<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  &amp; Sanat ve Mizah  Forumu - Blogs]]></title>
		<link>http://www.khaos.info/blogs/</link>
		<description><![CDATA[Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkarların, beyaz zencilerin, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin&#8230; dili, sesi.]]></description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Sun, 12 Feb 2012 11:55:23 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.khaos.info/images/sleekpassion/misc/rss.jpg</url>
			<title><![CDATA[Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  &amp; Sanat ve Mizah  Forumu - Blogs]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Uygarlığa Dair Düş ve Hayaller...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/181-uygarliga-dair-dus-ve-hayaller.html</link>
			<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 09:43:43 GMT</pubDate>
			<description>Günce, Daima ciddi mevzulardan dem vurmuşum sana... 
Biraz da sayıklamalarımı dinle!.. 
 
Diyorum ki: 
Tüm kadınlar 20-30 yıl süreyle doğurganlık...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Trebuchet MS"><font color="DarkRed">Günce, Daima ciddi mevzulardan dem vurmuşum sana...<br />
Biraz da sayıklamalarımı dinle!..<br />
<br />
Diyorum ki:<br />
Tüm kadınlar 20-30 yıl süreyle doğurganlık yetilerini kaybetseler ne hoş olurdu...<br />
Merak ediyorum evlat edinmeye yönelim ne ölçüde olurdu...<br />
Ya edinilen evlatlığa kadın ve adamın bakış açısı...<br />
Kendi doğurmadığı canlıya da bu kadar anaçlık hissi barındırır mıydı bünyeler...<br />
Ve yapay üreme havuzlarının gelişimi seri hale getirilir miydi?..<br />
Son ve en önemlisi kadın ile bunca özdeş bir yeti yitirildiğinde evinde oturamayan kadın sosyal eşitliğe kendisini ulaştıracak düzeye çıkabilir miydi?..<br />
Yine başaramazsa bunu, kendisini arkasına gizleyerek savunamayacağı doğurganlığı da olmadığından erkeğin dişiye bakış açısı ne farklılıklar taşırdı?..<br />
</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/181-uygarliga-dair-dus-ve-hayaller.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>21. Yüzyıl Akademileri</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/179-21-yuzyil-akademileri.html</link>
			<pubDate>Thu, 20 May 2010 13:32:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Günce, Babil Kulesi'ni yeniden inşa etmeli... Ancak çağdaşım Aquinolu Tommaso gibi girişe "Paganlar ve Tanrıtanımazlar Giremez" ibaresini düşmek...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Günce, Babil Kulesi'ni yeniden inşa etmeli... Ancak çağdaşım Aquinolu Tommaso gibi girişe &quot;Paganlar ve Tanrıtanımazlar Giremez&quot; ibaresini düşmek yerine daha çağcıl olan &quot;Üçüncü Sınıf Burjuva Özentileri ve Tek Eğlence Anlaşıyışı Sıkıcı Bira Gruplaşmaları Olan, 21. Yüzyılın Defolu Seri Üretim Atölyeleri'nden(üniversiteler) İmal Edilenler Giremez&quot; uyarısını yerleştirmeli...<br />
Zira hiçbir çağ bu kadar işe yaramaz ahmak yetiştiren, akademik budalalar ordusuna sahip olmamıştı...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/179-21-yuzyil-akademileri.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hınç ve kayıtsızlık</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/178-hinc-ve-kayitsizlik.html</link>
			<pubDate>Fri, 14 May 2010 15:52:57 GMT</pubDate>
			<description>Günce, epeydir karalamıyorum kağıtları... 
Kapağındaki notlara dek özümsediğim kitapları aralamıyorum... 
Sana içi öfke yığını mesajlar da...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Günce, epeydir karalamıyorum kağıtları...<br />
Kapağındaki notlara dek özümsediğim kitapları aralamıyorum...<br />
Sana içi öfke yığını mesajlar da bırakmıyorum eskisi gibi...<br />
<br />
Kalemin kağıt ile meşk etmesiyle ortaya çıkan yazıyı severdim oysa; hep sonraları klavyeye aktarmışımdır metinleri...<br />
O, çoğunun alamadığı kokuyu kitaplardan nahoş bir esrimeyle içime çekerdim oysa...<br />
<br />
Eee günce ne oldu?<br />
Dışındaki yaşam çorak. tatsız mı tatsız...<br />
İçindeki çılgın, tutsak aç mı aç...<br />
Elbirliğiyle sindirildi...<br />
<br />
Debelenen, zoraki sindirilen gücün bir noktada taştığı kabını söylenir...<br />
İçinde debelendiğin topluluk durmaksızın surları yükseltirken nasıl taşar bu hınç?<br />
Sonra derler, onlar &quot;bir zamanlar biz yarı tanrılardık&quot; <br />
şimdi kayıtsızlar olduk...<br />
işte olan bu günce...<br />
<br />
KİTAPLAR KOKMUYOR, KAĞIT KALEMİ ÖZLEMEMİŞ BİLE...<br />
Birileri hala aptal aşk masalları yazsa da masal da bitmiş, yaşam da...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/178-hinc-ve-kayitsizlik.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Mercedes Sosa - Balderrama</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/169-mercedes-sosa-balderrama.html</link>
			<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 23:33:08 GMT</pubDate>
			<description>LKDVcqTI3_k</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>[YOUTUBE]LKDVcqTI3_k[/YOUTUBE]</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/169-mercedes-sosa-balderrama.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hank'ın kıçını öpmek!]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/164-hankin-kicini-opmek.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 17:13:17 GMT</pubDate>
			<description>KdTdz-KryLs</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>[YOUTUBE]KdTdz-KryLs[/YOUTUBE]</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/164-hankin-kicini-opmek.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[The Loser's Club]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/160-losers-club.html</link>
			<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 19:23:28 GMT</pubDate>
			<description>Günce, foruma böyle bir başlık açsam ne çok fanım olurdu sence? 
 
Bi bakalım: 
Kurum, kurum diye dilden düşüremediği aile içerisinde büyümüş,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3"><font color="Black"><font face="Comic Sans MS">Günce, foruma böyle bir başlık açsam ne çok fanım olurdu sence?<br />
<br />
Bi bakalım:<br />
Kurum, kurum diye dilden düşüremediği aile içerisinde büyümüş, eğitim(mi?) diye yandığı sistemden başkasını özümsememiş yine daha iyisini bulamamış olacak ki o sistemin işleyişinde bir çark görevini yerine getirecek bir iş bulmuş hayatını idame ettirecek; üstüne kapak olsun diye bir de evlenip o sözde nefret ettiği sistem iyice temellensin diye bir de çocuk yapmış...<br />
<br />
Sayarken yoruldum günce, yüzeysel alalım, uzatmaya gerek yok, nasılsa aymazlığın piyadelerine bir anlam ifade etmeyecek...<br />
<br />
Nerede kalmıştık: Tüm bunlar 'cuk' oturmamış gibi ya içerisinde bulunduğu bunca debelenmeden dolayı oluşan tiksintiden ya da artık bunca pisliği bünyede onca yıllar taşıyıp artık vakanın sonuna geldiğini hissetmeyle ortaya çıkan pişmanlıklardan olsa gerek &quot;hadi anarşist takılalım&quot; düşüncesi doğmuş içlerine...<br />
En kolayı da &quot;bir forum bularak şu özgür internet dünyasında-ki onlar keşfetti edeli özgürlüğü de kalmadı ya, dökelim içimizi, onanizmi kutsayalım karşılıklı&quot; diye düşünmüş olmalılar...<br />
Welcome to the Loser's Club...<br />
<br />
Diyorum ki sevgili günce:<br />
<br />
 Bir benlik varoluşunun varkındalığını tattığı anda içerisinde bulunduğu saçmalık yumağı bu evren onu rahatsız edip, kendini ayrıksı hissederek mücadeleye sürüklemiyorsa o zihni-en azından kendini tüm bu cevresine olup biten onanizmden pasif olarak dahi ayrı tutamıyorsa o ne bayağı bir tabiattır...<br />
Ve ne sefil bir varoluştur...</font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/160-losers-club.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA['O'nunla Buluşma...]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/158-onunla-bulusma.html</link>
			<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 18:10:50 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Bir süredir kaçınıyorum ondan... 
Eski ruh halim yerinde olmadığından belki de... 
 
"Biliyorsun eni-sonu geleceksin bana" dedi... 
Biliyorum, insan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Bir süredir kaçınıyorum ondan...<br />
Eski ruh halim yerinde olmadığından belki de...<br />
<br />
&quot;Biliyorsun eni-sonu geleceksin bana&quot; dedi...<br />
Biliyorum, insan nasıl bilmez ki; kaçınamayacağı bir gerçeği...<br />
&quot;Doğanın bilinemezliğne karşın senden ürkmediğimin farkındasın, yalnızca aşıılamamamışlıklar var her insanın yaşantısında olduğu gibi ve bunları gerçekleştirmeden önüne çıkmaya korkuyorum yalnızca&quot; dedim...<br />
&quot;önceleri bunları önemsemezdim, sonuçta insan hayallerinin ne kadarını gerçekleştirebilir ki seninle randevusuna yetişmeden önce?&quot;<br />
<br />
&quot;Bunun farkında olman iyi... Çoğu, sanki düşlerini elinden çalmışım veya çalacakmışım diye düşünür, oysa zaten onları gerçekleştirme olanağını kendisi kaçırmıştır önüne çıkan her fırsatta...&quot;<br />
&quot;Beni suçlayabilir misin?&quot;<br />
<br />
&quot;Bilmem suçlayabilir miyim, sahip olduğumuz 'tek' gerçekliği-nefes alıp kendimizi 'canlı' hissetme durumumuzu yok ediyorsan sonuçta sence ne düşünmeliyim bu konuda...</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/158-onunla-bulusma.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anlam'ın Anlamı Üstüne Nutuk]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/156-anlamin-anlami-ustune-nutuk.html</link>
			<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 12:56:22 GMT</pubDate>
			<description>En güzel yıllarımızda, onu inatçı bir eda ile yadsıyoruz... Oysa basit ve keyif verici bir düşünce; bütün düşüncelerin en basiti... Nesnenin ne işe...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Georgia"><font size="3">En güzel yıllarımızda, onu inatçı bir eda ile yadsıyoruz... Oysa basit ve keyif verici bir düşünce; bütün düşüncelerin en basiti... Nesnenin ne işe &#8216;yarar&#8217; lığına, bir olaylar dizisinin birbirlerini izlemelerinin &#8216;anlam&#8217; ına, çekilen acının, duyulan sevincin &#8216;neden&#8217; ine, sevginin ne idilliğine ve tarihin seyrinin nereye gittiğine duyulan merakın basitliği ve keşfindeki heyecanı da birlikte yadsıyoruz böylece...<br />
   Tarih, oldukça istikrarlı bir ilerleyiş içerisinde gider... Ancak biz devam edemeyiz; zira &#8216;anlam&#8217;dan sıkılan nesil, kendi dünyasını kurarak &quot;Tanrıyı oynamayı&#8221; tercih edecek ve bizim devam etmemizi engelleyecektir...<br />
<br />
   Bu, &quot;yapısalcı, elektro-düzen uzmanı&quot; yeni nesil insan modelidir...<br />
   Sevgili &#8216;düşünce&#8217; ile dans etme cesaretini gösterebilecek bir &#8216;birey&#8217; imiz olsaydı kuşkusuz şöyle protesto etmek isteyecekti bu durumu: &#8220;Yaşanılan 'doğayı ve oluşu&#8217; anlamayı, anlamlı kılmayı reddetmek ve yeniden adlandırılması ve anlamlı kılınması gerekecek bir dünya kurmak, ama bu en trajikomik çelişki?..&quot;<br />
   Kuşkusuz gerçekçi bir formül, ancak &quot;düşünce dansçısının&quot; atladığı bir mihenk taşı; her şey için post-modern yakıştırmasını yapan çağa yakışanın bu olduğu gerçeğini göz ardı etmek... Oysa güle(akıl-düşünce) âşık olan, neşeli bir dansçı(düşünür) edası ile sevinci ve getirisi olan tükenmez heyecanı ile &#8216;anlam&#8217;ın peşinde, yaşamı, yerküreyi, en nihayetinde &#8216;insanı&#8217; anlamlı kılabilirdik...<br />
<br />
   Karanlıklar içindeki bir &quot;düşünce-gülüne&quot; yapılan bu çılgın övgü uzun süre beni soluksuz bıraktı... Bir &#8216;gülün&#8217; ününde &#8216;dans&#8217; etmeye razı olunmayacak... Böylesi bir &quot;Romantizm!&quot; Böylesi bir utku! Haydi dansçı, &#8216;akılcı&#8217; ol; uzlaşmak yok, dans yok!!! Post-modern çağ kabul etmez...<br />
   Yine de, bir zamanlar &quot;birinin&quot; dediği gibi:<br />
   &quot;Haydi, Cennetin Çocukları Gerçekçi Olun: İmkânsızı isteyin&quot;, demekten geri duramıyor insan...<br />
<br />
Ümit, Düşsellik ve Tuhaflık Çağına(1750-1850) Bir Övgü ( I )</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/156-anlamin-anlami-ustune-nutuk.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Taş'ın Ağırlığı...]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/155-tasin-agirligi.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 20:02:10 GMT</pubDate>
			<description>Yaw :)) 	 earendel 
 
  
  Anlamıyorum neden bir deli bir kuyuya taş atınca akıllılar peşinden atlar... O zaman deli, gerçekten kendini akıllı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Yaw :)) 	 earendel<br />
<br />
 <br />
  Anlamıyorum neden bir deli bir kuyuya taş atınca akıllılar peşinden atlar... O zaman deli, gerçekten kendini akıllı zannedip kendini kandırmaya devam ediyor aslında bu da komik :))) kendini ne kadar akıllı ya da ilgi çekici bulduğun halde aptal olmak nasıl bir duygudur acaba keşke merlin söylese :))))<br />
<br />
<br />
<br />
EL CEVAP TOY SAVAŞÇI... 	 BÜYÜCÜ MERLİN<br />
<br />
 <br />
  Delinin attığı taş varolan genelgeçer tek gerçekliğin ta kendisidir...<br />
<br />
Ve halet böyle olunca, o ana dek kendini akıllı sanan yaşam budalaları taşın taşıdığı gerçeklik karşısında esef derecesi inanılmaz ağır olan bir burukluk taşıyarak taşın peşinden kuyuya dalarlar...<br />
<br />
<br />
Çünkü delinin taşı acıtmıştır çok derinlerde sakladıkları gerçekliklerini...<br />
<br />
Bunu asla unutma...<br />
<br />
Ve deliliğe övgü burada kendini gösterir... <br />
<br />
Çünkü dahiliğin bittiği yerdedir deliliğin som altından kapısı...<br />
<br />
Erasmus' a saygılar...<br />
<br />
;)<br />
<br />
Puuff...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/155-tasin-agirligi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>No Escape...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/154-no-escape.html</link>
			<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 08:01:27 GMT</pubDate>
			<description>En iyilerimizin bile eni-sonu isteği kendi düşüncelerinin iktidar olması... 
 
Bu foruma bile şöyle bir baktığınızda tek derdi kısıtlanmışlıklara...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Book Antiqua"><font size="3">En iyilerimizin bile eni-sonu isteği kendi düşüncelerinin iktidar olması...<br />
<br />
Bu foruma bile şöyle bir baktığınızda tek derdi kısıtlanmışlıklara karşı durmak olan, özgürlük arayışı olan kişiler dahi nihayetinde bir ülküyü revaçta görmek istiyor; o fikrin yetkesi tüm dünya için uygun olsun istiyor...<br />
<br />
Öyleyse, bundan kaçış yok...<br />
<br />
Bu da neden en zekisinden, en ahmağına dek bir kaç kişinin dahi bir araya gelerek &quot;hadi şu lanet sefalet yumağını havaya uçuralım&quot; diye harekete geçmek bir yana düşünme ihtiyacı bile görmediğini açıklıyor...<br />
<br />
Öyleyse, bundan kaçış yok...<br />
<br />
Ne kadar farklı düşündüğümüzü, ne kadar farklı bir var&quot;oluş&quot; a sahip olduğumuzu iddia edersek edelim, tüm doğan ve ölen canlılar aynı ortak bilince sahibiz demektir; korkunç bir şey, yalnızca, tüm yaptığımız yalnızca sahip olduğumuz saatleri geçirmek için farklı bir yol aramak...<br />
Bu ortak bilince karşı hiçbir şikayetimiz yok...<br />
<br />
Öyleyse, bundan kaçış yok...</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/154-no-escape.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>sal</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/paryosa/153-sal.html</link>
			<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 12:29:54 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Hissedilesi bir takatin tukenmekte oldugu noktadaydim.gozlerim kucucuk ama gorduklerim'gormek istediklerim kocamandi. Direndim yorgun bedenimin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Century Gothic"><font face="Arial">Hissedilesi bir takatin tukenmekte oldugu noktadaydim.gozlerim kucucuk ama gorduklerim'gormek istediklerim kocamandi. Direndim yorgun bedenimin yercekimi askina.Kendimi duyumsadigim aska teslim ettim ve beklemeye basladim. Kucucuk gozlerim surekli o olmasini istedigim, kendimi teslim ettigim aska takili kaliyordu. Stresten catlamis dudaklarimi sicak ama bayat cayimla islayarak nemli tutmaya calisiyordum. iste tekrar baktim o aska. Ama daha gelmemisti..Bekledim ve cayimi yudumlamaya devam ettim...<br />
<br />
Gelen sonlari yeni bir baslangicla odullendirdigim zamanlar gelmisti. melankolik tavirlarim bana tesekkur ediyor ve ruhumda barinmaya devam ediyordu. Ancak bekleyislerim meyvelerini vermis bana tadini cikarilasi bir aroma sunmustu.Agzimi sapirdata sapirdata tum hucrelerime isledim onu , yanaklarim kizardi tipki onunki gibi. Mutluluk ve hazzin kani oturdu yanaklarima. Beyaz suratim senlik havasinda mimikleniyor ve tesekkurlerini sunuyordu sabrima. Yalniz bir seyi unuttugumu anladim ve sımsıkı kapattıgım avcumu actım heyecanla. Avucumda benimle beraber bekleyen birisi daha vardi.. uzun zaman once denizden beraber buldugumuz , kotu kokusunun elime sindirmeyi basarabilen catlak bir deniz kabugu.. yalnizligima ortak oldugundan odullendirdim ben de onu denize salarak..<br />
<br />
Cok matah olaylar yaptigimi sanirdim cogu zaman. Kisa sureli yasadigim mutluluktan sonra ; essek tepmis gibi olmak bana ozguydu. Bana has oldugunu dusunmek isterdim evrendeki bir kac noktanin. Sadece bir kac kucuk nokta bile sirittirabilirdi beni. cabasi cabasi cabasi... Her sey cabasi... okuyamayip yarida biraktigim kitaplar , kitliktan cikip tekrar kitliga girecegim psikolojisiyle delice yedigim yemekler, sikindirik islerle harcadigim ve geri gelmeyecek degerli zaman.. Ucuca eklenmis ' tam bitti derken tekrar kavislenip `eyvallah` dedirtecek bir rollercoastera(!) bindim ben. Migdem bulandi inemedim.Kusamadim cogu zaman biriktirdim icimde . Kustum , kendi pisligimden utandim. Durdurun!! Diye bagirdim duyan olmadi. Sanirim hala uzerinde gidiyorum... Bilmiyorum nerdeyim. Ya sizofrenim su anda ya da ülser..<br />
<br />
hayalimde cizdim bastan kendimi. Sonra ucarak gittim Egedeki beyaz badanali o eve . incir satan teyzemin elini optum uysalliga dondum ..<br />
</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>paryoşa</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/paryosa/153-sal.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Aforizma Güncesi...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/152-aforizma-guncesi.html</link>
			<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 22:15:00 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Ne adalet ne demokrasi, 
Bize gereken modern Robin Hood'lar... 
Tarih birçok kez göstermiştir ki 
Bireysel çabalar olmaksızın 
Topluluk vicdanı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3"><font face="Palatino Linotype"><font color="Orange">Ne adalet ne demokrasi,<br />
Bize gereken modern Robin Hood'lar...<br />
Tarih birçok kez göstermiştir ki<br />
Bireysel çabalar olmaksızın<br />
Topluluk vicdanı uyandırılıp eşitlik sağlanamaz...</font><br />
<br />
<br />
<font color="Sienna">Bir topluluk içerisinde varlıklı kişiler dini desteklerse yaratıcı, o dinin  şerrinden insanları esirgesin...</font><br />
<br />
<br />
<font color="Red">Kadınlar; varoluş ve yaşam döngülerindeki payları öyle derin bir acı içeriyor ki bu tarifsiz elemi bir nebzecik de olsa hafifletebilmek için hınçlarını içerisinde bulundukları toplumları hasta ederek alıyorlar...</font></font></font><br />
<br />
12/8/09</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/152-aforizma-guncesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hiç Büyümeyecek miyim?</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/136-hic-buyumeyecek-miyim.html</link>
			<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 07:50:47 GMT</pubDate>
			<description>Açınca gözlerimi her sabaha bir oyun ararım etrafımda, keyiflenecek bi uğraş... 
Atınca adımı sokağa, izleyecek bir çizgi ya da çizilmiş kaldırımlar...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3"><font face="Comic Sans MS">Açınca gözlerimi her sabaha bir oyun ararım etrafımda, keyiflenecek bi uğraş...<br />
Atınca adımı sokağa, izleyecek bir çizgi ya da çizilmiş kaldırımlar -üstünden zıplayacak...<br />
<br />
Çalışma saati, monitör camına yansıyan yüzü arkadaşımın &quot;hiç büyümeyecek misin?&quot; diyor...<br />
<br />
Seçim sonuçları açıklanıyormuş tv de ben, oyun oynuyor muşum...<br />
Hayatlar yaşanıyormuş dışımda ben, oyun oynuyormuşum...<br />
İnsanlar doğarak, ölüyormuş ben, oynuyormuşum...<br />
<br />
Hiç Büyümeyecek mişim...</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/136-hic-buyumeyecek-miyim.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>türkiyede çocuk olmak =işkence-zulüm-hapis-adaletsizlik-vicdansızlık</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/maviagac/135-turkiyede-cocuk-olmak-%3Diskence-zulum-hapis.html</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 16:08:23 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Taş atan çocukların avukatlığını yaptım: Diyarbakır&#8217;da tahliye- Ece Temelkuran  
  
Davalarla ilgili gizlilik kararı alındığı için duruşmada olup...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Taş atan çocukların avukatlığını yaptım: Diyarbakır&#8217;da tahliye- Ece Temelkuran <br />
 <br />
Davalarla ilgili gizlilik kararı alındığı için duruşmada olup bitenleri yazamayacağım. Ama, eylemlerde taş attıkları için 1 yıl 3 aydır Güneydoğu illerinde cezaevlerinde kalan çocukların yüzlerini size anlatmak zorundayım. <br />
<br />
Sıra sıra giriyorlar duruşma salonuna. Hepsi esmer, hepsi buranın çocukları. Cizre&#8217;de arkadaşları Yahya Menekşe panzer altında ezilerek 15 yaşında öldürüldüğünde kitlesel cenazeye katıldılar. Bu yüzden buradalar. İçeri girer girmez, saçlarını düzeltiyor hepsi. Tutuklu gibi değil, bayram çocuğu gibi arıyor annelerini gözleri. Tam o sırada çocuklar. <br />
<br />
Sırtlarını analarına, yüzlerini hâkime dönüyorlar, o anda işte aniden kocaman adam oluyor yüzleri. <br />
Hâkim konuşmaya başlayınca gerilip, yeniden çocuk olup, açık kalıyor ağızları. Adları söylenirken birinin yumruk gibi kalıyor boğazında gırtlağı. Ötekini görüyorum, boynunda bir damar atıyor sek sek. Ortadoğu&#8217;nun çocukları bunlar, korktuklarını belli etmiyor hiçbiri. Sonra zabıt tutulurken yeniden kaşları çatık erkek olmaya çalışıyor alınları. <br />
<br />
Ama tahliye lafı geçince, aniden... Çok sevinmemeye çalışırken bir çocukla bir erkek arasına sıkışıp kalıyor yanakları. Birbirlerine baksalar gülecekler sevinçten, ama şimdi onlar birer yeni &#8216;siyasi abi&#8217; olarak biraz ağırdan almak mecburiyetindeler. <br />
Birinci duruşma, ikinci duruşma ve üçüncüsüne sıra geldiğinde, iki oğlan çocuğunun arkasında bir de pembe yanaklı bir kız çıkıyor ortaya. Kızlarla oğlanları ayırıyorlar, aralarına bir de jandarma. <br />
Kız çocuğuyla göz göze geliyoruz gülüyor. İnsan gördüğüne gülüyor, o anda cezaevinde olmadığına gülüyor, göğsü sarsılıyor umuttan, görünüyor. 13 çocuk bugün Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nden tutuksuz yargılanmak üzere tahliye ediliyor. Avukat cüppemin kollarını sıvayıp başlıyorum böylece bu yazıyı yazmaya. <br />
<br />
İlk duruşmada 13 tahliye <br />
<br />
Avukatım ben aslında. Bilen var, bilmeyen var. Hiç de yapmadım mesleği. Bu, benim ilk cüppe giyişim. Adım ilk kez okundu mahkeme salonunda. Avukat Ece Temelkuran! Böylece avukatlık cüppemi ilk kez ben Diyarbakırlı çocuklar için giydim... &#8220;İlk cüppe giyişimde 13 tahliye aldım&#8221; diye de Diyarbakır Barosu&#8217;ndan meslektaşlarımla gülüştüm. Biz gülüşürken ağızlarını tülbentle kapatarak konuşan, beyaz başörtülü kadınlar ve esmer adamlar bekliyordu Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nin koridorunda. Çocuklarını tarihin çarkları arasından çekip çıkarmaya gelmişlerdi. Birkaçı çarktan düşüyor ama sonra devridaim sürüyor ve resmen çocuk olmalarına rağmen hâlâ içeride bulunan 200&#8217;ü aşkın çocuk o çarkla ezilip duruyordu. <br />
Bu çocuklar TCK&#8217;nın şu maddesiyle yargılanıyorlar: <br />
<br />
220/6: Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca (!) örgüte üye olmak suçundan da yargılanır. <br />
Hem üye olmayacaklar hem de üye olarak yargılanacaklar! Bu da yetmez gibi, Yargıtay Ceza Kurulu&#8217;nun &#8220;Eğer örgütün o gün için eylem çağrısı varsa o gün eylem yapan herkes örgüt adına suç işlemiş sayılacak&#8221; şeklindeki içtihadı. <br />
<br />
Böylece taş atan çocuk PKK adına suç işlemiş sayılacak ve ayrıca (!) polise mukavemet, örgüt propagandası yapmak, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası&#8217;nı çiğnemek suçlarından da yargılanacak. <br />
Böylece bir kez taş attı diye, asla büyükler gibi yargılanmaması gereken çocukların hayatı kararacak. Kararıyor da. <br />
<br />
&#8216;Taş devri bitti!&#8217; <br />
<br />
Koridorda birkaç gün önce tahliye olan D. ile konuşuyorum. Gözleri kıvırcık bir çocuk. Boylu. Taş atmaktan girmişti içeri. 16 yaşında. Beş ay kaldı &#8216;tarafsız koğuşta&#8217;. Tarafsız koğuş? <br />
&#8220;Devlete göre tarafsız koğuş. Yani siyasi koğuş değil. Ama tarafsız diye bir şey yok tabii. Biz biliyoruz artık neyi ne için yaptığımızı.&#8221; <br />
İçeride geçtiği siyasi eğitim sayesinde mağrur: <br />
<br />
&#8220;İçeri girenlerden bazıları hiçbir şey bilmiyordu başlangıçta. PeKaKa diyorlardı mesela. Ama şimdi hepsi her şeyi biliyor. PeKeKe diyorlar, gerilla da diyorlar, her şeyi diyorlar artık.&#8221; <br />
Neler yapılıyordu içeride? <br />
&#8220;Son bir haftadır kendimizi geliştirmiştik. Roman okuyorduk sabahları. İdeolojik yasak zaten. Abiler verdi ideolojik kitap ama o da bize ağır geldi. &#8216;Kentin Öteki Yüzü&#8217; programını dinlerdik radyoda. Siyasi koğuştan arkadaşların mektupları okunurdu. TRT Şeş vardı ama izlemiyorduk. Devlet bari Kürtçe ile kazanmasın diye.&#8221; <br />
Şimdi ne yapacak? &#8220;Parti görmüşler abilere söz verdim. Kendimi geliştireceğim. Okul, kitap... Hep bunlar.&#8221; Sonra dönüp gülüyor: &#8220;Taş devri bitti</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>maviagac</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/maviagac/135-turkiyede-cocuk-olmak-%3Diskence-zulum-hapis.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Etki ve tepki</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/134-etki-ve-tepki.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 21:30:18 GMT</pubDate>
			<description>En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur 
sırf uzaklaşmak için.  
Ve geride kalanlar  
birinin onlardan  
uzaklaşmayı neden...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur<br />
sırf uzaklaşmak için. <br />
Ve geride kalanlar <br />
birinin onlardan <br />
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini <br />
bir türlü tam olarak anlayamazlar...<br />
/ Charles Bukowski</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/134-etki-ve-tepki.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>

