Değerli admin duarden yaptığı duyurularında ırkçı aşağılayıcı kişisel hakaet içeren yazıların site formatına uygun düşmediğini
Her nekadar artık felsefeyle ilgilendiklerinden şüphe duydugum buraya üye olurken bahsettikleri yerde yazdıklarını bile düşünmüyorum nerdeyse. Karşılıklı ırçılık propagandası için msn üzerinden konulara şöyle sorular yapıp reyting arttıralım gibi basit düşünceleride olabilir. Yani başka bir sürü. Ama bu platform fikir tartışmaları üzerine kurulanmıştır.
Herkese saygılarımla boş ve anlamsız iletiler gönderip kişisel ego masturbasyonu için kullanılacak bir site değildir. Öyle bir yer arıyosanız yanlış yerdesiniz.
yine değerlimarianın; zurna diliyle puhahaha metinlere çok güldümBir komplo teorisyenimiz eksikti o da olduPossible_outside da size "bilgili" demiş, ben ancak kolajcı derdim; yurdum insanı internetten her bulduğunu eğip büküp sağa sola saçmayı pek seviyorIKNATON sizden yalnızca bir A-4 uzunluğunda kendinize ait bir metin istiyoruz, lütfen esirgemeyiniz. Ucuz edebiyatı siz yapıyorsunuz, Can çekişiyorsunuz ama site yönetimi hala sizi silmemekte ısrarlıkoloni halinde mi yaşıyorsunuz
Dokanmayın bana; vallahi de billahi de puffff diye patlayacağım...)
Yav hala vatandaş üye yüce şahsiyet büyük kan kudretli kimlik "bazıları kurtuldu" diyor yav...!
Site yönetimine çok ciddi eleştirimdir; bunun altından kalkamazsınız, banlanan üyeyi 24 saat bırakıp intikam tütsüsü yakması da neyin nesi...!?
Karşı tarafın kapasitesi, bilgisi, birikimi artık çoktan ortada; sataşıyor ve bundan müthişüstü bir tad alıyor; ama siz hala onu engellemiyorsunuz; nedenini de biliyorum ama olmaz ki; yazık, bana da yazık, tüm gün zevk aldığımızı falan mı sandınız, hala konuşuyor yav, hem de hala zeytinyağı kıvamında üstten üstten.
Psikoloji falan mı okusaydım ben ekonomi yerine, tüh!

Yukardaki seviyeli cümleleriyle bildirmiştir! Buffon’un formülasyonuyla, “Üslüp, kişinin kendisidir”!
Teknoloji çağında artık okullarda netten faydalanıyor eğitim siteleri ve kütüphaneleriyle her ne kadarsaçma bulsanızda hatta eğitimi netten yapan ülkeler var ve biz msn de kimlere sataşalımda gundem yaratalım dıye admınlerle sohbetten zıyade ikili okuyarak bakış açımızı geniş tutmaya çalışıyoruz değerli maria değerli diyorum size samimiyetsiz insanlar için kullanırımda genelde bu sözü
Resmi patentli “bilgiler”iniz dışında hiçbir şeyi duymak istemiyorsunuz! Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz! Veya insan ancak anladığı şeyleri duyar! derler ya öyle bir şey sizinki...
Devam edeyim: Themistokles’in, “Vur ama dinle!” uyarısına yabancı cehaletin hiçbir sınırı yoktur. Çünkü cahil sual sormaz, onun biat ettiği dogmaları vardır...
Değerli maria sayın ıknatonla fikir tartışmasından çok politik münazara mı yapmaya çalıştı gündemdeki konuda yazamazdınız insanlar tek yurek olmuşken fırsatı Bolşevik yalanlarda değerlendirmek istedi onun normal bulduğu ama okuyana nedense kışkırtıcı gelen cumlelerıyle oysa ondan beklenen kabuletmediği konuya kendi bilgi birikimiyle yanıt verilmesiydi ki her ne hikmetse sürekli ıknatonun daha önce nerde yazdığı kımlerle burada bulunduğu konusunda takılı kalmış sorsaydınız direk söylerdi isimlerle kaç kişi olduğumuzu gıyabi tanışıklığımız olmadığı halde neden bu uyelere taktığınızı anlamış dilim merak edıyorsanız söyleyım kendiliğinden oluştu bu grup, haksızlığın karşısında olanlar şiiri şarkıyı sevgiyi aşkı bilenlerden kavgasız sevda olmaz dıyenlerden hayatın kazığını yediği halde onunla alay edenlerden oluştu sıradan fanilerden yani bu kadar ayrıntı yeter sanırım aynı rumuzu kullanmadım ama aprils olarak bilirler beni umarım içiniz biraz rahatlamıştır ıknatonun grubu hakkında .Hayır, amacım sizinle “tartışmak” falan değil, kaldı ki sizinle tartışmak da mümkün değil. Malum “Yalnızca aynı fikirde olanlar tartışabilir,” der bir Fransız filozof...
Haklı. Gerçekten de, aynı hedefe yürüyenlerin arasındaki (benzeşen) farklılıkları, daha doğru yolu bulmak için gerçekleştirdikleri bir bilgi alışverişi ya da rektifikasyondur tartışma.
Ancak (benzeşmeyen) farklılıklar arasındaki “tartışma” olsa olsa bir münazaradır.
“Münazara da tartışma değil mi?” denirse, “Hayır” derim. Çünkü münazara, tartışma üslubuyla idrak edilen bir politik propaganda yöntemidir.
İkilemler üzerinden yürüyen münazara, ikilemin bir diğerini yola getirmesini öngörür.
Ben “münazara”lardan bir şey çıkacağına inanmam. Çünkü, F. Engels’in, “Yarısını yedikten sonra elimizde bütün bir elma kalamayacağı gibi, çelişik taraflardan biri olmadan diğeri de olamaz,” sözünden hareketle tarihin sınıf mücadelelerinin tarihi olduğundan şüphe duymam...
“En güzel öğüt örnek olmaktır.”
Değerli duarden
buraya üye olurken bahsettikleri yerde yazdıklarını bile düşünmüyorum nerdeyse. Karşılıklı ırçılık propagandası için msn üzerinden konulara şöyle sorular yapıp reyting arttıralım gibi basit düşünceleride olabilir.
önyargılı tanımlanma aralıklarınızla sınırlamışsınız. Nihayetinde sizin bileceğiniz bir iş olsa da, bu hiç de iyi bir şey değil
yönetimin yanlı olması çok şaşırdığımız bir durum dil nede olsa
Değerli maria
Konuşulan şey(ler), tabu(lar)/dogma(lar) değil de, düşünceye müteallik şey(ler) ise; düşüncenin düşüneni değiştireceği herkesin bilgisi dahilindedir.
Değişmeyen şey(ler), sadece “yasakçı” tabu(lar)/dogma(lar) ile onların totaliter zihniyet dünyasıdır.
Bilgiyi/ bilgilenmeyi inkâr eden totaliter zihniyet, bilinç(sizlikler)i paketleyen resmi ideolojiden başka bir şey olamaz.
Bunun içindir ki bilgi cesaret verir, bilginin karşıtı olan cehalet de küstahlık.
Yeri geldi söyleyeyim: Bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlatmakla olur. Ayrıca da bir şeye ait her şeyi öğrenmek; her şeye dair bir şeyler bilmekle başlar...
Nihayet Cervantes’in uyarısındaki üzere, “Her parlayan altın değildir.”
İnsanın, merak ve itiraz etmeden insanlaşması mümkün mü?
Bence değil.
Hani hayatımızı yersiz tatlarıyla karıştıran kuru sloganlar yerine, tarihin bize sunulandan başka bilinmeyen bir yüzü daha olabileceğini anlatandan, düşünenden söz ediyorum.
“Eksik” ya da “çarpıtılmış” tarih bilinci, istese de istemese de, “resmi”nin “ötekini” reddeden saldırgan mütemmim cüzüdür.
“MARKSİST İLKE”
“Gerçeğin yarısını söylemek
hiçbir şey söylemektir.”
“Açılmamış kanatların
büyüklüğü bilinmez.”
Size; Konfüçyüs’ün, “Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın”; Montaigne’nin, “Çatabilirsen önce fikirlerime çat; sonra bana...”; Dr. C. Bernard’ın, “Bildiğimizi zannetmemiz öğrenmemizin en büyük düşmanıdır”; İsa’dan önce Birinci yüzyılda yaşamış Martialis’in, “O suyu kirletmeye kıçın yetmez/ Kafanı daldır, Zoilus, kafanı!...” sözlerini anımsatarak artık “son”luyorum...
kışkırtma çabanızdan doğan sonuçtan memnunsunuzdur umarım