Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Bloglar > agnostik


Bu Başlığı Değerlendirin

BİR ASTİGMATIN HEZEYAN ANLARI

Posted 12-09-2008 at 17:37 by agnostik
Updated 12-09-2008 at 18:34 by agnostik
Gözlük...İstatistikleri bilmiyorum ama birçok insanın hayatının bir döneminde ya da tüm yaşamı boyunca yer almıştır. Bu süre içindeki birliktelik de muhtemelen gönüllü değildir. Fakat kaç kişinin aklından geçmiştir bu kelimenin anlamı?

Ayakkabı-ayakkabılık, su-suluk, sabun-sabunluk gibi bir intiba uyandırmıştır bende kendileri. Göz-gözlük...Gözü çıkarıp takılabilen bir protez olarak, gözlüğü de çıkardığımız bu parçamızı yeri geldiğinde içine koyabileceğimiz bir nesne olarak tahayyül etmişimdir yer yer. Gözüm gibi bakıyorum Allah sizi inandırsın(!)

Efendim, İngilizcede ise glasses olarak zuhur etmiştir gözlük. İngilizceyi yeni öğrenen yeniyetmeler üzerinde kelime ilk duyulduğunda, farz-ı misal Hande Can'a öğretmeni ''Bak yavrum, gözlük=glasses ise glasses=gözlük tür.'' dediğinde Hande Can'da ebleh bir ifade oluşabilmektedir. Aslında dostlar, bu safdilliğin ardında bir zeka pırıltısı yatmaktadır. İngilizcede glass olan bardak çoğul haliyle glasses ise; gözlüğü bardağa benzeten zihniyetin ''bardak gibim gözlük'' ya da ''şişe dibi gibim'' alt mesajıyla kalın mercekli gözlük kullanan insan evlatlarına gönderme yaptığı söylenebilir mi? ''Bal gibim'' söylenebilir.

Neden bu konudan bahsediyorum? Şöyle efenim: (etraf bulanır, maziye gidilir)

Gözlükle göz göze geldiğim ilk gün on iki yaşındaydım. Hayatıma buyur ettiğim bu nesneyi kullanışımın şu günlerde onuncu yılı olması münasebetiyle ve aynı kaderi paylaştığım dünyanın tüm gözlüklülerine ithafen bu konuda bir miktar saçmalamak istedim.

Günlerden bir gün gözümün yaşarması ve skleramdaki(bu kelime ilim irfan sahibi bir dostuma aittir. Kelimenin içeriğiyle ilgili konuşmaya girersem(!) çıkmamız(!) zor olacağından bunu bir başka sefere bırakıyorum) kan pıhtısının bir türlü geçmemesi sebebiyle doktora gittim ve bu ilk göz muayenemdi. Ben bir göz damlası verilip uğurlanmayı beklerken bir de baktım ki(bakabildiğim kadarıyla) bakış açımla ilgili ciddi bir problem varmış. Dolayısıyle o sevimsiz panonun karşısında buldum kendimi. Yoğun çabalarıma rağmen bir bok göremediğim halde söylediğim harfleri götümden uydurduğum doktor tarafından anlaşıldı ve astigmat olduğum tarafıma söylendi.
-Bunun miyobundan falan yok mu, bu bir insan hastalığı mı?
Ciddiyetini bozmayan doktorcum izahata başladı:
-Astigmat bakılan nesnenin, odağın tek noktaya düşememesi, bir hat üzerine düşmesi sonucu dağınık ve gölgeli görünmesidir. Sağ gözünüzde bu oran çok yüksek olmakla beraber belki de sizi şimdiye kadar rahatsız etmemesi sol gözünüzle idare ettiğinizdendir.
-Çözüm solda doktorcum!

Canımı yeterince sıkan doktorun yanından hızlı adımlarla uzaklaştım ve bunu aile fertleriyle almaya gittiğimiz gözlük takip etti. Yol boyunca benim kendilerini fırçalamam da vardı tabi. Kendi öğrencilerinin göz bozukluklarını fark eden öğretmen anne-babanın dikkatini kör olunca mı çekecektim?!

Alınan ilk gözlüğümün çerçevesi yumurta biçiminde ve altın sarısı renginde, benim tercihimden ziyade yüce devletimin layık gördüğü türdendi. Göz görmeyince gönül katlandı. İlk taktığımda(gözlüğü) etrafımı eğri büğrü, çukurumsu görmemden mütevellit eve varana kadar iki defa düştüm. Akabinde valide hanımın elimden tutmasıyla eve geldik. Sıçtığımın gözlüklü hayatına alışmak hiç de kolay olmadı.

Zaman içinde bu yaşama uyum sağlamıştım ama bu gönüllü bir birliktelik değildi elbette. Çekilecek çilem vardı. İlk sevgiliyle doğal olarak ilk öpüşme anım -ki kendisi de gözlüklüydü- hiç de tahayyül ettiğim gibi olmamıştı. Atıfta bulunmadan edemeyeceğim; gözlükleri çıkarmak aklımıza gelmişti fakat şap diye aniden öpüşemiyorduk, ola ki denediğimizde çakıl çukul, çotanak, çatırt gibi seslerle sürdürmeliydik ki zaten ''odaklanma sorunu'' olan iki aşık olarak odağımızın içine sıçılıyordu. ''Gözlüklerini çıkar sevdiceğim, az sonra öpeceğim.'' şeklinde cereyan ediyordu dialog ki yalnız bu gözlüklerimizden nefret etmemiz için süpersonik bir sebepti. Gel zaman git zaman mavi, yarım çerçeveli nispeten daha zarif bir gözlüğe geçtim. En azından bunu kendim seçmiştim.

Hayatınıza bu nesneyi bir kere aldığınızda kısa sürede kölesi oluyorsunuz. Bu sürekli araba içinde olmak gibi birşey...Mevsimsel sıkıntılar yaratır efenim bu nesne. Misal, götü donduran bir kış günü koşar adımlarla otobüse yetişmektesinizdir. Nihayet içeriye girdiğinizde eliniz cebinizde parayı bulmaya çalışırken, o yoğun buhar zıçar tüm etrafınıza. Dünyanın parasını verip almışsınızdır halbuki, zilyon tane özellik kifayetsiz kalır. Yağmur yağar takamazsınız, taksanız silecekli bir gözlüğü hayal edersiniz. Karizma siktir edilmiştir, yine de karizmatik olma endişesiyle istediği zaman gözlük kullanangillere sağlı sollu küfredersiniz, kendilerine kafa göz girmek istersiniz. Fakat yapamazsınız, gözlüklü birinin kavgaya bulaşması sakıncalıdır; orasına burasına saplanabilir mazallah. Hele ki gözlüğün meblağı yüksekse ve abinizle kavga arifesindeyseniz annenin kardeşe ''aman yavrum gözlüğü kırılacak, sataşma'' deyişi nesnenin metalaşması değil de nedir? Yatış pozistonunda televizyon seyretmek de pek sıkıntılıdır.Hafif yan tarafınıza bakmak istediğinizde kafayı kompile çevirmeniz gerekir; sadece gözünü dönderip bakabilenlere gıpta edersiniz.Ve daha neler neler....

Siz bu satırları okurken..........ve bende bir yandan yazmaya devam ederken net bir yaşam için ne büyük bir çaba harcadığımı, koduğumun hayatının beni görmemekte ısrar ettiğini fark ettim. Ulan kendin lokal bir hayat yaşıyorsun, aktivitelerin belli; evden aynı saatte çıkan ve işe gidene kadar her gün aynı yerden geçen ve aynı suretleri gören keza monoton bir iş gününün ertesinde haydi bakalım aynı yolu geri tepen, yine aynı yüzlerle ve...

Neyleyim kopyanın, kopyasının, kopyasının ko...günlerin ve gecelerin içinde gözlüğü?

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulabilir. Bir gün bir yazı yazıp bütün hayatı değişebilir. En azından bakış açısı...

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post! Facebook'ta Paylaş! Twit this! Google Bookmarks MSNReporter Wong this Post! Stumble this Post! Google Bookmark this Post! Yahoo Bookmark this Post! Live Bookmark this Post! Mesajı Spurl ile Paylas!
Görüntüleme 1336 Yorumlar 0 Blog Başlığını Email ile Gönder
« Önceki     Temel     Sonraki »
Toplam Yorumlar 0

Yorumlar

 

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:16 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 khAos.info