ve hoşgörülü olduğunu varsayma ütopyasında gezinsek bile, zaten hiçbir zaman olduğumuz şekliyle yansıyamayız sonucuna çıkılır bu durumda, etrafımızdaki canlı aynalardan... Kabullenmemek ve değiştirme çabaları daha işin içine girmedi bile...
İnsanlar böyle algı çarpıklığı yaşıyor diye, hiç olmamalı mı peki...?

Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
|

27-07-2008, 00:18
|
 |
dum spiro spero
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 29
Mesajlar: 542
|
|
|
119.aksak semai
Öyle işte. Hayat geldi gitti, geldi gitti. Gözleri bir açılıp bir kapandı. Soluk alamadığı anlar oldu. Tam kopmak üzereyken ipleri, tutunuverdi birdenbire. İpi tutuşunun hırıltılı sesini duydum. İzledim olup biteni. Kalbinin teklemelerini önce elimle, sonra hastaneden aşırdığım kulaklıkla dinledim. Sonra yetmedi, sesi yükselttim. Setin kolonlarına verdim. Dans ettim kalbin teklemeleriyle... Evet, dans ettim. Eğer ruhu da bir gidip bir geliyorsa, benim dansıma eşlik ediyordur diye düşündüm. Ruhuyla birlikte bende dans ettim. Düşüp kalkışlarına ayak uydurdum. Ritim hızlandıkça hızlandık, yavaşlayınca yavaşladık, tekleyince tekledik. Ah! Di mi ? Deli olduğumu düşünüyorsunuz. Çünkü korkuyorsunuz. Garip geliyor. Sadece ağlamamı, oturup başında ağlamamı beklerdiniz dimi oysa? "Yapacak birşey kalmadı" diyen ben miydim? Yo, hayır, ben değildim. Doktorlar öyle dedi. Yapacak birşey yok, yapacak birşey yok, yapacak birşey yok... Bu cümlelerin tekrarından iyi bir ritim çıkarabilir miydiniz siz? Ben çıkaramadım. Derin bir sessizlikten, derin bir bekleyişten başka hiçbirşey çıkaramadım. "Elimiz kolumuz bağlı." dedi doktorlardan birisi. Sanırım en genç olanı. Eve getirip onu yatağımıza yatırdıktan sonra, ben ne mi yaptım? Elimi kolumu bağladım. Somut bir sebeb bulmalıydım çünkü öylece duruşuma. Sözün anlatmak isetdiği şeyle öylece duramazdım. Sözü gerçeğe çevirmeliydim. Evet, bağladım kendimi. Gözyaşlarım dışında herşeyi bağladım. Beklemeye koyuldum, üç gün üç gece uyumadım, yemedim. Birşeyler yapmalıydım oysa. Bişeyler yapmalıydım. Çözdüm iplerimi. Öptüm onu. Öptüm, saatlerce öptüm. Saçlarını okşadım. "Gitme", diyemezdim. Gitmeyi isteyen o değildi. "Kal" da diyemedim. Hangisi ona iyi gelecekse onu yapmasını diledim. Ama gidemedi işte bir türlü. Gitti geldi, gitti geldi...
Keşke giderken yükselen ruhuna takılabilsem. Keşke ayaklarına tutunsam...
Dans.. Uyum içinde dans. Kolumu beline doladım. Gider ayak bir ruhun beline doladım kendimi.
Asfaltın üzerine düşen ben değilim. Asfaltın üzerindeki ve yatağımzdaki bedenler, o ve ben değiliz. Atladığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Atlamadım, tutundum...
syf:35-36
"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız... hepimiz heba oluyoruz... bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık... bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız..." Chuck abi
Konu melusina tarafından (27-07-2008 Saat 00:31 ) değiştirilmiştir..
|

27-07-2008, 12:53
|
 |
M€M€ÑTØ MØRÍ
|
|
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 29
Mesajlar: 2,355
|
|
|
Yapacak bir şey kalmadı. Yapacak bir şey kalmıyor çoğu zaman.
Zaten ne yapabiliriz ki her zaman kendine iyi geleni yapmasını dilemekten başka?
Başka ne yapsak kendimizedir. O gider, gelir.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|

27-07-2008, 13:57
|
 |
dum spiro spero
|
|
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: dogunun en güzel çöplüğü
Yaş: 29
Mesajlar: 542
|
|
.....dogru söze resim....
"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız... hepimiz heba oluyoruz... bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık... bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız..." Chuck abi
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:04 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 khAos.info
|
|
|
|