<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  &amp; Sanat ve Mizah  Forumu - Blogs]]></title>
		<link>http://www.khaos.info/blogs/</link>
		<description><![CDATA[Asilerin, kaybedenlerin, hayalperestlerin, küfürbazların, günahkarların, beyaz zencilerin, yola çıkmaktan çekinmeyenlerin&#8230; dili, sesi.]]></description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Sun, 05 Jul 2009 09:07:04 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.khaos.info/images/sleekpassion/misc/rss.jpg</url>
			<title><![CDATA[Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  &amp; Sanat ve Mizah  Forumu - Blogs]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Sakın de-ne-me!</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/muskulpesent/142-sakin-de-ne-me.html</link>
			<pubDate>Thu, 04 Jun 2009 20:50:21 GMT</pubDate>
			<description>*deneme 1* 
Basit cümleler kurmak isterdim. Birbirine sığıntı, yalaka kelimeler seçmek ve bir cümleyi başka bir cümlenin esaretine sokan bağlaçları...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>deneme 1</b><br />
Basit cümleler kurmak isterdim. Birbirine sığıntı, yalaka kelimeler seçmek ve bir cümleyi başka bir cümlenin esaretine sokan bağlaçları aralara tıkıştırmak için harcadığım zamanı, sadece  özne ve yüklemden oluşan beş basit cümle kurmaya harcayıp insanların nefes nefese noktaya ulaşmalarını engelleyebilmek isterdim. Ne diyorum ya :/<br />
<br />
<b>deneme2</b><br />
Özlediklerimdenmişsin bastırılması gerekenler içinde içime sızan sen. Yine de beklediğim kadar kötü değilsin ya da ben bu defa karşıdaki penceredeyim. Bu ne be püff<br />
<br />
<b>deneme3</b><br />
Şöyle ki, henüz soru işaretlerini bertaraf etmiş birisi olarak hayatımdan, zaman zaman yan etkilerde bulunacağını düşünüyorum tekrar girmesi dahilinde bünyeme. Özellikle de bu aralar. Hazırmıyım bilmem kemirilmesine beynimin ya da ruhumun ya da her neyse işte.. İhanet etmek istemiyorum kendime. İplerin bu defa elimde olduğunun farkındayım. Ve ben varım. Sensiz de.. Kimsesiz de.. Umrumda değilsin. Bu öylesine söylenmiş bir söz değil. Ya da biraz önceki egonu yıkma temeline dayalı da değil. Çok önceden özümsenmiş bir düşünce sadece zamanı geldiğinde söylenmeyi bekleyen. Opportunistçe çıktı açığa, olan bu.  <br />
Ortalamanın üzerinde olmak bana yalnızlığın adını tam olarak koyamadığım albenisini açıkladı. Evet kendimi beğeniyorum daha önce idol gördüklerime bile sırtımı çevirebilecek kadar büyük bir beğeni bu. Çıktım çığırdan. <br />
Kadrajımda sadece boş bir alan var. Belki bir gün bir deniz, kumsal, kulübe falan filan çizerim..<br />
<br />
<b>deneme 4</b><br />
Cumartesi geleceksin. Ve adı konulmamış bir günde gideceksin. Yorulmadan gideceksin. Ve bir daha gelmek isteyeceksin =D <br />
o &quot;bir daha&quot; bir daha izmirde olmayacak.<br />
<br />
<b>deneme5</b><br />
Alanlarım dışındasın. Yapacak bir şey yok.<br />
<br />
Bunlar sadece deneme.<br />
Sakın de-ne-me!</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>müşkülpesent</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/muskulpesent/142-sakin-de-ne-me.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hiç Büyümeyecek miyim?</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/136-hic-buyumeyecek-miyim.html</link>
			<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 07:50:47 GMT</pubDate>
			<description>Açınca gözlerimi her sabaha bir oyun ararım etrafımda, keyiflenecek bi uğraş... 
Atınca adımı sokağa, izleyecek bir çizgi ya da çizilmiş kaldırımlar...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3"><font face="Comic Sans MS">Açınca gözlerimi her sabaha bir oyun ararım etrafımda, keyiflenecek bi uğraş...<br />
Atınca adımı sokağa, izleyecek bir çizgi ya da çizilmiş kaldırımlar -üstünden zıplayacak...<br />
<br />
Çalışma saati, monitör camına yansıyan yüzü arkadaşımın &quot;hiç büyümeyecek misin?&quot; diyor...<br />
<br />
Seçim sonuçları açıklanıyormuş tv de ben, oyun oynuyor muşum...<br />
Hayatlar yaşanıyormuş dışımda ben, oyun oynuyormuşum...<br />
İnsanlar doğarak, ölüyormuş ben, oynuyormuşum...<br />
<br />
Hiç Büyümeyecek mişim...</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/136-hic-buyumeyecek-miyim.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Etki ve tepki</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/134-etki-ve-tepki.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 21:30:18 GMT</pubDate>
			<description>En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur 
sırf uzaklaşmak için.  
Ve geride kalanlar  
birinin onlardan  
uzaklaşmayı neden...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur<br />
sırf uzaklaşmak için. <br />
Ve geride kalanlar <br />
birinin onlardan <br />
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini <br />
bir türlü tam olarak anlayamazlar...<br />
/ Charles Bukowski</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/134-etki-ve-tepki.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Günün Repliğidir</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/133-gunun-repligidir.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 21:28:44 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[&#8220;Bana hakikati söyle Frank, hatırlıyorsun bunu değil mi? Bir zamanlar hakikatin kıyısında yaşardık. Ve hakikati söylemek neden iyidir, biliyor musun?...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>&#8220;Bana hakikati söyle Frank, hatırlıyorsun bunu değil mi? Bir zamanlar hakikatin kıyısında yaşardık. Ve hakikati söylemek neden iyidir, biliyor musun? Hayatından uzun süredir hakikati dışlamış olsa bile herkes onun ne olduğunu bilir. Kimse unutmaz hakikati Frank, sadece yalan söylemekte ustalaşırlar&#8221; /Revolutionary Road</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/133-gunun-repligidir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kadınlar Üzerine</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/132-kadinlar-uzerine.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 21:27:16 GMT</pubDate>
			<description>Bir kadın eğer budalaysa, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu 
kurtarmaya çalışır. 
 
Kimi zaman da başarır bu işi. Ama bir...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bir kadın eğer budalaysa, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu<br />
kurtarmaya çalışır.<br />
<br />
Kimi zaman da başarır bu işi. Ama bir kadın, eğer budala değilse, eninde sonunda akıllı, sağlıklı bir adam bulup onu yıkıntıya çevirir. Her zaman başarır bu işi. /Pavese (Yaşama Uğraşı'ndan sf:38)</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/132-kadinlar-uzerine.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>İktidar Üzerine</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/131-iktidar-uzerine.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 21:25:32 GMT</pubDate>
			<description>İktidar her yerdedir. Hapishanede, tımarhanede, hastanede, okulda, bilgide, bilimde ve iş yerindedir iktidar. 
 
İktidar, kodlamada: kapatılmada,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İktidar her yerdedir. Hapishanede, tımarhanede, hastanede, okulda, bilgide, bilimde ve iş yerindedir iktidar.<br />
<br />
İktidar, kodlamada: kapatılmada, yasaklamada, baskıda, gözetlemede, denetlemede ve yönetmededir. Okulda okuduğumuz kitapta, evde karşılaştığımız baskıda, gönderildiğimiz odamızda, kilitlendiğimiz tuvalette, sokakta gördüğümüz şiddette, yediğimiz tokatta, tekmede, coptadır. Hastanede yediğimiz sakinleştirici iğnededir, klinikte bilinçaltımıza ulaşmaya çalışılan sözcüklerdedir İktidar. Politikacıların nutukları, anne ve babanın tavsiyeleri, öğretmenin cetveli ve komutanın sana verdiği tüfektedir iktidar. Aynı giydiğimiz önlükte, üniformada, takım elbisede, tulumdadır. İş yerinde bayan yöneticinin yere vuran uzun topuğunda, askerde rütbelinin botlarının parlaklığındadır. İktidar yönetmekte ve yönetilmektedir.<br />
<br />
İktidar yalnızca baskı uygulamaktan - bastırmaktan, engel çıkarmaktan, cezalandırmaktan - ibaret olmadığını, arzuyu yaratarak, zevki kışkırtarak, bilgiyi üreterek; bundan daha derine nüfuz ettiğini de göstermektedir. İktidar bedeni çalıştırır, davranışa nüfuz eder, arzu ve zevkle iç içe girer.<br />
<br />
İktidar her yerdedir, direniş de !<br />
<br />
Michel Foucault</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/131-iktidar-uzerine.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Eylem üzerine</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/130-eylem-uzerine.html</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 21:24:26 GMT</pubDate>
			<description>Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanların bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanların bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesidir..! /Nietzsche</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>non serviam</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/non-serviam/130-eylem-uzerine.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/fuyaka/113-a.html</link>
			<pubDate>Sat, 20 Dec 2008 13:31:39 GMT</pubDate>
			<description>hayatımın yaşadığım tüm çerezlerini silmek istiyorum,az da olsa çekilmiş olan varsa tüm resimlerinden silinmek istiyorum yaşadığımı kimse kimseye...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>hayatımın yaşadığım tüm çerezlerini silmek istiyorum,az da olsa çekilmiş olan varsa tüm resimlerinden silinmek istiyorum yaşadığımı kimse kimseye ispatlayamasın.tüm yanlışlarım,pişmanlıklarım,acılarım,umutlarım,tüm yeni bir ben lazım diyerek başlamışlıklarım.bana refakatlik ederek beni yalnız bırakmayan yazgım...hepsiyle birlikte ayrılalım.<br />
herşeyden yoruldum,midemin bulantısından,her an kusacak gibi olmaktan,aynada kendimi görememekten,her seferinde bu sefer demekten..diğer insanların sdoğdukları için şanşlı olduğuklarını,benim ise şanşlı olduğum için doğduğumu düşünmekten,düştüğüm kuyuların önceden atladığım kuyular olduğunu görmekten yoruldum.hiçbiri iyi terbiye edilmemiş sirk hayvanı olmaktan kurtulmama yetmedi..<br />
karşılaşmaktan,karşılamaktan çok korktuğum şeyler var.gece..güneşin doğum sancılarına,daha çok var ışığa...o yüzden bir adımın kaldığı sadece mezar taşım bile hatırlamasın unutulduğumu.ben neden,neden ben..</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>fuyaka</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/fuyaka/113-a.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>yanılgı...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/turkserife/112-yanilgi.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 Dec 2008 22:49:36 GMT</pubDate>
			<description>İnsanın sevdiğini zannetmesi ve kendini kandırması kadar acı bir şey varsa bu da ancak sevildiğini zannetmesi... 
Tanrının insanlara bahşettiği...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İnsanın sevdiğini zannetmesi ve kendini kandırması kadar acı bir şey varsa bu da ancak sevildiğini zannetmesi...<br />
Tanrının insanlara bahşettiği kalbin bi görevide sevmek midir,yoksa biz mi yükledik bu manayı ona?<br />
İnsan gerçekten sevebilir mi kendisinden başkasını?<br />
Sevmek diye tabir ettiğimiz şey alışkanlığımız değil midir aslında?<br />
Her sabah gülücükler saçarak günaydın dediğimiz kişiye sevdiğimiz için mi yoksa günaydın deyip gülümsemeye alıştığımız için mi öyle davranırız?<br />
<br />
Ailemiz istediği için mi iyi davranıyoruz çevremize yoksa gerçekten istediğimiz için mi?<br />
Toplumsal baskıdan ve beklentiden ne kadar uzaklaşabiliriz ki...<br />
Kurulu düzenleri ve saçma tabuları yıkmak istememiz belkide bu yüzden kabul görmez;<br />
-insanların kendileriyle yüzleşmekten korkmaları<br />
-kendi düşünsel dünyalarını yaratmakda zorluk çekmeleri<br />
-düşünmek zorunda kalmaları<br />
   vs.<br />
 vs.<br />
vs.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>turkserife</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/turkserife/112-yanilgi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[A S I R L I K    &#8216;T U T K U&#8217;    S A V A Ş L A R I]]></title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/109-s-i-r-l-i-k.html</link>
			<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 19:58:23 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Bazen her şeyin dışında kalmak da yeterli olmuyor&#8230; Kâhillik zırvalarını da bir kenara bıraktığımızda, geride, tüm olan bitene kendimizi kaptırışımız...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3"><font face="Book Antiqua">Bazen her şeyin dışında kalmak da yeterli olmuyor&#8230; Kâhillik zırvalarını da bir kenara bıraktığımızda, geride, tüm olan bitene kendimizi kaptırışımız kalıyor&#8230; Bu dairenin dışında imkânsızı başarıp, abstre kalmış tüm canlılar nasıl da tuhaf gözükür&#8230;<br />
   Evet, bütün canlı türler arasında soyutlanmış ya da bir şekilde kendini &#8216;o bildik daireden&#8217; ayrı kılabilmiş canlılar da yaşar! Tuhaf olan, bunların farkında olmamıza rağmen, bu tür canlılarla her karşılaşmanın tekrar eden yeni bir şaşırtıcı etki yapmasıdır&#8230;<br />
   Öyle ya, nasıl yaşar böyle bir varlık?<br />
   Gündelik hayatın &#8216;tekdüze mutluluğuna&#8217; kapılıp gitmek varken, bir canlı neden az kullanılan patikayı seçer?<br />
<br />
   K oalaları bilir misiniz? Özenç ile hatırladığım &#8211;abstrelik söz konusu olduğunda, aslında hiç zihnimden çıkarmadığım- bir canlıdır&#8230; Okaliptüs ağaçlarının olağanüstü sevimli ve içlek canlısı; neredeyse özdeşleştiği bu ağaç üzerinde tüm zamanını geçiren bu varlık bende en nadide abstre örneğidir&#8230;<br />
   Farkındayım, yaşam boyunca arzularının tutsaklığında, &#8216;engellenmiş&#8217; canlılar olarak, henüz biri nihayet bulmamışken bir diğeri onun yerini alıp, bir türlü tatminkârlık sağlayamayan, &#8220;arzular yumağı&#8221; bir türü, &#8220;asil bir türü&#8221; temsil etmek; ve bu meşgaleden soyutlanmayı kutsamak ne kadar anlamlı? Bunun da farkındayım&#8230;<br />
   Bütün bunların dışına çıkabilir misin kutsal soy? O akın akın üstüne yürüyen &#8216;istek&#8217;lerin çizgisinden sapabilir misin?<br />
   Ya eni sonu uçup giden şeylere tapınma? Bunun da tefrikindeyim; nasıl bir kalp, yitireceğini bildiği şeyi sonsuz kavrayabilir, duyumsayabilir? Sevebilir mi olmalıydı anlaşılır olması için?<br />
   Heyhat! Şimdi &#8216;bir parçayı&#8217; daha geride bırakıp, yeni patikaya yönelme vakti&#8230;<br />
   Heeyy! Bak, geride ne bıraktın?<br />
<br />
Modern Zaman Ritüelleri&#8230;   ( III )<br />
<br />
14.11.2004 [06.40]</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/109-s-i-r-l-i-k.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>DÜNYA KOKUSU ve VARLIK KORKUSU...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/108-dunya-kokusu-ve-varlik-korkusu.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 21:55:12 GMT</pubDate>
			<description>Geride kalan... 
Nedir geride kalan? 
 
   Bazen melankolime yenik düşerim... Bu suskun anlarımdır, düşünür dururum; benliğimi kemiren melanet...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Book Antiqua">Geride kalan...<br />
Nedir geride kalan?<br />
<br />
   Bazen melankolime yenik düşerim... Bu suskun anlarımdır, düşünür dururum; benliğimi kemiren melanet anlardadır hep... Anlamam, kurtulmak istediğimiz şeylerin üstüne gitmeyiş neden, zorlamak bir şeyi ve yahut her şeyi, neden bu kadar zor? Bu acınası yaşamlara katlanmak için ne bedeller ödemeye razıyız daha? Küçük mutluluklar peşinde, tatminlerle sürdürdüğümüz yaşamların hiçbir şeyi telafi etmediğini bilerek diretmek, erimek, ağır ağır çürümek... İnsan olmanın, birliktelik sağlamanın ederini böyle ödemek ne kadar elim... İçim acıyor; katlanmak niye? Anlayamıyorum... <br />
   Kahrolası hayat boyunca tüm duyduğumuz, keyifli ve heyecanlı yaşamın anahtarı peşinde koşmak olduğuydu; kısa süren yaşantının, zamanın tadını çıkarmaktı... Sonra bunlara erişilebilir dönemler geldi ve &#8216;ellerimin, ayaklarımın onca özgürlüğüne rağmen&#8217; her tanıdığım yüzde, her öğrendiğim kelimede yüreğimde kilitlenmiş bir kapı daha yaratıldı... Şimdi etrafa övünçle öğrettiğim özgürlüğün tarifiyle alev alıyorum... Hepsi bu muydu, tüm kıvranışların cenderesi bu nedenle miydi? Bir şeyleri bu şekilde kaybetmeye ne de koşullanmıştık&#8230;<br />
   <br />
   Hayıflanmak, haykırmak adı ne olursa olsun şimdilerde tek uğraşım... Derdim sesimi mi duyurmak, sanmıyorum; daha neyin uğraşını vermek istediğimi de bilmiyorum... Paylaşılanlar ikiyüzlü, kelimeler ikiyüzlü, &#8216;kendine oyun oynayan&#8217; bir şey varsa onun görüntüsüyüm şimdi, onu yansıtıyorum... Birilerinin de böyle hissedebileceğinden kuşkuluyum... En azından görüyorum üstesinden gelebiliyorsunuz, gelebiliyorlar... Buna nasıl tahammül edilebildiğini bilmek için -öğrenmek için- neler feda edilir bunu da bilmiyorum... Artık bir şey feda etmek istemiyorum, artık hissetmek de istemiyorum; bu oyunu sürdürmek istemiyorum... Tüm gerçekliğimiz bunlar ise tatmak da istemiyorum... <br />
   Küçük zevklerinize, küçük mutluluklarınıza ileniyorum... Bir yerlerden hatırlıyorum aslında bir yerlerden, tıpkı o hatıradaki gibi ben de gökyüzünden nefret ediyorum, tüm insanların aksine ona da ileniyorum; bana her şey, ama, hiçbir şey olduğumu anlatan, tüm görkeminin yanında küçücük çaresizliğime tanıklık eden tüm bu şeylere ileniyorum... Melanet dünyanızdaki küçük yerimden ileniyorum... <br />
   Hayır... Artık ilenmiyorum, bilmiyorum, hissetmiyorum ve bunları bana hissettiren şeyi yapamıyorum; ağlayamıyorum... İçin için hıçkırıklarıma aşığım ben... Ama artık onları bulamıyorum... Bulamıyorum... Tüm varlığıma ilenç olsun, onu bulamıyorum...<br />
<br />
02.4.2004  [04.46]</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/108-dunya-kokusu-ve-varlik-korkusu.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Açlık...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/102-aclik.html</link>
			<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 08:41:51 GMT</pubDate>
			<description>Bugün açım: 
Güneş ısıtıyor bu sabah da dünya denen kepazeyi! 
Ama beni ısıtmaktan yoksun, açım... 
 
Bugün açım: 
Çocuklar geçiyor sokaktan,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bugün açım:<br />
Güneş ısıtıyor bu sabah da dünya denen kepazeyi!<br />
Ama beni ısıtmaktan yoksun, açım...<br />
<br />
Bugün açım:<br />
Çocuklar geçiyor sokaktan, gülümser...<br />
Beni gülümsetmekten uzak, açım...<br />
<br />
Bugün açım:<br />
Dostlar &quot;merhaba&quot; diyorlar, uğrayıp, keyifli!<br />
Ama beni keyiflendirmekten ırak, açım...<br />
<br />
Bugün açım:<br />
Sabah esintisiyle bezeli kokular içerisinde kahvaltı!<br />
Ama beni doyurmaktan aciz, açım...<br />
<br />
Bugün açım:<br />
Leyla, kızıllar içinde, Leyla, bugün de hoş!..<br />
Beni hoşnut etmekten biçare, açım...<br />
<br />
Bugün açım:<br />
İçimde bir boşluk,<br />
İçimde bir yangın,<br />
Bugün<br />
Açım<br />
<br />
...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/102-aclik.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>SWEETS</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/101-sweets.html</link>
			<pubDate>Thu, 30 Oct 2008 07:50:20 GMT</pubDate>
			<description>İlk tutkunluğum dört yıl öncesine dayanır; usulca gelişen her iyi şey gibi geçen zamanla birlikte bu sevi de alevlendi... 
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İlk tutkunluğum dört yıl öncesine dayanır; usulca gelişen her iyi şey gibi geçen zamanla birlikte bu sevi de alevlendi...<br />
<img src="http://mahdihabibfurniture.com/tobbacco/Captain-black-little-cigars.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
Keyifli demlerimde hüzünlenmek içindi başlangıç...<br />
İnsan sever ya acıyı, öyle görünmekten hoşlanmasak da...<br />
Sonraları, hüzünlü zamanlarda keyiflenmek için savruldu dumanlar...<br />
<br />
Diğerlerinden hep nefret ettim, hala da ederim; o saf beyazlıklarından mıdır yoksa nahoş kokularından mı -belki de pederin erişkin yaşlarıma dek izlediğim silüetindeki sigara tüttüren edasındandır...<br />
Ama Captain Black başka...<br />
Kokusuyla çezbeder önce sizi...<br />
Tadını da alınca iyice kanarsınız...<br />
Serttir ama keyfin doruklarında aldırılmaz buna...<br />
<br />
Kadim kentte, bitkin kaldırımlarda, yol alırken umarsız alevlendirirseniz bir tane, işte: &quot;Yaşıyorum&quot; dersiniz!..<br />
<br />
Bu metin de 'yasak'çıların çabasına nazire olsun...<br />
;)</div>


<!-- attachments -->
	<div style="margin-top:10px">

		
			<fieldset class="fieldset">
				<legend>Eklenmi&#351; Resmin önizlemesi</legend>
				<div style="padding:3px">
				<a href="http://www.khaos.info/blogs/roninex/attachments/2d1225351075-sweets-cap_black_sweets-jpg" target="attachment" rel="Lightbox" id="attachment2"><img class="thumbnail" src="http://www.khaos.info/blogs/roninex/attachments/2d1225351075t-sweets-cap_black_sweets-jpg" border="0" alt="Resmi ger&#231;ek boyutunda görmek i&#231;in t&#305;klay&#305;n.

Resmin ismi:  cap_black_sweets.jpg
Görüntüleme: 98
Büyüklü&#287;ü:  7.0 KB (Kilobyte)" /></a>
&nbsp;
				</div>
			</fieldset>
		
		
		
		

	</div>
<!-- / attachments -->
]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/101-sweets.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Karşı Pencere</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/muskulpesent/100-karsi-pencere.html</link>
			<pubDate>Fri, 24 Oct 2008 07:58:01 GMT</pubDate>
			<description>Karşı pencerelerdeyiz. Farklı yönden bakıp aynı noktayı gören gözlerimiz var bizim. Sözlerimizde değil aradıklarımız. Hikayemizin bütününde saklıyız....</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Karşı pencerelerdeyiz. Farklı yönden bakıp aynı noktayı gören gözlerimiz var bizim. Sözlerimizde değil aradıklarımız. Hikayemizin bütününde saklıyız. Bir sokakta yan yana yürümekten ya da bir durakta birlikte beklemekten daha verimli kılar bu hal bizi. Düşüncelerimizin odak noktası isteklerimizin beklentisi olmak için neden yolumuzu teke indirgeyelim ki. Kavşaklar kölelerimiz biz de bunlara sahip birikintilerle var olma sürecindeyiz. Basit düşünebiliriz.<br />
<br />
<br />
                                                                                                                                              21.10.2008</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>müşkülpesent</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/muskulpesent/100-karsi-pencere.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>O İnce Çizgi...</title>
			<link>http://www.khaos.info/blogs/roninex/98-o-ince-cizgi.html</link>
			<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 23:07:16 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA["Henüz çocuken belliydi" dedi, yaşlı adam, ucu ezilmiş bastonunu söylediklerini pekiştirmek istercesine yere vururken... 
"Etrafındakileri nasıl da...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="Blue"><font size="3"><font face="Book Antiqua">&quot;Henüz çocuken belliydi&quot; dedi, yaşlı adam, ucu ezilmiş bastonunu söylediklerini pekiştirmek istercesine yere vururken...<br />
&quot;Etrafındakileri nasıl da baştan çıkardı&quot;...<br />
<br />
Kasabanın genç muhtarı sıkılganlık belirtisi ile &quot;kimseyi yoldan çıkardığı yok ihtiyar, tek yaptığı etrafındaki insanlara günü birlik tekrarladığınız şeyler sizi bu kadar üzüyorsa neden bir kez de olsun farklı hareket etmiyorsunuz demekti...&quot;<br />
<br />
&quot;hep dedidim zaten, bu oğlan anarşik diye...&quot;<br />
<br />
Ayakkabısının kaldırıma tonlamalı vurgusuyla heyecan içindeki genç atılır: &quot;Bir kere, Ersin ile birlikte büyüdük benim tanıdığım Ersin'i bozgunculuğa iten yine sizin tekdüzeliğinizde diretmenizdi... <br />
Söylediği ise: Binlerce yıldır aynı geleneklerin etrafında dönüp duruyoruz -evlilik, devlet yönetimi vs.. ve bunlardan da sürekli şikayet içerisinde bir hayat sürdürüyoruz demek ki bir şeyler yanlış; neden yaşam şekillerimizi değiştirmek durur iken aynı sorunları ısrarla sürdürüyoruz? Acı çekmek bunca arzulanır bir şey mi, bir vazgeçilmezimiz mi var? Tüm söylediği buydu...<br />
<br />
&quot;bah neler söylüyo bunu da anarşik etti getti işte...&quot;<br />
<br />
&quot;Bu anarşi değil! Sizin yaşınızca çözemediğiniz olgunluğa davetti... Ama onu bile kavrayamadınız; 15 yaşını doldurmamış bir dimağ bunları çözdü, gösterdi; anlamak yerine paylamayı tercih ettiniz...<br />
O ise her dehanın seçtiği 'iki yoldan' birine yöneldi: İnsanların kendilerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları yaşam sistemini kurmak...<br />
Bu fikir bile taşa tutuldu... <br />
Oysa her deha olumlu yönlendirmez; çoğu hükmetmek, tüm insanlığı kontrol etmek için heba etmiştir yetisini...<br />
<br />
Şimdi ne oldu? Çevresini olumlu dönüştüren bir insanı daha 15'in de bir ayrıksı, 20'sin de ise bir sistem tasarımcısına dönüştürdünüz!!!<br />
<br />
&quot;eyi oldu, biz mi dedik anarşik ol deye...&quot;<br />
<br />
Merak etme ihtiyar! Anarşik olmadı; daha iyi bir şey oldu!!!<br />
Ersin şimdi 25'ini doldurdu ve tek gayesi, yerküreyi sallayıp içindeki her canlıyı yok ederek zavallı bir varoluşa görkemli bir son tasarlamak...<br />
Dolayısıyla endişelenecek pek bir derdin kalmayacakmış yakında...<br />
<br />
&quot;yaşa ki neler gele başa derlerimiş, görüyon mu densizin zikrini? Nassı yapacamış onu ki?&quot;<br />
<br />
!!!</font></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>RoNiNeX</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.khaos.info/blogs/roninex/98-o-ince-cizgi.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
